Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybı ve mahrumiyet tazminatı talepli davanın ticari dava niteliğinin incelendiği gerekçeli kararı.
Özet: Bu gerekçeli karar, davacının bir trafik kazası sonucu aracında oluşan değer kaybı ve kullanım mahrumiyeti için davalıdan tazminat talep ettiği bir davayı ele almaktadır; özellikle, daha önce görevsizlik kararıyla asliye hukuk mahkemesinden ticaret mahkemesine gönderilen bu uyuşmazlıkta, davacının yolcu nakli hususi kayıtlı aracı ve ticari kazanç kaybı olarak nitelendirilen araç mahrumiyet talebi nedeniyle davanın mutlak ticari dava niteliğinde olup olmadığının, Türk Ticaret Kanununda tanımlanan mutlak, nispi ve yalnızca bir tarafı ilgilendiren ticari davaların genel çerçevesi içinde incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/07/2026
KARAR TARİHİ : 16/09/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27/06/2026 tarihinde müvekkili ... adına kayıtlı ... plakalı araç ile davalı ... adına kayıtlı kaza esnasında davalının hakimiyetindeki ... plakalı araç maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, kazada davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, bu nedenle davacı aracında meydana gelen her türlü zarardan davalının sorumlu olduğunu, davacıya ait aracın kaza nedeniyle hasar aldığını ve onarım gördüğünü, aracın 2024 model ... Marka 43.376 km.de sıfıra yakın, genç ve hasarsız bir araç iken bu kaza sebebiyle ciddi bir maddi zarar ve değer kaybına uğradığını, 72.736,69-TL bedelli hasar oluştuğunu ve aracın değer kaybettiğini, aracın çok uzun süre serviste kaldığını ve davacının aracından mahrum kaldığını iddia ederek, 27/06/2026 tarihli trafik kazasından kaynaklı fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla HMK. Madde 109 gereğince kısmi alacak davası olarak şimdilik 100,00 TL araç değer kaybı tazminatı, 100,00 TL araç mahrumiyet tazminatı bedeli olmak üzere toplamda 200,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dosya mahkememize ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/08/2026 tarih 2026/ esas 2026/ karar sayılı görevsizlik kararı ile gönderilmiştir. Mahkeme gerekçesinde davacı şirkete ait aracın ruhsatında 'yolcu nakli hususi' olarak kayıtlı olduğu, araç mahrumiyet bedeli talebinin ticari kazanç kaybı tazminatından kaynaklandığından bahisle davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı araç mahrumiyet ve değer kaybı tazminat talebi istemine ilişkindir.Ticari davaların hangi davalar olduğu TTK m.4'te tanımlanmış ve belirlenmiştir. Bu maddeye göre ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK.nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK.nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Bu açıklamalarla birlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davanın, trafik kazasından kaynaklı araçta meydana gelen değer kaybı ve araç mahrumiyet tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenle davanın ticari dava olarak kabul edilebilmesi ve ticaret mahkemesinin görevli sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleriyle ilgili bulunması gerekmektedir.Davacının tacir olduğu hususu ihtilafsızdır. Davalının ise ... üzerinden yapılan sorgulamasında; gelir getirici bir faaliyeti olmaksızın yalnızca bazı iş ve işlemlerde kullanılan potansiyel vergi kimlik numarasına sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davalının, 6102 sayılı TTK anlamında tacir sıfatını haiz olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla eldeki davanın nispi ticari dava niteliği de taşımadığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerekmektedir.Mahkememiz dava konusu uyuşmazlık bakımından görevsiz olup, görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan, iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gerektiğinden görevli mahkeme ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, davanın görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bununla birlikte, kararın istinaf yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde mahkememiz ile ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından yargı yerinin belirlenmesi ve merci tayini için dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığından davanın USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin ... 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun TESPİTİNE,
3-Kararın, istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için, HMK.nun 20. Maddesi gereğince dava dosyasının mercii tayini konusunda karar verilmesi bakımından resen ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4./18. HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine,
4-Yargılama giderleri, harç, vekalet ücreti ve sair hususlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda kesin olmak üzere dosya üzerinde karar verildi.16/09/2026
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza