Ticaret Mahkemesinde görülen menfi tespit davası, eski şirket yetkilisinin düzenlediği iddia edilen kambiyo senedinin bedelsizliği ve yetki aşımı tartışmasını ele almaktadır.
Özet: Bu menfi tespit davasında davacı şirket, davalı tarafından başlatılan 151.800 Amerikan Doları tutarındaki icra takibine dayanak olan senedin bedelsiz olduğunu, kendisini bağlamadığını, eski yetkilisinin yetkisi sona ermesine rağmen davalı ile kişisel menfaat sağlamak amacıyla şüpheli tanzim tarihi ve vadesiyle düzenlediğini iddia ederek takibin durdurulmasını ve borçlu olmadığının tespitini talep ederken; davalı ise şirket yetkililerinin alacaktan kaçınmak için kötü niyetli hisse devirleri yaparak senet borcunu inkar ettiğini, senedin geçerli olduğunu ve alacağının meşru olduğunu savunmaktadır.

T.C. ......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
.........
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/86 Esas
KARAR NO : 2026/332
.......................
...........................
....................................
..................................................
.............................................................
.....................................................................
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/01/2025
KARAR TARİHİ : 16/04/2026
GR.KR.YZM.TARİHİ : 05/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı müvekkiline karşı ......... Genel 8. İcra Müdürlüğünün 2024/70280 Esas sayılı dosyasından düzenleme yeri Emirdağ olan 10/04/2021 tanzim tarihli, 10/04/2024 vade tarihli ve 151.800,00 Amerikan Doları bedelli senede dayalı icra takibi başlatıldığını ancak senedin bedelsiz olduğunu, taraflar arasında herhangi bir ticari ya da hukuki ilişki olmadığını, müvekkilinin takipte alacaklı gözüken davalıyı tanımadığını, senet suretinin incelenmesiyle senedin tanzim tarihi 2021 yılına ait olmasına karşın senette vade tarihi olarak 2024 tarihi yazılarak "sözde 3 yıl ileri vadeli şekilde" 151.800,00 Amerikan doları" tutarında bir senet dayanak alınmış olduğunu, senette vadenin 3 yıl sonrası olarak belirlenmesinin tek başına dahi oldukça dikkat çekici olduğunu, somut olayda müvekkili şirket yetkilisi ..........'ın senede yazılan tanzim tarihinin bilerek ayarlandığı haklı olarak düşünerek senedin tanzim tarihi itibariyle şirket yetkililerince kontrol edildiğinde senedin tanzim tarihinde yetkili olarak dava dışı .........'in de bulunduğunun görüldüğünü, dava dışı .........'in yetkisinin ekli sunulu Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarıyla sabit olduğu üzere 20.07.2020 tarihinden 06.08.2021 tarihine kadar sürdüğünü, ertesinde yapılan kontrolde .........'e ait imza sirküleri ile senetteki imza karşılaştırıldığında imzanın da benzer olduğunun tespit edildiğini, eski yetkili .........'in, yetkisi sona ermesine rağmen müvekkil şirketten maddi menfaat sağlayabilmek için icra dosyasında alacaklı gözüken ....... lehine bir senet tanzim ettiği ve bu senet yetkisi sona ermiş olmasına rağmen, müvekkili şirket için bağlayıcı olması; bir imza itirazıyla karşılaşılmaması adına düzenleme tarihine şüpheli .......'in yetkisinin devam ettiği bir tarih yazıldığını, somut olayda davalının ve dava dışı .......'in eylemleri aynı anda suç teşkil ettiğinden mütevellit davalı ve dava dışı şahıslar hakkında savcılık şikayetinin de gerçekleştirildiği, haricen yapmış oldukları araştırmalar neticesinde davalının mali müşavir olduğunun öğrenildiğini, mali müşavirlik yapan davalının bu denli yüksek meblağlı bir senedin hamili olmasına imkan kılabilecek bir ticari olabilecek nitelikte olduğu, bir senette, herhangi bir nedenle temel alacak bulunmuyorsa, o senedin bedelsiz bir kambiyo senedi olduğu, böyle bir durumda, senet bedelinin tahsil edilmesiyle, borçlar hukuku anlamında bir sebepsiz zenginleşme durumu ortaya çıkacağını (TBK m. 77 vd.) beyan ederek tedbir talebimizin kabulü ile suça konu çeklerin takibe konu edildiği ......... Genel 8. İcra Müdürlüğünün 2024/70280 Sayılı dosyasının öncelikle İİK 72 uyarınca teminatsız aksi kanaatte uygun görülecek teminat karşılığında durdurulmasına; müvekkili şirketin takipte alacaklı gözüken karşı yana borçlu olmadığının tespitine davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek adına davacı şirketçe yetkilisinin değiştirildiğini, önceki yetkili ile şu anki yetkilinin şirketin kuruluşundan beri ortak olduklarını, şirket hisselerinin devredildiğini, fiili ve ticari ilişkilerin senet keşidecisi ve şirketin güncel temsilcileri arasında halen sürdüğü halde müvekkilin dolandırıcılıkla itham edildiği bir senaryo hazırlandığını ve müvekkilinin zarara uğratıldığını, ......... ile davacı borçlu şirketin birlikte hareket etmesi neticesinde müvekkilin alacağına kavuşmaması için çaba sarf edildiğini, kötüniyetli pay devirleri neticesinde borç inkar edildiğini, davalı müvekkil saygın bir iş adamı olduğunu, senetteki imzanın inkar edilmediğini, dosyadaki bilgi ve belgelerden görüldüğü kadarıyla senet keşidecisinin imzasına itiraz edilmediğini, imza tarihindeki yetkiye itiraz edilmediğini sırf bu durumun dahi alacağın varlığına ve senedin gerçekliği durumunu bildiklerinin ispatı niteliğinde olduğunu, müvekkilinin alacağının ödenmediğini, kambiyo takibine uygun senede bağlı alacağın mevcut olduğunu, resmi şirket kayıtları olarak ifade edilen kayıtların noter huzurunda tutulmamakta olduğunu, şirketin iç ilişkilerinin müvekkilin alacağını ödemekten imtina sebebi yapılması mümkün olmadığını, müvekkilinin davacı borçlu şirketten alacaklı olduğunu, müvekkilinin senet lehtarı olup usule ve kaideye uygun düşecek şekilde düzenlenmiş senedin yetkili hamili olduğunu, senedin sahteliğini, karşılıksız olduğu iddialarını dile getiren davacı borçlunun bu hususu eşdeğer delillerle yani yazılı şekilde ispat etmesi zaruri olduğunu senet vadesinin alacağın geçerliliğini etkilemeyeceğini beyan ederek davanın reddine işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
......... 8. Genel İcra Dairesi'nin 2024/70280 Esas Sayılı İcra Dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine asıl alacak ve ferileri toplamı 5.310.075,10 TL alacak için takip başlatıldığı, takip dayanağı olarak 151.800,00 USD miktarlı 10/04/2021 Tanzim Tarihli,10/04/2024 Vade Tarihli Senedin gösterildiği, İcra Dairesi'nin 27/11/2024 tarihli tensip tutanağı ile takibin kesinleştirilmesine karar verildiği görülmüştür.
Emirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/310 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı şirket tarafından ......... ve ... aleyhine nitelikli dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, bedelsiz senedi kullanma ve sahtecilik suçlarından dolayı suç duyurusunda bulunulduğu görülmüştür.
Emirdağ Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 29/09/2025 tarihli cevabi yazısının incelenmesinde; 08/08/2018 tarihli ve 9638 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi (TTSG) nüshasında yayımlanan şirket esas sözleşmesinin 7. maddesinde davacı ...'nin aksi karar alınıncaya kadar .........'in müdür olarak seçildiğinin belirtildiği, 20/09/2022 tarihli ve 10664 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi nüshasında yayımlanan davacı ...'nin ilanında..........'e ait olan payların ..........'a devredildiği, davacı şirketin mevcut yetkilisi .......... ile eski yönetici olduğu iddia edilen ......... tarafından 08/08/2018 tarihinde davacı şirketin kurulduğu, .........'in paylarının tamamının 08/05/2019 tarihinde ..........'a devrederek şirketin tek ortaklı yapıya çevirdiği, 20/07/2020 tarihinde bu defa ..........'ın hisselerinin yarısını tekrar .........'e devrettiği, 06/08/2021 tarihinde ......... hisselerini akrabası olduğu anlaşılan..........'e devrettiği ve tekrar ortaklıktan çıktığı, 20/09/2022 tarihinde ise.......... tarafından hisselern tekrar ..........'a devrederek yeniden tek ortaklı yapısının kurulduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce davacı yana ait ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmış olup, alınan bilirkişi raporunda; 2019 yılına ait envanter defterinin 46 sayfa olarak onaylandığı, 2022 yılına kadar ara tasdik yaptırılmak suretiyle defterin kullanımına devam edildiği, 2020 yılının açılış ve kapanış bilançosunda maddi duran varlık olarak 5.932,50 TL (..........Kamyon) ve 25.000,00 TL (Jenaratör) olmak üzere 2 unsurun kayıtlı olduğu, bu unsurların 2019 bilançosundan devredilerek geldiği, stoklarının ise 99.010,00 TL tutarında canlı hayvandan ve 55.143,80 TL Yarı Mamul- Üretim kaleminden oluştuğu; açılış bilançosunda kısa vadeli yabancı kaynak olarak vergi borcu hariç sadece 6.593,84 TL (İ........Yem) borcun bulunduğu, uzun vadeli yabancı kaynağın bulunmadığı, 2020 yılı kapanış bilançosunda herhangi bir yabancı kaynağın bulunmadığı; sermaye ve dönem zararı kalemleri hariç olmak üzere 2020 yılı açılış bilançosu aktif toplamının 252.000,07 TL olduğu, kapanış bilançosu aktif büyüklüğünün 830.836,00 TL olduğu; 2020 yılı dönem net karının 563,327,15 TL olduğu, 2021 yılı açılış bilançosunda yukarıda belirtilen maddi duran varlıklar haricinde bir kaydın olmadığı, kısa vadeli yabancı kaynak olarak sadece vergi borçlarının olduğu, 2021 yılı açılış bilançosu aktif toplamının 830.836,00 olduğu, kapanış bilançosunda vergi borçları hariç olmak üzere 2 adet kısa vadeli yabancı kaynak kullanımının olduğu; ................'na 625.400,00 TL ve .....'a 612.500,00 TL borcun olduğu, 2022 yılına ilişkin ara tasdikinin yapıldığı, 2023 yılına ilişkin defter tasdik ettirildiği ancak her iki yıla ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, 2024 ve 2025 yıllarına ilişkin herhangi bir defter ibraz edilmediği, Yevmiye ve Kebir defterlerinden, Envanter defterlerinden tespit edilen bilanço büyüklüklerinin, dökümü yapılan 2020 ve 2020 yıllarına ait yevmiye/kebir defterlerinde yer alan açılış/kapanış kayıtlarıyla uyumlu olduğu, 10/04/2021 tanzim tarihli, 10/04/2024 vade tarihli ve 151.800,00 USD bedelli dava ve takibe konu senedin 2021 yılı defter kayıtlarında yer almadığı ......... Hay. Tar. İnş. İth. İhr. Dış Tic, Ltd. Şti.'nin 151.800,00 USD yabancı kaynak kullanımını gerektirecek mali verilerinin bulunmadığı, ......... Hay. Tar. İnş. İth. İhr. Dış Tic. Ltd. Şti.'nin 151.800,00 USD tutarında yabancı kaynak kullanımını gerektirecek mali verilerinin bulunmadığı ve davaya/ takibe konu senedin ticari defter kayıtlarında yer almadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmış olup, alınan bilirkişi raporunda; ......... Hay. Tar. İnş. İth. İhr. Dış Tic. Ltd. Şti.'nin 151.800,00 USD tutarında yabancı kaynak kullanımını gerektirecek mali verilerinin bulunmadığı ve davaya/ takibe konu senedin ticari defter kayıtlarında yer almadığı, davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; “...Davacı yan müvekkille hiçbir ticari ya da hukuki ilişkisinin bulunmadığından bahisle davanın reddini savunmuşsa da müvekkil pandemi döneminde ekonomik olarak herkesin darboğazda olduğu ve önünü göremedi dönemde davacı şirkete elini uzatmaktan geri durmamış ve pandemi ortamında 3 yıl vade tesis ederek davacıya nakdi ve ayni destek sağlamıştır...” denilmekle, taraflar arasında ticari iş ilişkisi olmadığı, dava konusu yapılan senedin davalı tarafça davacı şirkete verilen nakdi bir senet olduğu, davalı tarafça sunulan ticari defter / belge vs. olmadığı anlaşılmakla, davalı tarafa yönelik ticari defter inceleme ve tespiti yapılamadığı, dava konusu bononun düzenleme tarihi 10.04.2021 esas alındığında ticaret sicil kayıtlarından o tarihte şirket müdürü olan ..........'ın ve .........'in ayrı ayrı Münferiden şirketi temsile yetkili oldukları bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davadaki uyuşmazlık; 10/04/2021 tanzim tarihli, 10/04/2024 vade tarihli ve 151.800,00 Amerikan Doları bedelli senetten davacının davalıya borcu olup olmadığı, varsa borcun miktarı ve faizin niteliği, başlangıcı ve miktarı noktalarında toplanmaktadır.
Kıymetli evrak nitelikli borç senedi mahiyetindedir (TTK m. 646). Borç senedi ise borç ikrarını içerir. Kıymetli evrakta -senette- hile veya ağır kusuru bulunmadıkça, borçlu vade geldiğinde senedin niteliğine göre alacaklı olan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur (TTK m. 646/2).
Kıymetli evrak nitelikli borç senedi mahiyetindedir (TTK m. 646). Borç senedi ise borç ikrarını içerir. Kıymetli evrakta -senette- hile veya ağır kusuru bulunmadıkça, borçlu vade geldiğinde senedin niteliğine göre alacaklı olan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur (TTK m. 646/2).
Davacı , kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
İlkesel olarak kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması ve bononun içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülememesi ve başkalarına da devredilememesi, vasıflı ve soyut bir borç ikrarı olması ilkeleri karşısında; eski borç ''asıl borç ilişkisi olarak'' varlığını korumaktadır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir ‘gayeye’ ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23.11.2022 tarih, 2021/4112 Esas, 2022/8251 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, ........., 1969, s.16). Kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkanı verilmektedir.
Yargıtay HGK'nun 13.06.2018 tarih, 2017/19-1627 2018/1187 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere ''Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2.b., ......... 1997, s.975; Kınacıoğlu, N.: Kıymetli Evrak Hukuku, 5.b., ......... 1999, s.247). Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Öztan, s.173; Poroy, R./Tekinalp, Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 15.b., İstanbul 2001, s.25).
Türk hukuk öğretisinde kambiyo senetlerinin içerdiği hakkın doğumu konusundaki baskın görüş sözleşme teorisi ile açıklanmakta bu da güven ilkesi ile desteklenmektedir. Bu teoriye göre kambiyo senedinin düzenlenmesi ile içerdiği hak derhal vücut bulmaz, borcun doğumu için ayrıca senedin borç altına girmek kastıyla lehdara da verilmesi yani teslime ilişkin bir de ayni sözleşmenin mevcudiyeti gerekir (Bozer, A./Göle, C.: Kıymetli Evrak Hukuku, 7.b., ......... 2017, s.21; Yılmaz, A.L.: Kambiyo Senetlerinde Def’iler, İstanbul 2007, s.51; Öztan, s.106). Bu sözleşmenin kurulması Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gereği karşılıklı ve aynı yöndeki iradelerin açıklanması ile mümkündür. İradelerin açıklanması ve sakatlanması konusunda da aynı Kanunun hükümleri dikkate alınır.''
TTK’nın 778/1-a maddesi atfıyla uygulanacak olan aynı Kanun’un 687. maddesi gereğince; senedin teminat senedi olduğuna dayalı bedelsizlik şeklinde ortaya çıkan kişisel def’înin senet hamiline karşı ileri sürülebilmesi için öncelikle, senedin bedelsizliğine dair def’în yazılı delille ispatlanması zorunludur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. İspat yükü bakımından ise menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2021/(19)11-659 Esas, 2022/82 Karar sayılı kararı)
Davaya konu alacak bakımından ispat yükü davacı tarafta olmakla birlikte ticari davalarda, ya da iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatlanmalıdır. Ticari defterler kesin delillerdendir. Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Davacı defterlerinde senedin ticari defter kayıt ve belgelerinde kayıtlarında yer almadığı anlaşılmıştır. Davalı taraf kendisine yapılan ihtara rağmen ticari defter ve belge ibraz etmemiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalıya (alacaklıya) düşmekle birlikte alacak kambiyo senedine dayanıyorsa kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır.
Davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda dava ve takip konusu yapılan çekin davacı taraf ticari defter kayıtlarında yer almadığı, davalıların ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmedikleri anlaşılmıştır.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK'nun) 201. maddesi gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların tanıkla ispatlanması mümkün değildir.
Somut olayda, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir. HMK’nun 201.maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen her türlü iddianın senetle ispatı gerekmektedir. Davacı tarafından düzenlenen bono niteliğinin haiz kambiyo senedinin temel bir borç ilişkisine dayanmadan keşide edildiği iddiasının yazılı delil ile ispat edilmesinin zorunlu olduğu, bilirkişi raporu, soruşturma dosyasında yer alan ifade tutanakları ve dosya kapsamından bononun keşide tarihine göre davacı şirket yetkili temsilcisi tarafından davalı lehine keşide edilmesi nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2015 tarih, 2015/6240 Esas, 2015/6264 Karar sayılı kararı)
Keza dava ve takip konusu bonunun asıl /temel borç ilişkisi bulunmamasına rağmen keşide edildiği iddiasının davacı tarafından yazılı delil ile ispat edilemediği anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine İİK 72/4 maddesi gereğince asıl alacağın %20 oranına karşılık gelen 1.037.984,04 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-İİK 72/4 maddesi gereğince asıl alacağın %20 oranına karşılık gelen 1.037.984,04 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin yatırılan 90.682,81-TL harcın mahsubu ile bakiye 89.950,81-TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 698.108,26-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ......... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2026