İftira suçundan Yargıtayın zincirleme suç ve fazla ceza bozması üzerine sanığın kastı, ceza miktarı ve zamanaşımı iddiaları ışığında mahkumiyetin yeniden değerlendirilmesi.
Özet: Sanığın, kendisine gelen tebligattaki imzanın kendi el ürünü olmadığını ve çalışanına ait olduğunu iddia etmesi üzerine, çalışan ve postacı hakkında resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından yargılama başlamış, ancak kriminal raporla imzanın sanığa ait olduğunun belirlenmesi üzerine bu kişiler beraat etmiştir; Yargıtayın zincirleme suç ve maddi eser uydurma hükümleri yönünden bozma kararının ardından yerel mahkemece Türk Ceza Kanununun 267/1 maddesi uyarınca iftira suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuş olup, dosyadaki tüm deliller ve iftira suçuna özgü zamanaşımı hükümleri dikkate alındığında, sanığın suç kastıyla hareket ettiğinin ve atılı suçu işlediğinin sabit olduğu, dolayısıyla mahkûmiyet kararında hukuka aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.
