Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin, ayıplı uçak mühimmatı parçaları imalatından doğan eser sözleşmesinden dönme ve menfi zararın tahsili istemine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı tarafından, davalı ile yapılan eser sözleşmesi kapsamında üretilen uçak mühimmatı parçalarının ayıplı olduğu, onay süreçlerine uyulmadan ve tasarımsal hatalarla üretilmesi nedeniyle sözleşmeden dönme ve menfi zararın tazmini talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiş; bu karara karşı davacının yaptığı istinaf başvurusu, taraflar arasındaki ticari ilişki ve ürünlerin üretim aşamasına dair detaylı incelemeler neticesinde, esastan reddedilerek, ayıplı ifa ve sözleşmeden dönme iddialarının hukuken yerinde olmadığı yönündeki ilk derece mahkemesi kararı onanmıştır.

T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/603 - 2026/1253

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/603
KARAR NO : 2026/1213
KARAR TARİHİ : 11/09/2026
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...)
ÜYE : ...(...)
ÜYE : ...(...)
KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVA TARİHİ : 27/08/2021
KARAR TARİHİ : 14/06/2023
NUMARASI : 2021/622 Esas - 2023/646 Karar
DAVACI :... İNŞAAT GIDA İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - 0339050611300001 [25949-06668-83996] UETS - Barbaros Mah. Kardelen Sok. No:3A/12 Ataşehir/İstanbul
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Eser sözleşmesinin ayıplı ifası sebebiyle sözleşmeden dönme ve menfi zararın tahsili istemi
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İSTİNAF EDEN : Davacı vekili
Taraflar arasındaki eser sözleşmesinin ayıplı ifası sebebiyle sözleşmeden dönme ve menfi zararın tahsili istemi davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davacı ile davalı arasında ticari
ilişki olduğunu, davacı ticari faaliyetinden kaynaklı olarak davalı firmadan 083-006000-001, 083-
006000-002 ve 083-006002-001 stok nolu “T-Civatalı Kuşak, Arka”,“T-Civatalı Kuşak, Ön” ve “T-Civata Yuvası” sipariş ettiğini, bu parçaların uçaklardan atılan mühimmatlarda kullanılan kritik
parçalar olduğunu, davalı şirketin sipariş üzerine bu parçaları imal ettiğini ancak malların ayıplı
olduğunu, taraflar arasında 17.11.2017 - 08.08.2019 tarihine kadar ürünün teknik resimde belirtilen
testlerden geçip geçmediği, muadil olarak üretilen bu ürünün Teknik resimde belirtilen ...
... firmasının 94106-0750 kodlu ürününün tasarım ve özelliklerini karşılayıp karşılamadığının,
durumunun hangi aşamada olduğunun takibi için mail yoluyla iletişim sağlandığını, ürünlerin Teknik
resim ve müşteri şartları gereği seri üretim onayı alabilmesi için ilk parça onayının tamamlanmış
olması gerektiğini, davalı tarafın, davacı taraftan hiç bir onay maili ya da yazısı almadan seri
üretime geçip, parçaları 16.08.2018 ve 24.09.2018 tarihlerinde faturalandırarak sevk ettiğini, davacı
tarafın bir sipariş emri olmamasına ve ilk Numune parçasının onaylanmamasına ragmen teslim
edilen kelepçelerin belirli kontrol ve testlerden geçirilmiş olup olumlu yanıt alamadıklarını, davacı şirket ürünlerin uygunsuzluğu hakkında 23.02.2019 tarihinde davalı alt yüklenicisine güvenli elektronik
posta ile detaylı uygunsuzluk bildiriminde bulunduğunu, bütün kalite şartlarına uyarak kelepçelerin
tekrar üretimini istediklerini, bu uygunsuzluk mailinde kelepçelerin, ... firmasının
94106-0750 nolu ürününden tasarımsal farklılıkları olduğu, hammalzeme seçimin hatalı olduğunu,
tasarımsal farklılıklardan kaynaklı ürün kullanımı esnasında mühimmatın uçak kontrolsüz bir şekilde
kopabileceği uçağa ve yerleşim yerlerine düşerek can ve mal kaybına sebep olabileceklerini, tasarımsal farklılıklardan ve diğer sayılan uygunsuzluklardan kaynaklı ürünler davacı taraf müşterisi tarafından kaynağında muayene esnasında reddedilip, red raporunun davalı tarafla paylaşıldığını, davalı şirketin, bu bildirim üzerine ... ve ... numaralı faturalardan kalan 75.000 TL bakiyenin ödenmesi gerektiğini söylediğini, “alacaklı ilk olarak borcun aynen ifası ve gecikme
tazminatı talep edilebilir, borcun ifasından vazgeçerek uğramış olduğu müspet zararın tazmini talep
edilebilir veya sözleşmeden dönerek uğramış olduğu menfi zararın tazmini talep edilebildiğini, davalı şirketin temerrüde düşmesinden kaynaklı olarak sözleşmeden dönerek 132.000,00 TL menfi zararın, davalı şirketten tazminini talep ettiklerini ve yargılama giderleri, vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini isteyerek talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafın, sözleşmeye konu
üretilecek ürün ile ilgili üretim başlangıcında defalarca talep edilmesine rağmen numune teslim etmediklerini, davacı tarafından davalı şirkete gönderilen 17 Kasım 2017 tarihli e-mailde de belirtildiği üzere, davalının ... firmasına ait bir ürün resmi dışında herhangi bir ölçü gönderilmeyerek, bu ürünün muadilinin üretilebilirliği sorulduğunda, SAGE teknik çizimleri gönderildiğini, davacı tarafın bu mailinin ekinde yer alan SAGE çizimlerinde kelepçeler dairesel yer almakta altında yer alan notlar kısmında da; “belirtilen firmadan temin edilememesi durumunda muadili kullanılabilir, T-civata ve kilitli somun için kullanılacak malzeme paslanmaz çelik olacaktır”
şeklinde ibare yer aldığını, bu safahattan sonra üretim ile ilgili baz alınacak bir numune davalı şirket tarafından talep edilmesine rağmen, davacı tarafça temin edilemediği gerekçesiyle verilmediğini, davacı tarafça, üretimi istenen ürünler ile ilgili teknik bir şartname de müvekkil firmaya ulaştırılmadığını, icap mailinde yer alan sage çiziminde notlar kısmının 6. maddesi gereği muadilinin üretilmesinin istendiğini, fiyat teklifinin davacı tarafından onaylandığını, numune gönderiminin Mart 2019 tarihinde yapılabildiğini, siparişe konu ürünler siparişteki yer alan şartlar ve bilgiler dahilinde üretildiğini,
haksız davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;
"...Davacı taraf, müşterisinin istek ve taleplerini, istenilen kelepçe ürününün geçmesi gereken testleri tek tek belirleyip, ürünün üretimi için gerekli olan şartlarını davalıya bildirmemiş, davalıya resim göndererek muadilinin üretilmesini istemiş, davalı taraf da buna göre muadil ürün üretip teslim etmiş, davacı taraf faturalara itiraz etmediği gibi ürünleri iade dahi etmemiştir. Tarafların defterlerinin incelenmesine yönelik 23/06/2022, 04/01/2023 ve 22/05/2023 tarihli bilirkişi raporları Mahkememizce denetime elverişli bulunarak hükme esas alınmış olup, tarafların alacak-borç durumlarının söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça, davalıya sözleşmeden dönüldüğüne dair ihtarat yapıldığına ilişkin dosya kapsamında delile rastlanılmamıştır. Bu nedenlerle davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine... " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Davacı ile davalı arasında bir ticari ilişki bulunduğunu, davacının davalı firmadan uçaklardan atılan mühimmatlarda kullanılan kritik parçalar sipariş ettiğini, ancak teslim edilen parçaların ayıplı olmasından dolayı davanın açıldığını, davalının sipariş üzerine parçaları imal ettiğini, ancak davacının bir sipariş emri olmamasına ve ilk numune parçasının onaylanmamasına rağmen davalının seri üretime geçtiğini ve parçaları faturalandırarak sevk ettiğini, davacının teslim edilen kelepçeleri belirli kontrol ve testlerden geçirdiğini, ancak olumlu yanıt alamadığını, davacının davalıya 19.09.2018 tarihinde Kosgeb tarafından yapılan çekme testi muayenesini gönderdiğini ve 18.02.2019’da teknik resim üzerinde müsaade edilmediği halde davalının ürünler üzerine logosunu markaladığı için uygunsuzluk bildirdiğini, davacının 23.02.2019 tarihinde davalı alt yüklenicisine detaylı uygunsuzluk bildiriminde bulunduğunu ve kelepçelerin tekrar üretimini istediğini, davalının müvekkilin bildirimine karşı herhangi bir uygunsuzluk tespiti olmadığını ifade ettiğini, davacının orijinal ürünün yurtdışından tedarik ettiğini ve müşterisine üretim için uygun ve istenilen düzeyde ürün teslimatını gecikmeli olarak yaptığını, davacının ayırmış olduğu bütçeye uygun düşmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğunu ilettiğini, davalının ürünü üretirken yerine getirmesi gereken yükümlülükleri hukuka aykırı olarak müvekkiline yüklettiğini, yerel mahkemenin davalı şirketin ürettiği ürünlerin kusurlu olup olmadığına ilişkin bilirkişi raporu aldırılmadığını, istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;
Davacının TTK uyarınca usulüne uygun bir ayıp bildiriminde bulunmadığını, TTK m. 18/3'te belirtilen ihbar vasıtalarını kullanmadığını, davacının sözleşmeden dönme iradesi olmadığını, yerel mahkemenin de bunu tespit ettiğini, davacının teknik bir şartname veya numune göndermediğini, sadece muadil üretim talebinde bulunduğunu, davacının ayıplı olmaktan doğan haklarını kullanamayacağını, istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin ayıplı ifası sebebiyle sözleşmeden dönme ve menfi zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK
3. Değerlendirme ve karar
Dava; eser sözleşmesinin ayıplı ifası sebebiyle sözleşmeden dönme ve menfi zararın tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.
Ticaret Sicil kayıtlarına göre, Davalı .... Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi kolaylaştırılmış usûlde birleşme işlemini gerçekleştirildiği, birleşme işlemi neticesinde ..., ... Kelepçe'yi devraldığı, birleşme işleminin sicile tescili ile ... Kelepçe şirketi infisah ettiği, Kelepçe şirketin yerini ... şirketinin aldığı görülmüştür.
Taraflar arasında uçaklardan atılan mühimmatlarda kullanılan 3300 adet 083-006000-001, 083-
... ve .... stok nolu “T-Civatalı Kuşak, Arka”,“T-Civatalı Kuşak, Ön” ve “T-Civata Yuvası” nın imalatı ve teslimi konusunda birim fiyat üzerinden davalı yüklenici tarafından üretilmesi ve teslimine dair davacının siparişi, davalının da siparişe ilişkin teklif formu sunması üzerine eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu anlaşılmaktadır.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 477/3. maddesi, "Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır." hükmünü içermektedir. Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda 6098 sayılı TBK'nın 474, gizli ayıplarda ise 6098 sayılı TBK'nın 477. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede farkedilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m. 477). Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147/son ) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Daire'sinin 16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.) Öte yandan, sözleşme ayakta iken işin davacı yüklenici tarafından yapıldığı yasal karinedir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kuralla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; Taraflar arasında uçaklardan atılan mühimmatlarda kullanılan ... firmasına ait olan kelepçenin muadilinin üretilmesi konusunda anlaşma olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, kendi onayı olmadan davalının seri üretime geçtiği ve istenilen özellikte orijinal muadil ürünün üretilemediğinden ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşmeden dönerek menfi zararın tahsili için eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasındaki mail yazışmalarında, davacı tarafça davalıya ilk olarak resim gönderilerek buna göre muadil ürün üretilebileceği sorulmak ve benzer ürünün üretilebileceği cevabını almak suretiyle teklifle sözleşme ilişkisi başlatıldığı, teknik resimler, çizimler, üretimi istenilen ürün için gerekli olan bütün teknik materyaller sunulmadığı, seri üretime geçilerek üretilen ürünlerin iş sahibine gönderildiği, davacı tarafça henüz test sürecinin bitmediği, seri üretim onayının verilmediği, ürünlerin iade edileceği bildirildiği, ancak iadeler yapılmadığı, davalı ile iletişim devam ettirilerek, gönderilen ürünün istenilen ürün olmadığının belirtildiği ve özellikler açıklanarak ürünler üzerinde değişiklikler talep edildiği, taraflar arasında bir süre istenilen ürünün özellikleri üzerinde görüşme yapıldığı, davalı tarafça belirtilen özelliklere göre üretim yapılmaya çalışıldığı, davacı tarafın davalı tarafından üretilen üründe yaptırılan testlerle defaten ayıp tespit ettiği, bunun üzerine yüklenici ile yapılan görüşmelerde ürünlerin yeniden üretiminin kararlaştırıldığı, ancak bedelde anlaşılamadığı, iş sahibi son olarak teslim edilen ürünlerde en son kalan bir kaç değişiklikle birlikte işlem yapılması talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Tacir olan tarafların ticari defterlerin incelemesinde; sözleşme kapsamında yüklenici tarafından düzenlenen 16.08.2018 tarihli 29.346.60 TL tutarlı ve 24.09.2018 tarihli 78.257,60 TL tutarlı faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve fatura bedellerinin tahsil edildiği belirlenmiştir. Ayrıca, yüklenici tarafından iş sahibi aleyhine bakiye iş bedelinin tahsili için Kocaeli 8. İcra Dairesi 2019/130305 Esas
sayılı dosyasıyla 11.10.2019 tarihinde 65.000,00 TL.- asıl alacak 13.161,16 TL.- işlem faiz
ile toplam 78.161,16 TL.- üzerinden icra takibi başlattığı, iş sahibinin borca itiraz ettiği ve yüklenici tarafından 27/02/2020 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 20/04/2021 tarihli 2020/141 Esas, 2021/275 Karar ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın iş sahibi tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 16/03/2023 tarihli, 2021/705 Esas, 2023/351 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne kesin olarak karar verildiği görülmüştür. Davalı yüklenicinin, aynı sözleşmeden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağına ilişkin verilen karar eldeki dava için kesin delil teşkil etmektedir. Anılan kesinleşen ilamda iş sahibinin ilk derece aşamasında süresinde eserin ayıplı olduğu savunmasında bulunmamış olup, istinaf sebebi olarak ileri sürülen bu iddia istinaf mahkemesince değerlendirilmiş ve kabul görmemiştir. Bu durumda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 16/03/2023 tarihli, 2021/705 Esas, 2023/351 Karar sayılı ilamı kesinleştiğinden, bu dosyadaki tespitler de kesinleşmiştir. Bu tespitlere göre, iş sahibi tarafından yükleniciye ilk olarak resim gönderilerek buna göre muadil ürün üretilebileceği sorulmak ve benzer ürünün üretilebileceği cevabını almak suretiyle teklifle sözleşme ilişkisinin kurulduğu, teknik resimler, çizimler, üretimi istenilen ürün için gerekli olan teknik detayların bildirilmediği ve yükleniciye numune teslim edilmediği, iş sahibi testler sonucu teslim alınan ürünlerin standartlara ve siparişe uygun olmadığını belirterek ayıp ihbarında bulunmuş ise de Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/141 Esas sayılı dava dosyasının dava tarihi dikkate alındığında bu dava öncesinde ileri sürülen ayıp iddiasına ilişkin bilgi sahibi olunduğu, ayıp iddiasının bakiye sözleşme bedelinin tahsili için açılan davada ileri sürülmediği ve kesinleşen dosyadaki iş bedelinin tamamına hak kazanıldığı tespitinin yüklenici açısından kazanılmış hak teşkil ettiği birlikte değerlendirildiğinde mahkemece somut olaya uygun davacının ayıp iddiasını süresinde ileri sürmediği ve ayıplı imalatın iş sahibinin talimatından ortaya çıkması sebebiyle iş sahibinin kusur olduğu değerlendirilerek davanın reddine dair verilen hükümde dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2023 tarih, 2021/622 Esas - 2023/646 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacıdan başvuru sırasında yeterli harç alındığından harç tahsiline yer olmadığına,
3-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliği ve diğer usulü işlemlerin Dairemizce yapılmasına,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.b.1 ve 361/1 maddeleri gereğince, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere 11/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
*
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır