Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, nitelikli cinsel saldırı suçunda direnmeye konu hükümdeki rıza beyanı ve delil çelişkisi değerlendirmesine ilişkin kararı.
Özet: Sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 13 yıl hapis cezasına çarptırıldığı bu davada, ilk derece mahkemesinin hükmü Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından, mağdurun aşamalarda değişen ifadeleri ve kovuşturma evresindeki rıza beyanı ile savunma ve raporlar arasındaki çelişkiler nedeniyle sübut delillerinin yetersiz olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. İlk derece mahkemesi bu bozma kararına direnerek sanığı yeniden mahkûm etmiş, bu durum üzerine dosya Ceza Genel Kuruluna intikal etmiştir. Uyuşmazlık, mağdurun beyanlarındaki tutarsızlıklar ve delillerdeki çelişkiler ışığında nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı ve sanığın mahkûmiyetine ilişkin delillerin yeterliliği etrafında yoğunlaşmaktadır.
Ceza Genel Kurulu         2023/515 E.  ,  2026/123 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ :Ağır Ceza
    SAYISI : 80-212
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2-1.cümlesi, 53... . maddeleri uyarınca 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.01.2020 tarihli ve 380-14 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 18.06.2020 tarih ve 952-845 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 09.02.2022 tarih ve 16585-1074 sayı ile; "...Müştekinin aşamalarda değişen ifadeleri ile kovuşturma evresinde eylemin rızayla gerçekleştiği yönündeki beyanı, savunma, alınan raporlar ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 22.09.2022 tarih, 80-212 sayı ve oy çokluğu ile bozmaya direnilerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
    Direnme kararına konu hükmün, sanık müdafileri ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2022 tarihli ve 141316 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 10.05.2023 tarih, 15395-3002 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
    Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olup direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme, sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    15.06.1997 doğumlu mağdur ...’in suç tarihinde ailesi ile birlikte ...’de ikamet ettiği, teyzesinin işletmeciliğini yaptığı bir SPA merkezinde masör olarak çalıştığı, nüfus kaydına göre 26.02.2019 tarihinde boşandığı, ... .. 56 numaralı GSM hattını kullandığı,
    29.04.1983 doğumlu olan sanık ...’in de suç tarihinde evli olduğu fakat 20.02.2025 tarihinde boşandığı, üç çocuğunun bulunduğu ve taksicilik mesleği ile iştigal ettiği,
    04.08.2019 tarihinde saat 03.00 sıralarında gerçekleştiği bildirilen olayın, aynı gün yapılan ihbar üzerine adli mercilere intikal ettiği,
    04.08.2019 tarih ve saat 07.10’da tanzim olunan kolluk tutanağında özetle; saat 06.30 sıralarında haber merkezinin belirtilen bulvar üzerinde ... Petrole gelmeden önceki otobüs durağında kız kaçırma, alıkoyma olayı ile ilgili müracaatçı bayan olduğunu anons etmesini müteakip Saraybahçe Polis Merkezi ekibince bahse konu yere intikal edildiği, durakta mağdur ...'in "... Camii yanından eve gitmek için ... taksi ibaresi bulunan bir taksiye bindiğini, içerisinde bulunan otuz yaşlarında şoförün yolda giderken taciz ettiğini" beyan etmesi üzerine doktor raporu alındıktan sonra müracaatını almak amacıyla polis merkezine sevkinin sağlandığı,
    Aynı gün saat 11.30’da düzenlenen kolluk tutanağında özetle; saat 07.00 sıralarında Saraybahçe Polis Merkezi ekiplerince mağdur ...'in ... Camii yanında eve gitmek için sarı renkli *** taksi ibaresi bulunan bir araca bindiğini, taksiyi kullanan şoförün yolda kendisini taciz ettiğini ve ormanlık bir alana götürdüğünü, bu alan içerisinde kendisine tecavüz ettiğini belirtmesi üzerine mağdurla birlikte belirtilen bölgede araştırma yapıldığı,
    Mağdur hakkında İzmit Seka Devlet Hastanesinin 04.08.2019 tarihinde saat 06.50’de tanzim olunan genel adli muayene raporunda; "Üst dudak üstünde bıyık bölgesinde kızarıklık, sırtta sağ tarafta kızarıklık, cilt altı peteşiyal kanama, her iki kol dirsek ön yüzünde kızarıklık" ve "Mevcut durumda hayati tehlikesinin bulunmadığının''; Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 04.08.2019 tarihli genel adli muayene raporunda ise; "Olayın öyküsü ve şikâyetleri" başlıklı bölümde, "Hasta 03.08.2019 tarihinde akşamüstü erkek arkadaşı ile kendi rızası ile cinsel ilişkiye girmiş, sonrasında akşam ise ticari takside taksici tarafından zorla cinsel ilişkiye girdiğini (tecavüz) iddia ediyor." bilgisine; yapılan jinekolojik değerlendirmede vajende yırtık, laserasyon, benzeri travmatik lezyon izlenmediği, mons pubis ve perine muayenesinin olağan bulunduğu, analizler için numunelerin alındığı; fizik muayenede "Sol boyun altında, sırt bölgesine yakın yaklaşık 4 cm uzunluğunda 3 adet lezyon izlendiği (tırnak ile oluşmuş), sağ skapula ortasında orta hatta yakın yaklaşık 3 cm lineer çürük izlendiği" bilgilerine yer verildiği,
    Kolluk tarafından yapılan tespit ve araştırmalara göre; olayın meydana geldiği Kaşıkçı Mahallesi, Asmaca Çeşme mevkiini görüntüleyen herhangi bir kameranın bulunmadığı, olay yerinin fotoğraflarının çekildiği ve krokisinin tanzim edildiği, olay yeri ve çevresinde yapılan incelemelerde şüphe uyandıran, delil niteliği taşıyabilecek herhangi bir iz ve bulgunun da tespit edilemediği,
    Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinin 27.09.2019 tarihli raporunda özetle; mağdurdan alınan eküvyonlardan hazırlanan preparatların incelemesinde sperm hücresi görüldüğü; major yoğunlukta birbiri ile uyumlu kadın cinsiyetli otozomal-STR DNA ve minör yoğunlukta erkek cinsiyetli DNA bölgeleri ve Y-STR DNA profillerinden elde edilen sonuçların, sanık ...’in DNA profilinden farklı olduğunun tespit edildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdur soruşturmada; olay gecesi saat 22.45 sıralarında işten çıkarak bayan bir arkadaşıyla alkol almak için bir meyhaneye gittiğini, saat 02.30-03.00 sıralarında meyhaneden çıkıp taksi durağına doğru yürürken yanında duran ticari bir taksiye binerek tarif ettiği evine götürmesini söyleyip taksinin arka koltuğuna oturduğunu, sonrasında alkolün de etkisi ile sızdığı için pek bir şey hatırlamadığını, kendisine geldiğinde ormanlık bir alanda ve taksicinin şoför koltuğunda üst kısmı çıplak vaziyette oturduğunu görmesi üzerine "Neredeyiz?" diye sorup "Beni neden buraya getirdin?" dediğini, cevap alamayınca eve götürmesini istediğini, ardından taksicinin araçtan inerek oturduğu tarafa doğru gelerek kapıyı açtığını, kendisini öpmeye, sarılmaya çalıştığını, ittirdiğini ve kendisini korumaya çalıştığını, istemediğini, yapmaması gerektiğini söylediğini, ancak daha fazla karşı koyamadığını, araç içerisinde ve araç dışında olmak üzere iki defa organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye maruz kaldığını, kaçmaya çalıştığını ancak başaramadığını, zorla aracın arka koltuğuna bindirdiğini ve evine doğru yola çıktıklarını, bir benzinliğin karşısında aracı durdurması sonrasında araçtan inerek kaçıp annesini telefonla aradığını, bağırarak konuşması nedeniyle evlerden birilerinin duyup geldiğini ve kendisini yola kadar çıkarttıklarını, polisi aramalarını istemesi sonrasında kolluk görevlilerinin geldiklerini,
    01.11.20 19... .01.2020 tarihli dilekçeleri ile mahkemedeki ifadelerinde ise farklı olarak; olay gecesi arkadaşı ile alkol alması sonrasında evine gitmek üzere ticari taksiye bindiğini, alkol etkisinde olduğu için ilk etapta yaşadıklarını tam ve net olarak hatırlayamadığını, aynı gün akşama kesik kesik olayı ve sanık ile öpüştüklerini hatırladığını, ilk ifadesini alkolün etkisiyle ve ailesinden korktuğu için verdiğini, olayın ilk anlattığı gibi değil rızası ile gerçekleştiğini, alkollü olduğu için sonrasında pişmanlık duyarak taksiden inerek araçtan uzaklaştığını, şikâyetinin ve davaya katılma isteğinin olmadığını,
    Tutanak mümzii tanık ...; polis memuru olarak görev yaptığını, üniversite yolu üzerinde otobanı geçtikten sonra ilk otobüs duraklarında yardım isteyen bir bayan olduğunun bildirilmesi üzerine bekçi ... ile birlikte belirtilen yere saat 07.00 gibi gittiklerinde yanında annesi ve erkek kardeşi bulunan mağduru gördüklerini, mağdurun olayı yüzeysel bir şekilde anlattığını, görünümünde, eşyalarında ve kıyafetinde anlattığı olaya ilişkin bir izleniminin olmadığını, kıyafetinin düzgün olduğunu, pejmürde olmadığını, görünen yerlerinde fiziki sorun bulunmadığını, mağdurun alkol aldığını söylediğini, olayı da "Bir şoför bana yolda giderken cinsel tacizde bulundu." şeklinde anlattığını hatırladığını, tecavüzden bahsedip bahsetmediğini hatırlamadığını,
    Tutanağın mümzii tanık ... ...; olay yerine diğer tutanak mümzii tanık ile gittiklerinde görüştükleri mağdurun, elindeki taksi durağına ilişkin kartı göstererek şoförün kendisine tecavüz ettiğini söylediğini, görünürde yara izi görmediğini, giysilerinde yırtık veya başka bir sıkıntı ve üzerinde telefon olup olmadığını hatırlamadığını, mağdurun içine kapanık bir hâlde olduğunu ve o an için düzgün ifade veremediğini, bu sebeple de tutanağa tacize uğradığı şeklinde yazmışlar ise bunun mağdurun tecavüze maruz kaldığını değil tacize uğradığını söylemesinden kaynaklandığını,
    Tanık ...; mağdurun annesi olduğunu, olay tarihinde gün aydınlanırken çalan telefonunu açtığında mağdurun ağlayarak "Beni taksici kaçırdı, beni kurtarın!" dediğini ve mağdurun tarif ettiği yere taksi çağırarak yalnız başına gittiğini, mağduru bir durakta perişan ve korkmuş hâlde bulunduğunu, kendisine telefonda söylediklerini tekrarlayıp başka bir şeyden bahsetmediğini, 5-10 dakika sonra polisin geldiğini, mağdurun alkollü olduğunu, kıyafetinde yırtık olmadığını, yara bere izi görmediğini, sonrasında mağdurun olayı anlatmadığını, mağdurun erkek arkadaşı olup olmadığını bilmediğini, taksiciden hiç bahsetmediğini, yalnızca kendisini kaçırdığını söylediğini,
    Beyan etmişlerdir.
    Sanık ... aşamalarda; ticari taksicilik yaptığını, olay günü saat 03.00-03.30 sıralarında yürüyüş yolunda, bir fast food şubesinin köşesinde ismini sonradan öğrendiği ancak daha önceden barlar sokağında sürekli başka erkekler ile gördüğünden göz aşinalığı olan mağduru bekler hâlde görerek yaklaştığını, kendisine "Naber?" diyen mağdura "Hadi gel." diyerek aracına çağırdığını, araca binen mağdurun aşırı alkollü göründüğünü, "Nereye gidelim?" diye sorduğunda "Sarper'e evime gidelim." dediğini, giderken de arka koltukta uyuya kaldığını, sapağa geldiklerinde kendisine gelerek temiz hava alabileceği bir yere götürmesini istemesi üzerine aracı Umuttepe istikametindeki ormanlık alana doğru sürdüğünü, gittikleri ormanda rızasıyla ilişkiye girdiklerini, sonra saat 04.00-04.30 sıralarında geri döndüklerini, Umuttepe yolunda bulunan benzinliğin karşısında iken mağdurun boğazının kuruduğunu söyleyerek su istediğini, aracı durdurup karşıya geçerek petrolden su ve iki adet redbull aldığını, döndüğünde ise mağdurun araçta olmadığını, araçla çevrede bir tur atarak mağduru aradığını fakat bulamayınca evine gittiğini, mağduru zorla alıkoymadığını, cinsel saldırıda bulunmadığını, darp raporundaki belirtilen hususların kendisiyle alakalı olmadığını savunmuştur.
    IV. GEREKÇE
    Yüksek Ceza Genel Kurulunun 23.10.2024 tarihli ve 273-317 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; TCK'nın 102. maddesinin ilk fıkrasında cinsel saldırı suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında ise vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır.
    Korunan hukuki değer, kişilerin cinsel özgürlüğü ve dokunulmazlığıdır. Cinsel saldırı suçunda failin kadın ya da erkek, evli veya bekâr olması mümkündür. Fail ile mağdurun farklı ya da aynı cinsiyetten olması da önemli değildir. Ancak, TCK 102. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunun mağdurunun on sekiz yaşını tamamlamış olması gerekir. Cinsel saldırı kasten işlenebilir ve failin kastının suçun kanuni tanımındaki tüm unsurları, yani mağduru, cinsel davranışı, vücut dokunulmazlığının ihlalini ve mağdurun rıza göstermediğini kapsaması gerekir. Bu suçla korunan yarar üzerinde tasarrufta bulunabilen cinsel özgürlük olduğundan hukuki sınırlar içerisinde kalması şartıyla rızaya ehil mağdurun cinsel davranışa gösterdiği rıza, fiili hukuka uygun hâle getirecektir. Maddenin ikinci fıkrasındaki nitelikli hali oluşması için vücuda organ veya sair cismin sokulması gerekir.
    Diğer taraftan ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 22.10.2025 tarihli ve 359-420 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
    Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).
    Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Sanık ile mağdur arasında organ sokmak suretiyle cinsel ilişki yaşandığı hususunda bir niza bulunmayan, ancak bu ilişkinin rızaya dayalı olarak gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda ihtilaf bulunan olayda;
    Sanık, aşamalarda değişmeyen ve istikrarlı anlatımlarında mağdur ile rızasına dayalı bir şekilde ilişkiye girdiklerini savunmaktadır. Mağdur ise ilk ifadesinde alkollü bir şekilde evine gitmek üzere bindiği ticari takside uyuya kaldığını, ayıldığında sanığın rızası olmadığı hâlde kendisine organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğunu söylemiş daha sonra dosyaya ibraz ettiği dilekçeleri ile mahkemedeki beyanında, alkolün etkisinde olduğundan yaşananları ilk etapta tam ve net olarak hatırlayamadığını, bir süre sonra kafasını toparladığında yaşananları hatırlamaya başladığını ve olayın rızası ile gerçekleştiğini ifade etmiştir. Gerek mağdurun bu beyanları gerekse olaya dair tutanaklara yansıyan ifadeleri çelişkiler içermektedir. Tutanak tanıkları da mağdurun ilk etapta tecavüz değil taciz olayından söz ettiğini ifade etmişlerdir. Diğer tanık olan mağdurun annesi de mağdurun olayı tam olarak kendisine dahi anlatmadığını, sadece kaçırıldığından bahsettiğini söylemektedir. Mağdurun adli raporlarında tespit edilen bulguların rızaya dayalı cinsel ilişki sırasında yaşanmasının muhtemel olmasının yanı sıra mağdur da sanığın eyleminden dolayı vücudunda herhangi bir yara izi olmadığını, dudağındaki kızarıklığın da yanmadan kaynaklandığını ifade etmektedir. Ayrıca mağdurun vücudundan alınan örneklerde tespit edilen erkek cinsiyetli DNA profillerinin sanığa ait DNA profili ile eşleşmediği de raporlanmıştır. Tüm dosya kapsamındaki deliller göz önünde bulundurulduğunda; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı eyleminin, mağdurun rızası hilafına gerçekleştirildiği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; Sanığa isnat edilen cinsel saldırı suçunun yasal unsurları itibarıyla oluştuğu görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle,
    1- Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.09.2022 tarihli ve 80-212 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçelerinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığa atılı nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 04.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.