Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybı ve mahrumiyet tazminatı talepli tazminat davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Giyim üzerine çalışan ve nakliye işlemleri için aracının hayati önem taşıdığını belirten davacı esnaf, aracının bir trafik kazasında %100 kusurlu bulunan davalı sürücü ve sigorta şirketinin çarpması sonucu uğradığı maddi hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararlarının yetersiz kalan sigorta ödemeleri dışında kalan kısmının tazmini ile ihtiyati haciz talep ederken; davalılar yetki itirazında bulunmuş, kusurun kendilerinde olmadığını, ödemelerin yapıldığını ve araç mahrumiyet bedelinin sigorta teminatı dışında kaldığını ileri sürerek davanın reddini istemişlerdir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...KARAR TARİHİ: 22/09/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...)KATİP : ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 19/02/2026NUMARASI : ... Esas ... KararDAVACI : ........ VEKİLİ : Av......DAVALILAR : 1- ........ VEKİLİ : Av..... 2- ........ VEKİLİ : Av.....DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ : 22/09/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 22/09/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ........, giyim üzerine çalışan bir esnaf olduğunu, davalı ........'ın sevk ve idaresindeki ........ plakalı ........ marka aracın, davacıya ait ........ plakalı ........ model araca çarpması neticesinde davacının aracının ciddi hasar gördüğünü, trafik kazasının meydana gelmesinde kusurlu olan taraf, ........ poliçe numarası ile davalı ........ şirketine sigortalı ........ plaka sayılı araç sürücüsü ........ olduğunu, kaza neticesinde davacıya ait ........ plakalı araçta maddi hasar ve maddi değer kaybı meydana geldiğini, aynı zamanda aracın kullanılamamış olmasından ve araç mahrumiyeti külfeti meydana geldiğini, davacı esnaf olması ve giyim ürünleri üzerine çalışması sebebiyle nakliye işlemleri için kazaya karışan araç hayati önem taşıdığını, davacının işlerinin aksamaması için zaruri olarak aracının tamir süresi içerisinde nakliye işlemleri için başka bir araç kiralamak zorunda kaldığını, dava konusu kaza neticesinde trafik ekiplerince oluşturulan kaza tespit tutanağında karşı şeritte seyir halinde devam ederken hız sınırlarının üzerinde olması ve direksiyon hakimiyetini kaybetmesinden dolayı 2918 sayılı KTK'nın 56/1A maddesi uyarınca ........ %100 (tam kusurlu) bulunduğunu, tamir süresi boyuncu davacının aracından mahrum kaldığını, davacının aracının tramer kaydının bulunmamasına rağmen bu kaza sebebi ile tramer kaydı oluştuğunu, davalı sigorta şirketine 26.06.2024 tarihinde başvuru yapılmış ve diğer davalı sigorta şirketi tarafından davacı adına 18.962,93 TL ödeme yapıldığını, fakat bu ödemenin zararı karşılamakta yetersiz kaldığını belirterek, hüküm altına alınacak alacağın tahsil edilememesi riskine karşılık davalı araç sürücüsü ........'ın tüm taşınır ve taşınmazlarına kararın kesinleşmesine kadar cebri icra yoluyla satışı ve 3. şahıslara devri engelleyici nitelikte "ihtiyati haciz" konulmasına, meydana gelen trafik kazası neticesinde 6100 sayılı HMK md.107 kapsamında toplanacak delillere göre maddi tazminat tutarının belirlenerek davacıya ait ........ plakalı aracın şimdilik 10.000 TL (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla), araç değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz ile tahsiline, davacının aracı olmadığı dönemin dava seyrine göre bilirkişi marifetiyle tespitinin yapılıp ikame araç bedelinin tazmini ile araç mahrumiyet tazminatı için şimdilik 5.000 TL (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak) kaydıyla tarafımıza ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ........ cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin yerleşim yerinin Üsküdar İstanbul olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının sigorta şirketine yazılı başvuru şartını usulüne uygun olarak yerine getirmediğini, davaya ilişkin delillerin kendilerine tebliğ edilmesi gerektiğini, 24/06/2024 tarihinde 103.350 TL hasar ve 02/08/2024 tarihinde 18.962,93 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, davacının aracının önceki kazalarına ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi gerektiğini, davacının aracının aynı bölgeden hasar alıp almadığının değerlendirilmesini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, araç mahrumiyet bedeli teminatlar dahilinde olmadığından davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun olmadığını belirterek, usule yönelik itirazların karara bağlanmasını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde iddia edildiği gibi dava konusu kazanın davacının geçişi sırasında davalıya ait aracın çarpması şeklinde olmadığını, iddia edilenin aksine meydana gelen kazada davalının kusuru bulunmadığından, tüm kusurun davacıda olduğunu, ayrıca kusur oranının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce tespit edilmesi gerektiğini, davacının sigorta şirketine başvuru zorunluluğunu yerine getirmediğini, bunun davalı sigorta şirketince belirtildiğini, davacının sigorta şirketinden 19.000 TL civarında değer kaybı bedeli aldığını ve tekrar değer kaybı bedeli almasının mümkün olamayacağını, davacının aracının dosyaya getirtilen geçiş dönem kayıtlarından çok sayıda kazaya karıştığı ve iddia edildiği gibi orijinal olmadığı, hususi aracın ticari maksatla kullanıldığına yönelik beyanı kabul etmediklerini, davacının aracını kullanamamasından kaynaklı olarak araç mahrumiyet talebini kabul etmediklerini, aracın kaç gün onarımda kaldığı ya da kalacağına dair bir şey yazılmadığını, bu nedenle hem delil yokluğundan hem de talebin sarih olmaması nedeniyle bu konudaki talepleri kabul etmediklerini, davacının aracının aynı bölgeden defalarda kazaya karıştığını, araca yönelik değer kaybı talep hakkının olmadığını belirterek, davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davacının 27/04/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunduğu, dosya kapsamında aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Davacının davalı sigorta şirketi yönünden açtığı araç mahrumiyetinden kaynaklanan maddi zarar talebinin teminat kapsamında olmaması nedeniyle reddine karar verilerek;Davalı ........ Vekilinin tavzih talebinin kabulü ile; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;Araç değer kaybından kaynaklanan maddi zarar talebi yönünden; 39.219,07 TL'nin, davalı ........ yönünden kaza tarihi olan 27/04/2024 tarihinden itibaren, diğer davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe teminat limiti ile sınırlı ve sorumlu olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 11/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,Araç mahrumiyetinden kaynaklanan maddi zarar talebi yönünden 19.350,00 TL'nin, davalı ........ yönünden kaza tarihi olan 27/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya VERİLMESİNE,Davacının davalı sigorta şirketi yönünden açtığı araç mahrumiyetinden kaynaklanan maddi zarar talebinin reddine," karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karar gerekçesinde yer alan hususların ve taraflara yüklenen kusur oranlarının dosya kapsamındaki yazılı deliller ile beyanlar birlikte değerlendirilmediği için yerinde olmadığının ileri sürüldüğünü, davacının dava açmadan önce sigorta şirketinden poliçe limiti dahilinde hasar bedeli ile değer kaybı tazminatlarını rızaen aldığını, halefiyet ilkesi gereğince sigorta şirketini ibra etmesi sebebiyle müvekkilinden mükerrer tahsilat yapacak şekilde talepte bulunmasının sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini ve davanın reddi gerektiğini, yargılama süresince kusura defalarca itiraz edilerek mahallinde keşif yapılmasının, bilirkişi raporu alınmasının ve tanıkların dinlenmesinin talep edilmesine rağmen mahkemenin bu talepleri usul ve yasaya aykırı olarak inceleme dışı bıraktığını, kaza öncesinde çok sayıda kazaya karışan, orijinalliği bulunmayan, yaklaşık 20 yaşında ve 340.000 kilometredeki aracın değer kaybının hesaplanamayacağını, tampon gibi plastik aksamların değer kaybı hesabında dikkate alınamayacağını, aracın iddia edildiği gibi 15 gün onarımda kalmasının mümkün olmadığını ve bu sürenin afaki ve abartılı olduğunu, müvekkiline atfedilen kusurun haksız olduğunu, müvekkilinin arabuluculuk görüşmelerine dahil edilmemesi sebebiyle davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, karşı taraf aracının kavşağa yaklaşırken hız sınırını aştığının ve fren mesafesinin kaza raporunda değerlendirilmediğini, dosyadaki 13.09.2025 tarihli bilirkişi raporunun tarafların savunmaları dikkate alınmaksızın, mahallinde keşif yapılmadan, kaza yapan araçlar bizzat gözlemlenmeden sadece fotoğraf ve varsayımlar üzerinden eksik incelemeyle hazırlandığını, araçtaki hasar miktarının tamir edilebilir parçalar yerine yeni parça eklenerek abartıldığını, eksper değerlendirmesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacının yasa gereği süresinde sigorta şirketine bizzat müracaat ettiğine dair belgeleri sunmadığını ve bu durumun dava şartı noksanlığı oluşturduğunu belirterek, eksik incelemeye ve varsayımlara dayanan yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı ve mahrumiyet kaybına ilişkindir. 1- Davalı ........ vekilinin kusura itirazının incelenmesinde; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.Bu itibarla, Mahkemece benimsenen ayrıntılı, gerekçeli, oluşa uygun kusur raporu ile kaza sonrası düzenlenen tespit tutanağının uyumlu olduğu anlaşılmakla kusur itirazının reddine karar verilmiştir. 2- Davalı ........ vekilinin değer kaybına ve mahrumiyete ilişkin itirazın incelenmesinde; Davaya konu olan olayda davacıya ait araç hasara uğramıştır. Bu durumda sözü edilen aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir.Davacı ayrıca davalıdan araç mahrumiyet zararını istemiştir. Talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak söz konusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir.Somut dosyamızda; Yargıtay uygulamaları doğrultusunda hükme esas alınan uzman bilirkişi tarafından aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının zararının belirlenmesi (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2017 tarih ve 2016/13290 E., 2017/6752 K sayılı kararı) yapıldığından, kaza sonrası araç fotoğrafları, aracın tüm özellikleri, hasar bölge ve niteliği, tramer kayıtlarının da değerlendirildiği bilirkişi raporu sonucunda belirlenen değer kaybı ve araç mahrumiyet zararın uygun olduğunun da anlaşılmasına göre de, bunlara ilişkin değer kaybı ile mahrumiyete ilişkin zararının duruma uygun şekilde belirlendiği de anlaşıldığından, davalının zarara yönelik itirazları yerinde olmadığından, davalının buna yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. 3- Davalı ........ vekilinin sigorta şirketine başvuru zorunluluğu yerine getirilmediğine ilişkin itirazının incelenmesinde;2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına (ya da Güvence Hesabına) karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş, 2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup; 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacı tarafın davalı sigortaya başvurduğu, dolayısıyla davacıların yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı anlaşılmakla davalı tarafın itirazı yerinde değildir.4- Davalı ........ vekilinin mükerrer tahsilat yapıldığına ilişkin itirazının incelenmesinde;Sigorta şirketi tarafından alınan bir ibraname olmadığı, sigorta tarafından değer kaybı için ödenen 18.962,93 TL düşülerek değer kaybı zararının belirlendiği anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 4.000,85 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.001,00 TL nin mahsubu ile bakiye 2.999,85 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 22/09/2026 .....Başkan... e-imzalı.....Üye...e-imzalı .....Üye... e-imzalı.....Katip...e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.