Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, Denizlideki araç muayene istasyonunda hizmet sözleşmesi kapsamında sağlanan yemekten kaynaklanan gıda zehirlenmesi nedeniyle alacak ve itirazın iptali davasını inceledi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacı şirketin, davalı yemek şirketiyle yaptığı hizmet alım sözleşmesi kapsamında sağlanan öğle yemeği sonrası personelinde gıda zehirlenmesi yaşandığı ve bir yoğurt numunesinde E.coli bakterisi tespit edildiği iddiasıyla iş gücü kaybı ve sözleşmedeki cezai şartların tahsilini talep etmesinden kaynaklanmaktadır; davalı ise sözleşmenin haksız feshedildiğini, kendi hazırladığı yemeklerin standartlara uygun olduğunu ve bakterinin üçüncü tarafça üretilen yoğurtta bulunduğunu savunarak iddiaları reddetmektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:23/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:25/11/2021
DAVANIN KONUSU:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)|İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:23/05/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ve davalı şirket arasında 27.12.2017 tarihinde hizmet alım sözleşmesi imzalanmış olup, ilgili sözleşme gereği davalı şirket davacı şirketin Denizli'de bulunan araç muayene istasyonuna öğle yemeği sağlanması işini üstlendiğini, 20.09.2018 tarihinde davacı şirketin Denizli'de bulunan araç muayene istasyonuna davalı şirket tarafından sağlanan öğlen yemeğinin yenilmesinin ardından davacı şirket personellerinde aşırı derecede mide bulantısı, kusma ve ishal gibi yakınmalar başlamış,21.09.2018 tarihinde ise 4 işçi sabah mesaisine başlamayarak hastaneden rapor almış; 10 işçinin ise işyerine gelip işbaşı yaptıktan sonra tüm gün rahatsızlıkları devam ettiğini, 21.09.2018 tarihi mesai bitiminde 4 işçi acil servise giderek muayene olmuş ve ancak serum takılmak suretiyle tedavi edilebildiklerini, 22.09.2018 tarihinde bu 4 kişiden 3'ünde rahatsızlığın devam etmesi nedeniyle tekrar hastaneye götürülerek tetkikleri yaptırıldığını, işbu konu hastane polisi tarafından iş kazası olarak kayıt altına alınmış, konu ile ilgili olarak işçilerin ve istasyon amirinin ifadesine başvurulmuş, istasyon amiri verdiği ifadesinde davalı şirketten şikâyetçi olduğunun bildirildiğini, yine konu ile ilgili olarak davacı şirket işyeri hekimi aracılığı ile sağlık müdürlüğüne de bildirimde bulunulduğunu, tüm bu nedenlerle 27/12/2017 tarihli hizmet alım sözleşmesi davacı şirket tarafından 24/09/2019 tarihinde haklı olarak noterden ihtarname gönderilmek suretiyle feshedildiğini, mevzubahis gıda zehirlenmesi ile ilgili olarak Denizli Valiliği İl ve Tarım Orman Müdürlüğü tarafından 20/09/2018 tarihinde çıkan öğlen yemeği numuneleri üzerinde analiz gerçekleştirildiğini, yapılan bu analizler neticesinde yarım yağlı yoğurt ürününe ait numunede memeli hayvanların bağırsağından yaşayan ve insan sağlığı için zararlı olan E.Coli bakterisinin bulunduğunun tespit edildiğini, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin 10. Maddesinde cezalar ve kesintiler düzenlenmiş olup, ilgili maddenin 3 ve 7 bentleri gereği davacı şirketin cezai şart alacağının muaccel olduğunu, davalı şirketin sebep olduğu gıda zehirlenmesi nedeniyle davacı şirkette rapor almak zorunda kalan işçilere ilişkin bilgiler ile davacı şirketin bu nedenle uğramış olduğu iş gücü kaybının toplam 1.151,79 TL olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmesinin 10.7 maddesi gereği davalı şirketin 1.151,79 TL iş gücü kaybını karşılaması gerektiğini, bununla birlikte sözleşmenin 10.3 ve 10.7 maddeleri gereği davalı şirketin iş gücü kaybı dışında da ödemesi gereken cezai şart mevcut olup, mahkememiz tarafından hesaplanacak cezai şart tutarı olarak şimdilik 10.000,00 TL talep ettiklerini, tüm bu nedenlerden dolayı; taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde cezai şart olarak düzenlenen 1.151,79 TL iş gücü kaybı zararının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aynı sözleşmenin 10.3 ve 10.7 maddesinde düzenlenen cezai şart miktarına mahsuben şimdilik 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar evrilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Asıl davada davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkil şirket arasında hizmet alım sözleşmesi yapıldığının doğru olduğunu, ve bu sözleşme uyarınca müvekkil şirket tarafından, davacı şirkete ait Denizli'de bulunan araç muayene istasyonundaki personele öğle yemeği hazırlanarak teslim edildiğini, işbu hizmet alım sözleşmesi davacı şirket tarafından keşide ettirilen İzmir 6.Noterliğinin 14.11.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile tek taraflı olarak feshedildiğini, ancak bu fesihin haksız bir fesih olduğunu, oavacı şirket çalışanlarının rahatsızlığının nedeni, müvekkil tarafından hazırlanan yemeklerden yemeleri olmadığını, nitekim Denizli Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce yapılan incelemelerde müvekkil şirketin hazırladığı yemeklerden alınan numunelerin Türk Gıda Kodeksi Mükrobiyolojik Kriterler Yönetmeliğine uygun olduklarının tespit edildiğini, sadece ... ... San.ve Tic.Ltd.Şti. Tarafından üretilen orijinal ambalaj numunesi alınan ... yarım yağlı yoğurtta E.coli bulunduğundan bahsi geçen yönetmeliğe uygun olmadığının tespit edildiğini, ilgili şirket hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına ilgili müdürlükçe müracaat edilmiş olup bununla ilgili dava açıldığını, davacı şirket çalışanlarının direkt olarak bu yoğurtlardan yedikleri ve kesin olarak bu yoğurttan yemeleri sonucunda rahatsızlandıklarına dair kesin ve somut bir delil de bulunmamadığını, davacı taraf dilekçesinde önemli bir hususu gizlemeye çalıştığını, Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından davalı şirkete ait araç muayene istasyonunda bulunan sebillerden alınan su numune sonuçlarının İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliğe uygun olmadığının da tespit edildiğini, bu nedenlerden dolayı; davacı şirketin personelinin rahatsızlanmasının müvekkil şirketle ve hazırladığı yemekle hiçbir ilgi ve alakasının bulunmadığını, ... Süt Ürünleri şirketinin sattığı yoğurttan olabileceği gibi davacı şirkete ait işyerinde bulunan su sebillerinden de kaynaklanmış olması ihtimal dahilinde olduğunu, personelin rahatsızlığına dair illiyet bağının kesin ve somut bir şekilde ortaya konulması gerekmediğini, ihtimallere binaen de hüküm kurulamayacağını, bu nedenle davacının borçtan kurtulmaya ve haksız kazanç elde etmeye yönelik davasının kesinlikle reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Birleşen davada dava dilekçesinde özetle; Denizli 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından icra takibine itiraz edildiğini, icra dairesince icra takibinin durdurulduğunu, taraflar arasında 27/12/2017 tarihinde imzalanan hizmet alım sözleşmesi davalı şirket tarafından keşide ettirilen İzmir 6. Noterliğinin 14/11/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile tek taraflı olarak feshedildiğini, ancak bu feshin haksız bir fesih olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketin hak ettiği fatura karşılığı alacaklarını ödememek için haksız bir şekilde sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkili şirket aleyhine Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından dava açıldığını, davalı şirketin maksadının borçtan kurtulmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, bu nedenle davanın kabulü ile öncelikle Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğundan işbu davanın Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptali ile Denizli 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından açılan takibin devamına, davalı taraf açıkça kötü niyetli olduğundan asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatını davalıdan alınarak davacıya ödenmesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Birleşen davada davalı cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 27/12/2017 tarihinde hizmet alım sözleşmesi imzalandığı doğru olup, davacı tarafın iddiasının aksine ilgili sözleşme davalı şirket tarafından haklı olarak feshedildiğini, 20/09/2018 tarihinde davacı şirketin Denizli'de bulunan araç muayene istasyonuna davacı şirket tarafından sağlanan öğlen yemeğinin yenilmesinin ardından müvekkili şirket personellerinde aşırı derecede mide bulantısı, kusma ve ishal gibi yakınmalar başladığını, bu nedenle 27/12/2017 tarihli hizmet alım sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından haklı olarak feshedildiğini, 20/09/2018 tarihinde çıkan öğlen yemeği numuneleri üzerinde Denizli Valiliği İl ve Tarım Orman Müdürlüğü tarafından analiz gerçekleştirildiğini, yapılan analizler neticesinde yarım yağlı yoğurt ürününe ait numunede memeli hayvanların bağırsağında yaşayan ve insan sağlığı için zararlı olan e.coli bakterisinin bulunduğunun tespit edildiğini, davacı şirketin hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı asli yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ilgili sözleşmeden kaynaklı olarak herhangi bir talep hakkının bulunmadığının bu nedenle davanın reddine ve davacının müvekkili aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak takip yapılması nedeniyle %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini ve ... E. Sayılı dosya ile dava irtibatlı olduğundan ilgili dosya ile birleştirilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "....Mahkememizce resen seçilen Gıda Mühendisi ... tarafından düzenlenen 18/09/2020 tarihli raporunda özetle; yemek temini hizmeti alan şirketin öne sürdüğü yemeklerden zehirlenme iddiası yeterli dayanaktan yoksun olduğunu, dosyaya konulmuş olan, ayrıca tarafımızdan temin edilen belgeler incelendiğinde yağurtta (... marka yarım yağlı yoğurt) tespit edilen E.coli miktarı 23 EMS/g alarak görüldüğünü, E.coli normalde insanların ve hayvanların bağırsaklarında yaşayan bir bakteri tipi olduğunu ve tek başına etkili olmadığını, ancak, özellikle E.coli 0157:H7 olmak üzere bazı E.coli tipleri insanlarda sindirim yolları enfeksiyonuna yol açabildiğini, bu enfeksiyon belirtileri de ishal, karın ağrısı ve ateş olduğunu, söz konusu bakterinin “tipinin” belirlenmemiş olması, dolayısıyla 23 EMS/g koloninin; 0157:H7 mi, değil mi belli olmadığı, (alt şuşu'nun belli olmadığı) için yoğurdun “tek başına” zehirleme etmeni olduğu sonucuna ulaşılamayacağını, ancak yoğurtta E.cali üremesi yükleniciye kusur olarak isnat edilir olduğunu, bu olayın hijyen kurallarının yerine getirilmediği, konunun “Mikrabiyolojik Kriterler” yönünden incelenmesinin doğru olacağı açık olduğunu, bunun da uzman bir mikrobiyolog tarafından yapılacağını, sebil sularındaki koliform, miktarı çok düşük olduğu için önemli bir etken olmadığını, ancak hijyen kurallarına uyulmadığının anlaşıldığını, patatesten zehirlenme iddiası ispatlanamamış bir varsayım olduğunu, çünkü patateste zehirlenmeyi “Salanin” denilen ve patateslerin yeşil kısımlarında bulunan bir maddenin yaptığını, bu maddenin tespitinin de mümkün olmadığını, kızartma yağından zehirlenme iddiası da ispatlanmış bir iddia olmadığı, ancak şu söylenebilir; derin yağda “birden fazla” kızartma yapılmış ise, bazı sindirim yolu rahatsızlıkları oluşabildiğini, Son olarak; Konu; “Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği'ne” ve “Gıda Güvenliği ve Proses Hijyen Kriterleri” ne uyulmamaktan kaynaklanan olumsuz bir olay olarak değerlendirileceğini, bu tür vakalar; taplum ve halk sağlığını ilgilendirdiğinden, tarafların daha titiz, daha kurallara uygun çalışmalarının gerektiğini beyan etmiştir.
Mahkememizce İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmak suretiyle bilirkişi Dr ... tarafından düzenlenen raporunda özetle; dosyadaki bilgiler ve belgeler değerlendirildiğinde davacı araç muayene istasyonundaki mutfak ve yemekhanelerden alınan su örneklerinin yönetmeliğe uygun olduğu ancak su sebillerinin uygun olmadığı ve E.coli isimli bakterinin ürediği, ayrıca iki sehilin suyunun bulanık olduğu belirlendiğini, buna göre su sebillerinde | bir bulaşma (kontaminasyon) söz konusu gibi görünmektedir. Zaten su sebillerinin iç haznelerinde zaman içinde bakteri yuvalanması (birikimi) olabilmektedir. Damacana ile ambalajlı su konulsa bile sebilin iç sisteminden geçerken suya mikrop karışabildiğini, bu konuda gerekli düzeltici işlemlerin yapılması (iç haznelerin temizlenmesi veya yeni su sebilleri alınması gibi) uygun olur. İşçilerin bazılarının su sebilinden içtiği ve buna bağlı olarak hastalandığının düşünebildiğini, gıda konusuyla ilgili olarak da; alınan gıda örnekleri işçilerin hastalandığı güne ait değildir bu nedenle işçilerin yediği yemekler analiz edilmediği için , hastalanan işçilerin rahatsızlığının o gün yenilen yemeklerle ilişkisi olup olmadığının söylenemeyeceğini, ancak 20 ve 21 Eylül 2018 tarihlerinde ortak olan tek gıda yoğurttur ve yoğurtta yüksek düzeyde E£ coli isimli bakteri ürediğini ve yönetmeliğe uygun olmadığını, yoğurt ambalajlı bi ürün olduğundan yemek firmasında stokta bulunduğu ve önceki gün (yani 20.09.2018 günü) yenilen yoğurtla ertesi gün verilen ve E.coli üreyen yoğurdun aynı partide üretilmiş /stoklanmış olduğunun düşüldüğünü ve işçilerin hastalanması mikrop üremiş olan yoğurdun yenmesiyle de ilişkili olabileceğini, ancak bulaşmanın sudan mı yoksa yoğurttan mı olduğunun net olarak ayırt edilebilmesi için hem hastalanan ve hem de hastalanmayan tüm işçilere sebillerden su içip içmediklerinin ve yoğurttan yiyip yemediklerinin sorulması gerektiğini, aradan uzun süre geçtiği için şu anda böyle bir sorgulama yapılması anlamlı olmayacağını, zaten kişiler bu bilgileri unuttuklarını, bununla birlikte gerek su gerekse gıda kaynaklı gıda zehirlenmeler birkaç kişiyi değil o suları veya o gıdaları tüketen çok sayıda kişiyi hatta bazen herkesi etkilediğini, somut olayda aynı yemeği yediği iddia edilen 33 işçiden sadece dördünde hastaneye başvurmalarını gerektirecek şiddette yakınmalar olduğu yaklaşık 10 kişide ise ayakta geçirilecek şekilde hafif yakınmalar olduğunun anlaşıldığını, diğer işçilerde bu tür yakınmaların olmayışı suya veya gıdalara bağlı bir zehirlenme olduğu kuşkusundan uzaklaştırdığını, belki zaman zaman yaşanabilen başka viral etkenlerle oluşan bir sorun da olabileceğini, özetle; gerek davacı şirketin su sebillerinde gerekse yemek firmasının getirmiş olduğu yoğurtlarda E.coli isimli bakterinin üremiş olması her iki tarafın da sorumlulukları olduğunu düşündürdüğünü, işçilerde işgücü kayıpları olduğu belirgindir ancak hangi tarafın bu hastalanma durumundan ve işgücü kaybından sorumlu olduğunu bilimsel olarak ispatlayabilmelerinin mümkün olmadığını beyan etmiştir.
Her ne kadar su sebilinin mikroplu olduğu ileri sürülmüş olsa dahi yemeğin sağlanması sonrası işçilerin rahatsızlandığı görülmekle yoğurt illiyetli olduğu kabul olundu.
Asıl dava ,davacı ... şirketinin davalı ... şirketinden 1.151,79 TL asıl alacak ve 10.000 TL cezai şart isteminden ibarettir.
Birleşen dava ise davacı ... şirketi davalı ... şirketinden fatura alacağı olan 12.141,90 TL hususunda itirazın iptali davasıdır.
Asıl davadaki asıl alacak tutarı hesabında işçilerinin rapor süreleri dikkate alındığında iş gücü kaybının 1.151,79 olduğu görülmektedir.
Cezai şart yönünden ise eylül 2018'de 20 eylül olay tarihinde 36 kişiye yemek sağlanmış olduğu, sözleşme gereği %2'yi geçmesi durumunda ile ürün hizmet alımı tip sözleşmesi 10.7 gereği yüklenicinin işverene günlük toplam yemek bedelinin 150 katını ödemesi gerektiği dikkate alındığında,291,19 TL çarpı 150 ile 43.678,50 TL ceza talep olunabileceği ancak TBK 182. Maddesi gereği 10.000 TL cezai şartın makul ve talep edilebilir olduğu kanaati ile asıl dava iş gücü kaybı ve cezai şart ile tam kabul olundu.
Birleşen dava yönünden ise eylül 2018 ve ağustos 2018 faturaları incelendiğinde ağustos 2018 itibariyle hizmetin sağlanmış olduğu, eylül 2018 tarihli fatura yönünden ise yalnızca işçilerin zehirlenmiş olduğu 20 eylül günü 36 kişinin yemek yemiş olduğu gün hesaptan düşülerek 05.10.2021 tarihinde sunulmuş olan liste dikkate alınarak 5.759,10- 291,19= 5.467,91 TL eylül faturası ve 6.382,80 TL ağustos faturası olmak üzere toplam 11.850,71 TL birleşen dosyada davacının alacağı olduğu hesaplandı. 21 ve 22 eylülde de yemek hizmeti sağlanmış olduğu, daha sonraki günlerde hizmet verilmediği görüldü.
Fatura alacağı likit ve belirli olduğundan alacaklı ... lehine icra inkar tazminatına hükmolundu.
Birleşen davanın davalısı yönünden ise haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulü ile 291,19 TL işçilerin zehirlenmiş olduğu günün yemek ücreti üzerinden ... lehine kötü niyet tazminatına hükmolundu." şeklindeki gerekçe ile karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı birleşen dosya davalı vekili ile davalı birleşen dosya davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı / birleşen dosya davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davadaki kısmen kabul kararının kabulünün mümkün olmadığını, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere 20.09.2018 ve 21.09.2018 tarihlerindeki yemek menülerinin tek ortak yönü olan yoğurtta önemli miktarda e.coli isimli bakteri ürediğini, bu kapsamda dosyada alınan bilirkişi raporları ile belirtilen günlerde toplamda 8 kişinin rahatsızlandığı ve yemeklerdeki ortak noktanın da ... markalı yarım yağlı yoğurt olduğu tespit edilerek, zehirlenme sebebine ışık tutulduğunu, bahsi geçen yoğurtlarda E.coli bakterisinin bulunmasının, Denizli Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Türk Gıda Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği’ne uygun olmadığı tespit edildiğini, konu hakkında 5996 sayılı Kanun kapsamında iş ve işlemlerin başlatıldığı dosyada mevcut kurum cevabı ile sabit olduğunu, bu durumda davalı şirketin sorumluluğu ve kusurunun olmadığı yönündeki iddialarının dinlenmesinin mümkün olamayacağını, zehirlenme olayları ile davalı tarafından tedarik edilen yoğurt arasındaki illiyet bağının var olduğunun kanıtlandığını, dosyada mevcut ... tarihli bilirkişi raporunda davacı şirkete ait su sebillerinde tespit edilen koliform miktarının çok düşük olduğu ve önemli bir etken de olmadığının belirlendiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı / birleşen dosya davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında ihtilaf konusu olanın, davacıya ait işyerinde çalışan işçilerden bir kısmının rahatsızlanmasına neden olan hususun, müvekkilinin temin ettiği kapalı ambalaj içerisinde bulunan yoğurt mu olduğu, yoksa davacıya ait işyerinde bulunan su sebillerinde bulunan bakteriler mi olup olmadığı hususu olduğunu, müvekkilinin sunduğu yoğurtlarla davacıya ait işyerinde çalışan işçilerin rahatsızlanması arasında illiyet bağı kurulamadığını, Denizli Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce yapılan incelemelerde müvekkil şirketin hazırladığı yemeklerden alınan numunelerin Türk Gıda Kodeksi Mükrobiyolojik Kriterler Yönetmeliğine uygun olduklarının tespit edildiğini, sadece ... ... San.ve Tic.Ltd.Şti. Tarafından üretilen orijinal ambalaj numunesi alınan ... yarım yağlı yoğurtta E.coli bulunduğundan bahsi geçen yönetmeliğe uygun olmadığının tespit edildiğini, ilgili şirket hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına ilgili müdürlükçe müracaat edildiğini, bununla ilgili dava açıldığını, bunun müvekkili ile herhangi bir ilgi ve alakası bulunmadığını, davacı şirket çalışanlarının direkt olarak bu yoğurtlardan yedikleri ve kesin olarak bu yoğurttan yemeleri sonucunda rahatsızlandıklarına dair kesin ve somut bir delil bulunmadığını, davacı tarafın dilekçesinde önemli bir hususu gizlemeye çalıştığını, Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından davalı şirkete ait araç muayene istasyonunda bulunan sebillerden alınan su numune sonuçlarının İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliğe uygun olmadığının da tespit edildiğini, su sebillerinde de bakteri tespit edildiğini, davacı çalışanlarının rahatsızlık sebebinin kendi işyerinde bulunan su sebillerinden su içmelerinin de olabileceğini, davacının, müvekkil şirketin hak ettiği fatura karşılığı alacaklarını (toplam 12.141,90.TL.) ödememek için haksız bir şekilde sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, alacakları karşılığında icra takibi başlatılınca da işbu dava için müracaatta bulunduklarını, davacının amacının borçtan kurtulmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Asıl dava, tazminat ve ceza koşulu, birleşen dava itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince aldırılan ve gıda mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan ... tarihli raporda özetle; yapılan incelemede yoğurtta E. Coli'nin tespit edildiği, bunun normalde insanların ve hayvanların bağırsaklarında yaşayan bir bakteri tipi olduğu ve tek başına etkili olmadığı, bazı tiplerinin ise enfeksiyona yol açtığı, bu belirtilerin ise ishal, karın ağrısı ve ateş olduğu, dosyadaki bakteri tipinin belirlenemememiş olması nedeniyle yoğurdun tek başına zehirlenme etkeni olduğu sonucuna ulaşılamayacağı ancak yoğurtta e coli bakterisinin olmasının yükleniciye kusur olarak isnat edilebileceği, konunun mikrobiyolojik kriterler yönünden incelenmesinin doğru olacağı ve bunun da mikrobiyolog tarafından yapılması gerektiği, sebil sularında koliform miktarı çok düşük olduğu için önemli bir etken olmadığı ancak hijyen kurallarına uyulmadığının anlaşıldığı, patatesten zehirlenme iddiasının ispatlanamamış bir varsayım olduğu,kızartma yağından zehirlenme iddiasının da ispatlanamamış olduğunu ancak derin yağda birden fazla kızartma yapılmış ise bazı sindirim yolu rahatszılıklarının oluşabileceği bildirilmiştir. Sonrasında, mahkemece, enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı olan tıp doktoru Doç. Dr. ...'dan rapor alınmış ve raporda; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, su sebillerinin yönetmeliğe uygun olmadığı ve e coli bakterisinin ürediği, ayrıca iki sebilin suyunun bulanık olduğunun belirlendiği, bu belirlemelere göre su sebillerinde bir bulaşma söz konusu gibi göründüğü, işçilerin bazılarının su sebilinden içtiği ve buna bağlı olarak hastalandığının düşünülebileceği, alınan gıda örneklerinin ise işçilerin hastalandığı güne ait olmadığından işçilerin yediği yemekler analiz edilmediği için, hastalanan işçilerin rahatsızlığının o gün yenilen yemeklerle ilişkisi olup olmadığının söylenemeyeceği ancak 20 ve 21 eylül 2018 tarihlerinde ortak olan tek gıdanın yoğurt olduğunu, yoğurtta yüksek düzeyde e coli isimli bakteri ürediğini, yönetmeliğe uygun olmadığını, işçilerin hastalanmasının yoğurtla ilişkili olabileceğini ancak bulaşmanın yoğurttan mı sudan mı olduğunun net olarak ayırt edilebilmesinin aradan zaman geçtiği için anlamlı olmayacağını, bununla birlikte gerek su gerek gıda kaynaklı gıda zehirlenmeleri bir kaç kişiyi değil o suları veya o gıdaları tüketen çok sayıda kişiyi hatta bazen herkesi etkileyeceğinden, somut olayda aynı yemeği yediği iddia edilen 33 işçiden sadece dördünde hastaneye başvurmalarını gerektirecek şiddette yakınmalar olduğu yaklaşık 10 kişide ise ayakta geçirilecek şekilde hafif yakınmalar olduğunun anlaşıldığı, diğer işçilerde bu türde yakınlamaların olmayışının suya ve gıdalara bağlı bir zehirlenme olduğu kuşkusundan uzaklaştırdığı, belki zaman zaman yaşanabilen başka viral etkenlerle oluşan bir sorunun da olabileceği hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup yargıç, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1 inci maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller;
"Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği açıktır.
İlk derece mahkemesince, bu düzenlemeye uygun olarak gıda mühendisinden ve mikrobiyoloji uzmanı doktordan rapor aldırılmıştır.
Her iki raporda da, yaşanan zehirlenmenin gıda kaynaklı olduğuna ilişkin net bir tespit yoktur. Hatta, gıda mühendisi raporunda yoğurtta E. Coli'nin tespit edildiği, bunun normalde insanların ve hayvanların bağırsaklarında yaşayan bir bakteri tipi olduğu ve tek başına etkili olmadığı, bazı tiplerinin ise enfeksiyona yol açtığı, bu belirtilerin ise ishal, karın ağrısı ve ateş olduğu, dosyadaki bakteri tipinin belirlenemememiş olması nedeniyle yoğurdun tek başına zehirlenme etkeni olduğu sonucuna ulaşılamayacağı; doktor bilirkişi raporunda da, işçilerin hastalanmasının yoğurtla ilişkili olabileceğini ancak bulaşmanın yoğurttan mı sudan mı olduğunun net olarak ayırt edilebilmesinin aradan zaman geçtiği için anlamlı olmayacağını, bununla birlikte gerek su gerek gıda kaynaklı gıda zehirlenmeleri bir kaç kişiyi değil o suları veya o gıdaları tüketen çok sayıda kişiyi hatta bazen herkesi etkileyeceğinden, somut olayda aynı yemeği yediği iddia edilen 33 işçiden sadece dördünde hastaneye başvurmalarını gerektirecek şiddette yakınmalar olduğu yaklaşık 10 kişide ise ayakta geçirilecek şekilde hafif yakınmalar olduğunun anlaşıldığı, diğer işçilerde bu türde yakınlamaların olmayışının suya ve gıdalara bağlı bir zehirlenme olduğu kuşkusundan uzaklaştırdığı, belki zaman zaman yaşanabilen başka viral etkenlerle oluşan bir sorunun da olabileceği hususları belirtilmiştir.
Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
Bu açıklamalar ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporları göz önüne alınarak, davacının iddiasını ispat edemediği, sözleşmeyi haksız feshettiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince, özel ve teknik bilgi gerektiren hususta, bilirkişi raporlarında bu yönde net bir tespit olmamasına rağmen, işçilerin rahatsızlığının yoğurtla illiyetli olduğu şeklindeki kabulü yerinde olmamıştır. Asıl dosya davalı/birleşen dosya davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talebi yerindedir. Aynı gerekçelerle, birleşen dava yönüyle de, birleşen dosya davacı/asıl dosya davalı vekilinin alacak hakkı olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Asıl dosya davacı/birleşen dosya davalı vekilinin, birleşen dosyaya yönelik istinaf talepleri yerinde değildir. İlk derece mahkemesince, yukarıdaki kabul gereği, her hangi bir mahsup yapılmadan karar verilmesi gerekirken, mahsup yapılarak karar verilmesi her ne kadar hatalı olmuş ise de reddedilen miktar 291,90 TL olup, ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı 5.880,00 TL'dir.
İstinaf başvurusunun kesin nitelikte bir karara yönelik olup olmadığını denetleme görevi öncelikli olarak ilk derece mahkemesine aittir. Ancak ilk derece mahkemelerinin bu hususu gözetmeden dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermesi halinde, bölge adliye mahkemesi tarafından ne şekilde bir karar verileceği 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesinde gösterilmemiş, sadece gerekli kararın verileceği ifade edilmiştir.
Bu konuda kanunda bir açıklık bulunmamakla birlikte 01/06/1990 tarih ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın bu tür olaylarda kıyasen uygulanması mümkündür. Sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı, ilk derece mahkemelerinden verilen bir kararın kesin nitelikte olmasına rağmen temyiz edilmesi ve ilk derece mahkemesi tarafından bu konuda bir karar verilmeksizin dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi halinde Yargıtay'ın, ilk derece mahkemesine bu konuda geri çevirme kararı verilmeksizin, temyiz talebinin reddine karar vermesinin mümkün olduğu yönündedir.
İlk derece mahkemesince Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 8/11 maddesi gereğince kanun yolu formu hazırlanmak suretiyle istinaf dilekçesiyle birlikte dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi halinde, ilk derece mahkemesinin istinaf kanun yoluna başvurulan kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşarak dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermiş olduğunu kabul etmek gerekir. Zira ilk derece mahkemesince kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşılması halinde ayrı bir karar yazılmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaştığı kabul edilerek, bölge adliye mahkemesi tarafından 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince gerekli kararın (ret kararının) verilmesi gerekecektir.
Bu nedenle, asıl dosya davalı/birleşen dosya davacı vekilinin reddedilen miktara yönelik istinaf talebinin usulden reddi gerekmiştir.
Sonuç olarak, davacı/birleşen dosya davalı vekilinin istinaf talebinin reddine; davalı /birleşen dosya davacı vekilinin istinaf başvurusunun asıl dava yönünden kabulüyle; birleşen dava yönünden usulden reddiyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı/birleşen dosya davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, Davalı/birleşen dosya davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,
2-Davalı/birleşen dosya davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/11/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
3- (Asıl dava yönünden)
A-Davanın REDDİNE,
B-Davacı tarafça yatırılan 44,40 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
C-Davacı tarafça yatırılan 190,45 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan miktar olan 424,95 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
D- Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2022 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı, ... harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE,
E-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
F-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 11.151,79 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
G-Dava öncesi yapılan zorunlu arabuluculuk faaliyeti masrafı olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
H-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
(Birleşen dava yönünden)
A-Birleşen davanın kısmen kabulü ile;
A- Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazın kısmen iptali ile takibin; 11.850,71 TL üzerinden devamına,
B- 11.850,71 TL 'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalı ... İşletmeciliği A.Ş 'dan alınarak davacı ... San. Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine,
C-291,19 TL 'nin %20'si oranındaki kötü niyet tazminatının davacı ... San. Tic. Ltd. Şti. 'inden alınarak davalı ... İşletmeciliği A.Ş'ye verilmesine,
D-Alınması gereken 809,52 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 146,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 662,87 TL harcın davalı ... İşletmeciliği A.Ş 'den alınarak hazineye gelir kaydına,
E-Davacı tarafından yapılan 215,25 harç ve 68,50 TL masraf olmak üzere toplam 283,75 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranları dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde; 276,94 TL yargılama giderinin davalı ... İşletmeciliği A.Ş'den alınarak davacı ... San. Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
F-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarında kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalı ... İşletmeciliği A.Ş'den alınarak davacı ... San. Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine,
G-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 291,19 TL vekalet ücretinin davacı ... San. Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davalı ... İşletmeciliği'ne verilmesine,
H-Dava öncesi yapılan zorunlu arabuluculuk faaliyeti masrafı olan 1.320,00 TL 'nin davanın kabul ve red oranı gereği 1.288,32 TL'sinin davalıdan ... İşletmeciliğinden, 31,68 TL'sinin davacı ... San. Tic. Ltd. Şti.'den alınarak alınarak hazineye gelir kaydına,
I-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kalan avanstan karar kesinleşinceye kadar yapılacak masraflar düşüldükten sonra kalan kısmın davacıya iadesine,
İ- Davalı tarafından yatırılan delil avansından kalan miktarın talep halinde davalıya ödenmesine,
4-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacı/Birleşen dosya davalının istinaf başvurusu reddedildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
b-Davalı/Birleşen dosya davacısının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 392,83 TL toplam istinaf karar harcının talebi halinde davalı birleşen dosya davacısına İADESİNE,
c-Davacı/Birleşen dosya davalısı tarafından istinaf kanun yolu için yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
d-Davalı/Birleşen dosya davacısı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 99,60 TL posta masrafı, tebligat gideri olmak üzere toplam 320,30 TL yargılama giderinin Davacı/Birleşen dosya davalısından alınarakDavalı/Birleşen dosya davacısına VERİLMESİNE,
e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...