Emlak satışında tacir veya şirket yöneticisi sıfatı bulunmayan sanığın dolandırıcılık eyleminin basit dolandırıcılık kabul edilerek zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi.
Özet: Sanığın emlak inşaat işleri sırasında, daire satışı vaadiyle birden fazla kişiyi dolandırması eylemiyle ilgili beraat kararının temyizi üzerine, Yargıtay, sanığın tacir veya şirket yöneticisi sıfatı bulunmadığından eylemi basit dolandırıcılık olarak nitelendirmiş; ancak bu suçta olağanüstü dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından, sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/208 E., 2016/286 K.SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılığıHÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:Katılan ...'ın ... Emlak İnşaat ünvanlı iş yerinin sahibi olan sanık ... ile 31.03.2012 tarihinde İstanbul ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, Merkez Cami yanlarında ikinci veya üçüncü katta yapılacak dairenin 100.000 TL bedelle satımı hususunda satış sözleşmesi imzaladığı, katılanın sanığa anlaşmalarının karşılığında 20.000 TL peşinat verdiği ve ibraz edilen tahsilat makbuzlarına göre 5.900 TL ödeme yaptığı, sanığın katılan ...'la yaptığı sözleşmeye konu binayı tamamladığı ancak binadaki daireleri başkalarına sattığı, yine katılan ...'ın sanık ... ile 15.09.2013 tarihinde İstanbul ili, Pendik İlçesi, ... Mahallesi, 9018 Ada, 1 Parsel sayılı taşınmazın altıncı katında bulunan dairenin 135.000 TL'ye satımı hususunda protokol imzaladığı, katılanın protokol gereğince 35.000 TL değerindeki aracını peşinat olarak verdiği, katılanın beyanlarına göre geri kalan ödemeler için senet yapılmasının kararlaştırıldığı, 16 ay içerisinde daireyi teslim edeceğini söyleyen sanığın inşaatın kaba kısmını yapıp ortadan kaybolduğu iddia olunan olayda, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, failin tacir veya bir şirketin yöneticisi ya da şirket adına hareket etmeye yetkili temsilcisi, şirket müdürü olması ve suçun, şirketin faaliyeti sırasında ve yine bu faaliyetle ilgili olarak üçüncü kişilere karşı işlenmesinin gerektiği nazara alındığında, somut olayda sanığın mükellefiyet kaydının bulunduğu belirtilmiş ise de, sanığın katılanlarla yaptığı sözleşmelerde herhangi bir şirketi aracı kılmadığı, tacir veya şirket yöneticisi sıfatının bulunmadığının anlaşılması karşısında sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan basit dolandırıcılık suçuna temas ettiği belirlenerek yapılan incelemede; Yapılan yargılamada sanığa yüklenen basit dolandırıcılık suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322 nci maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 29.04.2026 tarihinde karar verildi.