İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, ticari ilişki ve mal teslimatı ispatı uyuşmazlığında icra takibine itirazın iptali davası sonucunda yerel mahkemenin kısmi kabul kararının istinaf incelemesi.
Özet: Cari hesaba dayalı bir alacağın tahsili için başlatılan icra takibine borçlunun itiraz etmesi üzerine açılan davada, mahkeme tarafların ticari defterlerini ve bilirkişi raporunu inceleyerek, davacının talep ettiği büyük alacağın önemli bir kısmının mal teslimatına dair yeterli delil (imzasız veya irsaliyesiz faturalar) içermediğini tespit etmiştir; bu doğrultuda dava kısmen kabul edilerek, borçlunun itirazı sadece 121,86 TL asıl alacak miktarı için iptal edilmiş, takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilirken, fazlaya ilişkin talepler ve karşılıklı inkar tazminatı istemleri reddedilmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/1185 KARAR NO : 2026/1951T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 26/09/2022NUMARASI : 2020/302 Esas 2022/657 KararDAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 17/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2026Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2020/112 E sayılı dosyası ile 23.298,71 TL cari hesaba dayanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafın yetkiye ve borca itirazı nedeniyle takibin durduğunu, yetki itirazlarını kabul etmeleri üzerine yetkili İzmir İcra Müdürlüğü'ne gönderilen dosyaya davalının haksız ve kötüniyetli yetkiye ve bunun yanısıra borca itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirtip öncelikle borçlunun haksız ve kötüniyetli yetki itirazının reddine, borçlunun haksız ve kötüniyetli itirazının iptaline ve takibin devamına, borcun takip tarihinden işleyecek faizi ve tüm ferileri ile ödenmesine, %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Takibe konu faturalarda belirtilen malların müvekkiline teslim edilmediğini, alacakla ilgili taraflar arasında yapılan görüşmelerde müekkilinin bu hususu davacı tarafa defalarca bildirdiğini, davacının haksız ve kötüniyetle takibe başladığını, yetkili mahkemelerin İzmir Mahkemeleri olduğunu belirtip davanın reddine, %20 den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini beyan etmiştir. MAHKEMECE: "...,Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının davacıya borcu olup olmadığının tespiti ile davacının davalı aleyhine icra takibi yapmakta haklı olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmakla, mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre ; Davacı ve davalı tarafların 2017-2018 yılına ait ticari defterlerinin tasdiklerinin TTK'nun 64/3 maddesinde yer aldığı şekli ile süresi içerisinde yapılmış olduğu, bu nedenle delil teşkil eder vaziyette olduğu, Davacı Defter Kayıtlarının incelenmesinde taraflar arasında 2017 ve 2018 yılı inceleme döneminde ticari bir ilişkinin var olduğu, ticari ilişkiye istinaden, Davacı tarafın davalıya toplam 58.450,71 TL tutarında satış faturası kestiği, bu faturalardan 23.176,85 TL'lik kısmının, teslim alanın imzası olmayan ve irsaliye bilgisi olmayan faturalardan oluştuğu; düzenlenen irsaliyelerde teslim alan kişinin imzasının olmaması ve kesilen faturalarda, faturaya konu irsaliyelerin belirtilmemesinin, ürünün teslim edilmediği iddiasının tartışmaya açık olup, ispatı gerektiren bir konu olduğu, Davalı tarafından davacıya 2017-2018 döneminde toplam 35.152,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, teslim bilgisi olmayan irsaliye ve irsaliye bilgisi olmayan faturaların hesap dışı tutulduğu taktirde Davacının davalıdan 121,86 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği ancak aturalarda geçen malların teslim edilip edilmediği belli olmadığı, bilirkişi raporuna göre Mayıs 2018 tarihli 416239 sıra nolu Sevk irsaliyesinde Alıcı adı soyadı ve adresinin yazılmadığının tespit edildiği, yasal süresi içinde itiraz edilmeyen ve ihtilaf konusu faturaların, geçersiz olduğu kanaati hasıl olmakla dosya içerisinde yer alan ve davaya konu, teslim bilgisi olmayan irsaliye ve irsaliye bilgisi olmayan faturaların hesap dışı tutularak davacının davalıdan 121,86 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne asıl alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir," gerekçesi ile; "Davacının davasının Kısmen Kabulüyle 21. İcra müdürlüğü'nün 2020/2851 E. Sayılı dosyasında asıl alacak olan 121,86 TL nin takip tarihinden itibaren avans faiziyle takibin bu miktar bakımından itirazın kısmen iptaline ve takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Asıl alacak likit nitelik taşımadığından ve kötü niyetle takip yapıldığına ilişkin yasal şartlar oluşmadığından her iki tarafın da tazminat taleplerinin reddine,Davacının kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre davanın kabul oranına göre takdir ve tayin edilen 121,86 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,Davalının kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre davalı vekili yararına Tarife uyarınca hükmedilecek nispi vekâlet ücreti, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden takdir ve tayin edilen 121,86 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan 18/05/2022 tarihli ek raporda da bilirkişinin kök raporda tespit ettiği alacaklarına ilişkin değerlendirmeyi yinelediğini ve böylelikle alacaklarının sabit hale geldiğini, buna karşın yerel mahkeme tarafından hatalı bir değerlendirme yapılarak haklı alacaklarına ulaşmalarının engellendiğini, bilirkişice kök raporda tespit edilen alacaklarının ek raporda da yinelendiğini, bu durumun alacaklarını kanıtladığını, bilirkişi raporunda her iki tarafın da ticari defter ve belgelerinin incelendiğini, incelemeye göre bilirkişinin her iki raporunda da müvekkili şirketin davalı yandan 23.298,71 TL alacaklı olduğunu tespit ettiğini, davalı yanın her ne kadar malların teslim alınmadığını iddia etse de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, yerel mahkeme kararında bazı irsaliyelerde teslim alan kişi kısmının imzalı olmadığından bahisle malların teslim edilip edilmediği hususunun ispata ihtiyaç duyduğundan bahsedildiğini, müvekkili şirketin, satışlarını kapı teslimi olarak gerçekleştirdiğini, müşterilerin alımlarını müvekkili şirketten kendilerinin gelip aldığını, müvekkili şirket tarafından nakliye hizmeti verilmesi durumunda ise faturaya “nakliye bedeli”nin yansıtıldığını, kaldı ki davalı tarafça da söz konusu faturalara itiraz edilmediğini, davalı yanca malların kendisine teslim edilmediği iddia edilmişse de hem faturalara itiraz edilmediğini, hem de faturaların davalının ticari defterlerine işlendiğini, bu faturaların davalının defterlerine işli olmasının malların teslim edildiğine dair karine oluşturduğunu, davalı yanın TTK kapsamında kendisinden beklenen basiretli bir iş insanı gibi hareket etme yükümlülüğünü yerine getirmediğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde ileri sürülmeyen “malların kapı teslim edildiği, nakliye bedelinin bulunmadığı bu nedenle teslimin tanıkla ispat edileceği” hususlarının yeni iddia (dava dilekçesinde ileri sürülmeyen) olup iddianın genişletilmesi yasağına girdiğini, iddianın genişletilmesini kabul etmediklerini, davacı tarafça müvekkiline kesildiği iddia edilen faturaların 8 tanesinde İrsaliye kaydının bulunmadığını, davacı tarafın, müvekkiline kestiği ancak irsaliye kaydı olmayan 8 adet faturayı, irsaliyeye neden bağlamadığı hususunun izah edilmediğini, irsaliye kaydı bulunmayan faturalarla ilgili tanık dinlenemeyeceğini, davacının delil listesinde bildirmediği ve delilerine eklemediği irsaliyelerin daha sonra davacı tarafça dosyaya sunulmasına muvafakat etmediklerini buna rağmen irsaliyelerin bilirkişi tarafından dosyaya eklenildiğini, bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, faturaların süresi içinde dosyaya sunulmadığını, davacıya, faturalarını sunması için ek süre verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu müvekkilime İzmir 21. İcra Müdürlüğünden gönderilen 7 örnek ödeme emrinde faiz oranı “….” yazıldığını, davacı tarafın, icra takibinde faiz talep etmediğini, mahkeme kararında, davacı lehine faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının likid olan talebinin red edilmiş olmasına rağmen, müvekkili lehine tazminat talebinin red edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının talebinin büyük kısmı red edilmiş olmasına rağmen müvekkili lehine en az maktu vekalet ücreti “9.200,00TL” hükmedilmesi gerekirken, 121,86TL vekalet ücreti hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.HMK'nın“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, somut olayda davacı tarafın icra takibine konu mal ve hizmetin teslimini kanıtlama yükü altında olduğunun, davacı defter kayıtları ile davalı kayıtları örtüşmediğinin, teslim bilgisi olmayan irsaliye ve irsaliye bilgisi olmayan faturalarla ilgili teslimin kanıtlanmadığının, davacının davalıdan 121,86 TL alacaklı olduğunun anlaşılmasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki husus dışında sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi" – (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." şeklindedir.İlk derece mahkemesince taraflar arasındaki uyuşmazlığın satım sözleşmesinden kaynaklanması, maddi tazminat istemine ilişkin olmaması gözetilerek tarifenin 13/1-2 maddesi gözetilerek vekalet ücreti tayini gerekirken uygulanması mümkün olmayan tarifenin 13/3. Maddesi uyarınca belirlenmesi isabetli olmamıştır.HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Bu nedenle davalı istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararı kaldırılarak ve verilen kararın niteliğine göre davacı vekilinin istinafının reddi gerekmesine göre aşağıdaki şekilde yeniden hüküm oluşturulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/09/2022 tarih, 2020/302 Esas ve 2022/657 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,1-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,2-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,3-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,1-Davalı vekilinin yatırmış olduğu 179,90 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,2-Davalı vekilinin yatırdığı 492,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,C-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/09/2022 tarih, 2020/302 Esas ve 2022/657 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;1-Davacının davasının kısmen kabulüyle; Davalının İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2020/2851 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 121,86 TL asıl alacak miktarı üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,Koşulları oluşmadığından icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu iye bakiye 677,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-2 maddesi göre davanın kabul oranına göre takdir ve tayin edilen 121,86 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-2 maddesine göre reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 23.806,85 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,5-Davacı tarafından iş bu davada sarf edilen 452,29 TL harç ve posta ve bilirkişi masraf olan 571,50 TL olmak üzere toplam 1.023,79 TL yargılama giderinin davanın kabul-red oranına göre 5,35 TL sinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026