Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde eser sözleşmesinden kaynaklanan inşaat alacağı, hakediş ve sahte ibraname iddiaları üzerine istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası ve karşı davaya ilişkin istinaf başvurusunu incelemektedir; davacı yüklenici şirket, davalı kooperatiften 15. hakediş ve sonraki imalat bedelleri dahil yaklaşık 3.8 milyon TL alacak talep ederken, davalının sahte ibraname düzenlediğini iddia etmektedir. Davalı kooperatif ise faturanın avans niteliğinde olduğunu, ibranamenin sahte olmadığını (ceza mahkemesi kararı ile), ıslahın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemekte ve karşı davada işin gecikmesinden kaynaklanan zararını talep etmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2026/77 - Karar No:2026/955
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/77
KARAR NO : 2026/955
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2025
NUMARASI : 2025/449 E-2025/643 K
DAVACI-KARŞI DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av. ... - E TEBLİGAT
Av. ...- E TEBLİGAT
DAVALI-KARŞI DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...- E TEBLİGAT
DAVA VE KARŞI
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 18/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/09/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin asıl ve karşı davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı-karşı davalı vekili; davalı kooperatife ait 143 adet işyerinin inşaatının yapımı hususunda, davalı kooperatifle, dava dışı ...Şti arasında 10/10/2003 tarihli inşaat sözleşmesi ve 13/10/2003 tarihli ek ve tadil sözleşmesi imzalandığını, bilahare tarafların katılımı ile 29/03/2009 tarihli sözleşme imzalanarak işin müvekkili şirkete tüm hak ve vecibeleri ile birlikte devredildiğini, davalı kooperatifin dava tarihine kadar 14 adet hakediş bedelini müvekkiline ödediğini, ancak 15 nolu hakediş bedeli ile bakiye imalat bedellerinin ödenmediğini, müvekkilinin 15 nolu hakediş ve tüm alacaklarının ödenmesi için davalı kooperatife Yenimahalle 3. Noterliği’nin 10/11/2010 tarih ve 38211 yevmiye numaralı ihtarını gönderdiğini, ayrıca kooperatifin talebi ile “15 nolu hakedişe mahsuben kesilen fatura” açıklaması ile 01/07/2010 tarihli 731.307,14 TL bedelli faturayı davalıya gönderdiğini, faturanın, itirazsız olarak kooperatif kayıtlarına işlendiğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, 1 yıllık süre geçtiğinden itirazın iptali davası açılmadığını, davalı kooperatifin 15 nolu hakkediş ve sonrasında yapılan işlerden doğan imalat borcunun ödenmesi için şifahen kendilerini görüşmeye çağırdığını, ödeme karşılığında ibraname düzenlenmesini teklif ettiğini, ödeme yapılması halinde ibraname verileceğinin belirtildiğini, varılan mutabakat üzerine ibraname taslağı hazırlandığını, ancak ödeme yapılmadığı için ibranamenin imzalanmadığını, anacak kooperatif yetkiliklerinin taklit imza atarak sahte ibraname düzenlediği, davalı kooperatifin Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1099 D.İş sayılı tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda müvekkilinin yaptığı imalatın kendisine yapılan ödemeden çok daha fazla olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin 15 nolu hakediş ve sonrasında yapılan imalatlar nedeniyle tahminen 3.000.000,00 TL civarında alacağı olduğunu ancak alacak miktarının yargılama sırasında alınacak bilirkişi raporu ile ortaya çıkacağını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 300.000,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 12/07/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile de bilirkişi raporunda, müvekkil şirkete ait davalıdan olan alacağın 3.837.919,70 TL olduğu belirlendiği belirtilerek taleplerini 3.537.919,70 TL arttırarak toplam 3.837.919,70 TL olarak güncellenmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, söz konusu alacağın dayanağı olduğu iddia edilen 01/07/2010 tarihli 731.307,14 TL bedelli faturanın avans olarak ödendiğini, avans olarak bu bedelin karşılığının şirket kayıtlarında gösterilmemesi üzerine davacı şirkete aldığı bu paranın karşılığını faturalandırmasının istendiğini, davacı şirketin de ödenen avans kadar fatura keserek kooperatife gönderdiğini, faturanın açık fatura olduğunu ve üzerinde 15 nolu hakedişe mahsuben yazısına dikkat edilmeden kayıtlara işlendiğini, kendi iddialarının; daha önce yapılmış olup, kapalı fatura tanzim edilmesi gerekirken kasıtlı olarak açık fatura tanzim edilmesi olduğunu, zaten faturada belirtilen 15 nolu hakedişin henüz düzenlenmediğini, Yenimahalle 3. Noterliği’nden gönderilen 10/11/2010 tarih ve 38211 yevmiyeli ihtarı kabul etmediklerini, zira 15/03/2010 tarihli “Yapım İşleri Geçici Kabul Tutanağı”nda davacının ihtarnamesinde talep edilen hususlarda tarafların mutabakata vardıklarını, düzenlenen ibranamenin gerçek olup, sahte olduğu iddiası ile açılan ceza davasında Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince sahte olmadığına hükmedildiğini, Ankara 1.Sulh Hukuk Mahkemesi dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiğini belirterek; davanın reddini ve ıslah dilekçesine karşı verdiği cevapta ıslahın zamanaşımına uğradığını savunmuş; karşı davasında; taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olarak işin geciktirildiğini ve eskalasyona tabi tutulduğunu, %30 nispetinde zaman ve geçici keşif bedeli artırımına gidildiğini, kooperatifin zarara uğradığını, kaba inşaatı kapsayan sözleşme haricinde işler yaptırıldığını, proje tadilatı yapılmadan çatı yapımına başlandığını, olmayan çatı projesine göre usulsüz hakkedişler düzenlendiğini, kontrol dışı imalatların durdurulduğunu, kaba inşaatın tamamlatıldığını, yapılan tüm imalatların geçici ve kesin kabul komisyonu tutanağında açıklandığını, buna karşılık karşı davalının saklıda kalan imalatları yapmadığını veya eksik yaptığını hesaplarda gösterilen beton katkı maddelerinin toplam beton miktarına göre abartılı olduğunu, saklıda kalan imalatlar ile ilgili anlaşma sağlanamadığını, düzenlenen Hesap Tetkik Raporuna göre davacının yapmadığı ve eksik yada hatalı yaptığı işlerden dolayı müvekkili kooperatifin fazla ödeme yaptığını, karşı dava tarihi itibariyle tüm işyerlerinin tamamlanarak iskanlarının alındığını belirterek; karşı davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL fazla ödemenin reeskont avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09/01/2024 tarihli, 2014/276 Esas, 2024/6 Karar sayılı kararı ile taraflar arasındaki ihtilafa konu alacağın eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, dosyada yapılan incelemede davalı tarafından davacının sözleşmeyi devraldığı tarihten sonra yaptığı işlere ilişkin olarak önceki hakedişlerinin ödediği, davaya konu 15 nolu hakediş için de belirli bir miktar avans adı altında ödeme yapıldığı, davacının 15 nolu hakedişi fatura ederek davalıya gönderdiği her ne kadar davalı tarafça bu hakedişlere ilişkin işin davacı tarafından yerine getirilmediği, hatta davacıya eksik iş nedeni fazla ödeme yapıldığı ve bu fazla yapılan ödemenin faizi ile talep edildiği görülmüş ise de; davalı kooperatif tarafından davacının yapmadığını iddia ettiği işleri sonrasında başka bir şirkete yaptırdığı ve dava dışı şirket tarafından yapılan işlerin yapılması için davacının hakedişe konu işlerin yapılmasının işin doğası gereği olduğu ve dava dışı şirketin yaptığı işlerin önceki aşaması olduğu, dosyada bulunan belge ve fotoğraflardan davacının 15 nolu hakedişe ilişkin işleri yaptığı ve davayı açmakta haklı olduğu, davacı tarafından ıslah ile birlikte toplam 3.837.919,70 TL’nin faizi ile davalıdan talep edildiği görülmüş ise de; davanın kısmi dava olarak açıldığı, 12/07/2023 tarihinde ıslah dilekçesi verdiği davacının burada yüklenici olarak sözleşmeden kaynaklı alacağını talep ettiği ve bu nedenle alacağının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın 2009 yılında çıktığı ve 2010 yılında davacı tarafından inşaatın yapım işinin fiilen bırakıldığı iş bu davanın 2013 yılında kısmi dava olarak açıldığı ve kısmi davalarda sadece dava edilen kısım için zamanaşımının kesildiği, ıslahın ise 2023 yılında yapıldığı gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulü ile 300.000,00 TL’nin 03/06/2013 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak, davacı-karşı davalıya verilmesine, 3.537.919,70 TL’lik davacı talebinin zamanaşımı nedeni ile reddine, karşı davada davacının davalıya yaptığı fazla ödeme tespit edilmediğinden davanın reddine karar verilmiş, kararın davalı-karşı davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 04/07/2024 tarihli, 2024/347 Esas, 2024/606 Karar sayılı ilamı ile davacı tarafından 03/06/2013 tarihinde açılan davanın Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/385 Esasına tevzi edildiği, Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda 04/04/2014 tarih ve 2013/385 Esas-2014/184 Karar sayılı kararı ile davalı-karşı davacı kooperatifin sıfatı ve davanın niteliği gereği asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine karar verildiği, kararın temyiz kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle 20/05/2014 tarihinde kesinleştiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. madde gereğince bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusunun işin taraflarının her ikisinin ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerektiği, TTK 5. madde uyarınca ticari davaların asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanacağı ve asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, göreve ilişkin düzenlemelerin HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında istinaf dairesince re'sen incelenmesi gerektiği, Yargıtay İçtihatı Birleştirme Genel Kurulu 12/11/2021 tarih ve 2020/2 Esas sayılı kararı ile yapı kooperatiflerinin tacir olduğuna karar verildiği, Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararları bağlayıcı olup, davacı-karşı davalı ticari şirket olduğu gibi, mahkemece esas hakkında karar verilmeden önce yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihatı Birleştirme Genel Kurulu içtihadı birleştirme kararı gereğince davalı-karşı davacı kooperatif de tacir sayıldığından, yani davada her iki taraf da tacir olduğundan uyuşmazlığı inceleme görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait bulunduğundan göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esas hakkında hüküm kurulmasının hatalı olduğu ve kabule göre de; mahkeme karar başlığında davacı olarak gösterilen temlik alan ... yönünden olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesinin de doğru olmadığı gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararından sonra Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince; taraflar arasında davacı - karşı davalı yüklenicinin eser sözleşmesini devraldığı 29/03/2009 tarihinden sonra tanzim edilen 11, 12, 13, 14 nolu hakedişlerin gereklerinin yerine getirildiği ve bedellerinin ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, uyuşmazlığın asıl davaya konu 15 nolu hakedişin kesin hakediş mahiyetinde olup olmadığı, kesin hakediş mahiyetinde olması halinde usulüne uygun olup olmadığı, hakediş kapsamındaki işlerin gereğinin yerine getirilip getirilmediği, kesin hakedişin yapılması, davalı - karşı davacı kooperatif tarafından 15 nolu hakediş faturası yönünden yapılan ödemenin avans mahiyetiyle yapılmasının sonuca etki edip etmeyeceği, davalı - karşı davacının karşı davasının konusunu oluşturan eksik ve ayıplı işten dolayı fazla ödeme yapılıp yapılmadığı ve kooperatifin bu işleri üçüncü kişilere yaptırıp yatırmadığı, bu kapsamda yaptığı giderlerin tazminini talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı, asıl davanın konusunu oluşturan 15 nolu hakediş kesin hakedişe ilişkin olup, davalı - karşı davacı kooperatifin bu 15 nolu hakedişin faturasını ödediği, ancak, taraflarınca sehven ödendiğini, avans ödemesi olarak ödemenin gerçekleştirildiğini savunmuş ise de işin geçirdiği aşamalar dikkate alındığında avans ödemesi yapılması savunmasının dinlenebilir olmadığının değerlendirildiğini, davacı - karşı davalı yüklenicinin tek taraflı tanzim ettiği 15 nolu hakediş yönünden 2. bilirkişi heyetinin hükme esas alınabilir nitelikteki 07/07/2022 tarihli 1. ek raporu ile belirtildiği üzere taraflar arasındaki ihtilafın genel olarak taş dolgu imalat metrajından, su yalıtım malzemesi niteliğinden ve beton katkı malzemesinin miktarından kaynaklandığı, davaya konu inşaatın tamamlandığı, yol kaplamasının yapıldığı, bağımsız bölümlerin iskan edilerek ticari faaliyete başlanıldığı, ihtilafa konu yerlerin üzerinin kaplandığı, her ne kadar davalı - karşı davacı kooperatif tarafından, davacı - karşı davalı yüklenicinin işi eksik yaptığı bu nedenle işin 3. kişilere yaptırıldığı, karot alınması ve temel çukuru kazılması suretiyle bu eksikliklerin tespit edilebileceği iddia edilmiş ise de 1. ek raporda belirtildiği üzere davacı - karşı davalı yüklenici tarafından tanzim edilen imzasız ataşmanlar ile taraflarca düzenlenen ve imzalanan sistem ataşmanlarının birbirleriyle uyumlu olduğu belirlendiğinden, dosya kapsamında inşaat aşamasında çekilen fotoğraflardan özellikle binaların etrafına taş dolgu yapıldığı görülmekle ataşmanların dikkate alınmasında sakınca olmayacağına yönelik değerlendirmenin mahkemece de yerinde görüldüğü, yine davalı - karşı davacı kooperatif tarafından imalatta kazı yapılmaksızın bilirkişi raporu alınmasına itiraz edilmiş ise de görevsizlik kararı öncesinde mahkemesince 01/02/2018 tarihli duruşma ara kararıyla kazı yapılmasına karar verildiği, bununla birlikte 2. heyet tarafından tanzim edilen kök rapor ile belirtildiği üzere önceki bilirkişi heyeti tarafından açılan test çukurlarının kapandığı, yol kaplaması imalatlarının yapıldığı davacının iddialarını mevcut deliller ile ispatlayabildiği halde davalı - karşı davacı kooperatifin iddialarını mevcut delil durumu itibarı ile de ispatlayamadığı bu haliyle kazı yapılmasının sonuca etkili olmayacağı, mevcut bilirkişi incelemelerinin hüküm tesisine elverişli olduğu, 2. bilirkişi heyetinin hükme esas alınabilir nitelikteki 07/07/2022 tarihli 1. ek raporu ile rapor edildiği üzere 15 nolu hakedişe konu bir kısım imalatların taraflar arasında çekişmesiz olduğu, bir kısım imalatların ise önceki hakedişler ile uyumlu olduğunun belirlendiği, fazlaya ilişkin olduğu tespit edilen bir kısım hakedişlerin çıkartılması yoluna gidildiği ve neticesi itibariyle kesin hakediş tutarının 3.837.919,70 TL olduğunun anlaşıldığı,karşı dava yönünden ise taraflar arasındaki sözleşmenin ayakta olduğu, davalı - karşı davacı iş sahibi kooperatifin eksik ve ayıplı işlerin varlığının bilirkişi incelemesi ve dayandığı diğer deliller ile ispatlayamadığı, sözleşme ayaktayken üçüncü kişilere yaptırdığı işleri yüklenicinin nam ve hesabına izni ile yaptırdığını da ispatlayamadığı, bu haliyle karşı davada kooperatifin alacaklı olmadığı, asıl dava eser sözleşmesi nedeniyle alacak istemine ilişkin olup, davacı - karşı davalı yüklenici tarafından tek taraflı tanzim edilen 15 nolu hakedişin kesin hakediş olarak düzenlendiği ancak bu hakedişe davalı - karşı davacı iş sahibi kooperatif tarafından itiraz edildiği, kesin hakedişin kesinleşmediği, davanın mahiyeti itibariyle tasfiye kesin hesabının çıkarılmasına yönelik olduğu, eser sözleşmesine dayalı alacak taleplerinde kesin hakediş tanzim edilmeden alacak yönünden 5 yıllık ıslah zamanaşımının başladığından bahsedilemeyeceği, bu itibarla dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmakla, davalı - karşı davacının asıl davaya yönelik ıslah zamanaşımı def'inin yerinde görülmediği, öte yandan davacı - karşı davalı yüklenicinin Ankara 12. Noterliğinin 17/01/2014 tarihli 416 yevmiye sayılı Alacağın Temliki Sözleşmesi ile asıl davaya konu alacağın 40.000,00 TL'lik kısmının ...'e temlik edildiği ancak yukarıda izah edildiği üzere temlik alan davacı ... tarafından takip edilmeyen davanın eldeki davadan tefriki ile başka bir esasa kaydına karar verilmekle davacı - karşı davalı yüklenicinin asıl davadaki alacak miktarının 260.000,00 TL olduğunun kabul edildiği belirtilerek asıl davanın kabulü ile; temlik edilen alacak miktarından bakiye 260.000,00 TL'nin 03/06/2013 dava tarihinden itibaren, ıslah edilen 3.537.919,70 TL'nin ıslah tarihi olan 12/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı - karşı davacıdan alınarak davacı - karşı davalıya verilmesine, davalı - karşı davacı kooperatifin yemin deliline de dayanmadığı dikkate alınarak ispatlayamadığı karşı davasının reddine karar verilmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen alacağın tamamına dava tarihinden faiz işletilmesi gerektiği, bu kararın, yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve alacağın niteliğine aykırı olduğu, alacağın likit olduğu ve taraflar arasındaki eser sözleşmesine ve buna dayalı hakediş raporlarına dayandığı, eser sözleşmesinden kaynaklanan ve hakedişe dayanan alacaklarda, alacak likit olduğundan, alacağın tamamına temerrüt tarihinden veya en geç dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/6526 Esas, 2023/3254 Karar sayılı ilamında ve benzer nitelikteki Yargıtay 15. Hukuk Dairesi kararlarında; hakediş alacağının likit olduğu ve bu nedenle faizin dava ve ıslah tarihi ayrımı yapılmaksızın işletilmesi gerektiğinin vurgulandığı, somut olayda da alacaklarının hakedişe ve sözleşme birim fiyatlarına dayandığından, likit olan alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, mahkemenin alacağı bölerek bir kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütmesinin, müvekkilin faiz alacağı yönünden zarara uğramasına neden olduğunu, eskalasyon uygulama taleplerinin dikkate alınmamasının hatalı olduğu, sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca (özellikle Md. 19), imalat yılı fiyatlarının uygulanması ve malzeme fiyat farklarının ödenmesi gerektiği, dosya kapsamındaki 28.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise , fiyat farkı ve eskalasyon ile ilgili tespitler yapıldığı ancak "belge eksikliği" gerekçesiyle hesaplamanın tamamlanamadığı, raporda açıkça; "imalatların fiilen gerçekleştirildiği yıl fiyatlarının uygulanacağı (md.15), yıl içi malzeme fiyat farkı ödeneceği (md.19)" hükümlerine atıf yapıldığı, ancak hesaplamada bazı kalemlerde artışlar tespit edilmesine rağmen kesin bir sonuca varılamadığının belirtildiği, mahkemece, bu konuda taraflarına süre vererek eksikliklerin giderilmesini sağlamak veya ek rapor aldırmak yerine, taleplerinin gerekçesiz şekilde reddedildiği, eser sözleşmelerinde, sözleşmede kararlaştırılan fiyat farkı ve eskalasyon hükümlerinin uygulanmasının zorunlu olduğu, bilirkişinin "belge eksikliği" tespiti karşısında mahkemenin HMK m. 31 (Hakimin davayı aydınlatma ödevi) uyarınca eksiklikleri gidermesi ve hesaplamayı yaptırması gerektiği, eskalasyon ve uyarlama talepleri yönünden de eksik inceleme yapıldığı belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı karşı davalı şirketin Ankara Yenimahalle 3. Noterliğinin 10.10.2010 tarih ve 38211 yevmiye nolu ihtarı ile fesih iradesini kabul ederek inşaatı durduklarını beyan ettikleri, sözleşmenin iki tarafın da açık iradesi ile 10.10.2010 tarihinde feshedildiği, fesihten itibaren ıslah tarihine kadar 12 yıldan fazla bir zaman geçtiği, Ankara 2. İcra müdürlüğünün 2010/11053 sayılı dosyası ile icra takibi de yapıldığı, bu nedenle ıslahın zamanaşımına uğradığı, müteahhit firmanın yapmadığı işleri yapmış gibi gösterecek şekilde evraklar düzenlediği, kooperatifin eski yöneticileri ile iş birliği yaparak bu evraklar üzerinden alacaklı hale geldiği, iddialarını destekleyecek şekilde eski kooperatif yöneticileri ile müteahhit firması yetkilisi... arasındaki görüşmeleri kayda alan bir CD’nin de delil olarak mahkemeye sunulduğu, iddialarını destekleyecek şekilde Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/528 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan eski yöneticilerin görevlerini kötüye kullandıkları iddiası ile açılan davayı da delil olarak sunduklarını, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın zaman aşımı nedeni ile düşme sine karar verildiği, eski yöneticilerin beraat etmediği, hakkedişlerde yapılan işlerin keşifle denetlenmesi gerektiği, 01.03.2016 tarihinde mahallinde keşif yapılmasına karar verildiği, bilirkişilerin 27.06.2026 tarihli raporlarında "143 adet iş yerinin bodrum katlarında... beton perdeler delinerek toplam 143 adet 5 mm çapında karot alınması...." yine "Yol altlarına ve binanın grobeton altlarına serildiği iddia edilen taş dolgu ve blokaj malzemeye ilişkin temel çukur açılmadığından bir miktar ortaya konamamıştır." denildiği, bunun üzerine mahkemece 20.10.2016 tarihinde "Bilirkişilerin yönlendirmesi ile kazı çalışmasının yapılması " şeklinde bir karar vererek kazı çalışması yapılmadan davanın sonuçlanamayacağı kararına varıldığı, mahkemece 01.02.2018 tarihli ara kararında " Dosyanın incelenmesinde dosyada hesaplamanın yapılamadığı yapılan imalatların tespiti açısından mutlak suretle kazı yapılması gerekli olduğu" gerekçesi ile kazı yapılmasına karar verildiği, kazı yapılması için belirlenen günde taraflar mahallinde hazır olmuşlarsa da gerekli izinler alınmadığı için kazı yapılamadığı, bu husus 26.03.2018 tarihinde tutanak altına alındığı, bunun üzerine bilirkişilerin yine esas raporlarını hazırlayamadığı, dava bu minval üzere devam ederken mahkemece hiçbir gerekçe göstermeden daha önce ısrarla istediği kazı yapılması kararından vazgeçerek evraklar üzerinden bilirkişi raporu hazırlattırılmasına karar verildiği, rapor hazırlanırken geçici kabul tutanakları ve hesap tetkik komisyonu raporlarının hiç dikkate alınmadığı, raporun taraflarından istendiği fakat verilmediğinin iddia edildiği, halbuki ilgili raporun dava dosyasında bulunduğu, kazı yapılmasındaki ısrarlarının sebebinin yapılmayan işlerin yapılmış gibi gösterilmesi ya da işlerin miktarının şişirilmesi olduğu, davacı karşı davalının iş yeri inşaatında kullanılmayacak oranda malzeme kullandıklarını iddia ettiği, olmayan temel ve yol dolgularını varmış gibi gösterme, ya da su yalıtımındaki kullanılan malzeme miktarını şişirme gibi nedenlerle fazla alacak talep ettiği, yine 9. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılamaya konu olan davacı ile eski kooperatif yöneticileri arasında geçen konuşmaları ihtiva eden CD kayıtlarının da hiç değerlendirmeye alınmadığı, bu CD kayıtlarında işin nasıl hesap şişirmesi ile yapılacağının net bir şekilde gözüktüğü, 15 nolu hak edişi kabul etmemekle birlikte bedelinin 731.307,14 TL olduğu, talep bu kadarken mahkemenin talebi aşarak karar vermesinin de yasal olmadığı, evrak üzerinden düzenlenen raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğu, itirazlarının zaten evrak içeriklerine yönelik olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava ve karşı dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacı-karşı davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davalıdan alınması gereken 259.435,89 TL istinaf karar harcından peşin alınan 64,859,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 194.576,89 TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Harçlar Kanunu gereğince karşı davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 18/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır