Yargıtay, kendisini kamu görevlisi/bankacı tanıtarak nitelikli dolandırıcılık suçunda cezanın alt sınırı beş yılı aşarsa zorunlu müdafii atanmamasının kesin hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirtti.
Özet: Kararda, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtmak suretiyle işlenen ve üç veya daha fazla kişiyle birlikte gerçekleştirildiği için cezası yarı oranında artırılarak alt sınırı beş yıldan fazla olan nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılanan sanığa, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150/3. maddesi uyarınca adil yargılanma hakkı kapsamında zorunlu müdafii atanması gerektiği halde atanmamasının mutlak hukuka aykırılık teşkil ettiği ve bu nedenle bölge adliye mahkemesinin sanık hakkındaki hükmünün bozulduğu belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/216 E., 2021/209 K.SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi, istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozmaDiyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının, sanıklar tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanık ...'ın temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmıştır.Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 03.03.2021 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen sanık ... müdafiinin temyiz talebinde bulunmadığı anlaşılmakla, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve 2019/16-573 Esas, 2022/119 sayılı Kararında da belirtildiği üzere hükmün, "kararın içeriği hakkında bilgi sahibi olma hakkı ve müdafiinin kusurlu davranışı ile kanun yoluna başvuru süresini geçirmiş olması hâlinde eski hâle getirme imkânı olan" sanığa da tebliğ edilmesinin gerektiği ancak sanığa tebligat yapılmadığı, 23.06.2025 tarihli temyiz ve eski hale getirme dilekçesi ile gerekçeli kararı öğrenme tarihinin 13.02.2025 olduğunu bildirir şekilde temyiz talebinde bulunduğu gözetilerek, sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ (temyizin kapsamına göre)1. Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2020 tarihli ve 2018/82 Esas, 2020/355 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-L, 158/3, 62/1, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 55.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık ... hakkında ayrıca TCK'nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ... müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine; sanık ...'ın istinaf başvurusunun sanık hakkında tekerrür hükümlerinin kaldırılması suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.II. GEREKÇE Değerlendirme ve Gerekçe Sanık ...'ın kabul edilebilir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli ve 2022/2/155 Esas, 2022/321 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanığa istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca müdafii atanması gerektiği cihetle; somut olayda, sanığın yargılama aşamasında kendisinin seçtiği müdafiisi bulunmadığı gibi 5271 sayılı CMK'nın 156. maddesi gereğince de İlk Derece Mahkemesince resen müdafii tayin edilmediği, sübutu kabul edilen üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 158/1-L maddesi ve son cümlesi uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, söz konusu suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi hâlinde aynı Kanun’un 158/3. maddesine göre herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında, adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın sanığa 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca müdafii atanmasında zorunluluk bulunması, aynı Kanun’un 289/1-h maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli teşkil etmektedir.III. KARAR A. Sanık ...'ın Temyizi Yönünden Sanık ...'ın kanuni süre içerisinde temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un hüküm tarihinden yürürlükte bulunan 295/1. maddesinde belirtilen yedi günlük kanuni süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini de sunmadığı anlaşılmakla; temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,B. Sanık ...'ın Temyizi YönündenGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma gerekçesine göre bozma ilamının temyiz istemi reddedilen sanık ... ile temyiz yasa yoluna başvurmayan sanıklar ... ve ...'a SİRAYET ETTİRİLMESİNE,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde karar verildi.