İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, konkordato süreci devam eden borçluya yönelik ihtiyati haciz kararına itirazın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi ek kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf dosyası, genel kredi sözleşmesinden doğan 99.319.684,28 TL tutarındaki borç nedeniyle borçlular aleyhine tesis edilen ihtiyati haciz kararına, borçluların konkordato süreci devam ederken haciz konulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yaptıkları itirazın ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine açılan istinaf başvurusunun incelenmesini kapsamaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1619 KARAR NO: 2026/1466T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 04/06/2026 Tarihli ek kararNUMARASI: 2026/1740 D.iş 2026/1755 KararDAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz (Finans)Taraflar arasında görülen ihtiyati haciz talepli değişik iş dosyasında ilk derece mahkemesince yapılan inceleme sonunda, ihtiyati haciz kararına borçlu- karşı taraf ... ... AŞ, ... ... AŞ, ..., ...ve ... tarafından yapılan itirazın reddine dair verilen 04.06.2026 tarihli ek karara karşı, borçlu-karşı taraf ... ... AŞ, ... ... AŞ, ..., ...ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dosya incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin kredili müşterilerinden ... ... AŞ ile asaleten, ... ... AŞ, ... ... Ltd. Şti., ..., ...ve ... ile kefaleten imzalanan genel kredi sözleşmesine /sözleşmelerine istinaden krediler kullandırıldığını, bu kişilerin tamamının müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla borcun tamamından sorumlu olduğunu, karşı taraf ..., ...ve ...in borçlu firmanın aynı zamanda ortağı olduğunu, imzalanan genel kredi sözleşmesinin 4.maddesinde, kredilerden doğan taahhütlerini yerine getirmesine mani olacağı yahut tehlikeye sokacağı anlaşılan herhangi bir olayın vuku bulması, keşide ettiği senetlerin protesto olması veya çeklerinin karşılıksız çıkması, mali yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini ilan etmesi, borçlarını ödemede acze düşmesi ve sözleşmede belirtilen diğer hususların alacağın mucceliyeti sebebi teşkil edeceği, muacceliyet halinin gerçekleşmesi halinde Bankanın krediyi kat etme yetkisinin bulunduğu hususlarının hüküm altına alındığını, borçluların, sözleşme hükümlerini ve sözleşmenin diğer maddelerini ihlal etmeleri sebebiyle kredi hesabının kat edilerek, kredinin kat'ına ilişkin keşide edilen .... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ve 17.01.2025 tarihli, .... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ve 15.08.2024 tarihli, .... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ve 02.07.2025 tarihli ihtarnamesi, .... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ve 25.02.2025 tarihli ihtarnamesinin borçlulara gönderildiğini, ihtarnamenin İİK.m.68/b maddesinde belirtildiği üzere kredi sözleşmesinde yazılı adrese ulaştırılmış olmasına rağmen borcun ödenmediğini, borçluların mali durumlarının kötü olduğunu ve alacaklılarından mal kaçırma gayreti içersinde olduklarını ileri sürerek, 99.319.684,28 TL nakti alacak bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 06.05.2026 tarihli değişik iş kararıyla; "... İhtiyati haciz talebinin kabulü ile; İİK'nın 257. ve müteakip maddeleri gereğince borçluların 99.319.684,28 TL'lik borca yeterli miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasın ... '' karar verilmiştir. Bu karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlular ... ... AŞ, ... ... AŞ, ..., ...ve ... vekili tarafından, İİK'nın 265. maddesi uyarınca, süresinde itiraz edilmiştir.İhtiyati haciz kararına itiraz eden karşı taraf borçlular ... ... AŞ, ... ... AŞ, ..., ...ve ... vekili, itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz kararının verildiği tarih itibariyle müvekkili şirket hakkında açılmış bulunan konkordato davasının derdest olduğunu, müvekkili şirket tarafından konkordato talebinden feragat edilmiş ise de feragate ilişkin kararın İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/628 E. sayılı dosyasına 13.05.2026 tarihinde saat 14.38 itibariyle verildiğini, konkordato süreci hukuken sona ermeden mahkememizce ihtiyati haciz kararı verildiğini, konkordato mühleti ve buna bağlı koruyucu hükümlerin ihtiyati haciz kararı verildiği anda da devam ettiğini, konkordato sürecinde bireysel takip yollarına ve ihtiyati haciz uygulamalarına ciddi sınırlamalar getirildiğini, konkordato koruma hükümleri devam ettiği sürece ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, mahkemece bu hususun değerlendirilmeksizin ihtiyati haciz kararı verildiğini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararına itiraz etmiş ve kaldırılmasını istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 04.06.2026 tarihli ek kararında; "Talep İİK 265. maddesi uyarınca ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkin olup İİK 265. Maddesi gereği süresi içerisinde karara itiraz edilmiştir.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.”265. maddesinde ise; “Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuruyla yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatî haczi tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder.İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz.” hükümleri yer almaktadır. İİK'nın "Kesin Mühletin Alacaklılar Bakımından Sonuçları" başlıklı 294.maddesinde (Değişik madde: 28/2/2018-7101 S.K./22. Md); mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamayacağı ve evvelce başlamış takiplerin duracağı, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmayacağı, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetlerin işlemeyeceği, düzenlemesi yer almaktadır. 7101 Sayılı Yasa'nın 16. maddesi ile değişik İİK'nın 287. maddesi gereği konkordato talebi üzerine mahkemece derhal 3 ay süre ile geçici mühlet verileceği, İİK'nın 288. maddesine göre ise geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, bu bağlamda kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçlarını düzenleyen İİK'nın 294/1. maddesi uyarınca mühlet içinde ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararlarının uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Düzenlemelerden anlaşılacağı üzere konkordato istemiyle açılan davada mahkemece verilen geçici ya da kesin mühlet kararı ihtiyati haciz kararı verilmesini engellememekte, verilen ihtiyati haciz kararının infazını önlemektedir.İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin konkordato dosyasında verilen tedbir kararı sebebiyle ihtiyati hacze itirazının incelenmesinde; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/628 Esas sayılı dosyasında 19/08/2024 tarihinden başlamak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği, verilen mühlet kararının 19/11/2024 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, akabinde davalılar vekili tarafından 10/04/2026 tarihinde davadan feragat ettiklerine ilişkin dilekçe sunulduğu ve 13/05/2026 tarihli karar ile konkordato talepli davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/628 Esas sayılı dosyasında 19/08/2024 tarihinden başlamak üzere 3 aylık geçici mühlet ve 19/11/2024 tarihinden itibaren verilen geçici mühletin 2 ay süre ile uzatılmasına karar verilerek, borçlu hakkında ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararlarının uygulanmamasına karar verilmiş ise de, İİK 287. vd. maddeleri uyarınca verilen söz konusu ihtiyati tedbir, geçici ve kesin mühlet kararları, İİK'nın 294. maddesi kapsamında ihtiyati haciz kararı verilmesini değil uygulanmasını engellemektedir. Geçici hukuki koruma kararı niteliğindeki ihtiyati haciz kararı, icra takip işlemi sayılmadığından "gerekçesiyle, itirazın reddine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçlular ... ... AŞ, ... ... AŞ, ..., ...ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİİhtiyati hacze itiraz eden borçlular ... ... AŞ, ... ... AŞ, ..., ...ve ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece, konkordato sürecinde verilen geçici ve kesin mühlet kararlarının ihtiyati haciz kararının verilmesine engel olmadığı, ihtiyati haczin yalnızca bir koruma tedbiri niteliğinde bulunduğu ve icra takibi sayılmayacağı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmesine rağmen mahkemenin değerlendirmesinin yalnızca ihtiyati haciz kararının teorik olarak verilmesi aşamasına ilişkin olduğunu, oysa somut olayda uyuşmazlığın artık yalnızca bir ihtiyati haciz kararının verilmiş olmasından ibaret olmadığını, kararın verilmesinden sonra ihtiyati haczin fiilen uygulandığını, icra dosyası açıldığını, haciz işlemlerinin gerçekleştirildiğini, bankalara müzekkereler yazıldığını, müvekkillerinin mal varlığı üzerine doğrudan tasarruf kısıtlamaları oluşturulduğunu, ihtiyati haciz kararına dayanılarak İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2026/174166 Esas sayılı dosyasında işlem tesis edildiğini, bankalara haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkillerinin mali faaliyetlerini doğrudan etkileyen fiili haciz işlemleri uygulandığını, bu nedenle mahkemenin kararında kabul ettiği gibi ortada yalnızca teorik bir koruma tedbiri bulunmadığını, tedbir fiilen icra edilmiş ve sonuç doğurmuş olduğunu, İİK'nın 294. maddesinin amacının konkordato mühleti içerisinde borçlunun malvarlığını korumak, alacaklılar arasında eşitliği sağlamak ve konkordatonun başarı şansını muhafaza etmek olduğunu, kanun koyucunun bu korumayı yalnızca yeni takiplerin açılmasının engellenmesiyle sınırlı tutmadığını, borçlunun malvarlığı üzerinde cebri icra etkisi doğuracak işlemlerin de önüne geçmek istediğini, somut olayda ihtiyati haciz kararının uygulanması sonucunda bankalara yazı yazılması, hesapların bloke edilmesi ihtimali doğması, malvarlığı unsurlarının haciz baskısı altına alınması ve ticari faaliyetlerin sekteye uğraması konkordato hukukunun koruma amacına açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin yalnızca ihtiyati haciz kararının verilebileceği noktasında değerlendirme yaptığını, ancak kararın uygulanması sonucunda ortaya çıkan fiili durumu dikkate almadığını, konkordato mühleti devam ederken borçlunun malvarlığı üzerinde fiilen haciz etkisi yaratacak işlemlerin uygulanmasının, konkordato korumasını anlamsız hale getirdiğini, aksi kabul edildiğinde her alacaklının ihtiyati haciz kararı alıp bunu fiilen uygulatabileceğini, böylece İİK m.294 ile sağlanan korumanın tamamen işlevsiz kalacağını, mahkeme gerekçesinde ihtiyati haczin takip işlemi sayılamayacağını belirtilmiş ise de somut olayda tartışılan hususun ihtiyati haciz kararının soyut olarak varlığı değil, bu kararın icra dairesi aracılığıyla uygulanmış olması olduğunu, bankalara müzekkereler yazılması ve haciz işlemlerinin icrası artık koruma tedbiri sınırını aşan ve konkordato korumasını doğrudan ihlal eden sonuçlar meydana getirdiğini, öte yandan mahkeme, konkordato dosyasında feragat nedeniyle davanın reddedildiğini belirtmiş ise de ihtiyati haciz kararının verildiği tarih itibarıyla konkordato koruma hükümlerinin yürürlükte olduğu, ayrıca ihtiyati haczin uygulanması sırasında da bu korumanın sonuçlarının devam ettiği hususunun yeterince değerlendirilmediğini, istinafa konu kararın bu yönüyle eksik incelemeye dayalı olduğunu, mahkemenin, ihtiyati haczin yalnızca verilmesini esas alıp buna karşılık ihtiyati haczin icrası kapsamında gerçekleştirilen somut haciz işlemlerini ve bunların konkordato koruma hükümleriyle çatışmasını değerlendirmemiş olduğunu, bu nedenle ihtiyati hacze yönelik itirazlarının reddinin yerinde olmadığını, ihtiyati haciz kararının uygulanması kapsamında gerçekleştirilen tüm haciz işlemlerinin kaldırılması gerekirken itirazların reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇETalep, İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf ise İİK'nın 265/son hükmü uyarınca ihtiyati hacze borçlular ... ... AŞ, ... ... AŞ, ..., ...ve ...'in yaptığı itirazın reddi ek kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına borçlular ... ... AŞ, ... ... AŞ, ..., ...ve ... vekili tarafından yapılan itirazın reddine dair verilen 04.06.2026 tarihli ek karara karşı, karşı taraf borçlular ... ... AŞ, ... ... AŞ, ..., ...ve ... vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, somut olayda ihtiyati haciz kararı verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı, itirazın reddi kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır.Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir.Öte yandan, İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır.İİK'nın 265/1.maddesi hükmü uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.Alacaklı banka ile asıl borçlu ... ...AŞ arasında genel kredi sözleşmeleri düzenlendiği, itiraz eden diğer borçluların sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşme uyarınca kredi borcunun ödenmemesi üzerine, alacaklı Banka tarafından hesabın kat edilerek, kat ihtarının borçlulara tebliğe çıkarıldığı, istenilen ihtiyati haciz miktarının sunulan hesap özeti ve hesap ekstreleri ile de uyumlu olduğu belirtilerek, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verildiği görülmüştür.Asıl borçlu şirket asıl borçlu ... ...AŞ ile borçlu müteselsil kefil .... AŞ yönünden 19.08.2024 tarihinde İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/628 Esas sayılı dosyasında geçici mühlet kararı verildiği, gerekli tedbirlerin açıklandığı, davacıların konkordato talebinden feragat etmesi neticesinde konkordato talepli davanın 13.05.2026 tarihinde feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Konkordato mühlet kararı ihtiyati haciz talep ve karar tarihinden önceki tarihi taşımaktadır.İİK'nın 294/1 fıkrasında; "Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez." düzenlemesine yer verilmiştir. Yasal düzenleme kapsamında konkordato mühleti içerisinde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları verilemeyeceğine dair bir hüküm mevcut değildir.Borçluların ihtiyati haciz kararına itiraz nedenleri İİK'nın 265. maddesinde sayılan nedenler arasında yer almadığından, mahkemece verilen ret kararında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Somut olayda, borçluların ihtiyati haciz kararının uygulanmasına ilişkin itiraz sebepleri ise yasada yer alan itiraz sebepleri kapsamında yer almadığı gibi, borçlular tarafından bu hususlarda icra müdürlüğüne şikayet yoluna başvurulması da mümkündür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarıca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, itiraz eden borçlular vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçlular vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-İhtiyati hacze itiraz edenler tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-İhtiyati hacze itiraz edenler tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.09.2026KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 265/son maddeleri gereğince karar kesindir.