Şirket tarafından eski yönetici ve davalı arasında muvazaalı düzenlendiği iddia edilen bononun bedelsizliği talebiyle açılan menfi tespit davasında ispat yükü ve alacak iddiaları.
Özet: Bir şirket, eski yetkilisinin yetkisi sona erdikten sonra davalı ile işbirliği yaparak, şirketi zarara uğratma maksadıyla muvazaalı ve bedelsiz olarak 750.000 TL bedelli bir bono düzenlediğini ve hakkındaki icra takibinin haksız olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatı talep ederken; davalı ise şirket sahibinin vaat ettiği ortaklık ve kar payı alacakları karşılığında, şirket müdürü talimatıyla bu bononun kendisine verildiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesi, "nakden" kaydının bulunduğu bononun bedelsizliğinin yazılı delillerle ispatlanamadığı ve davacı yetkilisinin whatsapp yazışmalarını kabul ettiği gerekçeleriyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de bu kararı esastan reddederek onamış, davacı ise bu onama kararını temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1298 Esas, 2025/787 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2021/578 E., 2022/824 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; Antalya 2. İcra Müdürlüğünün 2018/12545 E. sayılı dosyasında müvekkili şirket hakkında başlatılan icra takibinin dayanağı bononun, şirketin eski yetkilisi ... tarafından yetkisi sona erdikten sonra düzenlendiğini, bononun şirket kayıtlarında yer almadığını, bononun lehtarı ve takip alacaklısı olan davalı ...'nın müvekkili şirkette bir yıl işçi olarak çalıştığını, şirketten bono bedeli kadar alacaklı olmasının mümkün olmadığını, şirket adına bonoyu imzalayan eski temsilci ile davalının arkadaş olup, birlikte müvekkili şirkette işe başladıklarını, şirket işlerinin yürütülmesi için ...'a şirket müdürlüğü yetkisi verildiğini, davalı ...'nın da pazarlama departmanında çalıştığını, sonrasında satış bedellerini tahsil etmeden şirketten ayrılarak şirketin zararına sebep olduklarını, şirketin eski yetkilisi ... ile davalının işbirliği ile hareket ettiklerini, birlikte 04.04.2018 tarihinde ... Alüminyum Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.'yi kurup ortak olduklarını, bononun şirketin eski yetkilisi ile davalı tarafından şirketi zarara uğratmak için muvazaalı olarak düzenlendiğini, bononun bedelsiz olduğunu, davalı ile bonoda imzası bulunan ... hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/93308 soruşturma sayılı dosyasında soruşturmanın sürdüğünü ileri sürerek takip ve bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkette pazarlama şefi olarak çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde şirkete büyük miktarlarda para kazandırdığını, davacı şirketin sahibi olan ...'nin müvekkiline ortaklık önerdiğini, cirodan pay vereceğini sözlü olarak taahhüt ettiğini, müvekkilinin sermayesini şirket bünyesine katması yönünde telkinde bulunmasından sonra müvekkilinin annesi ... adına tescilli 500.000,00 TL değerindeki taşınmazı 2017 yılında davacı şirket lehine ipotek verdiğini, müvekkilinin yıl sonu kâr miktarlarından ipotek ve kişisel iş ilişkileri sonucunda 750.000,00 TL alacağının bulunduğunu, şirket yetkilisinin taahhütlerini yerine getirmediği gibi ipoteğin de kaldırılmadığını, müvekkili ile şirket yetkilisi arasındaki WhatsApp yazışmalarından davacı şirket yetkilisinin parasının olmadığını, bu nedenle ödeme yapamayacağını beyan etmesiyle müvekkilinin davacıdan evrak istemesi üzerine şirket müdürüne bono düzenleme talimatı verildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/93308 sayılı dosyası ile yapılan soruşturma sonucunda, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle 05.02.2019 tarih ve 2019/7925 sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davalı tarafından sunulan WhatsApp görüşmeleri için davacı şirket yetkilisine isticvap davetiyesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak duruşmaya mazeretsiz olarak gelmediği ve davalı tarafça sunulan WhatsApp görüşmelerinin içeriğini kabul etmiş sayıldığı, takip konusu bono incelendiğinde; keşidecisi davacı şirket, lehtarı davalı olmak üzere 02.01.2018 düzenleme, 02.04.2018 ödeme tarihli, 750.000,00 TL bedelli ve "nakden" kaydıyla düzenlendiği, bu durumda ispat yükünün nakden kaydı ile düzenlenen bononun danışıklı olarak düzenlendiği ve bedelsiz olduğunu iddia eden davacı tarafta olduğu, davacının iddiasını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, davacı vekilinin yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı savunmasının ''nakden'' kaydı ile düzenlenmiş bononun ihdas nedenini talil eder nitelikte olmadığı, davalının annesine ait taşınmazın, davacı şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere ipotek verildiği, davacı şirket yetkilisinin isticvap beyanında davalının sunduğu WhatsApp yazışmalarını inkar etmeyip, bilakis bu yazışmaların devamının da kendisi tarafından sunulduğu, davacı tarafça bononun, davacı adına imzası bulunan şirket müdürünün şirket adına işlem yapma yetkisinin olmadığı bir dönemde geçmişe yönelik düzenlendiği iddialarının kesin delillerle ispat edilemediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, takip konusu bonodan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeMenfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükü davacı borçluya aittir. Somut olayda ise ispat yükü davalı üzerindedir. Zira, davalı vekilinin cevap dilekçesindeki söz konusu senedin şahsi ipoteğin teminatı ve hizmetine karşılık düzenlendiğine yönelik beyanı, senedin ihtas nedenini talil eder niteliktedir. Bir başka deyişle davalı, senet üzerinde nakden ibaresi yazılı olmasına karşın ihdas nedenini talil etmek suretiyle bu borcun mal veya hizmet satışından kaynaklı bir borç olduğunu ileri sürmektedir. Dolayısıyla somut olay bakımından ispat yükünün, senedin ihdas nedenini talil eden davalı taraf üzerinde olduğu, ancak davalının savunmasını ispata yönelik göstermiş olduğu delillerin söz konusu senedin mal veya hizmet satışından kaynaklanan borca karşılık düzenlendiği yönündeki savunmasını ispata elverişli olmadığı, yemin teklif hakkı hatırlatılmasına rağmen davalı tarafın yemin deliline de dayanmadığından hareketle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.V.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.