Bankanın yatırım danışmanlığı kapsamında yanıltıcı bilgilendirme ve yönlendirmeleri sonucu müşterinin hisse senedi işlemlerinden kaynaklanan zararının tazmini davası.
Özet: Yüksek mahkeme tarafından davacının temyiz talebi reddedilip davalınınki kabul edildikten sonra, dosyanın incelenmesi neticesinde; bir müşteri, bankasının yanıltıcı bilgilendirmeleri ve hatalı yatırım danışmanlığı sonucunda borsa kredisi kullanarak yaptığı hisse senedi alımında zarar ettiğini iddia ederek tazminat talep etmiş; ilk derece mahkemesi, bankayı uygunluk testini manipüle etme, yanıltıcı bilgi verme ve müşteri iradesini yönlendirme nedeniyle %70 kusurlu bularak davacının zararının önemli bir kısmını (193.554,93 TL) tazmin etmesine hükmetmiş, istinaf mahkemesi ise davacının uzman olmayan bir yatırımcı olduğunu ve işlemlerin banka çalışanının ısrarlı yönlendirmesiyle yatırım danışmanlığı vasfında yapıldığını tespit etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1167 Esas, 2025/961 KararHÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2021/830 E., 2024/318 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin ise kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka nezdinde yatırım hesabı bulunduğunu, portföyünde yer alan 70.750 adet ... Bankası (...) pay hisse senetleri için tanınan rüçhan hakkından faydalanmak için davalı bankadan yanıltıcı bilgilendirmeler sonucu borsa kredisi kullandığını, davalı Banka tarafından yatırım danışmanlığı sözleşmesi imzalatılarak müvekkilinin yanlış yönlendirilerek işlem yapmasının sağlandığını, davalı Aracı Kurum’un Sermaye Piyasası Mevzuatı ile Türk Borçlar Kanunu’nun emredici hükümlerine tamamıyla aykırı nitelikteki uygulamaları nedeniyle uğramış olduğu zararın davalı yanca eksiksiz olarak tazmin edilmesini gerektirdiğini ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL tutarı ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.10.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 205.525,17 TL' ye yükseltmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; mevzuata aykırı herhangi bir işlem yapılmadığını, tüm işlemlerin davacının verdiği emirler doğrultusunda gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 18.02.2009 tarihli yatırım araçları alım satım ve aracılık çerçeve sözleşmesinin, 19.06.2018 tarihinde sermaye piyasası araçları kredi sözleşmesinin ve 23.10.2018 tarihinde yatırım danışmanlığı sözleşmesinin imzalandığı, davacının ... hisse senetleri ile ilgili rüçhan hakkından faydalanmak için davalıdan kredi talebinde bulunduğu, davalı tarafın davacıya hisse senedi kredisiyle ilgili bilgi verildiği ve davacının kredi limitini 300.000,00 TL'ye çıkartarak kredi kullandığı, davacı tarafından 18.06.2018 tarihinde internet şube işlemi ile 392.000,00 TL'ye 170.000 adet ... hisse senedi alımının gerçekleştirildiği, davacının aynı gün müşteri temsilcisi ile yaptığı telefon görüşmesinde Sermaye Piyasası Kurulunun Seri: V, No:65, Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım, Açığa Satış ve Ödünç Alma ve Verme İşlemleri Hakkındaki Tebliğin (SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği) 9. maddesi uyarınca alımı yapılan payların gün sonunda satılmak zorunda olduğu yönünde davacıya yanıltıcı bilgi verildiği, davacı hesabına gerçekleştirilen tüm işlemlere ilişkin emirlere davacı tarafından onay verilmiş olmasına rağmen, davacıya Tebliğ’in 9. maddesi uyarınca teminat oranının belirlenen asgari oranın altında kalması halinde alınan payların takas günün ertesi günü re’sen satılacağı ve/veya Tebliğ’in 18. maddesi uyarınca özkaynak sıkıntısı oluşması ve yeni nakit ve/veya kıymet getirilerek özkaynak koruma oranının asgari orana yükseltilmemesi halinde payların satılabileceği konusunda herhangi bir bilgi verilmediği ve hatta davacıya alınan tüm payların gün sonunda satılması gerektiğinin söylendiği, banka çalışanının "telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemleri nedeniyle zararın telafi edebileceği beklentisinin davacıda oluşturulduğu, davacıya uygunluk testinin amacına uygun yapılmadığı, yönlendirme altında yapıldığı, davacının iradesinin sunulacak hizmete uygun hale getirildiği, davacının zararının oluşmasında davalının %70 kusurlu olduğu ve bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplama ile davacının komisyon dahil zararının 276.507,04 TL olduğu, bu miktarın davalının kusuruna denk gelen 193.554,93 TL'sini davacının davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 TL'nin dava tarihinden, 143.554,93 TL'nin 06.10.2023 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu yatırım işlemlerine ilişkin uzman bir yatırımcı olmadığı gibi bilgisinin çok kısıtlı olduğu, nitekim uygunluk testinin dahi davalı çalışanının yönlendirmesi ile birlikte doldurulduğu, telefon görüşmelerinin tamamı incelendiğinde davacının yapılan işlemlere ilişkin bilgisinin çok az olduğu ve davalı çalışanının yönlendirmesi ve tavsiyeleri ile işlemlerin yapıldığı, davalı çalışanın işlem yaparken çok ısrarcı olduğu, bu kapsamda yapılan işlemin yatırım danışmanlığı vasfında olduğunun anlaşıldığı, davalı çalışanı tarafından SPK'nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği'nin 9. maddesine istinaden kredili alınan hisse senetlerini gün sonu satılması hususunda davacıyı yanlış/eksik bilgilendirdiği ve davalının yönlendirmesi ile yapılan işlemlerde davacının sürekli zarar ettiği, davalı çalışanın zararı telafi edeceğini söylemek suretiyle davacının işlem yapmasına devam etmesini sağladığı, davalı çalışanının mevzuata aykırı işlemlerinin ... İstanbul A.Ş. Kurulu soruşturma raporu ve kararı, SPK kararı ile tespit edildiği ve idari para cezası verildiği, davacı zararının oluşmasında davalının kusurunun sabit olduğu, yine her ne kadar davacı, davalı çalışanının zararı telafi edeceğini söylemesi ve zararını telafi etmek amacıyla işlemlere devam etmiş ise de sürekli zarara uğrayan davacının işlem yapmaya devam ederek zararının artmasına sebebiyet vermesi sebebiyle müterafik kusurlu kabul edilmesinin yerinde olduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranının tarafların eylemlerinin ağırlığı dikkate alındığında yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, davalı bankanın taraflar arasındaki menkul kıymet alım satım sözleşmesine ve mevzuata aykırı işlemleri nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez.Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, davacının toplam talebi 205.525,17 TL olup İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 193.554,93 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Davacının temyiz ettiği reddedilen meblağ (11.970,24 TL) HMK'nın 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değişik ek 1. maddesinin ikinci fıkrası gereği dava tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.