8. Ceza Dairesinin uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen istinaf ret kararı ile beraat hükmüne yönelik vekalet ücreti ve hukuka aykırı delil iddialarıyla yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Bu belge, uyuşturucu madde ticareti suçundan bir sanığın beraatine, diğer sanığın ise 18 ay hapis ve 105.000 TL adli para cezasına çarptırılmasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararını onayan bölge adliye mahkemesi kararının temyiz incelemesini detaylandırmaktadır; Yargıtay, beraat eden sanığın vekalet ücreti talebini müdafiinin baro tarafından görevlendirilmiş olması sebebiyle doğru bularak reddederken, mahkum olan sanığın usul hataları, hukuka aykırı deliller ve suç nitelendirmesinin yanlışlığı gibi çeşitli gerekçelerle yaptığı hüküm temyiz başvurusunu da esastan reddetmiştir.
8. Ceza Dairesi         2025/14050 E.  ,  2026/5571 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/3077 Esas, 2025/2780 Karar
SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti
HÜKÜM : Esastan ret
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Sanık ... müdafinin temyizine ilişkin olarak hükmün düzeltilerek onanması
Sanık ... müdafinin temyiz istemine ilişkin olarak hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne karşı sanık müdafiinin temyiz talebinin vekalet ücreti ile sınırlı olduğu, hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüdü;
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.12.2024 tarihli ve 2023458 Esas, 2024/498 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3-4/a, 53... . maddeleri uyarınca 18... ay hapis ve 105.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, yine her iki sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 27.02.2025 tarihli ve 2025/565 Esas, 2025/790 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... ve müdafii ile Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine hükmün bozulmasına ve kararın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bozma kararı üzerine ... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2025 tarihli ve 2025/132 Esas, 2025/266 Karar sayılı kararı ile sanık ...'in beraatine, sanık ... hakkında ise uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188/3-4/a, 53... . maddeleri uyarınca 18... ay hapis ve 105.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. ... 37. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 22.09.2025 tarihli ve 2025/3077 Esas, 2025/2780 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanık müdafinin temyiz isteği, sanık hakkında beraat kararı verilmesi nedeni ile vekalet ücreti talebine ilişkindir.
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın uyuşturucu madde kullanıcısı olduğuna, suç vasfının yanlış belirlendiğine, arama kararının hukuka aykırı olduğuna ,elde edilen delilerin hukuka aykırı olduğuna, suçun işlediğine dair bir belge, bulgu, delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, çelişkili delillerin dikkate alındığına, eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1-Sanık ... müdafinin temyiz talebine yönelik incelemede;
Sanık yararınavekalet ücretine hükmedilebilmesi için kendisinin vekaletname ile atadığı bir vekille temsilinin gerekli olduğu ve dosya içerisinde bulunan belgelere göre müdafinin baro tarafından zorunlu olarak görevlendirildiğinin anlaşılması karşısında, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesinin vekalet ücreti talebinin esastan reddine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2-Sanık ... müdafinin temyiz talebine yönelik incelemede;
Temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının kapsamına göre öncelikle istinaf kanun yolu denetiminin amacı ve niteliği ile “istinaf denetiminde hangi durumlarda bozma kararı verilebileceği” konusunun irdelenmesi gereklidir:
1) Genel Olarak İstinaf Kanun Yolu ile Amacı: Kelime olarak “yeniden başlama” anlamına gelen istinaf kanun yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenmesinin temel amacı; -temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen- maddi meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında doğrudan karar vermek suretiyle “kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi” sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sunulmaktadır.
Temyiz kanun yolunda yer verilmeyen olay yargılaması yapma yetkisinin istinaf incelemesinde tanınmasının sebebi; denetim merciince (istinaf) gerekli durumlarda olay yargılaması da yapılarak davaların uzamadan, makul sürede bitirilmesinin bu mahkemelerce doğrudan verilecek kararlarla gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Sadece hukuki denetim yapan ve içtihat mahkemesi olan Yargıtay’ın bozma kararları üzerine davaların tekrar ilk derece mahkemelerine gönderilmesi ve akabinde yeni bir hüküm kurulması ve bu hükmün de temyiz yolunda yeniden incelenmesi gibi uzun yargılama süreçlerinden kaçınma düşüncesi istinaf kanun yolunu bir çözüm metodu olarak ortaya çıkarmıştır (Krş. YENİSEY, Feridun: Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Kanunyolları, ... 1988, s. 216-217; ÇINAR, ...: Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf, Ankara 2010, s. 56-61).
2) Ülkemizde İstinaf Kanun Yolu (Dar Anlamda İstinaf): İstinaf denetiminin benimsediğimiz türü; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tamamen değil “sadece gerekli görülen durumlarda maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden” olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Kamu davasının konusunu oluşturan geçmişte yaşanmış olayın ancak tüm yönleriyle aydınlatılmış olması ile maddi gerçeğe ulaşmak mümkündür. “İstinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü” ilk derece mahkemesinin kararıyla sınırlı olmayıp; olayı aydınlatmak için gerekli delillerin toplanması gibi tüm muhakeme işlemlerine girişilebilecektir. Böylelikle, istinaf (yeniden başlama) mahkemesince deliller ile doğrudan temas edilmesi sayesinde hukuki meselenin yanında maddi mesele de denetlenerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm kurularak makul bir sürede uyuşmazlık çözümlenebilecektir.
“Dar anlamda istinaf” olarak adlandırılan bu denetim muhakemesi türünün açıklanan kurumsal ve düşünsel temellerini tamamen benimseyen kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin başlığında dahi “Bölge adliye mahkemesinde inceleme” ifadesi yanında “kovuşturma” terimine yer vermiştir. Anılan normda bu terimin tercih edilmesi, belirtildiği şekilde istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin vurgulanmasından başka bir şey değildir.
3) İstinaf İncelemesinde Görev ve Yetki: Mahkemelerin görevini Anayasa ve kanun tayin eder (2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36, 5271 sayılı Kanun md. 3). Bu bağlamda, istinaf mahkemelerinin görev ve yetkilerine dair 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a, b, c ve d) bentlerinde “istinaf incelemesinde hukuka aykırılığın düzeltileceği haller” ayrıntılı olarak sayılmıştır. Kaldı ki, aynı maddenin (c ve d) bentlerindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için (sırasıyla) “başka bir araştırmaya ihtiyaç kalmaması” ile “olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması” ön şartlarının varlığı da ayrıca aranmıştır. Bu itibarla, istinaf mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltileceği haller kesin şekilde sınırlanmak suretiyle istinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü vurgulanmıştır. İstinaf kanun yolunda “bozma kararı verilebilecek haller” ise yine aynı maddenin (e ve f) bentlerinde yer almaktadır.
“Islah veya bozma kararı verilebileceği kanunda açıkça sayılan sınırlı haller dışındaki diğer durumlar ise” Kanun’un ifadesiyle “diğer haller” olarak tanımlanmıştır. Bu “diğer hallerde” ise “gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” (5271 sayılı Kanun md. 280/1-g); duruşma sonunda ise “istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği” veya “ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı” (5271 sayılı Kanun md. 280/1) ilkesel olarak ifade edilmiştir.
4) İstinaf Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller: İstinaf kanun yolunda bozma kararı verilebilecek hallere 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e ve f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur (5271 sayılı Kanun 280/1-f). İkinci hal ise, Bölge Adliye Mahkemelerinin kurduğu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinde belirtilen “hukuka kesin aykırılık halleridir” (5271 sayılı Kanun 280/1-e). Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne -davanın esasına- dair olmayıp; muhakeme hukuku normlarının açık ve ağır şekilde ihlal edilerek hüküm kurulmuş olmasına ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde 20.11.2017 tarihinde yapılan ve 7079 sayılı Kanun ile yasalaşan değişiklik ile aynı Kanun'un 289/1. maddesinin (g) ve (h) bentlerindeki “hükmün gerekçe içermemesi ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinin” “bozma sebebi olmaktan çıkarılması” dikkat çekmekteydi. Ancak 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde yer alan "maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” ibaresinin “maddede” şeklinde değiştirilmesi ile Kanun'un 289/1. maddesinde düzenlenen tüm hukuka kesin aykırılık hallerinin bozma sebebi yapılabilmesinin önü açılmıştır.
Sonuç olarak, gerek istinaf kanun yolu denetiminin Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul ediliş amacı ile gerekse istinaf kurumunun bilimsel ve düşünsel temelleriyle örtüşen normlar, bölge adliye mahkemelerinin kural olarak “davanın yeniden görüleceği mahkemeler” olduğunu; sınırlı hallerde ise duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi durumda, yani istinaf incelemesinde kanuni dayanağı bulunmayan hallerde bozma kararı verilmesinin ise hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup; hukuka açık ve ağır aykırılık ile malûl olmaları sonucuna yol açacaktır. Nitekim, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da “…bölge adliye mahkemelerinin kural olarak bir ıslah mahkemesi oldukları, bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamayacağı, bozma kararı verilebilecek hallerin davanın esasına ilişkin olmadığı, bu mahkemelerce iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetki kullanılarak bozma kararları verildiğinin bilinen bir gerçeklik olduğu” tespitlerine yer verilerek; "bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan (CMK’nın 280/1-e,f maddesi hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilecek kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılık taşımaları sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerekeceğine…” içtihat edilmiştir.
Temyiz incelemesine konu dava dosyası içeriğine göre, ... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.12.2024 tarihli ve 2023/458 Esas, 2024/498 Karar sayılı kararıyla kurulan hükmün istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 27.02.2025 tarihli ve 2025/565 Esas, 2025/790 Karar sayılı kararı ile "Suç tarihi olan 20/09/2023 tarihinde kolluk görevlilerince durumundan şüphe duyularak takip edilen ve bilahare kaçmaya başlayan sanık ...'ün kovalamaca sonrası takip edilerek sanık ...'a ait ikamette tek olarak yakalandığı, sanığın kovalamaca sonrası yere attığı poşette ve yapılan üst aramasında üzerinden bilahare aldırılan kriminal uzmanlık raporuna göre net ağırlıkları 272,5 gram, 102,5 gram, 79,6 gram ve 0,2 gram MDMB-4EN-PİNACA etken maddesi içeren uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, aynı poşette bulunan iki adet hassas terazide de aynı tür etken madde içerir uyuşturucu madde izlerinin mevcut olduğu, kolluk görevlileri tarafından baştan itibaren takip edilerek kovalamaca sonrası yakalanan sanığın diğer sanık ... oluşu, sanık ... hakkında atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurmaya yeterli kanıt bulunmayışı nedeniyle sanık ... hakkında bu suç yönünden beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, diğer sanık ...'ün eyleminin açıklanan nedenlerle Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçunu oluşturduğu, hakkında Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak suçundan verilen mahkumiyet hükmünün isabetsiz olduğu" nedenleriyle bozma kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin anılan bozma kararına gerekçe olarak gösterilen sebepler, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e, f maddesine uygun olmadığı gibi 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle yapılan değişiklik ile yürürlüğe giren bozma sebeplerine de uygun düşmemektedir. Bir diğer anlatımla, Bölge Adliye Mahkemesinin dayandığı bozma sebeplerinin, 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinde yer alan;
"a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması,
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması,
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi,
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması,
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi,
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi,
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması, i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması"
Nedenlerinden hiçbirine dayanmadığı, söz konusu Kanun maddesine uygun olmayan gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği ve bu durumun ağır ve açık şekilde hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir.
Bu itibarla, bozma kararına karşı direnme yetkisi bulunmayan ... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2025 tarihli ve 2025/132 Esas, 2025/266 Karar sayılı kararıyla yeniden kurulan hükme karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 22.09.2025 tarihli ve 2025/3077 Esas, 2025/2780 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” normu gözetilerek ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 27.02.2025 tarihli kararının ve bu kararın akabinde ... 37. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04.07.2025 tarihli kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırı bulunmakla; görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla,
Bölge Adliye Mahkemesince gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-2. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesinden sonra ... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.12.2024 tarihli kararı ile ilgili olarak istinaf kanun yolu denetimi yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1-Sanık ... müdafinin temyiz talebine yönelik incelemede;
Gerekçe bölümünde (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 16.. Ceza Dairesinin, 22.09.2025 tarihli ve 2025/3077 Esas, 2025/2780 Karar sayılı kararında sanık müdafinin vekalet ücretine hasren yaptığı temyiz sebebi yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2-Sanık ... müdafinin temyiz talebine yönelik incelemede;
Gerekçe bölümünde (2) nolu bentte açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 22.09.2025 tarihli ve2025/3077 Esas, 2025/2780 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca bozma sebebine göre, ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde karar verildi.