Hazine ve belediyenin temyiz ettiği, zeytinlik niteliğindeki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile tescili talepli davada bozmaya uyularak verilen hükme ilişkin içtihat.
Özet: Bu içtihat metni, davacının zeytinlik ve tarla vasfındaki bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kendi adına tescili talebiyle açtığı davanın seyrini özetlemektedir; ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı, taşınmazın orman vasfı ve zilyetlik koşullarının eksik araştırılması gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuştur; bozmaya uyulan yargılama sürecinde, yapılan incelemeler ve bilirkişi raporları neticesinde taşınmazın bir kısmının orman niteliğinde olmadığı ve davacı lehine zilyetlik şartlarının oluştuğu tespit edilerek ilgili mirasçılar adına tesciline karar verilmiş; davalılar ise bu karara karşı yeniden temyiz başvurusunda bulunmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2025/2901 E.  ,  2026/618 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/33 E., 2021/155 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili 17.09.2014 tarihli dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 792 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde bulunan takriben 15.000 metrekare yüzölçümlü zeytinlik ve kısmen tarla vasfındaki taşınmazda, müvekkili lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmadığını ve davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın hem kesinleşmiş orman kadastro sınırları içerisinde kaldığını hem de evveliyatı ve fiili durumu itibarı ile orman vasfını taşıdığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ... vekili duruşma esnasında alınan beyanlarında; davanın reddini savunmuştur.
4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın usul aksi takdirde esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2016 tarihli ve 2014/372 Esas, 2016/20 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, .. ili .. ilçesi .. Mahallesi .. mevkinde bulunan eski 792 (yeni 1 65... ) parselin kuzeyinde yer alan, 30.09.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile işaretlenip, kırmızı kalem ile boyanan toplam 1.671,494 metrekarelik arazinin davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.11.2017 tarihli ve 2016/6247 Esas, 2017/9839 Karar sayılı ilamıyla “6360 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince .. Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya katılımının sağlanması, kabule göre de; yörede imar çalışması yapılıp yapılmadığı, imar uygulaması varsa tarihi ve dava konusu taşınmazın imar uygulamasına konu edilip edilmediğinin araştırılmamış olmasının, eski tarihli hava fotoğrafları ile memleket haritaları ve amenajman planları ile dava tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları üzerinde yöntemine uygun orman araştırması yapılmamış olmasının, bilhassa yörede yapılan orman tahdit çalışmalarına ilişkin tüm evrakların ve orman tahdit haritalarının getirtilip yöntemine uygun şekilde uygulanmamasının doğru olmadığı gibi, yapılacak uygulama ve usulünce orman araştırması sonucu çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılmayan ve kesinleşmiş orman tahdit sınırları dışında olduğunun belirlenmesi halinde ise taşınmazda 3402 sayılı Kanunun 14... . maddeleri hükmüne göre ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığı hususları ile tesbitten 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile memleket haritaları üzerinde kullanım ve tasarruf sınırları var olup olmadığının araştırılmamış olmasının da doğru görülmediği” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın bilirkişi raporlarında (A) harfi ile gösterilen kısmının orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 14.10.2019 havale tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki krokide (A) harfi ile işaretlenip kırmızı kalem ile boyanan toplam 1.670,27 metrekarelik arazinin Bodrum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 95... /545 Karar sayılı mirasçılık belgesindeki payları oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçelsinde; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yeterli inceleme yapılmaksızın ve bilimsel verilere dayanılmaksızın tanzim edildiğini, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ve reddedilen kısma yönelik lehlerine vekalet ücreti takdir edilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili kuruma husumet yöneltilemeyeceğini ve İlk Derece Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1966 yılında kesinleşen seri bazda Orman Kadastrosu, 30.04.1988 tarihinde kesinleşen aplikasyon, evvelce orman sınırlaması yapılmış olupta herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların Orman Kadastrosu ve (2/B) uygulaması, 2015 yılında 4999 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 9.maddesi uyarınca yapılan düzeltme çalışmaları mevcut olup, genel Arazi Kadastrosunun 20.02.1971 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgu sayfası ve TAKBİS kayıtları üzerinde yapılan incelemede, temyize konu olan ve bilirkişi raporlarında (A) harfi ile gösterilen taşınmaz kısmının, İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden sonra orman vasfıyla Hazine adına ifrazen tescil edilen 3 85... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığının, davalı Hazine vekilinin de dava konusu taşınmazın davanın devamı esnasında Orman İdaresinin talebi üzerine 3 85... parsel olarak tescil edildiğini beyan ettiğinin, yine Kadastro Mahkemesinin 2019/172 Esas sayılı dosyası üzerinden yazılan yazı ile davacı ile davalılar Hazine ve ... arasında derdest dava olduğunun bildirildiğinin anlaşılması üzerine, Dairenin geri çevirme kararı ile 3 85... parsel sayılı taşınmazın tedavüllü tapu kayıtları ile Kadastro Mahkemesinin 2019/172 Esas sayılı dosyasının bir örneğinin istendiği, geri çevirme kararı sonrasında yapılan incelemede 3 85... parsel sayılı taşınmazın tedavüllü tapu kayıtları ile taşınmaz üzerinde yer alan şerhlere ilişkin belgelerin eksiksiz olarak getirtilmediği, ancak 3 85... parsel üzerinde dava dışı şirket lehine üst hakkı tesis edildiği, yine davacı tarafından davalılar Hazine ve ... aleyhine dava konusu taşınmazın 4999 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 9.maddesi uyarınca yapılan düzeltme çalışmaları ile orman sınırları içerisine alınması işleminin iptaline yönelik olarak 19.06.2015 tarihinde açılan davanın, derdest olup Kadastro Mahkemesinin 2019/172 Esas sırasına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Tüm bunlardan ayrı olarak, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, dava konusu taşınmazın imar durumu hakkında Bodrum Belediye Başkanlığının 2015 tarihli ilk yazı cevabında; 2006 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile ".. .. .. Turizm Merkezi" ilan edilen alanda kaldığı, yine Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 02.06.2010 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı kapsamında kaldığı, 2001 yılında 2. derece doğal sit alanında kalmakta iken, 2011 yılında ise 3. derece doğal sit alanı içerisine alındığı, bozma sonrası yazı cevaplarında ise; 2017 tarihinde onaylanan kıyı kesimi 1. etap koruma amaçlı 1/5000 nazım ve 1/1000 uygulama imar planı içerisinde kaldığı, ancak 2017 tarihli imar planının İdare Mahkemesince iptal edildiği, dava konusu taşınmazın daha önce imar uygulaması gördüğüne dair kayıt bulunmadığı bildirilmiş olmasına rağmen yazı cevapları arasındaki çelişki giderilmemiş, yine zilyetlikle kazanma koşullarının tespiti açısından en eski tarihli ve dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ilişkin hava fotoğrafları incelenmemiştir. Bu hali ile İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporları taşınmazın niteliğini belirlemede yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, Kadastro Mahkemesinin 2019/172 Esas sayılı dava dosyası ile eldeki temyize konu dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, 2019/172 Esas sayılı dosyada verilecek hükmün taşınmazın orman kadastro çalışmalarındaki konumu yönünden eldeki dava dosyasını etkileyecek nitelikte oluğu gözetilerek bekletici mesele yapılmalı, bekletici mesele yapılan dava sonucunda taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışarısında kaldığının anlaşılması halinde bu sefer üst hakkının dava konusu taşınmaz kısmını kapsayıp kapsamadığı araştırılarak kapsadığının belirlenmesi halinde üst hakkı sahibi davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmalı, dava konusu taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, kalıyorsa imar planı kapsamına alınma ve planın onaylanma tarihi ilgili yerlerden sorularak belirlenmeli ve imar planının dava konusu taşınmazlara ilişkin kısmının onaylı bir örneği temin edilmeli; 3 85... ve 3 parsel sayılı taşınmazların tedavüllü tapu kayıtları, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tescil davasının açıldığı tarihten, taşınmaz imar planı kapsamında kalıp imar planının kesinleşme/onaylanma tarihi dava tarihinden önce ise imar planının kesinleşme/onaylanma tarihinden 15-20 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte ... bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmaz bölümünde zeytin ağaçları bulunduğu anlaşıldığından, zeytin ağaçlarının dikme mi yoksa aşılama mı olduklarını, aşılama ise aşı yaşlarının kaç olduğunu açıklayan, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma neden ve şekline göre davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.