Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, Silverlineın ticari satıştan kaynaklı itirazın iptali davasında, yetki itirazı talebi eksikliğinden usulden ret kararına yapılan istinafı değerlendiriyor.
Özet: Birinci derece mahkemesi, ticari bir sözleşmeden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacının ödeme yapmasına rağmen davalı tedarikçinin malzemeleri zamanında ve eksiksiz teslim etmeyerek zarara yol açtığı iddiasıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın kaldırılması talebini, davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazını dava dilekçesinde özel olarak ele almaması nedeniyle usulden reddetmiş olup; davalı taraf, bu kararı istinaf ederek davacının harç eksikliği ve kendi lehine nispi vekalet ücreti konularında da taleplerde bulunmuştur.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2074 - 2026/1538

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/2074
KARAR NO : 2026/1538
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :30/09/2025
NUMARASI :2025/451 Esas - 2025/788 Karar
DAVACI :SİLVERLİNE ENDÜSTRİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ :Av. ...
DAVALI :ERDEMİR ÇELİK SERVİS MERKEZİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ :Av. ...
DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :06/05/2025
KARAR TARİHİ :17/09/2026
KR. YAZIM TARİHİ :24/09/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma Türkiye'nin en büyük ankastre üretici firmalarından birisi olduğunu, davalı firma ise müvekkile malzeme üreten firma olduğunu, müvekkili tarafından Gebze İcra Dairesi 2024/33204E., sayılı dosyasında icra takibi yapılmış davalının itiraz etmesiyle durduğunu, müvekkili ile davalı arasında 01.02.2024 tarihindeki sözleşme kapsamında müvekkilinin talep ettiği malzemelerini üretimini davalı yapmayı üstlendiğini, ancak davalı üretim tamamlanmadan kısmi üretim yaparak, yapılan üretimi de 6 ay geciktirerek malzemeleri müvekkile teslim etmediği ve müvekkili davalının zarara uğrattığını, işbu sebeple davalıdan munzam zararı talep ettiklerini, özetle müvekkilinin ödemeyi yaptığını, malzemeyi almadığını, bu nedenlerle, Davalı-borçlunun yaptığı hukuka aykırı itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini, davalı-borçlunun kötüniyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcraya itirazlarında hem icra dairesinin yetkisine, hem de borcun ve takibin tümüne itiraz ettiklerini, davacı, dava dilekçesinin hiçbir yerinde yetki itirazından bahsetmemiş, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazları hakkında herhangi bir öne sürümde bulunmadığını, dava dilekçesinde; sadece, borcun ve takibin tümüne yönelik itirazdan bahsedildiğini keza, dava dilekçesinin sonuç kısmında yetki itirazın iptali yönünde bir talep zaten bulunmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04.11.2002 tarihli 5310/9978 E. K. Sayılı kararı; “Ödeme emrini alan borçlunun hem 'icra dairesinin yetkisine ve hem de “borçun esasına” itiraz ederek takibi durdurmuş olması halinde, davacı alacaklının açtığı itirazın iptali davasında hem borçlunun yetki itirazının kaldırılmasını hem de borçlunun borcun esasına yönelik itirazının kaldırılmasını istemesi gerekeceğini, aksi takdirde, “lcra dairesinin yetkisine yönelik itirazın kaldırılması' istenmeden açılan “itirazın iptali davası'nın dinlenmeyeceğini” karar altına alındığını, somut olayda dava dilekçesinde icra dairesinin yetkisine yaptıkları itirazın kaldırılmasına yönelik bir talep olmadığından, hatta dava dilekçesinde yetki itirazından bahis bile edilmediğinden, davanın öncelikle bu sebepten dolayı da usulden reddi gerektiğini, davanın esası hakkında ise müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, bu nedenlerle öncelikle davanın usulden aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, ihtaratlı harç tamamlama ara kararına rağmen harcı tamamlamadığından "öncelikle" Harçlar Kanununun 30. ve 32. maddesi ile HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması kararı verilmesi gerektiğini, arabuluculuk masrafının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına karar verilmesi gerektiğini, davalı lehine maktu değil nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf kanun yoluna başvurma gerekçesinin yerel mahkemece verilmiş olan kararın yerinde olmaması olmayıp yalnızca müvekkil şirketin alacağına ulaşmasına engel olmak olduğunu, davalı tarafın harç tamamlama ara kararına rağmen harcın tamamlanmaması hasebiyle Harçlar Kanunu m. 30 ve 32 ile HMK m. 150 gereği dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davanın usulden reddine dair yerel mahkemece verilmiş olan kararın, davanın esastan reddi niteliğinde olmayıp, bu aşamada arabuluculuk ücretine hükmedilmesi için gerekli olan yasal şartları oluşturmadığını, zira arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak hükmedilmesinin, uyuşmazlığın esasını çözen ve davacının haksızlığını tespit eden nihai bir kararı gerektirdiğini, yerel mahkemece verilmiş olan karar yalnızca bir usul noksanlığı tespiti olup, uyuşmazlığın esastan çözümünü yetkili mahkemeye bırakmak olduğunu, davalı tarafın, yargılama gideri olarak lehine hükmedilen maktu vekalet ücretinin, davanın parasal değeri esas alınarak nispi tarifeye göre belirlenmesi gerektiğini iddia etmiş olsa da, bu istinaf talebi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri karşısında hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/09/2025 tarih, 2025/451 Esas - 2025/788 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde, davacı tarafından Gebze İcra Dairesi 2024/33204 E. sayılı takip dosyası ile faturaya dayalı alacak talebinde bulunulduğu, davalı tarafından borca ve icra dairesinin yetkisine itirazda bulunulduğu, itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı, Mahkemece İcra Dairesinin yetkili olmadığı değerlendirilerek, geçerli bir icra takibi bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, davacı tarafından dava açılırken takip talebindeki asıl alacak üzerinden harcın yatırıldığı, Mahkemece eksik harcın ikmali için davacıya muhtıra gönderildiği, davacının asıl alacak üzerinden davasını açtığını beyan ettiği, davalı tarafından bu hususun istinaf sebebi yapılarak öncelikle harcın yatırılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek kararın istinaf edildiği görülmektedir.
492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre; Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30. madde hükmü uygulanır [16-(4) md.]. Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.). (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilâm harcının 1/4'ü peşin alınır (28. md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur. Takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). 6100 sayılı HMK'nın 120-(1) maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
Harçlarla ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. Davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden gözetilmesini ve harcın yatırılmaması halinde ise ne gibi işlemler yapılacağını 30 ve 32. maddelerinde hükme bağlanmıştır.
Eldeki davada; itirazın iptali davasının dayanağı ilamsız icra takibinde asıl alacak, işlemiş faiz alacağı takibe konu edilmiş olup, dava açılırken 2.092.857,00-TL asıl alacak miktarı üzerinden peşin harç yatırıldığı; ancak, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında alacağın faizi de kapsar şekilde "itirazın iptali" denilerek, takip konusu alacağın tamamının (2.673.031,23-TL) dava konusu yapıldığı görülmektedir. Takibe konu toplam alacağa yönelik olan davada mahkemece, işin esasına girilmeden önce 492 sayılı Harçlar Kanununun 28/a ve 32. maddeleri uyarınca, eksik peşin harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilemeyeceği, (harcın tamamlanması halinde davanın kabul veya red durumuna göre dava değeri üzerinden tarafların yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olacağı) aksi halde, takip talebindeki asıl alacak miktarı üzerinden harçlandırılan davada işlemiş faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından söz edilemeyeceği, bu şekilde kurulan hükmün hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve fazlasına karar veremeyeceği düzenlemesini içeren 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesine aykırı olacağı anlaşılmaktadır.
Dairemizce somut olayda da karşılaşılan bu durumda; öncelikle davacıdan icra takibine konu edilen asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faizin toplamı yönünden eldeki davanın açılıp açılmadığı açıklattırılması ve davacının takibe konu ettiği alacak ve işlemiş faiz yönünden bir talebi olduğunu beyan etmesi halinde dava değeri (takip çıkışı) üzerinden eksik peşin harcın tamamlatılması tavsiye edilmektedir. (Benzer yönde Dairemizin 2023/914 esas 2024/1452 karar sayılı ilamı). Mahkemenin harcın toplam alacak miktarı üzerinden yatırılması için davacıdan istekte bulunduğu, davacının davasını yalnız asıl alacak miktarı olan 2.092.857,00-TL'ye hasrettiği, bu durumda, davacının işlemiş faiz yönünden bir talebinin bulunmadığı anlatıldığına göre, Mahkemece asıl alacak kalemi üzerinden alınan harç uyarınca yargılamaya devam edilip karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı tarafından, nispi vekalet ücreti talebinde bulunulmuş ise de, Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 7/2.maddesine göre; davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. Bu nedenle mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi nedeniyle maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetlidir.
Bunun yanında, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi, 7036 sayılı Kanunun 3. madde 14-16. fıkralarda; tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlendiği halde, Devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücreti ile ilgili bir karar verilmemesi hatalıdır.
İlk derece mahkemesince arabuluculuk ücreti hakkında bir karar verilmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddi şeklinde sonuçlanması nedeniyle arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.
Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; taraflar ile vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esastan reddine, HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzeni yönünden yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 355. ve 353/1-b.2 maddeleri gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;
1-Davacının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN REDDİNE,
2-Kamu düzeni yönünden Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/09/2025 tarih, 2025/451 Esas ve 2025/788 Karar sayılı kararının HMK'nın 355. ve 353/1-b.2 maddeleri gereğince, KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
a)Davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,
b)Alınması gereken 615,40.-TL karar ve ilam harcının başlangıçta yatan 22.375,61.-TL peşin harçtan mahsubu sonucu artan 21.760,21.-TL 'nin talep halinde davacıya iadesine,
c)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
ç)Kararın usuli nitelikte olması nedeniyle 6325 sayılı HUAK 18/A-13,14. maddesi gereğince arabuluculuk ücretinin tahsiline bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına,
d)Davalı kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL maktu vekâlet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
e)Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilerek, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,
f)6325 sayılı HUAK'ın 18/A-11 maddesi uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
b)Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
c)İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
ç)İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
d)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*