Yargıtay 11. Ceza Dairesi, sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararını onarken, resmi belgede sahtecilik suçundan dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermiştir.
Özet: Temyiz mahkemesi, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararını, yargılama sürecinin usul ve kanuna uygunluğu ile delillerin eylemi doğruladığı gerekçesiyle onarken, hükümdeki cezanın bütünlüğüne ilişkin hukuka aykırı değerlendirmenin aleyhe temyiz olmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmadığını belirtmiş; resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ise suç tarihinden temyiz incelemesine kadar olağanüstü dava zamanaşımının gerçekleşmesi sebebiyle mahkûmiyet hükmünü bozarak kamu davasının düşmesine karar vermiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/32436 E.  ,  2026/4272 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/514 E., 2016/256 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşme, onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden yapılan inceleme sonucunda;
Sanık hakkında kurulan hükmün bütünlüğü nazara alınarak CMUK'un 326/son maddesinin uygulanması gerekmesi karşısında verilen hapis cezası ile adli para cezasının birbirinden ayrı değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, hükümdeki cezanın bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle ceza süresi yönünden kazanılmış hakkının korunmasına karar vermek yerine iki ayrı hükümdeki adli para cezası ve hapis cezası ayrı ayrı ele alınarak kazanılmış hakkın korunmasına karar verilmesi hukuka aykırı ise de temyiz edenin sıfatına göre aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan inceleme sonucunda;
Sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 26.09.2007 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 20.04.2026 tarihinde karar verildi.