Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, uluslararası kumaş taşımacılığı sözleşmesinden doğan gecikme ve bekleme ücreti alacağı ile illiyet bağına ilişkin tazminat talebinin istinaf incelemesi.
Özet: Davacının, davalı nakliye firmasının kumaş yüklemesindeki gecikmeler ve gümrük süreçlerindeki aksaklıklar sonucu alıcı tarafından kesilen gecikme cezası ile taşıma bedelini ve davalı tarafından üçüncü kişiden tahsil edilen bekleme ücretini tazmin talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, büyük gecikme tazminatının illiyet bağının ispatlanamadığına hükmederek talebi reddetmiş, ancak davalının üçüncü kişiden haksız aldığı bekleme ücreti olan 1.700 Euroluk kısım için davayı kısmen kabul etmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:14/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:02/03/2023
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:14/09/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı ... 'ye ait bir kumaş yükünün Türkiye'ye taşınması konusunda anlaştıklarını, aralarında yazılı bir anlaşma bulunmadığını, söz konusu yükün anlaşma uyarınca İstanbul'da bulunan dava dışı ... Sanayi ve ticaret limited Şirketine teslim edileceğini, müvekkil firma ile ... lojistik arasındaki anlaşamaya göre taşınacak yük 06.04.2020 tarihinde ...'da araca yükleneceği daha sonra .../Almanya'da gümrükleme işlemleri gerçekleştirileceği ve kısa sürede Türkiye ulaşacak şekilde planlama yapıldığını ancak davalı şirketin taşıma yapacak olan aracı yükleme noktasına kararlaştırılandan geç 07.04.2020 tarihinde geldiği için araca malların yüklenmesinde de gecikme yaşandığını, davalı şirket tarafından yüklemenin gecikmesi üzerine davacı tarafından işlerin hızlandırıldığını ancak aracın yükleme işlerinin 09.04.2020 tarihini bulduğunu, bu durumda araç mesai saatinde Almanyadaki gümrükleme işlemine yetişemediğini, araç bir sonraki mesai günü olan 14.04.2020 tarihini beklediğini ve gümrükleme işlerinin yapıldığını, araç 16.04.2020 tarihinde Türkiye'ye girdiğini, müvekkili tarafından 17.04.2020 tarihinde söz konusu malların navlun bedeli olan 3.200 Euro'yu ödeyerek ilgili kişiye teslimi istediğini, davalı tarafından aracın bekletildiği gerekçesi ile bekleme ücreti talep ettiğini, müvekkili tarafından bu ücretin reddedildiğini, bunun üzerine davalı tarafından taşınan malların tesliminden kaçındığını, davalının gümrükleme işlemleri için beklemesinde müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, davalı tarafından 900 Euro bekleme ücreti talep ettiğini, aracın Türkiye'ye girdikten sonra beklediği iddia edilen dönem için ise ayrıca 1450 Euro bekleme ücreti istediğini, aracın yüklenmesi ve gümrükleme işlemlerinin gecikmesinde davalının kusurunun bulunduğunu, davalı tarafından anlaşma yapılan tarihte yükleme için gelmiş olsaydı bu durumun yaşanmayacağını, davalı taraf müvekkilinden istediği bekleme ücretini tahsil edemeyince yükün göndericisi olan dava dışı ...'dan talep ettiğini, tarafların anlaşması üzerine ... şirketi davalıya 1.700 Euro bekleme ücreti ödemesi yaptığını, davalı da 12.05.2020 tarihinde yükü teslim ettiğini, daha sonrasında Texolution daha sonra yükün gecikmesi nedeniyle müvekkil şirket aleyhine 9.000 Euro gecikme cezası ve 1.700 Euro nakliye bedeli adı altında 05.06.2020 tarihli alacağından mahsup ettiğini, müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmamasına rağmen 10.700 Euro zarara uğradığını, müvekkili tarafından 05.06.2020 tarihinden itibarin işleyecek yıllık bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: davalı tarafça davaya cevap dilekçesi verilmediği, devam eden aşamalarda davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " davacı taraf iş bu dava ile davalı tarafından taşınan emtianın belirlenen süre içerisinde teslim edilmemesi nedeni ile taşıtan şirkete ödenen bedelin tahsilini talep ve dava etmiş ise de, dosyada toplanan deliller ile gecikme sebebi ile sorumluluğun oluşabilmesi için taşımanın gerekli olan sürede tamamlanmamış olması, bu gecikmeden dolayı hak sahibi olan kişinin zarara uğramış olması CMR 17 maddesinde düzenlenen şartların gerçekleşmesine bağlı olmayıp sadece teslim süresinin aşılması veya makul sürede teslimin gerçekleştirilmemesinin tazminata hükmetmek için yeterli olmadığı gibi gecikme nedeniyle meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği, davacı tarafından talep edilen 9.000,00 Euro tazminat bedeli yönünden davacı tarafından yalnızca taşıtan firmanın kendisine yansıtmış olduğu faturaya dayanıldığı, başkaca bir bilgi ve belge sunulmadığı bu haliyle gecikme nedeniyle zarar arasındaki illiyet bağının ispatlanamadığı sonuç ve kanaatine varılarak dosya kapsamına kazandırılan bilirkişi raporu mahkememizce hükme elverişli bulunarak itibar edilmiş olup davalının davacı tarafından dava dışı gönderici şirkete ödenen 1.700,00 Euro'luk kısımdan sorumlu olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kısmen kabul kararının usul ve esas bakımından hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, mahkemece reddedilen tazminat yönünden zararın ispatlanamadığına ilişkin gerekçesinin dosyaya sunulan fatura ve cari hesap dökümleri karşısında hatalı olduğunu, ayrıca davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca davacı lehine hükmedilen miktarı geçemeyeceğini belirterek mahkemece kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; reddedilen kısım üzerinden lehlerine hükmedilen nispi vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, reddedilen tutar üzerinden AAÜT kural ve oranları uyarınca hesaplama yapıldığında daha yüksek miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, eksikliğin düzeltilmesi amacıyla yapılan tavzih taleplerinin de reddedildiğini, mahkeme kararının vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılması talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel yöntemlere ve oluşa uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, davacı tarafından talep edilen 9.000,00 Euro bedelli rücuen alacak yönünden davacı tarafından yalnızca taşıtan firmanın kendisine yansıtmış olduğu faturaya dayanıldığından , başkaca bir bilgi ve belge sunulmadığından bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına, davacının istemleri fatura alacağı ve rücuen alacak istemine dayandığından, maddi tazminata ilişkin olmadığından davalı tarafa verilecek vekalet ücretinde AAÜT 13/3 hükmünün uygulanmamasında ve dava konusu yabancı para alacağının dava tarihindeki TL karşılığına göre hesap edilen davalı yan vekalet ücreti hesabında bir isabetsizlik bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gerekli 732,00 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
4-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04.06.2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...