Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, müteselsil kefilin borcun muacceliyet ihtarı tebliğ eksikliği ve fazla ödeme iddialarıyla açtığı menfi tespit davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı kefil, bir bankanın takip avukatı hesabına haciz baskısı altında 130.000 TL ödedikten sonra, asıl borçluya yapılan kredi sözleşmesinden doğan borçta, kat ihtarının kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle temerrüt faizi başlangıcının icra takip tarihi olması gerektiğini ve fazladan ödeme yaptığını iddia ederek menfi tespit davası açmış, davalı banka ise kefilin müteselsil borçlu sıfatıyla tüm borç ve ferilerinden sorumlu olduğunu, sözleşme gereği ayrıca bildirim gerekmeksizin borcun muaccel hale geldiğini ve adres değişikliğini bildirmeyen kefilin hukuken sorumlu olduğunu savunmuştur.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:13/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:17/11/2021
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:03/06/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin 13.02.2017 tarihinde dava dışı ... isimli kişiye 65.000,00 TL limitle kefil olduğu, kefil olduğu taksitli kredinin 2019 yılında sona ereceği, bankadan herhangi bir talep gelmediği için borcun sorunsuz olarak ödendiğinin bilindiği, yapılan takipten 04.11.2020 tarihinde müvekkilinin aracının yakalanmasıyla haberdar olduğu, davalı banka takip avukatı hesabına haciz baskısı altında mahsuben 130.000,00 TL. ödeme yapıldığı, takip dosyasının incelenmesinde davalı banka tarafından 65.000,00 TL. asıl alacak 107.094,43 TL. işlemiş temerrüt faizi, 53.54,72 TL. TL. haksız yere fazla ödeme talep edildiği, kefilin temerrütten sorumlu tutulabilmesi için hesabın kat edildiğine ilişkin ihtarın kefile tebliğ edilmesinin gerektiği, davalı kefile ihtarnamenin tebliğ edilmediği, Yargıtay kararlarında açıkça belirtildiği üzere kefile kat ihtarnamesi tebliğ edilmediği taktirde kefilin temerrüdünün icra takip tarihi itibariyle başlayacağı, kefil ...’e kat ihtarı tebliğ şerhinde muhatabın adreste tespit edilemediği, TC no.su olmadığından muhtar kayıtlarına bakılmaksızın iade edilmesine ilişkin kat ihtarnamesi ve tebliğ şerhinin ekte sunulduğu, müvekkili kefilin icra takip tarihi itibariyle temerrüde düşmesiyle bu tarihten öncesi için alacak kalemlerinin müvekkilinden talep edilemeyeceği, haciz baskısı altında ödenen 130.000,00 TL’nin icra dosyasına bildirilmediği, TTK 7 uyarınca müvekkilinden talep edilebilecek tutarın 65.000,00 TL. asıl alacak, 11.006,67 TL. işlemiş 09.07.2020-13.11.2020 ödeme tarihine kadar faiz, 550,34 TL. gider vergisi, 9.250,00 TL. vekalet ücreti ve 5.915,00 TL tahsil harcı toplamı 91.722,01 TL. olması gerektiği belirtilerek Sayın Mahkemeden öncelikle taşınmazlar üzerindeki haciz baki kalmak üzere TBK md.590 uyarınca güvence kabul edilerek araçlara konulan haciz ve yakalamaların kaldırılmasına, yediemin otoparkına çekilen ... plakalı aracın müvekkiline teslimine karar verilmesine, icra takip dosyasından ödeme sonrasında borçlu kalmadığının ve fazladan yapılan ödemenin tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, Müvekkil banka ile dava dışı ... arasında 24/05/2016 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının Genel Kredi Sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil sıfatıyla imzaladığı, Müvekkil banka ile dava dışı ... arasında 24/05/2016 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış, davacı işbu Genel Kredi Sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil sıfatıyla imzaladığı, Kredi Sözleşmesine istinaden alınan kefaletnamenin 3. Maddesi 1. bendinde kefilin kredi alana kullandırılmış doğmuş ve doğacak tüm borçlar ile kredi alanın ne
suretle olursa olsun asaleten ve ya kefaleten doğmuş ve doğacak tüm borçlarının, bu borçların faiz, temerrüt faizi, vergi, komisyon gibi ferileri ve tahsili için vekalet ücreti ile gerekli her türlü masrafları da dahil olmak üzere geri ödenmesine kredi alan ile beraber ve diğer kefiller ile birlikte kefil olmayı açıkça kabul ve taahhüt ettiğinin yazılı olduğu, ekte sunulan ödeme planından anlaşılacağı üzere müvekkil banka tarafından Kredi Sözleşmesine istinaden dava dışı ...'a 22/05/2019 tarihinde Ticari İhtiyaç Kredisi tesis edilmesiyle kredi sözleşmesi yönünden de davacının kefilliği devam ettiği, ödeme planında görüleceği üzere, sözleşmede faiz oranları açıkça belirlenmiş ve asıl borçlu tarafından kabul edilerek imza altına alındığı, krediye istinaden dava dışı borçlunun kredinin şartlarına uymaması ve ödemesi gereken tutarları ödememesi sebebiyle 19/09/2019 tarihli noter ihtarnamesi keşide edildiği, ihtarname ile borçlu ile kefillerin temerrüde düştüğü, Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiği, TBK 589. maddesinde taraflara tanınan sözleşmesi serbestisi neticesinde bankanın alacakları için işlemiş ve işleyecek faizlerin tamamından kefilin sorumlu olacağı, sözleşmenin kefaletname 3. Madde 5. Fıkrasında ''kefil, borcun kredi alan için her ne nedenle olursa olsun muaccel olması halinde kendisine herhangi bir bildirimde bulunmaksızın kefalet borcunundu muaccel olduğunu kabul ve beyan eder.'' Hükmü bulunduğu, davacının kefalet sözleşmesinde bankaya ... mahallesi ... cadde no:... Kemer/Antalya adresini bildirdiği, bugüne kadar davacı tarafından adres değişikliği yaptığına ilişkin müvekkil bankaya herhangi bir beyan, bildirim, ihbarname ve ihtarname keşide edilmediği, bilindiği üzere konusu ticari olan işlerde ihtarnamelerin noter aracılığı ile gönderilmesi zorunlu olduğu, ihtarnamenin tebliğine ilişkin uygulamada sorunlar yaşanmadığı, tebliğ işlemlerinde Tebligat kanunu hükümleri birebir uygulanmamakta, postacılar, özellikle ihtarname tebliğinde adreste araştırması yapmadığı, yerleşik ve güncel Yargıtay uygulamalarında muacceliyet ihtarnamesinin sözleşme de bildirilen adreslere gönderilmesinin yeterli olduğu, bizzat tebliğe gerek olmadığı, bu sebeple sözleşmelerde bildirilen adreslerin muacceliyet için yeterli olduğunun kabul edildiği, davacının muacceliyet ihtarnamesinin gönderildiği ... mahallesi ... cadde no:... Kemer / Antalya adresine 25/11/2020 tarihinde Kemer İcra Müdürlüğünün ... Talimat dosyası üzerinden menkul haczine çıkılmış, davacı borçlunun mahalde bizzat hazır olduğunun görüldüğü, faiz başlangıç tarihinin de muacceliyet ihtarnamesi ile başlayacağından, davacının iddia ettiği gibi takip tarihi itibari ile başlaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, davacının iddia ettiği 130.000,00 TL tutarlı ödeme ilgili borçlunun takip hesabına tahsilat olarak girilmesi için müvekkil bankaya derhal bildirildiği ve takip hesabına tahsilat olarak işlendiği, ilgili tahsilat haricen yapıldığından bahisle müvekkil banka sistemine işlendikten sonra, davaya konu icra dosyasına bildirildiği, icra dosyası incelendiğinde haricen tahsil bildiriminin görüleceği, davacının yapılan ödemeleri haciz baskısı altında kalarak yaptığını iddiasının yersiz olduğu belirtilerek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacının Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında alacaklı tarafa yapmış olduğu 130.000,00 TL'lik ödeme sonrasında dava tarihi itibariyle borçlu olmadığının tespitine, devam eden icra takibi nedeniyle ödendiği anlaşılan 91.481,08 TL'nin 25.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin, aşamalarda, ödemelerin gerçekte davacı adına değil, asıl borçlu adına yapıldığına ilişkin iddiaları ise yerinde bulunmamıştır. 130.000,00 TL'lik ödemenin ... tarafından banka yoluyla gönderildiği, süreçte dosya borcundan düştüğü, icra dosyasına ... ödemesi olarak girdiği ve ayrıca icra dosyasında yer alan davalı banka vekili Av. ...'ın dilekçesinde de ...'in dosya borcuna mahsuben 130.000,00 TL'lik ödeme yaptığını belirtmiştir. Davalı banka vekilinin dilekçesinden de anlaşılacağı üzere, bu ödemenin ... borcuna mahsuben yapıldığı anlaşılmaktadır. Takip dosyasında taraf vekillerinin iradesinin de bu yönde olduğu anlaşılmaktadır. Üçüncü kişi asıl borçlunun da dosya taraf olmadığı, dosyada da taraf olmadığı, bu iddiaya benzer bir iddia ile mahkeme önünde görülen bir davadan bahsedilmediği de anlaşılmakla, davalının iddiaları yerinde bulunmamıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve ... esas, ... karar, 07.12.2011 tarihli ve ... esas ... karar ve 20.03.2013 tarihli ve ... esas, ... sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Somut olayda, belirtilen kanuni şartların bütün olarak yer almadığı anlaşılmakla, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı bankanın müvekkilden kefalet limitinin çok üstünde bir alacak talep ettiğini, kefilin temerrüt sorumluluğunun kat ihtarnamesinin tebliği ile başlayacağını davalı bankanın bunun farkında olduğunu, bankanın basiretli tacir konumda olduğunu, ayrıca sıradan bir tacirden daha farklı olarak çok büyük hukuk departmanına sahip, kurumsal, alanında uzman bir yapı olduğunu, bankanın kefile tebligat yapılmadığını bilmesine rağmen sanki tüm temerrütten sorumluymuş gibi takip yapmasının kötüniyetli olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişsiz ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlarının dikkate alınmadığını,davalı bankanın tacir olduğunu bu nedenle yasal faiz uygulanmasının hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda davalının iddialarının yerinde bulunmadığı gerekçesinin eksik ve hatalı olarak değerlendirildiğini, müvekkili bankanın şube müdürü ...'ın dosyada tanık olarak dinletilmesi, iletişim kayıtlarının dosyaya celbi ve ödemelerin yapıldığı hesabın incelenmesinin istenildiğini, ancak ilk derece mahkemesince reddedildiğini, ilk derece mahkemesince beyanlarının dikkate almadığını, aldırılan kök ve ek raporlar arasında çelişkilerin giderilmediğini, bilirkişi raporlarına karşı yaptıkları itirazlarının dikkate alınmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel yöntemlere ve oluşa uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, davacının Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında alacaklı tarafa yapmış olduğu 130.000,00 TL'lik ödeme sonrasında dava tarihi itibariyle davalıya karşı borçlu olmadığının sabit olmasına, devam eden icra takibi nedeniyle ödendiği anlaşılan 91.481,08 TL'nin istirdatına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına, alacaklının takipte kötüniyetinin tespitine ilişkin haksızlığının yanı sıra ayrıca kötüniyetli takip başlattığının da ispatı gerekmekte olup dosya içeriğinden davalı bankanın kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından aleyhe tazminata karar verilmemiş olmasında da isabetsizlik bulunmamasına, (Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 11 .Hukuk Dairesinin 2023/5033 E. 2024/6802 K. 25.09.2024 tarihli kararı) kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ve davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye ‭534,7‬0 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli ‭6.249,07 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL maktu ve 1.082,18 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye ‭5.086,19‬ TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
4-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...