Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, ekonomik darboğaz yaşayan cam ve araç ticareti şirketinin konkordato talebinin reddi ile iflasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Döviz kurlarındaki artışlar, piyasa sıkıntıları ve tahsil edilemeyen alacaklar nedeniyle nakit akışı sorunları yaşayan cam ürünleri üreten bir şirketin konkordato talebi, ilk derece mahkemesince projenin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığı, ödenmemiş borçlar ve yetersiz kaynaklar bulunduğu gerekçesiyle reddedilerek şirketin iflasına karar verilmiş; davacı şirket vekili ise şirketin mali tablolarının elverişliliğini, ticari faaliyetlerinin devamlılığını, komiser raporunun çelişkilerini ve ekonomik potansiyelini öne sürerek kararı istinaf etmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:21/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:13/04/2026
DAVANIN KONUSU:Konkordato
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:21/09/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, konkordato talep eden davacı şirket ile gerçek kişi ...'ın organik bağının bulunduğunu, şirketin ağırlıklı olarak toptan ve perakende cam ve cam ürünleri üretim ve satışı ile araç alım satımı faaliyetinde bulunduğunu, şirketin tek ortağı ve yönetim kurulu başkanın diğer davacı ... olduğunu, müvekkilinin sermaye borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin 26/03/2021 tarihinden itibaren faaliyette olduğunu, Antalya'da da cam üretimi ve satışında önde gelen firma olduğunu, şirketin sektörel vade ile çalıştığını, günümüz şartlarında döviz kurlarından kaynaklı ürün ve üretim maliyetlerindeki artış, piyasada son dönemde yaşanan ekonomik darboğazın sonucu olarak sektöre yansımaları, pek çok alacağın tahsili için girişilen işlemlerin sonuçsuz kalması, müvekkilinin alacaklarını tahsil edememesi sonucu nakit sıkışıklıkları yaşamaya başladığını, müvekkilinin bankalara başvurması soncu fahiş miktarda faizler ve kısa vadeler nedeniyle nakit akımını düzenleyemez hale geldiğini, global kriz nedeniyle sektörde fiyat belirsizlikleri yaşandığını, olası icrai işlemleri ile banka kredilerinin geri çağrılması durumunda vadeli durumundaki borçların da muaccel hale gelebileceğini, şirketin takiplerine maruz kalması halinde ise ticari faaliyetinin büyük ölçüde duracağından tüm süreçlerin neticesinde şirketin iflasa sürükleneceğin açık olduğunu, sonuç olarak şirketin iflasa sürünmemesi ve alacaklıların alacaklarının tam ve eksiksiz alabilmeleri için konkordato projesine ihtiyaçlarının bulunduğunu, şirket ile davacı gerçek kişinin organik bağının bulunması hasebiyle de konkordato projesine uygun olarak tensiben 3 ay geçici mühlet ve akabinde de yargılama neticesinde kesin mühlete geçilerek, konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Mahkememizin 13/01/2026 tarihli tensip zaptı 20 nolu ara kararı gereği gerçek kişi ... yönünden tefrik kararı verilmiş ve mahkememizin ... Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır....Mühlet öncesi ve mühlet içi vergi ve sigorta borçları ile personel ücretlerinin ödenmediği, şirket faaliyetlerin düşük seviyede olduğu, şirket ortağının şirkete verdiği senetten kaynaklı borcunun bulunduğu, konkordato kaynaklarının yetersiz olması ve hiçbir çalışanının kalmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde konkordato ön projesinin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığı ve projenin satış ve karlılık yönünden uygulanabilir ve gerçekçi olmadığı anlaşılmakla; İİK'nın 292/b, c maddeleri gereğince davacı hakkında 13/01/2026 tarihli tensip zaptı ile verilen geçici mühletin kaldırılmasına ve konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine, mahkememizce hükmedilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına, davacı Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... Anonim Şirketi (VKN: ...)'nin ... saat ... itibari ile iflasına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mevcut mali tablolar, aktif varlıklar, ticari faaliyetlerin devam ediyor oluşu, tahsil kabiliyeti bulunan alacaklar ve işletmenin ekonomik potansiyeli dikkate alındığında; müvekkili şirketin konkordato projesini başarıyla yerine getirebilme ihtimalinin bulunduğunu, her ne kadar konkordato komiseri raporunda olumsuz bir değerlendirmede bulunulmuş ise de Antalya ili genelinde kış mevsiminin ticari aktiviteleri olumsuz etkilediğini ve müvekkilinin olası verilecek bir süre uzatım ile hedeflere ulaşmasının mümkün olacağının açık olduğunu, konkordato komiseri raporunda müvekkili şirket ortağı ve yetkilisinin şirkete senet borçlarının olduğu yönündeki kayıtlara dair ise duruşmada gerekli açıklamaların yapıldığını ve bu konu hakkında yeniden inceleme talep edildiğini, buna rağmen bu konu üzerinde gereği gibi durulmadığını ve yeterli inceleme yapılmadan bu tespitin davanın reddi yönünde hükme esas alındığını, bu şekilde yüzeysel bir inceleme ile hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan konkordato komiseri raporlarının çelişkili, varsayımsal ve yetersiz incelemeye dayalı olduğunu, raporda özellikle şirket varlıklarının gerçek piyasa değerlerinin dikkate alınmadığını, işletmenin sürekliliği ilkesinin göz ardı edildiğini, bununla birlikte konkordato talebinin reddi halinde dahi iflas koşullarının oluşup oluşmadığının ayrıca ve titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini, somut olayda müvekkili şirketin faaliyetini sürdürdüğünü, ticari yaşamını tamamen sona erdirecek şekilde doğrudan iflas kararı verilmesinin ölçüsüz olduğunu, şirket yönünden iflas koşullarının oluşup oluşmadığının ayrı bir bilirkişi raporu alınarak tespitinin zorunlu olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle konkordato taleplerinin reddine, davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.
Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Bu kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir.
Somut olayda ise davacının geçici mühlet öncesi ve sonrası Vergi ve SGK borçlarını, yine mühlet öncesi ve sonrası personel borçlarını ödeyememesi, verilen tedbirlere rağmen mühlet içinde beklenen karlılığa ulaşamaması karşısında projenin başarıya ulaşamayacağının kabulü ile konkordato talebinin reddi yerinde olmuştur.
Mahkemece İİK'nın 292/b-c maddeleri uyarınca davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.
Ancak İİK'nın 292/ son fıkrası; “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, davacı şirkete çıkartılacak tebligatın doğrudan şirket yetkilisinin kendisine çıkartılması gerekmektedir. Davacı şirket yetkilisinin usulünce mahkemeye çağrılarak dinlenmesi kanunun amir hükmü olup, bu hükmün yerine getirilmediği, tebligatların şirket yetkilisi yerine şirketin vekiline çıkartıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu yönden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir (Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin; 2022/2546 Esas - 2022/5635 Karar, 2023/3541 Esas - 2023/4144 Karar, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2020/2161 Esas - 2021/269 Karar, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/490 Esas - 2021/752 Karar sayılı ilamları).
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen sebep ile esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda yazılı sebep ile ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...