Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin, alkollü araç kullanımı nedeniyle meydana gelen trafik kazasında sigorta şirketince ödenen zararın rücuen tahsili istemiyle açılan itirazın iptali davasına dair gerekçeli kararı.
Özet: Sigorta şirketi, alkollü sigortalı sürücüsünün karıştığı trafik kazası sonucu ödediği toplam 207.547,69 TLlik hasar ve değer kaybı tazminatını, Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili genel şartlar uyarınca rücu hakkını kullanarak geri almak amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını talep ettiği bir dava açmış olup, mahkemece davanın hukuki niteliği ve ticari dava vasfı değerlendirilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 25/08/2026
KARAR TARİHİ : 16/09/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalı adına kayıtlı olup müvekkil sigorta şirketi tarafından ... numaralı poliçe ile sigortalanan ... plakalı aracın, 17.02.2026 tarihinde sürücü ... tarafından 0,65 promil alkollü şekilde sevk ve idare edildiği esnada ... plakalı araçla çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kazada hasar gören ... plakalı araç için müvekkil şirket nezdinde açılan ... numaralı hasar dosyası kapsamında 146.547,69 TL tutarında hasar ödemesi yapıldığını, ayrıca aynı araç için açılan ... numaralı hasar dosyası kapsamında 61.000,00 TL tutarında değer kaybı tazminatı ödendiğini, toplamda 207.547,69 TL ödeme gerçekleştirildiğini, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili genel şartlar uyarınca sigorta şirketinin sigortalıya rücu hakkı doğduğunu, bu kapsamda başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, ... 4. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2026/... E. sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile takibin devamını talep ettiğini, dava öncesi zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, ... Arabuluculuk Bürosu'nun 2026/... dosya ve 2026/.... numaralı 23.07.2026 tarihli son tutanağının sunulduğunu, davalının mal kaçırma ihtimaline karşı tensiben dava değeri kadar teminatsız ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı verilmesini istediğini, ayrıca davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
HUKUKİ DELİLLER:
Vergi dairesi müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği, davacının mükellefiyet kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. ... Birliği'ne ve ... yazılan müzekkereye cevap verildiği, davacının kaydının olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, kasko poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." hükmü bulunmaktadır. Kanun'un tanım başlıklı 3. maddesinin (1) bendi, "Sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (k) bendi, "Tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (1) bendi "Tüketici işlemi; Mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklindedir. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde ise kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Yukarıdaki açıklamalarla birlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının kendi kasko şirketine karşı dava açtığı anlaşılmaktadır. Sigorta, TTK'da düzenlenmiştir ve kural olarak sigortadan kaynaklı davalar mutlak ticari davalardandır, ancak sigorta sözleşmesinin tüketici işlemi olması halinde Tüketici Mahkemelerinde davanın görülmesi gerekmektedir.Dosyaya kapsamında ilgili kurumlara yazılan müzekkere verilen cevaplardan davalının vergi, ticaret sicili ve esnaf sicili kaydı bulunmadığı dolayısıyla tacir olmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, davalı gerçek kişi adına kayıtlı aracın gerek ... sisteminde yapılan sorgusunda gerekse ... Birliği'nin müzekkere cevabı ekindeki araç tescil belgesinde cinsinin "kamyonet" olarak yazılmışsa da kullanım şekli ve amacı "yük nakli-hususi" olarak yer aldığından anılan kamyonetin ticari araç olarak kabul edilmeyecektir. Bununla birlikte, davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı gibi davalı, aracı ticari ve mesleki amaçla aldığına ve bu amaçla kullandığına ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı; aksine davalının herhangi bir esnaf kaydı olmadığı gibi vergi mükellef kaydı dahi olmadığı görülmüştür.Nitekim ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 04/06/2024 tarihli ve 2024/... Esas, 2024/... Karar sayılı ilamında : "Genel açıklamalar karşısında somut dava bakımından; ; dava konusu aracın kamyonet- panelvan tipinde ise de, araç ruhsatına göre; kullanım amacının yük nakli, hususi bir araç olduğu, aracın ticari nitelikte bulunmaması, dosya kapsamından davacının tacir olduğu ile aracı ticari ve mesleki amaçla aldığına ve bu amaçla kullandığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, bu sebeplerle olayda davacı tüketici olup taraflar arasındaki ilişki ise tüketici işlemidir. Açıklanan gerekçelerle uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerekmektedir. " şeklindeki gerekçesi ile mahkememizin kabulüne destekler niteliktedir. O halde, davalının davacı sigorta şirketi ile akdettiği poliçe tüketici işlemi olduğundan eldeki davanın da Tüketici Mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerekeceğinden mahkememiz dava konusu uyuşmazlık bakımından görevsiz olup, görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan, iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gerektiğinden görevli ve yetkili mahkeme ... Tüketici Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, davanın görev yönünden usulden reddine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığından davanın USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin ... TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğunun TESPİTİNE,
3-6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli ... TÜKETİCİ MAHKEMESİ GÖNDERİLMESİNE,
4-6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (ihtarın tebliğ ile yapılmış sayılmasına)
5-6100 Sayılı HMK' nın 331/2 maddesinin 1. cümlesine göre yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına, aynı maddenin 2.cümlesine göre görevsizlik kararı sonrasında davaya görevli mahkemede devam edilmemesi halinde ve talep halinde yargılama harç ve giderlerinin karara bağlanmasına,
6-Davacının ihtiyati haciz talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 16/09/2026
Katip
✍E-Imzalıdır
Hakim
✍E-Imzalıdır