Tarım arazisi vasfındaki taşınmazın orman kadastrosu tespitinin iptali ve 6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılması talebinin hukuki yarar eksikliğiyle reddi temyizi.
Özet: Davacı, 1959da taşlık olarak tespit edilen ve 2015 orman kadastrosunda orman sınırı içinde kalan arazisinin, ataları tarafından 1981 öncesi bağ olarak ihya edildiği ve orman vasfını yitirdiği gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarılmasını talep etmiş; ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri, kadastral tespitle orman olarak belirlenmiş bir yerin, hangi sebeple olursa olsun orman yönetimini zorlayıcı nitelikteki dava yoluyla orman sınırı dışına çıkartılmasına yönelik talebin hukuki yarar ve aktif dava ehliyeti yokluğundan reddedilmesi üzerine, davacı vekili bilirkişi raporlarıyla arazinin ziraat vasfında olduğunun sabit olduğunu ve kadastro tespitinin hatalı yapıldığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2026/248 E.  ,  2026/689 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2050 E., 2025/1125 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/56 E., 2022/232 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.... ili .. ilçesi .. Mahallesinde ilk tesis kadastrosu mülga 5602 sayılı Tapulama Kanun'una (5602 sayılı Kanun) göre 1960 yılında yapılmış, orman kadastrosu ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek-5 maddesi uyarınca 2015 yılında yapılmıştır. Dava konusu yerin içinde kaldığı 1 02... no.lu orman parseli 3402 sayılı Kanun’un Ek-5. maddesi uyarınca orman kadastrosuna tabi tutulmuş ve 15.05.2015 tarihinde 22.9814.85 m² miktarı ile itirazsız olarak tapuya tescil edilmiştir. 2018 yılında .. Mahallesinde yapılan 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uygulaması ile 1 02... numaralı orman parselinden bir kısım yerler 2/B maddesi ile orman sınırı dışına çıkartılmış ve yüzölçümü 144.349,54 m² olmuş ancak, 2/B blokları tescil edilmediğinden tapuda orman yüzölçümü 229.814,85 m²'dir. Dava konusu alan 2/B maddesi uygulamasında orman dışına çıkarılan alanlarda kalmamaktadır.
2. Davacı dava dilekçesinde; ... ili .. ilçesi .. Mahallesi Karahayıt mevkinde bulunan yaklaşık 15 dekar ölçüsünde bağ vasfındaki taşınmazlar, 1959 yılında yapılan tapulamada taşlık kayalık olarak tespit harici bırakıldığını, 2015 yılında yapılan 3402 sayılı Kanun’un Ek 5. madde çalışmaları, 2018 yılında ise 6831 sayılı Kanun’un kapsamında yapılan orman kadastro çalışmalarında dava konusu yerlerin orman kadastro haritasında 49, 50, 51, 52, 53 OTS arasında kaldığını, ancak bu yerin 31.12.1981 yılından önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybettiğini, davacının ataları tarafından bağ olarak tarım arazisi haline getirildiğini, 2018 yılında 2/B ye çıkarılmadığını, orman sınırları dışına çıkarılma şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, orman kadastro komisyonu tespit ve kararının iptaline, dava konusu yerlerin, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "keşif incelemesi ve dosyaya sunulan 26.05.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda, (G) harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazın" 3402 sayılı Kanunu'nun 14. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713/1. maddesinin karşılığını teşkil eden zilyetlik süresinde 20 yılı aştığı, kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğu, 17. maddede açıkça ifade edildiği üzere masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirme koşullarının gerçekleştiği "mahsuldar üzüm bağı" vasfında zilyetlikle iktisap edilebilir yerlerden olduğu bildirilmişse de; davacı tarafından dava dilekçesinde dava konusu edilen taşınmazın orman kadastro komisyonu tarafından orman sınırı içerisinde bırakılan tespitinin iptali ile orman sınırı dışına çıkarılmasına yönelik talebinin yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere halen tahdit içinde olan bir yerin, hangi nedenle olursa olsun orman sınırları dışına çıkartılması için orman yönetimini zorlayıcı nitelikteki davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davacının bu bağlamda öncelikli olarak aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu ve aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mevcut bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere orman kadastro komisyonu tespit ve kararının aksine dava konusu yerlerin ziraat arazisi olduğunu, orman sayılmayan yerlerden olduğunun açıkça ortaya çıktığını, ayrıca 2015 yılında yapılan bu kadastro tespitleri 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesinde belirtilen ekipler tarafından yapılmamış olup, orman kadastro komisyonlarınca yapıldığını, Mahkemenin, davacı müvekkilinin önce asli talebini inceleyip karara bağlaması, asli talebin esastan reddine karar verildiği takdirde feri talebin incelenmesi gerekmekte iken yanlış ve hukuka aykırı hüküm verildiğini, İlk Derece Mahkemesince deliller toplanarak mahallinde keşif yapıldığını, müvekkiline ait dava konusu parselin eylemli orman vasfına dönüşmediğini, orman vasfında olmadığı ve yalnız müvekkili ...’nin fiilen kullanımında (zilyedinde) olduğunu, başkaları tarafından kullanılmadığını, dava konusu yerin, evveliyatının orman olmadığı ve orman niteliği taşımadığını, taşlık, kayalık ve tepe vasfında olduğu için 1959 yılında yapılan 5602 sayılı Kanun'a göre kadastro tespitlerinde orman sınırları dışında bırakıldığını ve orman olmadığı açıkça tespit edildiğini, yerel ve istinaf Mahkemeleri dava konusu yerlerde 20 15... yıllarında orman kadastro komisyonlarınca yapılan kadastro işlemlerini; dava konusu yerde 2015 yılında 3402 sayılı Kanun'un Ek-5. maddesine göre ikinci defa yapılan kadastro 766 sayılı Tapulama Kanun'un 46. maddesine ve 3402 sayılı Kanunu'nun 22. maddesine göre bütün sonuçları ile hükümsüz sayıldığı hususlarını dikkate almadan eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin davaya konu bölgede; aynı dava konusu, aynı şartlara havi, aynı kullanım şeklinde bulunan vasfıyla mahiyetteki ekte sunulan kararda talepleri doğrultusunda ortadan kaldırma kararı vermiş olduğunu, temyize konu kararda ise istinaf taleplerinin esastan reddine karar verildiğini, ancak işbu davaya ilişkin ise Yargıtayın kamu düzeni açısından lehe olan durumun özellikle değerlendirilerek müvekkilinin hak kaybına sebebiyet veren istinaf kararının ve iki karar arasındaki çelişkinin giderilmesi adına bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın 2/B arazisi olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.