Danıştay, acele kamulaştırma kararlarında tebligat eksikliği durumunda dava açma süresinin başlangıcını, öğrenme ve adil yargılanma hakkını tartıştığı önemli bir içtihat.
Özet: Yeni şehir hastanesi yapımı amacıyla taşınmazlarının acele kamulaştırılmasına yönelik Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılan davanın, alt mahkemece davacının acele el koyma kararıyla işlemi öğrendiği kabul edilerek 60 günlük genel dava açma süresi aşıldığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacı bu öğrenme tarihinin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden belirlenmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, usulsüz tebligat ve dolaylı öğrenmenin dava açma süresini başlatmaması gerektiğini, mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikteki bireysel işlemlerde usulüne uygun tebligatın esas olduğunu ve taşınmazın hazine adına tescili gibi yeni hukuki durumların da süre hesabında değerlendirilmesi gerektiğini iddia ederek kararın bozulmasını talep etmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2025/1311Karar No : 2025/1544 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 14/04/2024 tarih ve E:2025/671, K:2025/1941 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Hatay ili, Antakya ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede yer alan taşınmazların, yeni şehir hastanesinin yapımı amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 13/04/2023 tarih ve 7090 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 14/04/2024 tarih ve E:2025/671, K:2025/1941 sayılı kararıyla;İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği,Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararlarının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından, acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasa'da yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesinin, Anayasa'da güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereği olduğu,Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği,Uyuşmazlıkta; dava konusu Cumhurbaşkanı kararı davacıya tebliğ edilmediğinden, bu işleme karşı öğrenme tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde dava açılabileceğinin kabulü gerektiği,Dosyanın incelenmesinden; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından davacıya karşı açılan acele el koyma davasında, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... D.İş, K:... sayılı kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği ve bu kararın, 31/01/2024 tarihinde davacının adresinde yakınına tebliğ edildiği ve anılan mahkeme kararında dava konusu acele kamulaştırma kararının tarih ve sayısına yer verildiğinin görüldüğü,Bu durumda; dava konusu acele kamulaştırma kararının 31/01/2024 tarihinde öğrenildiğinin kabulü gerektiğinden, bu tarihten itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içerisinde, en son 01/04/2024 tarihinde (dava açma süresinin son gününün resmi tatil olan 31/03/2024 tarihine denk geldiği) açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 23/01/2025 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle,Davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararda, dava konusu işlemin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/01/2024 tarihli acele el koyma kararı ile öğrenildiği ifade edilmişse de, bu incelemenin UYAP üzerinden yapıldığının gerekçeye yazıldığı, buna ilişkin dosyada hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı ve bu belgenin tarafına tebliğ edilmediği, UYAP üzerinden sorgulama yapılarak bu hususa dayalı karar verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiği, zira bu delilin taraflarına bildirilmediği ve tartışılmadığı, ayrıca, bu tebligatın tarafına ulaşmadığı ve usulsüz olduğu, kaldı ki, bu tür bireysel işlemlerin tebliğ yoluyla öğrenilmesinin esas olduğu, iptali istenilen işlemin tebliğ edilmeyerek sadece acele el koyma davası aracılığıyla dolaylı şekilde öğrenilmesinin, işlemin öğrenme tarihi olarak esas alınmaması gerektiği, öte yandan, taşınmazın Hazine adına tescili gibi işlemlerin de yeni bir hukuki durum yarattığı, bu tarihten itibaren de süre hesabı yapılması gerektiği, nitekim bu işlemin de tarafına usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, dolayısıyla hak arama özgürlüğü çerçevesinde, işlemin öğrenilme tarihinin yalnızca acele el koyma kararıyla sınırlı olarak kabul edilmeyerek, Hazine adına tescil işleminin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1.Davacının temyiz isteminin reddine,2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı yönünden reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 14/04/2024 tarih ve E:2025/671, K:2025/1941 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 12 eşit taksit halinde davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,4.Kesin olarak, 14/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.