Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 466 sayılı Kanun uyarınca haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle açılan tazminat davasında, önceki bozma sonrası yargılamada tazminat şartlarının oluştuğunu ve miktarın doğru olduğunu belirlemiştir.
Özet: Bu hukuki evrak, 1981-1987 yılları arasında 2.223 gün haksız yere gözaltında ve tutuklu kalan davacının, hakkındaki suçlamaların beraat veya zamanaşımı nedeniyle düşmesi üzerine açtığı tazminat davasına ilişkindir; ilk derece mahkemesi tarafından reddedilen, ardından istinaf mahkemesince kısmen kabul edilip tazminat miktarları belirlenen, daire tarafından bozularak yeniden incelenen davada, son olarak 1,25 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine karar verilmiş olup, yapılan incelemede tazminat şartlarının oluştuğu, yargılama sürecinin usul ve kanuna uygun olduğu, belirlenen tazminat miktarının doğru olduğu tespit edilerek tarafların temyiz itirazları reddedilmiştir.
12. Ceza Dairesi         2025/6440 E.  ,  2026/3476 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/2131 E., 2025/3129 K.
DAVA : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
DAVA TARİHİ : 13.12.2019
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
Davacının tazminat talebi hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizleri üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Temyize konu Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 04.06.2025 tarihli 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yer alan; ''12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. (2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.” maddesi ile HMK'nın ek 1. maddesinde temyiz kesinlik sınırlarına ilişkin yapılan değişiklik kapsamında, hükmün 25.06.2025 tarihli olması sebebiyle dava tarihindeki temyiz sınırı gözetilerek yapılan incelemede, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin, davacı hakkında tutuklamaya konu suçlardan biri yönünden zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi nedeniyle davanın 466 sayılı Kanun'da belirtilen şartları taşımadığından bahisle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, davacının düşme kararı ile birlikte tutuklamaya konu diğer suçtan beraatine hükmedildiğinden bahisle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 1.25 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 04.09.1981 tarihinden işleyecek yasal faizi ile bilikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Dairemizce davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yapılan yargılamada davanın kısmen kabulü ile 1,25 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 04.09.1981 tarihinden işleyecek yasal faizi ile bilikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacı hakkında hükmedilen maddi tazminat miktarının az olduğuna, Davalı vekilinin temyiz sebepleri; davanın süresinde açılmadığına, davacı hakkında tazminat isteme koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, davacı lehine hükmedilen tazminat miktarlarının yüksek olduğuna, ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
Bölge Adliye Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 Esas – 2009/390 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının yasa dışı örgüt kurmak veya katılmak, silahlı gasba teşebbüs, izinsiz pankart asmak, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından 04.09.1981-06.10.1987 tarihleri arasında 2.223 gün gözaltında ve tutuklu, yapılan yargılama sonunda yasa dışı örgüt kurmak veya katılmak ve silahlı gasba teşebbüs suçları bir bütün olarak değerlendirilerek eylemin vasıf değiştirmesi ile anayasal düzeni zorla değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme kararı, diğer suçlardan beraatine hükmedildiği, düşme ve beraat kararlarının 11.10.2011 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş hükümlerin davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanunda öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.04.2026 tarihinde karar verildi.