İzmirde kurulu mülhak vakfın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemiyle açılan davada batın şartının yorumlanmasına dair Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, mülhak bir vakfın galle fazlasına müstahak vakıf evladı veya sadece vakıf evladı olduğunun tespiti talebine ilişkin olup, ilk derece mahkemesi bir davacının hukuki yarar yokluğundan davasını usulden reddederken, diğer davacıların babaları sağ olduğu sürece vakıf gelirlerinden faydalanamayacakları gerekçesiyle sadece vakıf evladı olduklarına hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı onamış, davacılar vekili üst batın şartının galle fazlası için geçerli olmadığını ya da yargılama sürecinde üst batının vefat etmesi nedeniyle diğer davacıların hakkının doğduğunu, davalı vekili ise bilirkişi raporunun yetersizliğini ve talep dışı karar verildiğini iddia ederek temyiz yoluna gitmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/6224 E.  ,  2026/337 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/800 E., 2024/1261 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/79 E., 2021/126 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Dava dilekçesinde; davacılar ... ve arkadaşlarının İzmir'de kurulu Mülhak ... Vakfının galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti, iş bu talep kabul edilmez ise vakıf evladı olduklarının tespiti talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davacıların davalarını ispat etmeleri gerektiğini, vakfiyelerde yer alan hükümlerin bilirkişi marifetiyle ayrıntılı incelenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'in vakıf evladı olduğunun tespiti ile vakfiye gelirlerinden faydalanmalarına ve istihkak haklarının kendilerine verilmesine dair mahkememizin 1982/184 Esas sayılı kararı karşısında işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile iş bu davacı yönünden davanın usulden reddine; diğer davacılar ..., ... ve ...'nin ise neseben bağı kanıtlamaları karşısında vakıf evladı oldukları, ne var ki ... sağ olmakla galleden pay almalarının mümkün olmadığı gerekçesi ile adı geçen davacıların ... vakıf evlatları olduklarının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılardan ...'in daha evvel aynı istemine ilişkin mahkeme kararı almış bulunmasına, diğer davacıların ise babaları olan davacı ... ölmeden galleye müstehak olamayacaklarının anlaşılmış bulunmasına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1. madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek galle fazlası için batın şartı olmadığını, bir an için batın şartı olduğu kabul edilse dahi yargılama esnasında davacı ...'in vefatı ile diğer davacılar yönünden üst batında sağ evlat kalmadığını, dolayısı ile davanın kabulünün gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... Genel Müdürlüğü temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece mahkeme kararı olan evlatlar ile soybağının tespit edildiğini, dava dilekçesinde davacıların galle fazlasına müstahak olduklarının tespitinin istendiğini, terditli bir talepte bulunulmadığından mahkemenin talep dışında karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, reddedilen kısım için davalı idare lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini ve resen gözetilecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mülhak vakfın gelir fazlasından faydalanma amacına yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti, işbu talep kabul edilmez ise vakıf evladı olduğunun tespiti istemlerine ilişkindir.
1.Davacılar vekilinin temyizi yönünden;
5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3. maddesinde mülhak vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek ... ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı ... Kanunu gereğince ... Genel Müdürlüğünce yönetilen ... olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların ... Genel Müdürlüğü tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı ... Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut ... arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut ... arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
... Kanunu ve ... Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.
Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, Vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.
Galle fazlası evlada şart kılınan Vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da Vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada Vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır. Bir Vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş Mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (... Genel Müdürlüğü veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir Mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; galle fazlası için vakfiyede öngörülen şartların incelenmesinden önce davacılar ile vakfeden ... ... arasında kan bağına dayalı olarak soybağı kurulmasının üzerinde durulması gerektiği, davacılardan ...'in (diğer üç davacının da babası) tevliyet görevi evlâda şart kılınmış dava konusu vakıfta 1984-01.08.1985 tarihlerinde mütevelli olarak görev yaptığı gibi aynı vakfın galle fazlasına müstahak olduğuna dair İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/184 Esas ve 1982/802 Karar sayılı kararı ile karar verildiği ve galleden pay alan vakıf evlâtları listesinde 4. sırada kayıtlı olduğu, nitekim bu durumun dosya kapsamına sunulan bilirkişi raporunda da tespit edildiği ve mahkemenin de kabulünde olduğu, dolayısı ile davacılar ile Vakfeden arasında 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre soybağı bulunmaktadır.
Şimdi galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti için ikinci aşama olan, galle fazlası için vakfiyede öngörülen şartların davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır.
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan ..., amaçları çerçevesinde vakıftan yararlananlar bakımından, “hayrî vakıf” ve “zürrî vakıf” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bunlardan zürri vakıflarda, vakıf gelirlerinden (galleden) vakıfın evlatlarının yararlanması amaçlanmıştır. Zürri vakıf denilen bu vakıflarda vakfiyede belirtilen hayri koşulların ifasından sonra vakfın gelirinden (galle) fazlasının vakfiyede belirtilen evlatlara ya da hısımlara verilmesi öngörülmüştür. Vakfeden, vakfın gelir fazlasından sadece belirli bir kişi ya da kişilerin yararlanmasını mümkün kılabileceği gibi, çocuklarının, usul ve/veya füruunun ya da diğer akrabalarının yararlanmasını mümkün kılabilir (Akipek, Ş./ Altaş, H.: “Vakıflarda Evladiye Davaları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 47, S. 1-4, s. 145-151, Ankara 1998, s. 145-146; Uluç, Y.:... Hukuku ve Mevzuatı, Ankara 2008, s. 49).
Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (..., ...; İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır. Osmanlı uygulamasında Vâkıfın koyduğu kurallar, eğer naslara uygunsa uymak zorunludur. “Vâkıfın şartı, Şâri’nin nassı (âyet ve hadis) gibidir.” sözü, temel umde (ilke) kabul edilir.
"Vâkıfının kelamlarında mefhûmu muhalefet mu'teberdir." (..., ... Vakıfların Temel Kitabı, İstanbul 1978, sh 55; ..., ..., Mes'ele 143); 141. Mes’ele de ise; "Evlâd lafzı iki defa zikr olundukta gerek karîb ve gerek baîd bi'l-cümle butûna şâmil olur. Yoksa yalnız batn-ı evvel ve sâniye münhasır olmaz. Binâenaleyh gallesi vâkıfın evlâdına ve evlâd-ı evlâdına meşrûta olan vakfın gallesine vâkıfın batn-ı evvel ve sânide mevcud olan evlâdı mütasarrıflar iken vâkıfın batn-ı sâlisde dahî evlâdı hâdis olsa anlar dahî galle-i vakfda batn-ı evvel ve sânide bulunan evlâda müşâreket ederler. Bu sûrette batn-ı evvel ve sânide bulunan evlâd (vâkıf evlâd lafzını iki kere zikretmekle batn-ı sâlisde bulunan evlâda şumûlü olamaz. Binâenaleyh galle-i vakftan size hisse veremeyiz.) deyû batn-ı sâlisde bulunan evlâdı kendilerine müşareketten men’ edemezler." 142. Mes’ele de ise; "Evlâd ve evlâd-ı evlâda meşrût olan vakfta vâkıf butûnun tertîbine delâlet eder bir lafız zikrederse o sûrette batn-ı evvel mevcûd iken batn-ı sâniye hisse verilmez. Meselâ vâkıf vakfımın gallesini batnen ba'de batnin evlâdıma ve evlâd-ı evlâdıma şart eyledim dese batnın olduğu evlâd-ı sulbiye mevcûd iken batn-ı sânide bulunan evlâda galle-i vakftan hisse verilmez. Kezâlik batn-ı sânide evlâd mevcûd iken batn-ı sâlisde bulunan evlâda hisse verilmez. Butûnu sâire dahî bu kıyas üzeredir. "
Osmanlının son devir âlimlerinden olan ...’nin (Ö. 1307/1889) vakıf uygulamalarında temel kaynak olarak kabul edilen eserindeki yukarıda aktarılan üç meselede açıkça anlaşılacağı üzere, vakfiyede batın tertibine delâlet eden bir ifade yok ise somut olayda olduğu üzere "Evlad lâfzı iki def'a zikr olundukda gerek karib (yakın) ve gerek baîd(uzak) bütûna (nesillere) şamil olur. Yoksa yalnız batn-i evvel (ilk batın) ve saniye (ikinci batın) münhasır kalmaz); ... , Tertibüs-Sunûf Fi Ahkâmil-Vukûf, Dersaadet 1337/1340, md. 644; Mardin, Ebül-Ulâ, Ahkâm-ı Evkaf, 1339-1340 Dersyılı Takrirleri, İstanbul,153.] Özellikle 142. mes'ele de ifade edilen; "Gallesi vâkıfın evlâdına ve evlâd-ı evlâdına meşrûta olan vakfın gallesine vâkıfın batn-ı evvel (ilk batın) ve sânide (ikinci batın) mevcud olan evlâdı mütasarrıflar iken vâkıfın batn-ı sâlisde (üçüncü batın) dahî evlâdı hâdis olsa anlar dahî galle-i vakfda batn-ı evvel ve sânide bulunan evlâda müşâreket ederler (birlikte hareket ederler). Devamında ise ilk iki batındakilerin galleden yararlanmak isteyen üçüncü batındaki evlâda galleden hisse vermeyiz diyerek karçı çıkamayacakları ve birlikte galleden tasarruf etmesine mani olamayacakları ifade edilmiştir.
İncelemeye konu ... , ... Vakfı'nın ... 1163 H/ 1750 M. tarihli vakfiyesinde; "...ve fazla bakiyeyi evlâdı ve evlâdı evlâdım ile-inkiraz liz-zekeri mislü hazzil-ünseyeyn beyinlerinde iktisam edeler ve masarıf-ı fazla münkariz olduktan sonra fazla-yı mezküre medine-i mezburede salifüz-zikir ashab-ı vezayifı mürtezikası vazifelerine göre beyinlerinde iktisam edeler ve ber-veçh-i muharrer şurut-u mezkure riayet mümkin olmaz ise mutlaka fukarayı müslimine sarf oluna ..." yani galle fazlasının batın şartı, kız-erkek evlat ayrımı olmaksızın bütün evlatlar arasında erkeğe iki, kız evlada bir pay olarak dağıtılmasının şart kılındığı, vakfiyede açıkça batın şartı olmadığı gibi anne ya da babasından birisi galle fazlası alıyor ise onların çocuklarına galle fazlası ödenmemesi yönünde şart bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Buna göre, davacılardan ... dışındaki davacıların davasının kabulü ile galle fazlasına müstahak olduklarının tespitine karar verilmesi gerekirken vakfiyede yer alan "evladı ve evlâd-ı evlâdım" tabiri hatalı yorumlanarak davacıların sadece vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyizi yönünden;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına ve talebin terditli olması yanında istinaf edilmeyen hususların temyiz edilmesine imkan bulunmamasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
2.Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.