Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kamu ihale nakliye sözleşmesinden doğan alacak davasında, yükün gemi güvertesinde taşınmasından kaynaklı hasardan davacının sorumluluğu ve mahsup talebine ilişkin.
Özet: Davacı ile davalı arasındaki nakliye hizmeti alım sözleşmesi kapsamında, davacının yükleri davalının rızası ve uyarısına rağmen gemi güvertesinde taşıması sonucu hasar oluştuğu, davacının hizmet bedelini talep etmesine karşın davalının hasar bedelini kendi alacağından mahsup etme hakkı olduğu iddiasıyla davaya karşı çıktığı; ilk derece mahkemesinin ise davacının yükü güvertede taşımasından ve davalının buna rızası olmamasından kaynaklanan zarardan hem sözleşme hükümleri hem de Türk Ticaret Kanunu uyarınca davacının sorumlu olduğuna hükmederek davalı tarafın mahsup talebini haklı bulduğu bir uyuşmazlıktır.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/464 Esas, 2025/1496 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2022/793 E., 2023/622 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.06.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili Avukat ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 21. maddesi kapsamında 01.12.2021 tarihli nakliye hizmeti alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, bu kapsamda müvekkilinin edimlerini eksiksiz olarak yerine getirip 01.03.2022 tarihli 4.630.000,00 TL bedelli faturayı tanzim ederek davalıya gönderdiğini, faturaya konu bedelin muhtelif zamanlarda kısmen ödendiğini ancak bakiye 2.092.805,00 TL'nin ihtara rağmen ödenmediğini, davalının borcunu yerine getirmemek için davacıya dayanağı olmayan iki adet fatura gönderdiğini ancak bu faturalara süresi içinde itiraz edildiğini, arabuluculuk girişiminin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek sözleşmeden kaynaklı fatura alacağınının şimdilik 150.000,00 TL’lik kısmının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 2.092.805,00 TL'ye çıkarmıştır.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; nakliye hizmeti alım sözleşmesi kapsamında Çin'den Türkiye'ye getirilecek alüminyum alaşımlı profillerin 3. kısmının ve alüminyum vagon sandıklarının tüm uyarılara rağmen, gemi güvertesindeki bağlantılarının çelik halatlar ile yapıldığını, sigorta yaptırma yükümlülüğünün davalı idarede, sözleşmeye göre yüklemenin ve taşıma sırasında meydana gelecek zararın ise davacının sorumluluğunda olduğunu, malzemelerin gemiden limana tahliyesinde bir adet vagonda hasar tespit edildiğinin ve limanda hasar tespiti ile survey işlemlerinin yapılması gerektiği hususunun davacı tarafça kendilerine 06.04.2022 tarihinde bildirildiğini, sözleşme gereği hasar tespit işlemlerinin davacının katılımıyla davalı nezdindeki muayene ve kabul komisyonunca yapılmasının öngörüldüğünü, davacının taşıma sebebiyle sözleşmeye göre liman teslim tarihi itibariyle 01.03.2022 tarihli faturayı düzenleyerek teslimattan önce kendilerine gönderdiğini, malzemeler 18.04.2022 tarihinde kendilerine teslim edildiğinde bir adet alüminyum gövdeli vagon sandığının hasarlı olduğunun ... Sigorta A.Ş.'ye bildirildiğini, sigorta şirketince yapılan incelemede taşımanın güvertede yapılması sebebiyle I.C.C (C) klozu gereğince teminat dışı olduğundan bahisle zararın sigorta şirketince karşılanmadığını, davacının fatura bedelinin ödenmesi hususunda 13.06.2022 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, hasar gören ve kullanılamaz olan vagon gövdesi bedeli 112.500,00 USD ile malzemelerin sevki için yapılan ve hasarlı kısma isabet eden (2.945,30 TL ardiye ücreti, 2.683,27 TL gümrük müşavirlik ücreti, 37.427,00 TL vergi, 383.444,90 TL nakliye ücreti ve 539,53 TL nakliye sigorta bedeli olmak üzere toplam) 427.085,00 TL'nin 16.06.2022 tarihinde davacıya fatura edildiğini ancak davacının bu faturalara itiraz ettiğini, sözleşme hükümlerine göre yükleme ve taşıma sırasında meydana gelecek zarardan davacının sorumlu olduğunu, bu zarar miktarının davacının hakedişinden mahsubunun sözleşme hükümlerine uygunluk içerdiği, müvekkili idarenin sözleşme hükümlerine ve ayıba ilişkin yasal mevzuata uygun hareket ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında nakliye hizmeti alım sözleşmesi bulunduğu, bu kapsamda Çin'den getirilen malların gemi güvertesinde taşınarak ülkeye getirildiği esnada hasara uğradığı, davalının yükün güvertede taşınmasına yönelik bir rızasının bulunmadığı, aksine yükün sözleşme hükümlerine uygun şekilde taşınmasını 20.12.2021 tarihli yazısı ile ihtar ettiği, davacının yükün fotoğraflarını davalıya göndermiş olmasının davalının güvertede taşımaya zımni olarak izin verdiği şeklinde yorumlanamayacağı, sözleşmenin 36. maddesinin 15. bendinde yükün taşınması sırasında meydana gelecek hasardan davacının sorumlu olacağı ve alacağından mahsup edileceğinin düzenlendiği, bu durumda gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1151. maddesine göre gerekse sözleşme hükmüne göre yükün güvertede taşınmasından kaynaklı zarardan davacının sorumlu bulunduğu, davalıdan yaptırdığı sigorta poliçesine "gemi güvertesinde taşıma klozu" ekletmesini beklemenin de mümkün olmadığı, davalının, davacının hakedişinden yaptığı kesintinin yerinde bulunduğu, davacının sözleşmenin 12. maddesine göre düzenlediği faturaya itiraz edilmediğinden bahisle tazminat hakkının zayi olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.12.2021 tarihli nakliye hizmeti alımına ilişkin sözleşmeye, Taşıma İşine İlişkin Şartnameye, TTK'nın 1151. maddesi hükmüne, ... Nakliye Genel Şartlarına ve Instıtute... göre yükün taşınmasından davacının sorumlu olduğu, davacının TTK'nın 1179. maddesi anlamında ihmalinin bu hasara sebebiyet verdiği, yükün güvertede taşınmasının davacının tercihi olduğu, rizikonun da yükün güvertede uygun şekilde taşınmamasından kaynaklandığı, bu nedenle meydana gelen hasardan davacının sorumlu olduğu, TTK'nın 1186. maddesi hükmünün yük bedeli ve değerlerini gösterir çeki listesi ve faturaların sözleşme aşamasında davacıya bildirilmiş olması nedeniyle uygulanamayacağı, bu nedenlerle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmediği, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, deniz yoluyla yapılan eşya taşımasına ilişkin navlun faturası kapsamındaki bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir.B.Değerlendirme ve Gerekçe1.Uyuşmazlık, uluslararası deniz yoluyla yapılan taşıma sırasında oluşan zarardan taşıyıcı davacının sorumlu olup olmadığı, sorumluluk sınırlarını kaldıran bir hal bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre de konşimentoda malın güvertede taşınacağı belirtilmesine rağmen taşıtan davalının yaptırmış olduğu Nakliyat ... Sigorta Poliçesinde güvertede taşımanın teminat kapsamına alınmamasının taşıtanın sorumluluğuna etkisi noktasında toplanmaktadır.2.Somut olayda, deniz yoluyla yapılan taşımada, davacı taşıyanın taşıma esnasında oluşan zarardan sorumluluğunu ortadan kaldıran bir hal bulunmadığı gibi davalının yaptırmakla yükümlü olduğu sigortanın taşıyanın vereceği zararlardan sorumluluğunu teminat altına alan bir sigorta türü olmayıp sigortanın Nakliyat ... Sigortası olduğu ve bu sigorta poliçesi ile taşıma sırasında emtiada oluşacak zararların teminat altına almış olduğu, bu kapsamda taşıtan tarafından yaptırılan sigorta poliçesinde "güverte taşıması" nedeniyle oluşan hasarın teminat kapsamına alınmış olması durumunda dahi sigortalısının zararını ödeyen sigortacının taşıyıcıya rücu etme hakkının bulunduğu gözetildiğinde davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 3.Davacı, bakiye taşıma ücretinin tahsilini istemiş olup, davalı, taşıma sırasında gerçekleşen hasar bedelini sözleşmeye dayanarak davacının taşıma ücretinden mahsup ettiğini beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yükün güvertede taşınmasından kaynaklı zarardan davacının sorumlu olduğu, davalının davacının hakedişinden yapmış olduğu kesintinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Ancak, deniz yoluyla yapılacak taşımalarda uygulanacak olan TTK'nın Deniz Ticaret başlıklı Beşinci Kitabı hükümlerinden 1186. maddesinde sorumluluk sınırları düzenlenmiş olup buna göre "(1) Eşyanın uğradığı veya eşyaya ilişkin her türlü zıya veya hasar nedeniyle taşıyan, her hâlde, hangi sınır daha yüksek ise o sınırın uygulanması kaydıyla, koli veya ünite başına 666,67 Özel Çekme Hakkına veya zıyaa ya da hasara uğrayan eşyanın gayri safî ağırlığının her bir kilogramı için iki Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarı aşan zarar için sorumlu olmaz; meğerki, eşyanın cinsi ve değeri, yüklemeden önce yükleten tarafından bildirilmiş ve denizde taşıma senedine yazılmış olsun. Özel Çekme Hakkı, fiilî ödeme günündeki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir.(2) Taşıyanın ödemesi gereken tazminatın toplamı, eşyanın navlun sözleşmesine uygun olarak gemiden boşaltıldığı veya boşaltılması gereken yerdeki ve tarihteki değerine göre hesaplanır. Eşyanın değeri, borsa fiyatına veya böyle bir fiyat yoksa, cari piyasa fiyatına veya her ikisinin de yokluğu hâlinde aynı nitelikte ve kalitede eşyanın olağan değerine göre belirlenir.(3) Eşya topluca bir konteyner, palet veya benzeri bir taşıma gerecine konmuş ise, denizde taşıma senedine söz konusu taşıma gerecinin içeriği olarak yazılmış her koli veya ünite, ayrı bir koli veya ünite sayılır. Aksi hâlde, böyle bir taşıma gereci, tek bir koli veya ünite sayılır. Bizzat taşıma gereci zıyaa veya hasara uğrarsa, taşıyana ait veya onun tarafından sağlanmış olmadıkça, taşıma gereci ayrı bir koli sayılır.(4) Yükletenin birinci fıkra uyarınca yaptığı bildirim denizde taşıma senedine yazılmışsa, bu kayıtlar karine oluşturur, ancak, bu karine taşıyan bakımından bağlayıcı değildir; 1239. maddenin üçüncü fıkrası, söz konusu kayıtlar hakkında uygulanmaz.(5) Yükleten, eşyanın cinsini veya değerini kasten gerçeğe aykırı bildirmişse, taşıyan, her hâlde, eşyanın uğradığı veya eşyaya ilişkin zıya veya hasar nedeniyle sorumlu olmaz.(6) Taşıyanın, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, geciken eşya için ödenecek navlunun iki buçuk katı ile sınırlıdır; şu kadar ki, bu tutar, navlun sözleşmesine göre ödenecek toplam navlun miktarından fazla olamaz.(7) Taşıyanın, birinci ve altıncı fıkraların birlikte uygulanması hâlinde toplam sorumluluğu, eşyanın tam zıyaından sorumluluğu hâlinde birinci fıkra gereğince tazminle yükümlü olacağı tutarı geçemez.(8) Taraflar, birinci ve altıncı fıkralarda öngörülen sınırlardan daha yüksek tutarlar kararlaştırabilirler; şu kadar ki, birinci fıkra bakımından tarafların kararlaştırdığı sınır, o fıkrada öngörülen sınırlardan hangisi yüksek ise, o sınırdan daha düşük olamaz."Sorumluluğun sınırlı olması kural olmakla birlikte bu kuralın istisnası aynı Kanun'un 1187. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrası "Zarara veya teslimdeki gecikmeye, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın veya gecikmenin meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edildiği takdirde taşıyan, 1186 ncı maddede öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlanamaz." ikinci fıkrası "Zarara veya teslimdeki gecikmeye, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın veya gecikmenin meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyanın adamları da 1190 ıncı maddenin ikinci fıkrası hükmüne dayanarak 1186 ncı maddede öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlanamazlar." hükmünü havidir.Bu durumda, taşıyan davacının sorumlu olduğu sınırı kaldıracak bir halin bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece yapılması gereken TTK'nın yukarıda anılan hükümleri uyarınca öncelikle gerçek zararın bilirkişi marifetiyle belirlenmesi, sonrasında sorumluluk sınırına göre özel çekme hakkı (...) hesabı yapılarak taşıyanın sorumluluk sınırının belirlenmesi, şayet gerçek zarar ... hesabının altında kalıyorsa gerçek zarar, gerçek zarar ... hesabının üstünde kalıyorsa ... hesabındaki miktar davacının alacağından mahsup edilerek kalan tutar yönünden hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçelerle davalı tarafından yapılan gerçek zararın mahsubu işlemine itibar edilerek davacının bakiye alacağı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.VI. SONUÇ: Yukarda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.