Usulsüz tebligat ve haksız icra takibi sonucu gemi haczettirilerek ihtirazi kayıtla ödenen avukatlık ücretinin istirdadı davası.
Özet: Davacı bir denizcilik şirketinin, davalı acente tarafından haksız yere başlatıldığını iddia ettiği ve usulsüz tebligatla kesinleşen icra takibi sonucu gemisinin haczinin engellenmesi için ihtirazi kayıtla ödemek zorunda kaldığı 391.850,83 TLnin faiziyle birlikte iadesini talep ettiği bu istirdat davasında, davacı, borcun temelsiz olduğunu, davalının iddia ettiği acentelik masrafları veya avukatlık ücretlerinin kendi sorumluluğunda olmadığını ve tebligatın usulsüzlüğünü savunurken; davalı taraf, davanın görev, yetki ve zamanaşımı itirazlarıyla birlikte alacağın 2020deki bir gemi yangını kaynaklı olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/1595 KARAR NO : 2026/672DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 06/12/2022KARAR TARİHİ : 17/09/2026Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine 16.715,40 USD alacaklı olduğu iddiasıyla .... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... Esas sayılı dosyası ile 01.09.2022 tarihinde genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra dosyasına sunulan takip talebinde borcun sebebini '15.09.2021 Tarihli Alacak- Gemi yangınından dolayı alacaklıya açılan davalardan oluşan masrafların talebinden ibarettir.' olarak belirttiğini, ancak takip dayanağı olarak dosyaya sunulan 26.06.2020 düzenlenme tarihli, 22.438,35 USD bedelli müvekkili şirket tarafından bilinmeyen ve kayıtlarda yer almayan, içeriği okunmayan bir adet acentelik masraf dökümü sunulduğunu, icra dosyası tahtında yurt dışında mukim olan ve Türkiye'de herhangi bir kayıtlı adresi olmayan müvekkili adına düzenlenen ödeme emrinin ... adresine gönderildiğini ancak müvekkilinin tanınmadığı gerekçesiyle tebligatın 07.09.2022 tarihinde bila iade döndüğünü, ödeme emrinin 23.09.2022 tarihinde aynı adrese tekrar gönderildiğini ve taraflarınca tanınmayan, müvekkilini temsile yetkili olmayan ... isimli bir şahsa tebliğ ettirilerek takibin kesinleştirildiğini, 10.11.2022 tarihinde müvekkiline ait ... IMO nolu, ..., ... gemisinin yapılan usulsüz tebligat neticesinde kesinleştirilen icra takibi sonucu haczedilerek seferden men edildiğini ve müvekkilinin işbu takibe 11.11.2022 tarihinde geminin Türkiye karasularına girmesi ile birlikte üzerinde uygulanan seferden men kararı neticesinde muttali olduğunu, taraflarınca 16.11.2022 tarihinde tebligatın usulsüz olduğu, müvekkilinin işbu takibe, 11.11.2022 tarihinde muttali olduğu belirtilerek tüm borca ve ferilerine itiraz edildiğini ancak icra müdürlüğünce itirazların reddedildiğini, müvekkilinin 16.11.2022 tarihinde ihtirazi kayıt şartı ile dosya borcunun tamamını icra müdürlüğüne ödenmek zorunda kaldığını, akabinde usulsüz tebligatın ve ödeme emrinin iptali ile takibin durdurulmasına karar verilmesini temin için .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası ile şikayet davası açıldığını, ticari uyuşmazlıkta dava şartı olarak müvekkili şirket tarafından arabulucuya başvurulduğunu ancak uyuşmazlığın sulh yoluyla çözülemediğini, acente olan davalının yalnızca müvekkilinin 30.05.2020 tarihinde İskenderun'da yükleme acenteliğini yaptığını ve acentelik ücretlerini eksiksiz bir şekilde tahsil ettiğini, takip dayanağı ile ödeme emri içeriği çelişkili olsa da dosya borcunun davalı tarafından, icra dosyasında vekil sıfatıyla yer alan Av. ...'a ödediği iddia edilen avukatlık ücretinden kaynaklandığının anlaşıldığını, müvekkilinin davacılarının 3. kişiler olduğu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyalarında bir uyuşmazlık sebebiyle karşı taraf ile birlikte ayrı ayrı davalı sıfatıyla yer aldığını, karşı tarafın avukatına kendi iradesi ile takdir ettiği ücreti müvekkilinden talep ettiğini, müvekkili ile karşı taraf veya vekili ile arasında imzalanan herhangi bir avukatlık sözleşmesi olmadığı gibi bu şahıslarla avukat-müvekkil ilişkisi de bulunmadığını, müvekkilinin taraf olduğu hiçbir davada da mahkemece karşı taraf lehine takdir edilen bir vekalet ücreti bulunmadığını, müvekkilinin karşı taraf ile vekili arasında irade serbestisi ilkesi doğrultusunda kararlaştırılan avukatlık ücretinin sorumlusu olmadığını belirterek haksız seferden men kaynaklı tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile 391.850,83 TL' nin davalıdan en yüksek avans faizi ile istirdadına, masraflar ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli yargı yerinde açılmadığını, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanında bulunduğunu, yabancı uyruklu olan ve Türkiye'de ikameti olmayan davacının teminat göstermediğini, davanın yetkisiz yargı yerinde açıldığını, davaya esas icra takibinin İstanbul Anadolu Adliyesinde açıldığını, müvekkilinin adresinin de İstanbul Anadolu Adliyesi yetki sınırları içerisinde olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu alacağın niteliğine göre bu zarara ilişkin zamanaşımı 1 yıl olduğunu, zaman aşımını kesen bir işlemin de söz konusu olmadığını, bu nedenle zamanaşımı dolduktan sonra dava açıldığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davaya esas alacağın 31.05.2020 tarihinde davalıya ait gemiye yükleme yapılırken çıkan yangında yükleri hasar gören kişiler tarafından hem davacıya hem de acentesi olduğundan bahisle müvekkili şirket aleyhine ilk önce icra takipleri yapıldığını, devamında da arabulucuya başvurulduğunu, ve en nihayetinde de davalar açıldığını, müvekkili şirkette davacının bilgisi ve isteği üzerine bu takiplere karşı gerekli hukuki müdahaleyi yapmak üzere avukatlık hizmeti aldığını, gerekli ödemeleri de kendisine yaptığını, ancak müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğu olmadığı halde aleyhine birçok hukuki işlem başlatıldığını, bununla birlikte davacı şirket aleyhine başlatılan takipler içinde davacının hakkını kusursuz bir şekilde korunmasını sağladığını, müvekkili şirketin yaptırdığı işlemler için ödemek zorunda kaldığı masrafları ödememesi üzerine mecburen icra takibi yapılarak tahsili yoluna gidildiğini, davalı şirket aleyhine başlatılan icra takiplerinin müvekkili şirkete temsilci sıfatıyla tebliğ edildiğini, müvekkili şirkette davacı bilgisi dahilinde hukuki yardım aldığını ancak bu hukuki yardımlar için ödenmesi gereken ücreti davacının hala ödemediğini, müvekkili şirket aleyhine davalının acentesi olduğundan bahisle hiçbir sorumluluğu bulunmadığı halde icra takipleri yapıldığını, arabulucu yoluna başvurulduğunu ve dava açıldığını, aynı şekilde davacı aleyhine de icra takipleri yapıldığını ve arabulucu yoluna başvurulduğunu, tüm bu aşamalarda davacı yararına yapılması gereken hukuki müracaatlar eksiksiz olarak yerine getirildiğini, bütün bu hukuki işlemler için müvekkili şirketin mecburi olarak masraf yaptığını ve bu masraflardan da davacı şirketin sorumlu olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, icra takibinin tebliğ edildiği şirketin davalının acentası olduğunu, yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu, davacı şirket tarafından İcra Mahkemesi nezdinde şikayetin dava yoluna başvurulduğunu, bu husustaki davanın henüz derdest olduğunu, yargılama neticesinde davalının iddiasının mesnetsiz olduğunun ortaya çıkacağını, davacının müvekkili şirketi acente olarak atadığını, acente sıfatıyla kanunen yapmaya yetkili ve görevli olduğu hususların gereğini yerine getirebilmek için her hususta da yetkili olduğunu, davacı adına yapılan icra takiplerinde icra emirlerinin acentesi olarak müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin davacının haklarını koruma amacıyla kanunun verdiği yetki ve görev sınırları çerçevesinde yasal yollara müracaat ettiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, istirdat/alacak davası olup; uyuşmazlığın Mahkememizin görevli ve yetkili olup olmadığı, zamanaşımı itirazının yerinde olup olmadığı, yabancılık teminatı itirazının yerinde olup olmadığı, icra takibi sonucu davacının davalıya ödemek zorunda kaldığı alacağın istirdatından ibaret olduğu anlaşılmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) tarafından uyuşmazlık konusu alacağın deniz alacağı olmadığı eser sözleşmesinden kaynaklandığı eldeki dava bakımından genel yetkili ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.Uyuşmazlığın taraflar arasında gemi acentelik sözleşmesinin kurulup kurulmadığı, kurulmuş ise davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan avukatlık ücretlerinin acente ücreti kapsamda değeerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında toplandığı, Deniz alacağı hususunda, 6102 sayılı TTK'nın 1352/1.-s maddesinde "geminin maliki tarafından veya onun hesabına gemiye ilişkin olarak ödenecek hür türlü komisyon, brokaj veya acente ücretleri" hükümleri mevcuttur.Deniz acente ücretlerine ilişkin görevli mahkemenin .... Deniz İhtisas mahkemesinin görev alanına girdiği, 6100 sayılı HMK nun 1. Maddesinde mahkemelerin görevinin ancak Kanunla düzenleneceği, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtildikten sonra, aynı yasanın 114/1-c bendinde mahkemenin görevli olması dava şartları arasında gösterilmiştir. Ön inceleme aşamasında yukarıda açıklanan nedenlerle, görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine .... Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla)'nin görevli olduğuna dair karşı görevsizlik kararı vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçede açıklandığı üzere;Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görevli mahkemenin .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ olduğuna, Yargılama giderleri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece nazara alınmasına, Mahkememizce verilen görevsizlik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da verilen görevsizlik kararı bulunduğu için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine merci tayini yönünden resen gönderilmesine, merci tayininde Asliye Hukuk Mahkemesi görevli görülürse o taktirde de dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesine yargılamasının yapılması için gönderilmesine, Dair , gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 17/09/2026Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır