Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin, iki aşamalı ölümlü trafik kazasında vefat eden polis memuru için destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerini içeren davanın istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 27 yaşındaki bir polis memurunun, ilk trafik kazası sonrası reflektör yerleştirmek üzere aracının arkasına geçtiği sırada başka bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybetmesi üzerine açılan tazminat davasıyla ilgilidir; davacılar, vefat edenin anne ve babası için destekten yoksun kalma kapsamında 1.8 milyon TLyi aşan maddi tazminat ile tüm aile bireyleri için toplamda 500 bin TL manevi tazminat talep etmiş olup, bu talepler fatal çarpışmaya %100 kusurlu olduğu iddia edilen aracın sürücüsü, sahibi ve zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketi aleyhine, farklı faiz başlangıç tarihleri ve sigorta şirketi için poliçe teminat sınırları dahilinde yöneltilmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1030 - 2026/1234

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1030
KARAR NO : 2026/1234
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/04/2025
NUMARASI : 2022/697 Esas - 2025/424 Karar
ASIL DAVA
DAVACILAR : 1-
VEKİLLERİ : Av.
DAVALILAR : 1-
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : 3-
VEKİLLERİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
BİRLEŞEN ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2022/718 ESAS 2022/665 KARAR SAYILI DOSYASI
DAVACILAR : 1-
VEKİLLERİ : Av.
DAVALILAR : 1-
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : 3-
VEKİLLERİ : Av.
İHBAR OLUNAN : 1-
VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNAN : 2-
İHBAR OLUNAN : 3-
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 15/09/2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 17/09/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... A.Ş. ve davalılar ... vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl dava davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ye ait ... plakalı aracı sürücü olarak kullanan oğlu ...'nün 24/08/2021 tarihinde...Ankara yolu üzerinde trafikte seyir halindeyken arkadan gelen ve plaka tespiti yapılamayan mavi renkli bir aracın sol taraftan ...'ye çarparak kaçtığını, bu çarpmanın etkisi ile ...'ın frene bastığını ve kullandığı ... plakalı aracın 14 metre sürüklenerek orta refüjde durduğunu, polis olan...'ın, aracı durduktan sonra abisi ...'yü arayarak kazayı haber verdiğini, aynı zamanda 155'i arayarak kendisine vurup kaçan araç hakkında ihbarda bulunduğunu ve önlem almak adına yola reflektör yerleştirmek üzere aracın arka kısmına geçtiği sırada da ... adına kayıtlı ... plakalı araç sürücüsü...'nun yüksek hızla seyir ederken duramadığını ve ...'ye çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, müteveffa ...'nün kazada tamamen kusursuz olduğu ve olay yerinde vefat ettiğini, kazaya %100 kusurlu olarak sebebiyet veren... plakalı aracın davalı sigorta nezdinde sigortalı olduğunu, henüz 27 yaşında ve polis memuru olan müteveffanın evli olmadığını, çocuğunun bulunmadığını, ölümüyle annesi ..., babası ... ile kardeşi ...'nın destekten yoksun kaldıklarını, kazaya %100 kusurlu olarak sebebiyet veren... plakalı aracın davalılardan sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve sonradan ıslah edilmek üzere şimdilik, baba ... için 1.000,00 TL, anne ... ... için 1.000 TL ve kardeş ... ... için 1.000,00 TL maddi tazminatın ... A.Ş.'den 25.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile, diğer davalılardan ise olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile, müvekkili anne ... ... için destekten yoksun kalma tazminat talebini 1.178.286,25 TL, müvekkili baba ... için destekten yoksun kalma tazminat talebini 633.356,53 TL olmak üzere toplamda 1.811.642,78 TL olarak ıslah edilen destekten yoksun kalma tazminat bedelinin davalılardan ... ve ... yönünden kazanın gerçekleştiği 24.08.2021 tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüde düştüğü 25.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketine yönelik talepleri poliçe teminat bedeli ile sınırlı olarak) tahsiline karar verilmesine, birleşen Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/718 E. sayılı dava dosyasında ölümlü trafik kazasının oluşturduğu olumsuz etkenler nedeniyle müvekkillerden anne ... ... adına 100.000,00 TL, baba ... adına 100.000,00 TL ve beş kardeş için (... ..., ..., ..., ..., ...) için ayrı ayrı 60.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği 24.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (...A.Ş., ... ve...) müştereken ve müteselsilen (davalı Sigorta A.Ş. 500.00,00 TL teminat bedeli ile sorumludur) tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ye ait ... plakalı aracı sürücü olarak kullanan oğlu ...'nün 24/08/2021 tarihinde...Ankara yolu üzerinde trafikte seyir halindeyken arkadan gelen ve plaka tespiti yapılamayan mavi renkli bir aracın sol taraftan...'a çarparak kaçtığını, bu çarpmanın etkisi ile...'ın frene bastığını ve kullandığı ... plakalı aracın 14 metre sürüklenerek orta refüjde durduğunu, polis olan...'ın, aracı durduktan sonra abisi ...'yü arayarak kazayı haber verdiğini, aynı zamanda 155'i arayarak kendisine vurup kaçan araç hakkında ihbarda bulunduğunu ve önlem almak adına yola reflektör yerleştirmek üzere aracın arka kısmına geçtiği sırada da ... adına kayıtlı ... plakalı araç sürücüsü...'nun yüksek hızla seyir ederken duramadığını ve ...'ye çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, müteveffa ...'nün kazada tamamen kusursuz olduğu, olay yerinde vefat ettiğini, kazaya %100 kusurlu olarak sebebiyet veren... plakalı aracın davalı ...A.Ş. nezdinde kasko sigortalı olduğunu, sigorta şirketine yapılan manevi tazminat haklarının ödenmesi talepli başvurunun 14/03/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, buna rağmen sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığı gibi herhangi bir cevap yazısı da gönderilmediğini, müteveffa...'ın henüz 27 yaşında bir polis memuru iken hiçbir kusurunun bulunmadığı trafik kazasında ani ve acı bir şekilde can verdiğini, müvekkili ...'ın...'ın annesi, müvekkili ...'ın...'ın babası, diğer müvekkillerinin de...'ın kardeşleri olduğunu, müvekkillerinin henüz 27 yaşındaki oğullarını ve kardeşlerinin trajik ölümü neticesinde psikolojik travma yaşadıklarını ve bu durumun ruh sağlıklarının bozulmasına sebep olduğunu, müvekkillerinin halen aşırı derecede ve derin düzeyde ömür boyu sürecek elem, keder, acı, ızdırap, üzüntü ve hasret içerisinde olup günlük yaşantılarına dahi devam edememekte, yaşadıkları şoku atlatamadıklarını, müteveffa...'ın evli ve çocuk sahibi olmadığından anne, baba ve kardeşi ... ile yaşadığını, onlarla ortak bir aile hayatı sürdüğünü ve ailesinin her zaman maddi manevi tüm ihtiyaçlarını üstlendiğini, her ne kadar davaya konu olayda hiçbir maddi değer bir anne baba ve kardeşin acısını yok etmeye yetmeyecek olsa da müvekkillerinin acı elem, hasret ve ızdırabını az da olsa dindirebilmek adına manevi tazminat ödenmesi gerektiğini, Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre sigorta şirketi işletenin üçüncü kişilere yerdiği zararları teminat altına almasından kaynaklı olarak ölümden sonra müvekkillerinin maddi-manevi zararını gidermekle yükümlü olduğunu, bu sebeple, davalı Sigorta Şirketi ile diğer sürücü ve araç sahibi davalıların müvekkillerine karşı müşterek ve müteselsil olarak manevi tazminat sorumluluğunun söz konusu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak üzere, ölümlü trafik kazasının oluşturduğu olumsuz etkenler nedeniyle müvekkillerinin yaşadığı üzüntü, acı, keder, elem, ızdırap ve hasretin bir miktar azaltılabilmesi adına anne ... için 100.000,00 TL, baba ... için 100.000,00 TL, beş kardeş için ayrı ayrı 60.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın olay (haksız fiilin gerçekleştiği tarih) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; huzurdaki davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, dava öncesinde sigorta şirketine başvuru şartı getirildiğini, davacı tarafından genel şartlarda belirtilen belgeler ile müvekkili şirkete resmi bir başvuru yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere işbu davada ispat külfetinin davacıda bulunduğunu, müteveffanın davacıya destek olduğunu ispatlaması gerektiğini, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsü kusur oranı ve poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, kusur oranlarının tespiti bakımından hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, davacı tarafından elde edilen kazanımların belirlenecek tazminattan indirilmesi gerektiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar... ile ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın hangi sebeple yolun orta şeridinde durmuş olduğu bilinmemekle beraber kazaya kendisinin sebebiyet verdiğini, müteveffanın kaza mahallinde trafik güvenliği için gereken tedbirleri almadığını, hangi durumda olursa olsun şehirlerarası ana yolda seyir halinde olan diğer araçlar ve kendi can güvenliği için aracın arkasına arkadan gelen araçların fark edebileceği bir mesafede ve şekilde reflektör yerleştirilmesi gerektiğini, müvekkilinin yasal hız limitlerinin altında seyrettiğini, olay yerine yaklaşırken parçalanmış lastikler gördüğünden hızını azalttığını, trafiğin el vermemesi sebebiyle sol şeride geçemediğinden sağa manevra yaptığı esnada arkadan gelen ... yönetimindeki ... plakalı aracın müvekkiline çarpması sonucu araçların beraber sürüklendiklerini, kazanın ... plakalı aracın müvekkilinin aracına çarpması sonucu meydana geldiğini, kusur oranlarının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini, müteveffanın davacılara destek olduğu iddiasının ispatlanması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; ... plaka sayılı aracın müvekkili şirkete 21.05.2021-2022 tarihleri arasında geçerli 4202100075291 Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere bu poliçelerden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere, Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında bedeni ve maddi zararlar için tefriksiz kaza başına 500.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, müvekkili şirket araç sürücüsünün, kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, müteveffa yayanın kontrolsüz bir şekilde yola çıkması sebebi ile kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu durumda olduğunu, kusur oranlarının tespiti gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin günümüz şartlarında çok fahiş olduğunu, davacılar açısından zenginleşme amacı taşıdığını bildirerek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23/01/2024 tarihli raporunda, kaza anında yaya konumunda olan... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'nün %50 (yüzdeelli) oranında kusurlu, ... plaka sayılı kamyonet sürücüsü...'nun %50 (yüzdeelli) oranında kusurlu olduğu, mahkemece alınan ATK raporu ile soruşturma aşamasında alınan rapor arasında çelişki oluşması nedeni ile alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 23/05/2024 tarihli raporunda, kaza anında yaya konumunda olan ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'nün % 50 (yüzdeelli) oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı kamyonet sürücüsü...'nun % 50 (yüzdeelli) oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, aktüer bilirkişi 29/09/2024 tarihli raporunda, 24.08.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ölen ve %50 oranında kusurlu olduğu tespit edilen ...'nün annesi ... ... için 750.203,06 TL, babası ... için 513.242,08 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, raporun mahsus bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda davacılardan ... ... yönünden destek hesabı yapılmadığı, davacıların, davalılardan ... A.Ş.'den poliçe teminat limiti dahilinde talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı tutarı anne ... ... için 255,323,56 TL, baba ... için 174.676,44 TL ile sınırlı olduğu, davalılardan...'nun kazaya karışan... plakalı hususi kamyonetin sürücüsü, ...'nun işleteni/maliki olduğu, aracın kaza tarihi itibariyle davalılardan ... A.Ş.'ye 21.05.2021-21.05.2022 tarihleri arasında Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, mahkemece hükmedilecek tazminata, davalılardan... ile ... bakımından kaza tarihi itibariyle, davalılardan ... A.Ş.'ye ise poliçe teminatının ödenmesi konusunda davacılar tarafından davadan önce 14.03.2022 tarihinde başvuruda bulunulduğu, yeterli belge sunulmadığı gerekçesiyle ödeme yapılmamış olduğu, mahkemece gerekli belgelerle başvuruda bulunulduğunun tespiti halinde, Karayolları Trafik Kanunun 99. maddesi uyarınca başvuruyu takip eden 8 iş günü sonunda davalının temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek, hükmedilecek tazminata 25.03.2022 tarihi itibariyle yasal faiz takdir edilmesi gerektiğinin bildirildiği, aktüer bilirkişi 20/01/2025 tarihli ek raporu ile mahkemenin ara kararı doğrultusunda taraf vekillerinin itirazlarını karşılayacak şekilde ve güncel asgari ücret verileri göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirme yapıldığı, 24.08.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ölen ve %50 oranında kusurlu olduğu tespit edilen ...'nün annesi ... ... için 1.178.286,25 TL, babası ... için 633.356,53 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, raporun mahsus bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda davacılardan ... ... yönünden destek hesabı yapılmadığı, davacıların, davalılardan ... A.Ş.'den poliçe teminat limiti dahilinde talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı tutarı anne ... ... için 279.670,53 TL, baba ... için 150.329,47 TL ile sınırlı olduğunun bildirdiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; "A-Asıl dava yönünden; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 1-Davacı ... ... yönünden destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine, 2-Davacı ... ... yönünden 1.178.286,25 TL, davacı ... için 633.356,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta yönünden poliçe limiti dahilinde 430.000,00 TL ile sorumlu tutularak) 25/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 24/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, B-Birleşen dava yönünden; Davanın KABULÜNE,
1-Davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... ... için 100.000,00 TL manevi tazminat, diğer davacılar ..., ..., ... ..., ..., ...'a 60.000,00'ar TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL tazminatın davalı sigortadan poliçe limiti dahilinde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara verilmesine, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; Motorlu araç kazalarından doğan maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak zamanaşımı konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.” denildiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müteveffa, sigortalı aracın sürücüsü olduğu, başvuran tarafın müvekkili şirketten tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, destekten yoksun kalma tazminatının teminat dışı olduğunu, 01.06.2015 tarihi ile yürürlüğe giren ZMMS Sigortası Genel Şartlarının A.6. "Teminat Dışında Kalan Haller” başlıklı maddesinde yer alan; “d) Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” hükmü uyarınca başvuranın taleplerinin teminat dışı olduğunu, mahkeme nezdinde gerçekleştirilen davada ispat külfetinin davacılarda olduğunu, bu kapsamda müteveffanın, başvuranlara “destek” olduğu hususunun ispatlanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için söz konusu huzurda görülen davanın haklı olduğu varsayılsa bile, müvekkili Şirket’in faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, aleyhlerine hüküm kurulması halinde müvekkili Şirket'in dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalılar ... vekili istinaf dilekçesinde; hatalı kusur raporu doğrultusunda verilen ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, dava konusu olaya ilişkin Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/24313 Soruşturma sayılı dosyasında alınan ve işbu mahkeme dosyasında da mevcut bulunan 31.03.2023 tarihli raporda, (EK-1) müteveffanın asli kusurlu olduğunun belirlendiğini ve müvekkil ile ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın ise tali kusurlu olduğu belirlendiğini, oysa ilk derece mahkemesi dosyasından alınan kusur raporunda asli-tali kusur belirlenmeyen müteveffa ve müvekkiline %50 oranında eşit kusur atfedilerek ... plaka sayılı araç sürücü ...'a kusur atfedilmediğini, aynı olaya ilişkin iki rapor arasında çelişkilerin mevcut olduğunu, öncelikle çelişkilerin giderilmesi gerekmekte iken çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, aktüerya raporunda müteveffanın hesaplamaya esas alınan gelirin hatalı belirlendiğini, dolayısıyla bu gelir üzerinden yapılan hesaplamaların da hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalarda müteveffanın gelirinin asgari ücretin 2,37 katı olduğu belirtilerek işlemiş dönem kazancı ve işleyecek aktif dönem hesabına esas alınan geliri bilinen asgari ücretlerin 2,37 katı alınarak tespit edildiğini, müteveffanın gelirinin hatalı hesaplanması yanında, bilirkişi raporu ile işleyecek aktif dönemde davacının gelirine hem asgari artış oranları hem de %10 artış %10 iskonto uygulanarak hesaplamalar yapıldığını, müteveffanın kaza tarihi sonrasında bekar geçireceği yıl sayısının fazla belirlendiğini, dolayısıyla dönemsel/oransal olarak yapılan hesaplamaların da hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında müteveffanın kaza tarihinden 4 yıl sonra evleneceği yani 4 yıl bekar olacağı, evlendikten sonra 1 yıl çocuksuz olacağı, akabinde 2 yıl tek çocuklu ve sonrasında iki çocuklu olacağı varsayımı üzerinden hesaplama yapıldığını, ancak müteveffanın kaza tarihinde 27 yaşında olduğu göz önüne alındığında bekar geçireceği yıl sayısının 4 yıl gibi uzun bir süre olarak belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki, raporda 4 yılın neye göre belirlendiğine ilişkin de bir açıklama yapılmadığını, meydana gelen kazada müteveffanın asli kusurlu olduğu ve diğer araç sürücüsü ...'ın da kusurlu olduğu dikkate alınarak tazminat üzerinden indirim yapılması gerekirken herhangi bir indirim uygulanmamasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmedilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemidir
Destek, Hukuk sistemimizde bir başkasının geçimini sağlayan veya ileride sağlayacak olan kişidir. Destek tazminatı isteyebilmek için, ölenin kanuni ve akdi bakım yükümlülüğünün bulunması veya fiilen veya düzenli olarak bakması veya ileride bakması kuvvetle muhtemel olması yeterlidir. Desteğin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler de desteğin sağlığında herhangi bir yardım görmeseler bile tazminat talep edebilirler. Ölenin ölüm tarihine kadar bakma mükellefiyetini yerine getirmemiş olması destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmesine engel değildir. Evlilik birliği devam ettiği sürece ayrı yaşıyor olsalar dahi eşler birbirlerinin desteği sayılır, boşanma halinde dahi nafaka ödeniyorsa yine destek sayılır.
Destekten yoksun kalma tazminatının doğması için, ölen kişinin üçüncü kişiye yardımda bulunması destek olması gerekir. Bu anlamda destek, tazminat hakkı bulunan kişiye fiilen, düzenli ve sürekli bir şekilde bakan veya bakması kuvvetle muhtemel kişi olmalıdır. Anne ve babaların çocuklarına destek olmaları ise hayatın olağan akışına uygun bir durumdur. Nitekim, Yargıtay kararlarında açıkça, anne ve babaların çocuklarına destek olacağı kabul edilmiştir. Bunun aksini iddia eden, ispat etmek zorundadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/900 Esas, 2020/6725 Karar sayılı ilamı)
Kusura ilişkin olarak, Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan alınan raporla soruşturma dosyası ile dosyada alınan rapor arasındaki çelişkinin giderilmiş olduğu anlaşılmakla raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. UYAP incelenen ve kesinleştiği anlaşılan ceza dosyasında da aynı kusur oranının benimsendiği anlaşılmaktadır.
Uygulamada çocuğun 18 yaşına gelmesi ile birlikte gelir elde edeceği ana ve babasına destek olacağının varsayıldığı, Ancak ileri ki yaşlarda çocuğun büyüyerek evleneceği ve en az iki çocuğunun olacağı, gelirinin bir kısmını ana ve babasına da ayıracağının varsayılacağı, bu şartlarda çocuğun gelir elde etmesi ile birlikte, evleninceye kadar gelirinin yarısını kendisine ayıracağı yarısını da ana ve babası ile paylaşacağı varsayılması hayatın olağan akışına uygun düşeceği kabul edildiğinden, bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir.
Somut olayda, evlenme yaşının rapor tarihine en yakın TUİK Türkiye "ortalama evlenme yaşı istatistikleri"ne göre belirlendiği anlaşılmaktadır.
Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Somut olayda, desteğin polis memuru olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Dosya arasında desteğin çalıştığı idare tarafından düzenlenmiş desteğin son altı aylık bordrosu ve gelecek yıllara ilişkin muhtemel maaşını gösterir cetvel bulunmaktadır. Mahkemece destekten yoksun kalma zararı hususunda, aktüerya alanında uzman bilirkişiden alınan raporda bu bordrolar ve muhtemel maaşlar esas alınarak hesap yapıldığı anlaşılmakta olup, bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir.
2918 sayılı KTK’nın 92. maddesine 09/06/2021 tarih ve 7327 sayılı kanun ile eklenen (j) bendi uyarınca, destekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsının kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadır.
Bu düzenlemeye göre; ölenin desteğinden yoksun kalanlar kendi desteklerinin kusuruna denk gelen tazminat tutarlarını zorunlu mali sorumluluk sigortasından talep edemeyecektir.
Somut olayda, kazanın meydana gelmesinde davacılar desteğinin %50, sigortalı araç sürücüsünün ise %50 oranında kusurlu olduğu gözetilerek, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılırken, hesaplanan tutarlardan desteğin kusuruna denk gelen oranda (somut olayda %50) indirim yapılması gereğinin gözetildiği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde bulunmamıştır.
Hükmedilen faiz başlangıç tarihine yönelik yapılan istinaf incelemesinde;
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK'nın 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten 9 gün sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmekte olup, faiz başlangıcına yönelik istinaf talepleri de yerinde değildir.
Hükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin olarak ise,
Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Zira TMK'nın 4. maddesi Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceğini öngörmektedir. Belirtilen bu hususlar ve özellikle somut olayda kaza tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, müteveffanın kusur oranı, davacıların müteveffanın kardeşleri ve çocukları olması, davalı tarafın sosyal ve ekonomik durumu, davacıların yaşadığı ve ömür boyu yaşayacağı üzüntü, elem ve ıstırabın ağırlığı, manevi tazminatın davacılar için zenginleştirici, davalı yönünden fakirleştirici olmaması gerektiği ilkesi, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi ve tüm dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde takdir olunan manevi tazminatların hakkaniyete uygun olarak belirlendiği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı ... A.Ş. ve davalılar ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... A.Ş. ve davalılar ... vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 157.908,30 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 70.415,39 TL’nin mahsubu ile kalan 87.492,91 TL harcın davalı ... A.Ş., davalılar ...’ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, (davalı Sigorta Şirketi 29.395,93 TL ile sorumlu olmak üzere)
3-Davalı ... A.Ş. ile davalılar ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4-Davalı ... A.Ş. ile davalılar ... tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.