Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararının temyizinde, sanığın kastı, etkin pişmanlık ve çalınan malın değerinin azlığına dair itirazları ile bölge adliye mahkemesinin usul hatasının CMK 280/2 gereğince düzeltilerek onanması.
Özet: Hırsızlık suçundan mahkûm olan sanık müdafiinin, müvekkilinin olaydaki kastının bulunmadığını, kamera görüntülerinin masumiyetini ispatladığını, eksik kovuşturma yapıldığını, etkin pişmanlıktan ekonomik nedenlerle yararlanamadığını ve çalınan malın değer azlığı nedeniyle ceza indirimine gidilmesi gerektiğini ileri sürerek yaptığı temyiz başvurusunda, Yargıtay, diğer itirazları yerinde görmeyerek; ancak bölge adliye mahkemesinin önceki bozma üzerine ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırması gerekirken bu usulü yerine getirmediğini tespit etmiş ve bu maddi hatayı 5271 sayılı CMKnın 303. maddesi uyarınca düzelterek, hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/3403 E.  ,  2026/10096 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/3544 E., 2025/4443 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "müvekkili sanığın soruşturma aşamasından itibaren kastının atılı suçlamaya yönelik olmadığını, aksine suça sürüklenen çocuğu engellemeye, durdurmaya, vazgeçirmeye çalıştığını belirttiğine, dava dosyasında yer alan kamera görüntülerinde müvekkili sanığın olayın gerçekleştiği yere sonradan geldiğine ve atılı suçlamaya yönelik herhangi bir davranış sergilemediğinin görüldüğüne, ilk derece mahkemesince eksik kovuşturma ile hüküm kurulduğunun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince gözetilmediğine, mevcut delil durumuna göre somut olayda, ceza muhakemesinin önemli ilkesi olan lehe yasa kurallarının uygulanması kuralının ihlal edildiğine, ilk derece mahkemesi ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8.Ceza Dairesinin, müvekkili sanığın çok istemesine rağmen etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için kısmi ödemeyi dahi gerçekleştirebilecek ekonomik güç ve olanaklardan yoksun olmasını dikkate almadığına, mağdura ait marketten 6 adet birayı çalan sanık hakkında, suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle TCK'nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmediğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince, bozma üzerine kurulan hükmün başlığında incelenen karar olarak, İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2017 tarihli ve 2017/756 Esas, 2017/701 Karar sayılı kararı yerine Dairemizin 20.05.2025 tarihli ve 2022/13580 Esas, 2025/9376 Karar sayılı ilamı ile hukuki değerden yoksun kabul edilen İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2020/641 Esas, 2021/174 Karar sayılı kararına ilişkin bilgilere yer verilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiş, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak,
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasının başına, "5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2017 tarihli ve 2017/756 Esas, 2017/701 Karar sayılı kararının kaldırılmasına," ibaresinin eklenmesine karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca usul ve yasaya uygun bulunan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.