Bölge Adliye Mahkemesinin usule aykırı duruşmasız bozma kararı nedeniyle nitelikli dolandırıcılık davasında verilen sonraki hükümlerin hukuka aykırılığı.
Özet: Nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılanan sanık hakkında ilk derece mahkemesinin beraat kararının, bölge adliye mahkemesi tarafından Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-e ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri dışında ve duruşma açılmaksızın hukuka aykırı şekilde bozulması nedeniyle, bu hukuka aykırı bozma kararı sonrası kurulan mahkumiyet hükmünü onayan ve sanık müdafiinin temyiz istemini reddeden bölge adliye mahkemesi ek kararı, yargılamanın esasına ve kanun yoluna etki eder nitelikte hukuka aykırı bulunarak temyiz istemleri yerinde görüldüğünden yüksek mahkemece bozulmuştur.
11. Ceza Dairesi         2025/4879 E.  ,  2026/4403 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/2123 E., 2025/1544 K.
SUÇ :Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık
HÜKÜM : Esastan ret, temyiz isteminin reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.07.2025 tarihli ve 2025/2123 Esas, 2025/1544 Karar sayılı ek kararın, temyizi üzerine gerekçe bölümünde açıklanan nedenle hukuka aykırı ek karar kaldırılarak, asıl karara yönelik yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1.Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2015/467 Esas, 2022/264 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 20.03.2024 tarihli ve 2022/1922 Esas, 2024/758 Karar sayılı,
kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının, katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde ilk derece mahkemesi kararını sanık hakkında önceye dayalı borç ilişkisi bulunmadığı ve sanığın haksız menfaat temin ettiği gerekçesiyle beraat kararının bozulmasına karar vermiştir.
3.Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararı üzerine; Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2024 tarihli ve 2024/168 Esas, 2024/434 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) TCK 37/1 158/1-h, 62, 52, 53... . maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 33.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, karar verilmiştir
4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14 Ceza Dairesinin, 30.05.2025 tarihli ve 2025/2123 Esas, 2025/1544 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK’nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.07.2025 tarihli ve 2025/2123 Esas, 2025/1544 Karar sayılı ek kararı ile sanık müdafinin temyiz başvurusu hakkında, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesi gereği “temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine” karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği, usul ve yasaya aykırı kararın bozularak sanığın beraatine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1)5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, sanık hakkında İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesince 5271 sayılı Kanun'un 2 80... uncu maddeleri gereğince duruşma açılmaksızın hukuki süreçte
belirtilen nedenle bozulmasına karar verildiği, fakat anılan fıkranın (e) ve (f) bentlerinde İlk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin açık ve tahdidi şekilde belirtildiği, verilen bu bozma kararının aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından duruşma açarak karar vermek yerine sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırı şekilde 20.03.2024 tarihli bozma kararı verildiği ve anılan karara karşı direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden hüküm kurulduğu, bu kararın yeniden istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince sanık hakkında esastan ret kararı verilmesi ile yapılan incelemede;
2)Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2022 tarihli ilk kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, hukuka aykırı şekilde duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı verilerek ve bu şekilde yargılamaya devam edilerek davanın esası ve kanun yoluna başvuruyu etki edecek biçimde 30.05.2025 tarihli inceleme konusu esastan ret kararının ve 08.07.2025 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek kararın verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sabık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen yukarıda esas numarası yazılı Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 30.05.2015 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Yargıtay üyesi ...'ın 2 nolu bozma nedeni yönünden karşı oyu ve oy çokluğu diğer yönlerden oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca takdiren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Bölge adliye mahkemesince sanık hakkında kurulan beraat hükmüne ilişkin olarak Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde; "ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın mahkumiyet hükmünün kaldırılarak CMK' nın 280/1-a yollaması ile anılan Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu kanun hükmünün delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilmesi hallerinde uygulanabileceği sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise CMK' nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflarda çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerekirken duruşma açılmadan dosya üzerinde inceleme ile beraat hükmü kurulduğuna" ilişkin sayın çoğunluğun bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
CMK' nın 280/1-a maddesi " İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine , 303 maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g,) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" ve yine CMK'nın 303/1-a maddesi ise "(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise aşağıdaki hallerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine yada alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse." hükümlerini amirdir. Görüldüğü üzere istinaf kanun yolunda " Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma başlıklı 280 maddesi 1- a bendinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yönünden temyiz kanun yolunu düzenleyen CMK' nın 303 maddesi birinci fıkrasının a-c-d-e-f-g ve h bentlerine atıf yapmakla yetinmiş aycıca bir düzenleme yapılmamıştır.
Yargıtay'ın hukuka aykırılığı düzeltme yetkisi olan hallerden biri olmak üzere CMK' nın 303/1-a bendi "Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse" haline hasredilmiştir. Görüldüğü üzere burada asıl kriter olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeyen hallerle sınırlandırılmış olmasıdır. Maddenin uygulanması için başka bir kriter söz konusu değildir. Olayın daha ziyade aydınlatılması
gereken durumlarda maddenin uygulanması mümkün olmayıp, temyiz kanun yolunda hüküm bozulacak, istinaf kanun yolunda ise duruşma açılarak ilk derece mahkemesinde yapılan ve hukuka aykırılığı tespit edilen işlemler yenilenecek, belirsizlikler giderilecek ve gerekli ise yeni delil toplanacak bu işlemlerin tamamlanmasından sonra hüküm kurulacaktır.
CMK' nın 282/1-d maddesi " Bölge adliye mahkemesi duruşmalarında dinlenmesi gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır" hükmünü amir olup madde anlatımından ilk derece yargılamasından farklı olarak hukuki ve maddi denetim yapılan istinaf kanun yolunda itiraz ve şüphe bulunmayan hukuki işlemlerin tekrar yapılmasına gerek olmadığı yani istinaf kanun yolunda bölge adliye mahkemelerinin böyle bir zorunluluğu bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Evvel emirde ifade etmek gerekir ki; CMK' nın 217/1 maddesi soruşturma aşamasında toplanan delillerin duruşmada huzura getirilip tartışılmasını ifade eder. Kovuşturma evresinde delillerin bir kez huzura getirilip tartışılması zorunludur. Kovuşturma evresi iddianamenin kabulü ile başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar olan evreyi kapsamankta olduğu nazara alındığında kovuşturma aşamasının devam ettiğine kuşku bulunmayan istinaf kanun yolu yargılamasında, delillerin ilk derece mahkemesinde toplanarak değerlendirildiği delillere ilişkin işlemlerin yeniden tekrarlanması sonucunu doğurmayacaktır.
Burada ceza muhakemesinin ilkelerinden olan doğrudan doğruyalık ilkesinin ihlal edilip edilmediği sorununun ortaya çıkabileceği düşünülebilir ise de; ilk derece mahkemesi hakimi tarafından yapılan ve istinaf kanun yolunda CMK' nın 282/1-d maddesi kapsamında yeniden dinlenilmesine lüzum görülmeyen tanık ve bilirkişilerin yeniden dinlenme zorunluluğu bulunmadığı ve kovuşturma evresinin ilk derece mahkemesinde iddianamenin kabulü ile başlayıp istinaf incelemesinde de devam etmekte olduğu nazara alındığında, kovuşturma aşamasında istinabe yasağı olan haller dışında sanığın sorgusu, tanık dinlenmesi, tanık ve sanıktan başka kişilerin açıklamaları yönünden, keza keşif ve bilirkişi incelemeleri de dahil duruşmada yapılması gereken işlemlerin istinabe yolu ile yapılmasına usul hükümlerinin cevaz vermesi ve yine duruşmada hakim değişikliğinin de doğrudan doğruyalık ilkesini ihlal sonucunu doğurmayacağı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinde yapılan usul işlemleri istinaf kanun yolunda usule aykırılık yada eksiklik nedeniyle yenilenmesi gerektiği kanaati oluşmadığı sürece bu işlemlerin yenilenmesine gerek bulunmayacaktır. İstinaf kanun yolu yargılaması ilk derece yargılamasından bağımsız ve ayrı bir yargılama değil istinaf kanun yolu yargılaması ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın devamı ve kovuşturmanın bir evresidir. CMK' nın 282/1-d maddesi bu durumu ifade etmektedir.
Öte yandan istinaf kanun yolu yargılamasında asıl olan hukuka aykırılık yada eksiklik söz konusu olmayan usul işlemlerinde usul işlemi tekrarlanmadan ve duruşma açılmadan kanun yolu incelemesinin maddi olay ve hukuka uygunluk bağlamında dosya üzerinde incelenmesidir. Usul işlemlerinde bir hukuka aykırılık yapılmış yada yapılan usul işlemi bir noktada belirsiz, mütenakıs nitelikte ise yada maddi meseleye dair toplanması gereken bir delil toplanmamışsa bu hallerde mutlaka duruşma açılmalı ve sırf bu usul işlemleri yönünden eksiklik yada hukuka aykırılık duruşmada giderildikten sonra istinaf kanun yolunda hüküm kurulmalıdır. Bunun dışında CMK' nın 282/1-f maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince tayin edilen cezadan istinaf kanun yolunda tayin olunacak ceza daha fazla ise yada CMK' nın 226 maddesinin uygulanmasını gerektiren ek savunma hakkı tanınmasının zorunlu olduğu haller dışında ilk derece mahkemesin de hukuka uygun olarak sorgusu yapılmış sanığın istinaf kanun yolunda yeniden dinlenmesi için dahi duruşma açmak gereksizdir.
Yine ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün istinaf kanun yolunda duruşma açılmaksızın CMK' nın 303/1-a maddesi kapsamında kaldırılarak beraat hükmü kurulmasında suçun mağduru yada doğrudan doğruya zarar göreni yönünden hak arama hakkına aykırılık teşkil edip etmeyeceği sorunu açısından hükmün niteliğinin mahkumiyetten beraate dönüşmüş olması nedeniyle CMK' nın 286/1-d maddesi kapsamındaki bazı suçlar dışında temyiz kanun yoluna tabi olması nedeniyle hak arama hakkının ihlali sonucunu doğurmayacaktır.
Diğer tarafdan bozma kararının gerekçesinden CMK' nın 303/1-a maddesinin ancak delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceğine ilişkin ibareye de katılmak mümkün değildir. Madde metninden hükmün "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi hallerinde uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derhal beraat kararı verilebilecek hal ibaresi kanunun lafzı ile bağdaşmamaktadır. İlk derece mahkemesinden verilen mahkumiyet hükmünün anılan maddeye dayanılmak suretiyle istinaf kanun yolunda delillerin toplanmasında hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik gibi nedenlerle yenilenmesinin gerekmediği durumlarda duruşma açılmaksızın beraat yada davanın düşmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca davanın esasına girilerek temyiz nedenlerine ilişkin inceleme yapılması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ilk derece mahkemesinde kurulan mahkumiyet hükmünün ilk derece mahkemesinde yapılan işlemlerde hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik bulunmasa
dahi derhal beraat kararı verilebilecek durumlar haricinde duruşma açılmadan ve taraflar duruşmaya çağrılmadan mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilemeyeceğine ilişkin bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır.