Çoklu baro sonrası avukat görevlendirme ve adli yardım bürolarına dair yönetmelik değişikliklerinin eşitlik ilkesi ve Anayasaya aykırılık gerekçesiyle iptali davası.
Özet: Bir baro, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafi ve vekil görevlendirme usul ve esaslarına ilişkin yönetmelikte yapılan değişikliklerin, özellikle birden fazla baronun bulunduğu illerdeki adli yardım bürolarının teşkilini ve avukat görevlendirmelerinde "eşitlik gözetilerek" ibaresini düzenleyen maddelerinin iptali istemiyle dava açmıştır; davacı, bu düzenlemelerin anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, kazanılmış haklara müdahale ettiğini ve dayanağı olan 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177. maddesinin Anayasaya aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulmasını talep etmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : 2025/1379Karar No : 2025/10317DAVACI : ... Nolu Barosu VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- Adalet BakanlığıVEKİLİ : Av. ... 2- ...Barolar Birliği VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin; a) 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (b) bendinin ve b) 3. maddesiyle ana Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasında yer alan, "...eşitlik gözetilerek..." ibaresinin iptali ile dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177. maddesinin son fıkrasının Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI :Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile ana Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi yönünden; anılan düzenlemede, büronun, Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca birden fazla baronun bulunduğu illerde oluşturulan adli yardım bürosunu ifade edeceğinin belirtildiği, 07/11/2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle ana Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen ikinci ve üçüncü fıkralarla da adli yardım bürolarının teşkiline dair düzenlemeler yapıldığı, söz konusu düzenlemelerin hukuka ve Anayasaya aykırı olduğu, nitekim Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "eşit temsil" esasının "mutlak eşitlik" olarak görülerek bir ilde birden fazla baro bulunması halinde her baronun üye sayısına bakılmaksızın eşit sayıda adli yardım bürosu üyesi seçilerek büronun teşkilinin sağlanmasının öngörüldüğü, keza Baro merkezi dışındaki yargı çevresindeki temsilciliklerden de eşit sayıda temsilin öngörüldüğü, söz konusu düzenlemelerin Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir.Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliği uyarınca kurulan adli yardım büroları, hukuk davalarına görevlendirme yapmak üzere kurulan bürolar iken; dava konusu Yönetmelik ile Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca ceza davalarına yapılacak görevlendirmelerin de idaresinin bu bürolara verildiği, gerek büro personeli gerekse büroda görevli üye avukatların sayısının adli yardım ve CMK görevlendirmelerinin idaresi ile dosyalara ilişkin incelemeler yönünden yetersiz olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesiyle ana Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasında yer alan, "...eşitlik gözetilerek..." ibaresi yönünden; mevcut sistemde puana göre sıra bekleyen ve görevlendirme alması muhtemel avukatların durumunun dava konusu düzenlemede açıklanmadığı, bu nedenle görevlendirme sırası konusunda kazanılmış haklara müdahalede bulunulduğu, öte yandan görevlendirme yapılacak herhangi bir listeden bahsedilmediği gibi muğlak ve subjektif ifadelerle büronun o ildeki avukatlar arasından eşitlik gözetilerek görevlendirme yapabileceğine yönelik getirilen düzenlemenin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı ifade edilmiştir.Dava konusu Yönetmeliğin dayanak maddelerinden olan Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasının kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının Kanunla kurulacağına ilişkin Anayasanın 135. maddesine aykırı olması sebebiyle somut norm denetimi yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMASI:Adalet Bakanlığı'nın Savunmasının Özeti: 15/07/2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikler uyarınca beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari iki bin avukatla bir baro kurulabileceğine ilişkin yeni düzenlemelerin getirildiği, bahsi geçen yasal değişiklikler nedeniyle adli yardım bürolarının tanımı ve avukat görevlendirme süreçlerine dair hususların dava konusu Yönetmelikle yapıldığı, iptal istemine konu dava konusu Yönetmelik maddelerinin eşitlik ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığı, öte yandan Bakanlığın Yönetmelikle yetki aşımı yaptığına yönelik iddialara ise Anayasanın 124. maddesi, Avukatlık Kanununun 177. maddesi, Ceza Muhakemesi Kanununun 150., 234. ve 239. maddeleri ile Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13. maddesindeki düzenlemeler karşısında itibar etme olanağının bulunmadığı, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.Türkiye Barolar Birliği'nin Savunmasının Özeti: Dava konusu Yönetmelik, Türkiye Barolar Birliği işlemi olmadığından Danıştay Sekizinci Dairesinin 02/06/2021 tarih ve E:2021/1679 sayılı ara kararı ile Türkiye Barolar Birliği'nin hasım konumuna alınmasına ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI : ...DÜŞÜNCESİ : Dava; 02.03.2007 tarih ve 26450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasına, 7/11/2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik ile eklenen (b) bendinin ve aynı değişiklikle Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen yedinci fıkrada yer alan, "...eşitlik gözetilerek..." ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.Davacı tarafın Anayasa'ya aykırılık iddiasına itibar edilmemiştir. 02.03.2007 tarih ve 26450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte, 7/11/2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik ile Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir. Yapılan değişiklik ile Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasına eklenen dava konusu (b) bendinde, bu Yönetmelikte yer alan "Büro" kavramının, "Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca birden fazla baronun bulunduğu illerde oluşturulan adli yardım bürosunu," ifade edeceği kurala bağlanmıştır.Aynı değişiklik ile Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen yedinci fıkrada ise, "Birden fazla baronun bulunduğu illerde, Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca oluşturulan bürodan müdafi veya vekil görevlendirilmesi istenir. Büro, hangi baroya kayıtlı olduğuna bakılmaksızın o ildeki tüm avukatlar arasından eşitlik gözetilerek belirlediği müdafi veya vekilin kayıtlı olduğu baro tarafından görevlendirilmesini sağlar." kuralı yer almakta olup, dava konusu edilen husus söz konusu fıkra metninde geçen "... eşitlik gözetilerek ..." ifadesidir.15 Temmuz 2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11.07.2020 gün ve 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikler uyarınca beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabileceğine ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiş olup, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümlerinde de bu düzenleme doğrultusunda değişiklik yapılması ihtiyacı doğmuştur.Bu çerçevede 07.11.2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile ilgili Yönetmeliğin 4. maddesinin (b) bendinde yapılan "Büro" tanımlamasında da, anılan Yönetmeliğin 5. maddesinin yedinci fıkrada yer alan, "Büro, hangi baroya kayıtlı olduğuna bakılmaksızın o ildeki tüm avukatlar arasından eşitlik gözetilerek belirlediği müdafi veya vekilin kayıtlı olduğu baro tarafından görevlendirilmesini sağlar." ibaresinde de hukuka ve üst normlara aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ SÜREÇ : 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150. maddesine ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 13. maddesine dayanılarak hazırlanan dava konusu Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.İNCELEME VE GEREKÇE:USUL YÖNÜNDEN:Türkiye Barolar Birliği tarafından husumet itirazında bulunulmuş ise de; 07/11/2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile aynı Yönetmeliğin "Dayanak" başlıklı 3. maddesine "1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177 nci maddesi" ibaresinin eklendiği, Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterileceğinin belirtildiği, öte yandan Yönetmeliğin dayanağı olan diğer mevzuat hükümleri incelendiğinde ise, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun uyarınca dava konusu Yönetmeliğin Türkiye Barolar Birliği'nin görüşünün alınması suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanacağı kuralına yer verildiği anlaşıldığından davalı Türkiye Barolar Birliği'nin husumet itirazı yerinde görülmemiştir.Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.İLGİLİ MEVZUAT:Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının talebi üzerine müdafi veya vekillerin görevlendirilmeleri ile bu kişilere yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir."; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Yönetmelik, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177 nci maddesi, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150, 234 ve 239 uncu maddeleri ile 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır." kuralları düzenlenmiştir.5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150. maddesinde, “(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir.5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 13. maddesinde, "Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır. (2) Bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." kuralı yer almaktadır.Mevzuat Hazırlama Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin amacı; mevzuat taslaklarının hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik; Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar, bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanan mevzuat taslaklarını kapsar."; "Görüş alma" başlıklı 6. maddesinde, "Cumhurbaşkanlığına sunulmadan önce taslaklar hakkında kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleri gereğince görüş alınması zorunlu olan kurumların ve ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınır. Görüş isteme yazısına, taslak metin, karşılaştırma cetveli, genel gerekçe ile varsa madde gerekçeleri, düzenleyici etki analizi ve bütçe etki formu eklenir."; "Görüşlerin bildirilmesi" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları, taslaklara ilişkin görüşlerini en geç on beş gün içinde bildirir. Bu süre, Cumhurbaşkanlığı tarafından istenilen görüşlerde daha kısa olarak uygulanabilir. Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları görüş vermek için ek süre isteyebilir. Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları görüş bildirmekten kaçınamaz. Süresinde görüş verilmezse olumlu görüş verilmiş sayılır." kurallarına yer verilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdarenin irade açıklamaları, önceden birtakım kurallara bağlıdır. İdari işlemde "şekil" unsuru da, idarenin iradesinin ortaya çıkması için izlenecek usul, yol kavramını ifade etmektedir. İdarenin iradesinin ortaya konulabilmesi için veya idari işlemin oluşabilmesi için şekil şartına uyulması gerekmektedir. Aksi takdirde, şekil unsurundaki bozukluk idari işlemin sakatlığı sonucunu doğurmaktadır. Eğer ki mevzuatta, nihai işlemi tesis edecek idari makam açısından tesis olunacak işlemin içeriğine ilişkin bilgi sahibi olan başka idari makamlardan, otoritelerden ya da uzmanlardan görüş alınması konusunda düzenleme var ve bu kurala riayet edilmeden işlem tesis edilmişse, işlemin hazırlık aşamasındaki bu eksiklik idari işlemi şekil unsuru yönünden sakatlayacaktır. Mevzuat Hazırlama Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin yukarıda yer verilen kurallarına göre, görüş istenirken görüş isteme yazısının hazırlanması, bu yazıya taslak metin, karşılaştırma cetveli, genel gerekçe ile varsa madde gerekçelerinin eklenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalar ve yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafi ve vekillerin görevlendirilmeleri ile yapılacak ödemelerin usul ve esaslarının belirlenmesinde Adalet Bakanlığı yetkili idare olmakla birlikte, Kurumun, bu konuda düzenleme yapmadan önce 5271 sayılı Kanun gereğince Türkiye Barolar Birliğinden görüş alma zorunluluğu bulunmaktadır. Kurumun işlem tesis etmeden önce yerine getirmesi gereken bu yükümlülük, yasal olarak zorunlu bir yükümlülüktür. Burada, Adalet Bakanlığının, Türkiye Barolar Birliğinin verdiği görüş doğrultusunda işlem tesis etme yükümlülüğü bulunmamasına rağmen, anılan meslek kuruluşunun görüşünü alması zorunludur. Aksi takdirde işlem, şekil unsuru açısından hukuka aykırı olacaktır. Uyuşmazlığın öncelikle bu çerçevede çözümü için; 15/05/2025 tarihli Ara Kararı ile, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yayımlanmasından önce Türkiye Barolar Birliğinin görüşünün alınıp alınmadığı sorulmuş, görüş alınmış ise görüş yazısına ilişkin belgelerin onaylı bir örneğinin dosyaya sunulmasının istenilmesine karar verilmiştir. Ara Kararına verilen cevaplarda, Türkiye Barolar Birliğince, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 05/11/2020 tarihli yazısı ile 06/11/2020 tarihinde yapılacak değerlendirme toplantısına katılım talep edildiği, bundan başka dava konusu Yönetmeliğin yayımı öncesinde taraflarına Yönetmelik taslağı gönderilerek yazılı görüşlerinin alınmadığı belirtilmiş; Adalet Bakanlığınca, dava konusu değişiklikler öncesinde, 06/11/2020 tarihinde, Türkiye Barolar Birliği temsilcilerinin de yer aldığı değerlendirme toplantısının yapıldığı, bu kapsamda Türkiye Barolar Birliğinin değişiklik öncesi görüş ve değerlendirmelerinin alındığı belirtilmiştir. Bu durumda, Adalet Bakanlığınca, 06/11/2020 tarihinde yapılacak değerlendirme toplantısına Türkiye Barolar Birliği temsilcilerinin katılımının talep edilmesiyle yetinildiği, bundan başka dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yayımı öncesinde Türkiye Barolar Birliğine değişiklik yönetmeliği taslağı da gönderilerek yazılı görüşlerinin istenmesine ilişkin bir görüş isteme yazısının yazılmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafi ve vekillerin görevlendirilmeleri ile yapılacak ödemelerin usul ve esaslarını belirleyen dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yayımlanmasından önce Türkiye Barolar Birliğinin görüşünün alınması yasal bir zorunluluk olmasına rağmen, bu zorunluluk yerine getirilmeden Yönetmelik değişikliliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı anlaşılmakta olup, bu haliyle dava konusu düzenlemelerde şekil unsuru yönünden hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu maddelerinin İPTALİNE oyçokluğu ile,2. Sonuç itibarıyla dava iptal ile sonuçlandığından, davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin dava konusu düzenlemelerde davalı Türkiye Barolar Birliğinin görüşü ve dahili bulunmadığı için davalı Adalet Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine,3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ...TL vekâlet ücretinin dava konusu düzenlemelerde davalı Türkiye Barolar Birliğinin görüşü ve dahili bulunmadığı için davalı Adalet Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/12/2025 tarihinde karar verildi.KARŞI OY: (X) Davacı tarafından, 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin; a) 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (b) bendinin, b) 3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin "Müdafi veya vekillerin görevlendirilmesi" başlıklı 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasının, c) 4. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin "Görevlendirme esasları" başlıklı 6. maddesinin değiştirilen 5. fıkrasında yer alan "...birden fazla baronun bulunduğu illerde bürodan, diğer yerlerde doğrudan..." ibaresinin, d) 5. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin "Ücretin ödenme usulü" başlıklı 11. maddesinin değiştirilen 3. fıkrasında yer alan "...birden fazla baronun bulunduğu illerde ise büroya...", "...veya büro..." ibarelerinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının talebi üzerine müdafi veya vekillerin görevlendirilmeleri ile bu kişilere yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir."; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Yönetmelik, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177 nci maddesi, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150, 234 ve 239 uncu maddeleri ile 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır." kuralları düzenlenmiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150. maddesinde, “(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir.5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 13. maddesinde, "Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır. (2) Bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." kuralı yer almaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafi ve vekillerin görevlendirilmeleri ile yapılacak ödemelerin usul ve esaslarının belirlenmesinde Adalet Bakanlığı yetkili idare olmakla birlikte, Kurumun, bu konuda düzenleme yapmadan önce 5271 sayılı Kanun gereğince Türkiye Barolar Birliğinden görüş alma zorunluluğu bulunmaktadır. Uyuşmazlıkta, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 05/11/2020 tarihli yazısı ile yönetmelik değişikliği ile ilgili 06/11/2020 tarihinde yapılacak değerlendirme toplantısına Türkiye Barolar Birliğinin davet edildiği, toplantıya Türkiye Barolar Birliğini temsilen iki avukatın katıldığı anlaşıldığından, bu kapsamda Türkiye Barolar Birliğinin değişiklik öncesi görüş ve değerlendirmelerinin alındığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, davalı konumda bulunan Türkiye Barolar Birliği'nin bu hususta bir itirazı da yoktur. Bilakis toplantıya temsilci davet edildiği belirtilerek bu husustaki görüşlerinin sunulduğu zımni olarak kabul edilmiştir. Bu itibarla, dava konusu düzenlemelerde şekil unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmamakta olup dosyanın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.