Konya BAM 3. Hukuk Dairesi, trafik kazası sonucu cismani zarar gören yolcunun sigorta şirketinden talep ettiği iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf kararını değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki evrak, 20/08/2024 tarihli trafik kazasında ağır yaralanan davacının, kusurlu olduğu iddia edilen karşı aracın sigorta şirketinden geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin olup; davacı, karşı sürücünün hızlı ve kontrolsüz sürüşü nedeniyle meydana gelen kazada mağduriyetini ve jandarma kaynaklı tutanaktaki taraflılık endişesini dile getirirken, davalı sigorta şirketi ise özel dava şartlarının eksikliğini, maluliyetin kesinleşmediğini, davacının müterafik kusuru ve hatır taşımacılığı indirimi gerekliliğini savunarak taleplerin reddini ve faiz itirazını öne sürmektedir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...KARAR TARİHİ: 21/09/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...)KATİP : ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 26/03/2026 NUMARASI : ... Esas ... KararDAVACI : ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : ........ VEKİLİ : Av.....DAVA :Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ : 21/09/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 21/09/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili 30/12/2024 tarihli dava dilekçesinde özet olarak; 20/08/2024 tarihinde sürücü ........'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Konya ili Güneysınır ilçesi ........ Mah. de bulunan ........ Mah. İstikametine doğru dönüş yapıp kendi şeridine geçtikten sonra ........ Mah. İstikametinden Güneysınır istikametine giden sürücü ........ sevk ve idaresindeki ........ plakalı aracın virajlı yolda hızlı bir şekilde müvekkiline ait araca çarpması sonucu maddi ahasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin Konya Şehir Hastanesi'nde tedavi görmüş olup ağır ameliyatlar sonrasında fiziksel ve psikolojik yönden zorlu bir süreç geçirdiğini, kazaya sebebiyet veren ........ plakalı araç sürücüsünün keskin virajı olan kaza mahalline hızlı bir şekilde giriş yaparak hakimiyetini kaybederek o esnada ana yola çıkıp kendi şeridine geçen müvekkiline karşı yönden gelerek çarptığını, ........ plakalı araç sürücüsünün jandarma personeli olması, tutanağı tutan kolluk birimlerinin de jandarma personeli olması ve kazadan sonra müvekkilinin bilincini kaybedip hastaneye gitmesi neticesinde söz konusu tutanağın tarafsız bir şekilde maddi gerçeği ortaya çıkaracak düzeyde hazırlanmadığı kanaatinde olduklarını, söz konusu trafik kazası ile ilgili Çumra Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyasında soruşturma yürütüldüğünü, kazanın meydana gelmesine neden olan ........ plakalı aracı sigortalayan davalı sigorta şirketi, kaza tarihindeki poliçe üst limiti ile sınırlı olmak kaydı ile ve sigortalısının kusuru oranında müvekkiline tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, dava şartı gereği arabuluculuğa başvurulduğunu ancak görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili için şimdilik 50,00 TL geçici iş göremezlik ve 50,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 100,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden sigortalısının kusuru oranında tahsili ile müvekkiline ödenmesine, dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili 22/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özet olarak; davacı tarafından özel dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkili şirket tarafından ödeme yapılmamasının sebebinin davacı tarafından eksik evrak ile başvuru yapılmış olması olduğundan başvurunun özel dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafından maluliyeti gösterir herhangi bir sağlık kurulu raporu bulunmadığı gibi iyileşme süresi beklenmeksizin davacı açıldığını, maluliyet oranının Yargıtay’ın işaret ettiği şekilde belirlenmesi gerektiğini, maluliyet tazminatına ilişkin tazminat hesabının ZMM sigortası genel şartları A.5/C maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, tazminat tutarının TRH-2010 tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanması gerektiğini, davacının güncel sgk hizmet dökümünün dosyaya sunulmasına ve geçici iş göremezlik süresi boyunca maaş almaya devam ettiğinin tespit edilmesi durumunda geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğu, uyuşmazlığa konu kazada başvuranın müterafik kusuru bulunması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını talep ettiklerini, somut olayda hatır taşımacılığı söz konusu olduğundan, TBK md.51 gereği uygun bir indirim yapılması gerektiğini, başvuranın faiz taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, her halükarda somut olayda hatır taşıması mevcut olup olmadığı hususunda inceleme yapılmasını ve olması halinde en az %20 hatır taşıması indirimi uygulanmasını, fazlaya ve faize ilişkin taleplerin reddi ile müvekkili sigorta şirketinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini vekaleten talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayda, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı kaza tespit tutanağında belirsiz olarak belirtilmiştir. Ayrıca davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge de bulunmamaktadır. Bu nedenle, hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılmaması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.Yukarıda ayrıntıları izah edildiği üzere Mahkememizce hükme esas alınan maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporunun 2 bendi dikkate alınarak, davacının davalı sigorta şirketinin sürücüsünün kusuru oranında talepte bulunduğu hususu da göz önünde bulundurularak davacının davasının kabulüne karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile ; Davacının davasının KABULÜ ile 20.08.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan ........'in; Geçici iş göremezlik zararından dolayı 8.501,06 TL, maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 31.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle (bu tazminat yönünden tedavi giderleri teminat limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Sürekli iş göremezlik zararından dolayı 295.399,00 TL. maddi tazminatın, temerrüt tarihi olan 31.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle (bu tazminat yönünden ölüm ve sakatlık teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu kaza sonrası davacıda meydana geldiği iddia olunan maluliyet oranları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu, adil ve güvenilir bir yargılama bakımından maluliyet oranının Yargıtay'ın işaret ettiği şekilde belirlenmesi gerektiğini, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusur bulunmayıp, kusur oranları netleşmeden hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporuna her ne kadar sigortalı araç sürücüsüne %25 kusur atfetmiş olsa da sigortalının hız kurallarına riayet etmediğini gösterir herhangi bir delilin mevcut olmadığını, tüm bu nedenlerle itirazları doğrultusunda somut olayda hatır taşıması indirimi ve müterafik kusur indirimi yapılmasını, Özalp Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/12/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Mahkemece verilen karar, davalı Sigorta vekilince aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir. Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. - Kusura ve sorumluluğa yönelik itirazlarında; Müteselsil sorumluluk, Kanundan doğan müteselsil borçluluğun bir türü olup aynı zararın oluşumunda rolü olan birden fazla kimsenin tazminatın tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu ve zarar görenin dilediği sorumludan tazminatın tamamını veya bir kısmını talep edebileceği sorumluluk türüdür. Zarar gören, zararın tamamını veya bir kısmını dilediği sorumlu veya sorumlulardan talep edebilir. Bu husus HGK'nın 24.6.1983 tarih 1981/9-533 Esas 1983/724 Karar sayılı kararı ile "Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK.'nun 61.maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163.maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı Yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz. Çünkü Hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HMK 26.maddesi buna engeldir" şeklinde kabul edilmiştir. Birden fazla kimseyi müteselsil sorumlu tutmak isteyen zarar gören, bu kimselere karşı dava açarken bu niyetini göstermesi, dava dilekçesinden müteselsil sorumlu tutmak istediği kişiyi göstermesi gerekir. Hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup teselsülden yararlanma hakkı zarar görene ait olduğundan zarar gören bu hakkı kullanmadıkça mahkeme onun yararına teselsül kuralını kendiliğinden uygulayamazMüteselsil sorumluluk, (zincirleme sorumluluk, birlikte sorumluluk) sorumluluk hukukunda önemli bir yeri bulunmaktadır. Müteselsil sorumluluk, aynı zararın oluşmasında rolü olan ancak zararın hangi kısmından sorumlu olduğu tespit edilemeyen birden fazla kimsenin, niteliği itibariyle bölünmeye elverişli başka bir deyişle çoğunlukla para ediminden oluşan tazminat ediminin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklı zarar görenin de dilediği sorumludan edimin tamamını veya bir kısmını talep yetkisine sahip olduğu, sorumlulardan biri ödeme yaptığı oranda diğerlerinin de sorumluluktan kurtulduğu bir birlikte sorumluluk türüdür. Sorumlulukta müteselsillik ilkesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk gerek zarardan sorumlu olanların zarar görene karşı sorumluluğunda gerekse zarardan sorumluların birbirlerine rücu ilişkisinde bazı ilkeler getirmiştir. İşte bu ilkeleri bir bütün olarak müteselsil sorumluluk ilkesi olarak kavramlaştırılmıştır.Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan doğabilir.Müteselsil sorumluluk zarar görene karşı zarardan sorumlu olanların sorumluluğunun kapsamı ve niteliği yönünden kendine has ilkeler getirmiştir. Normal şartlarda bir zarar birden fazla kişinin fiili ve sorumluluğu ile doğuyorsa o kişilerin sorumluluğu kendi fiillerine yada kusurlarına isabet eden zarar miktarından sorumlu olmalarıdır. Ancak haksız fiilden zarar görenin zararını en kısa, en kolay yoldan tazminini sağlamak amacı ile müteselsillik ile kendine has sorumluluk ilkeleri benimsenmiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (YARGITAY17. Hukuk Dairesi 2016/7214 E, 2019/2775K-2016/7805 E,2019/3209 K ) Anlatılan yasal düzenleme ve ilkeler ışığında somut olayı incelediğimizde; Davacı, yolcu konumunda olup dava dilekçesi ile artırma dilekçesi içerikleri birlikte değerlendirildiğinde kazaya sebebiyet veren davalı sigorta sürücüsünün kusuruna dayanarak davalı taraftan talepte bulunduğundan, buna göre davalı tarafın yüzde yirmi beş kusuruna istinat edildiği; ayrıca Mahkemece; ayrıca birbirini teyit eden kaza tespit tutanağı ile ayrıntılı, gerekçeli, delillere ve oluşa uygun trafik kusur bilirkişi raporuna göre belirlenen kusur oranlarının benimsenmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından buna yönelik itirazların reddine karar vermek gerekmiştir. - Maluliyet raporuna yönelik itirazda; ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS, 2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE AKTÜER HESABININ PMF YAŞAM TABLOSUNA ve ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK DAİREMİZİN 2024/1471 VE 2024/1331 ESAS SAYILI DOSYALARINDA BUNA YÖNELİK VERİLEN DİRENME KARARLARIMIZIN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN 08/04/2016 TARİHLİ 2025/488 ESAS 2026/223 KARAR VE 2025/489 ESAS VE 2026/224 SAYILI DOSYALARIYLA BOZULMAKLA VERİLEN, BU BOZMA KARARLARI ESAS ALINARAK, DAİREMİZİN YERLEŞİK UYGULAMASINDAN DÖNÜLMEK SURETİYLE BU ÇERÇEVEDE; Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler; - 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”, - 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi) - 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.Buna göre somut olayda, usul ve yasaya uygun şekilde uzman Adli Tıp Heyeti'nce kaza tarihinde geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulandığı, başkaca bu yönetmeliğe göre alınmış, çelişki oluşturabilecek raporun da olmadığı görülmektedir. Bu nedenlerle davalı vekilinin bu hususlara ilişkin itirazının yerine olmadığı anlaşılmıştır.Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 20.759,41 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 5.200 TL nin mahsubu ile bakiye 15.559,41 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davalı üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2024 yılı itibari ile (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 21/09/2026 .....Başkan... e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Üye...e-imzalı .....Katip...e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.