T.C. Ankara 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin, tanınmış marka itirazı ve benzerlik iddiaları nedeniyle reddedilen marka tescil başvurusuna ilişkin YIDK kararının iptali davasında verdiği karar.
Özet: Davacı, tescil başvurusu reddedilen .... .... ibareli markasının, davalı şirketin ... markasından görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğunu, özgün kompozisyon ve anlamlar içerdiğini, dolayısıyla tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek Türk Patent ve Marka Kurumunun tescil reddi kararının iptalini ve kendi markasının tescilini talep ederken; davalılar ise karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzerlik bulunduğunu, ilgili emtiaların aynı veya ilişkili olduğunu ve davalı şirketin ... markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiş, mahkeme uyuşmazlık konuları hakkında bilirkişi heyetinden rapor almıştır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/211 Esas - 2026/26

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2025/211
Karar No : 2026/26
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi : 15/05/2025
Karar Tarihi : 15/01/2026
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 15/01/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davacının 02. Sınıfa giren emtialarda tescil ettirmek istediği .... başvuru numaralı “... ....” ibareli markanın, davalı firmanın .... sayılı markasına ve tanınmışlık iddialarına dayalı olarak dosyaladığı itirazlar neticesinde diğer davalı ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, davacının markasının kendine has bir kompozisyonu olduğunu ve davalının markasından farklı olarak şekil unsuru ve farklı ibareler ihtiva ettiğini, davacının markasında geçen ve Türkçe’de “akıllı” anlamına gelen “...” kelimesinin ....” ibaresi ile birleştirilmiş olduğunu, ayrıca markada geçen “magic gold touch" kelime öbeğinin Türkçe’deki karşılığının da “sihirli altın dokunuş” şeklinde olduğunu, yani davacının markasının davalının markasından bağımsız olarak tamamen özgün bir biçimde oluşturulmuş bir işaret olduğunu, ayrıca markada kullanılan ve “V” harfine benzeyen figürün de zaman ayarlamaya vurgu yapmak için saatin akrep ve yelkovanını işaret ettiğini, zira davacının markasının akıllı bir vernikten bahsetmekte ve bu akıllı vernik ile yapılan uygulamanın ürünler üzerinde “altın bir dokunuşa” dönüştüğünü anlatmakta olduğunu, davalının markasının en belirgin özelliğinin ise kırmızı bir arma olduğunu, armanın içerisindeki ....” ibaresi ile at figürünün tali unsurlar olduğunu, dolayısıyla taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ifade ederek, ... .... sayılı başvuru markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, davacının marka başvurusunun reddedildiği emtialar açısından, taraf markalarının aynı veya ilişkili emtialarda kullanılacağını, tüketicilerin markaların aynı işletmeye ait olduğunu düşüneceklerini, aksi düşünülse dahi işletmeler arasında ekonomik/idari bağlantı olduğu kanısına kapılacaklarını, yani somut olayda karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, ayrıca davalının “...” markasının ... sicilinde .... sayı ile “tanınmış marka” statüsüne alınmış olduğunu, zira davalının bu markasının ayakkabı boyaları ve ayakkabı ile deri bakım ürünleri bakımından tanınmış bir marka olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; davalının “...” markasının ile defa ....sayı tahtında ... nezdinde tescile bağlandığını, davalının “...”lı markalarının 2001 yılından günümüze kadar 02. Sınıfa giren emtialarda yoğun ve ciddi bir biçimde kullanıldığını ve tanıtıldığını, nitekim davalının “...” markasının ... sicilinde.... sayı ile 2014 yılından muteber olmak üzere “tanınmış marka” statüsüne alınmış olduğunu, davalının "..." ibareli tanınmış markasının hem.... nezdinde hem de ülkesel başvurular ile .... gibi ülkelerde tescilli olduğunu, davalının “...”lı markalarıyla seri markalar oluşturduğunu, dava konusu edilen markanın da esas unsurunun “...” ibaresi olduğunun kabulünün ve dolayısıyla da taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca taraf markalarının aynı/benzer emtialarda kullanılacağını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimali olduğunun kabulünün gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... sayılı "... ...." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .... tarihinde 02.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, davalının SMK m. 6/1, m. 6/4 ve m. 6/5 hükümlerine ve ... sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve başvurunun reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, bilirkişi raporunun aksine ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacının tescil ettirmek istediği marka, renk, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden karma bir markadır; işarette, sol baş tarafa yerleştirilmiş sarı renkli bir “açı” görselinin yanına düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle ve büyük puntolarla “...” ibaresi ve bu ibarenin altına da, soluk sarı renkli küçük puntolu harflerle, “....” kelime öbeği yazılmıştır. İşaretin sol baş kısmına yerleştirilmiş olan basit açı figürünün, işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının, kelime unsurlarına nispeten düşük kaldığı değerlendirilmiştir, zira; böyle, basit şekil unsurları yanında baskın kelime unsurları ihtiva eden markalarda “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Ayrıca; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime ve şekil içeren karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca; işaretin en altında yer alan kelime öbeğinin, gerek konumlandırılış biçimi, gerekse de çok düşük puntolarla ve silik renkli harflerle yazılmış olması itibariyle görsel açıdan geri planda kaldığı ve bir dipnot/tali unsur şeklinde algılandığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla; davacının markasının esas unsurunun, bütünleşik haliyle “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Davalının redde mesnet alınan tescilli markasına bakıldığında; renk, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden karma bir marka olduğu anlaşılmıştır; işarette açık kahverengi çerçeveli kırmızı renkli bir zemin üzerine beyaz renkli büyük puntolu harflerle “...” ibaresi yazılmış ve bunun üstüne de, açık kahverenginde bir at figürü konuşlandırılmıştır. İşarette kullanılmış olan at figürünün az bir yer kaplıyor olması itibariyle görsel açıdan geri planda kaldığı ve bu işarette de, davacının markasında olduğu gibi, “sözün görünümden daha yüksek sesle konuştuğu” değerlendirilmiştir. Dolayısıyla; davalının markasında da esas unsurun, işarette geniş yer kaplayan ve görsel açıdan ön plana çıkartılmış olan “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Somut uyuşmazlık, taraf markalarında “...” ve “...” ibarelerinin esas unsur hüviyetinde kullanılmış olmasının, değerlendirilen taraf markaları birbirleriyle benzer kılmaya yetip yetmediği hususunda toplanmaktadır. Zira; “...” ibaresi, “...” ibaresinin sonuna ....” kelimesinin getirilmesinden oluşturulmuştur. Ortalama bir tüketici, dilbilgisi kurallarından kaynaklı olarak markaların başlangıç seslerini oluşturan ibarelere normal şartlarda daha fazla dikkat etmekte, yani tüketiciler markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle, daha fazla odaklanmaktadır.
Davacının markasında “...” ibaresi, bütünleşik bir kelime içerisinde yer almaktadır. Ayrıca; taraf markalarında ortak olan İngilizce “...” ibaresinin “akıllı” şeklindeki anlamı itibariyle markasal hüviyette soyut ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu olumlu anlamı itibariyle marka olarak herkes tarafından tercih edilebilecek bir kelime olduğu değerlendirilmiştir. Zira; İngilizce kökenli bu kelimenin ülkemizdeki ticari hayatta ve günlük konuşma dilinde de sıklıkla kullanıldığı ve anlamının bilinmesi için İngilizce’ye hakim olunmasının gerekmediği değerlendirilmiştir. “...” kelimesiyle türetilebilecek sonsuz sayıda kelimenin “benzer” olduğu yönünde bir değerlendirme yapılamayacağı; ...., davacının markasının esas unsuru olan bütünleşik “...” ibaresinin son hecesinin/dört harfinin mevcudiyeti, bu ibarenin okunuşunu/kulakta bıraktığı “tını”yı da “...” ibaresinden farklılaştırmamaktadır. Dolayısıyla, taraf markalarında “...” ibaresi ortak olarak kullanıldığı, davalının markasında “...” ibaresinin “...” şeklinde bütünleşik bir kelimenin içerisinde, başkaca (tali) unsurlarla da birlikte, yani, ticari dürüstlük kurallarına uyacak biçimde kullanılmışsa da bu durumun markaları yeterli bir derece farklılaştırmadığı değerlendirilmiştir.
Bütün bu hususlar, davalının markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının dava konusu edilen markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimalini ortadan kaldırmamaktadır. Markaların tüketicilerin zihninde yarattıkları anlamsal algının da, yine davacının markasındaki diğer ibarelerin mevcudiyeti ve bunların bilinen/yerleşik anlamları nedeniyle, birbirlerinden yeterince farklılaştırmadığı değerlendirilmiştir.
Neticede, somut uyuşmazlıkta değerlendirilen taraf markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediği kanaatine varılmıştır.
Davacının markasının reddedildiği emtialara bakıldığında, tüketicilerin, 02. Sınıfa giren bu emtiaları satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz ürün alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani uzunca bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak ve çokça araştırma yaparak ürünün alınacağı kaynağı seçme, yani bu ürünü satın alma kararını verdiği değerlendirilmekle, söz konusu tüketici kitlesinin bu emtiaları satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/ özen seviyesinin ortalamanın üzerinde olduğu değerlendirilmiştir.
Davacının markasının kapsamına alınmak istenilen 02. Sınıftaki emtiaların tamamı, davalının tescilli markasının kapsamında birebir yer almaktadır. Dolayısıyla; somut uyuşmazlıkta, davacının markasının reddedildiği tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; taraf markalarının esas unsurlarında geçen “...” ibaresinin ortaklığından hareketle, markaların genel görünümleri/okunuşları/algılanışları itibariyle görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzediği değerlendirilmiştir.
Davacının markasının bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajı içinde, bu işarette geçen “...” ibaresinin mevcudiyeti, bu ibarenin tek başına, markanın bütünleşik kompozisyonunu aşarak ve ön plana çıkarak esas unsur olarak ele alınmasını mümkün kılmaktadır. Buna ilaveten, ayrıca taraf markaları aynı emtialarda kullanılacağı, her ne kadar bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyeleri düşük olmasa da, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalini bertaraf eden bir faktör olarak değerlendirilemeyeceği; bütün bu hususlar, davalının “...”lı markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının dava konusu edilen “.....” ibaresini de ihtiva eden kompozisyonlu/birleşik bir kelimeden oluşan markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimalini ortadan kaldırmamaktadır. Markalardaki bu farklılıkların, ortalamanın üstünde bir bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyesine sahip olan ilgili tüketicilerin bu markalar altında sunulan emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma/yanılma ihtimalini bertaraf etmediği, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayamayacakları/çelişkiye/yanılgıya düşebilecekleri, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünebilecekleri değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzerlik bulunduğundan, somut olayda emtia ayniyeti şartının da gerçekleşmiş olduğundan ve ayrıca davalı markasının tanınmış olduğu da göz önüne alındığında, markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Markaların esas unsurlarına bakıldığında, her iki markada yer alan ilk dört harflerin birbirinin aynısı olup, genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında markalar ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırma ihtimaline neden olacak şekilde benzerliğe sahiptirler. Gerek başvuru markasında, gerekse redde mesnet markada asıl, marka algılaması yaratan baskın unsur aynıdır. Başvuru markasında ayırt ediciliğe katkı sağlayabilecek derecede farklı/güçlü unsurlar da mevcut değildir. Dolayısıyla, başvuru konusu ibareye bakıldığında gözde bıraktığı iz, duyulduğunda kulakta kalan ses, redde mesnet davalı markasını hatırlatmaktadır. Davacı başvurusunun konusu olan işareti gören ve duyan tüketicilerin zihninde belirecek olan iz, hemen redde mesnet işaretlerin bıraktığı zihinde kalan kısmını hatırlatır. Bu hatırlatma, anılan markanın, redde mesnet işaretin bir başka biçimi veya serisi yahut uzantısı olarak algılanmasına sebebiyet verecektir.
Aynı tür mallar üzerinde her ne kadar ortalamanın üzerinde dikkate sahip tüketiciler olsa da, bu tüketiciler nezdinde iki markayı birbirinden yeterince ayırt etme niteliğinin bulunmadığı/çelişkiye düşebileceği/bağlantı kurabileceği ve başvuru ile itiraza dayanak markalar arasında bağlantı kurulması ihtimali dâhil, karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu,
Ayrıca taraf ibarelerin benzerliği ile birlikte, başvuru markasının kapsamındaki mal/hizmetler redde mesnet marka/markaların kapsamında bulunan mal/hizmetlerle aynı/benzer nitelikte olduğu, davalı şirketin markasının tanınmış olduğu da dikkate alındığında, “markaların kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması” koşulu da mezkur markalar açısından gerçekleştiğinden, söz konusu markalar bakımından karıştırma ihtimaline ilişkin koşulların gerçekleşmiş olduğu kanaatine varılmıştır.
DAVALI FİRMANIN İTİRAZLARINA MESNET ALDIĞI MARKASININ TANINMIŞLIĞI İDDİASININ DAVACININ .... BAŞVURU SAYILI MARKASININ TESCİLİNE ENGELİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
6769 Sayılı SMK' nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir.
Somut olay açısından; davalıya ait "..." ibareli itiraz markası ..... sayı ile ... tarafından 04.07.2017 tarihinde kabul edilerek Kurum sicilinde kayıtlı tanınmış markalar arasında yer almakta ve bu markanın tanınmışlığının ayakkabı boyaları ve ayakkabı ile deri bakım ürünleri bakımından sahip olduğu bilinirlikten kaynaklandığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, her ne kadar "..." ibaresi anlamı itibariyle tek başına ayırt edici niteliği düşük bir ibare olsa da, davalıya ait "..." ibareli itiraz markasının, ilgili sektörde sahip olduğu tanınmışlık nedeniyle arttırılmış ayırt edici niteliği bulunduğu, neticede, hem taraf markaları benzer olması, hemde davalının markasının ilgili sektörde tanınmış olduğu anlaşıldığından, tanınmış markanın bir benzerinin aynı veya farklı mal ve hizmetlerde kullanılması somut olayda söz konusu olduğu, davacının markasını tescil ettirmesi ve kullanması sonucunda haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi ya da tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarından birinin gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu değerlendirildiğinden, netice itibariyle de, somut olayda, davalının markasının “tanınmışlık” iddialarının, davacının ....başvuru sayılı markasının tesciline engelinin olacağı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporunun aksine, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Taraf markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olduğu, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen/markanın reddedildiği tüm emtialar açısından emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı, taraf markaları arasında, karıştırılma ihtimalinin/ iltibas tehlikesinin bulunduğu, davalı firmanın “tanınmış marka” iddiasının davacının dava konusu edilen markasının tesciline bir engelinin olacağı, ...Kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/01/2026
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır