3. Ceza Dairesinin silahlı terör örgütüne üyelik suçunda etkin pişmanlık, gönüllü teslim ve eşya müsaderesi hatalarına ilişkin bozma kararı.
Özet: Temyiz incelemesinde, terör örgütü üyeliği suçundan mahkûm edilen sanığın telefonla davet üzerine kendiliğinden teslim olup örgütle ilgili bilgi vermesi durumunda Türk Ceza Kanununun 221/4. maddesinin birinci cümlesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması ile birlikte, iddianamede talep edilmeyen ve bir kısmı sanığa ait olmayan eşyaların savunma hakkı tanınmaksızın müsadere edilmesinin hukuka aykırı olduğu tespit edilerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
3. Ceza Dairesi         2023/2291 E.  ,  2026/3480 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1516 E., 2021/655 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/408 E., 2020/214 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 54/1 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1 inci maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamı ve Dairemizin 15.03.2023 tarihli ve 2021/11368 esas, 2023/1293 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin içeriği dikkate alındığında, kanun koyucunun, izlenen suç politikası gereğince suç örgütleriyle etkin mücadele edebilmek amacıyla, örgüt  kurucu, yöneticiler ve üyelerinin örgütten ayrılmalarını ve örgütü deşifre ederek, örgüt bünyesinde işlenen suçların ve faaliyet gösteren faillerin yakalanmasını sağlamalarını, örgütten ayrılan bu kişilerin cezalandırılmasından daha faydalı gördüğü anlaşılmaktadır.
Örgüt üyesi olan sanığın etkin pişmanlıkta bulunması halinde hakkında uygulanabilecek hükümler, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarıdır.
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi açısından sanığın gönüllü olarak teslim olduktan sonra etkin pişmanlık kapsamında kendisinin örgütle olan bağını ve örgüt mensupları ile örgütün faaliyetleri ile bu faaliyetler kapsamında işlenen suçlara ilişkin bilgi verme yükümlülüğü bulunmaktadır, ancak 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki etkin pişmanlık kapsamında sanıkların bu anlamda bilgi verme yükümlülükleri bulunmamaktadır.
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesine göre sanık hakkında yakalama kararı olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Bu fıkra hükümlerinin uygulanması bakımından gönüllü olarak mı bilgi verdiği yoksa yakalandıktan sonra mı bilgi verdiği önemlidir. Gönüllü olarak teslim olduktan sonra etkin pişmanlık kapsamında bilgi vermesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddenin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanması; yakalandıktan sonra bilgi vermesi halinde ise 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddenin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi uygulanması gerektiği madde metni ve gerekçesinden açıkça anlaşılmaktadır.
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin uygulanabilmesi için ise, sanık örgütün kurucusu, yöneticisi, üyesi ya da örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden konumunda olmalı, kendi gönüllü teslim olmayarak yakalanmalı ve örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermelidir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde;
Tüm deliller toplandıktan sonra sanığın duruşmada hazır edilerek etkin pişmanlığın şartları hatırlatılarak yeniden savunması alınmak suretiyle verdiği bilgilerin örgütte geçirdiği süre, konum ve faaliyetleri itibariyle yeterli olup olmadığı değerlendirilip, eldeki mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği de ilgili birimlerden sorularak sonucuna göre; etkin pişmanlıkta bulunduğu kabul edildiği takdirde sanık hakkında dosya içerisinde bulunan 28.10.2016 tarihli yakalama, gözaltına alma ve muhafaza altına alma tutanağından anlaşılacağı üzere telefonla davet üzerine kendiliğinden Nusaybin Güvenlik Büro Amirliğine gelerek teslim olması dikkate alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
Sanık hakkında düzenlenen iddianame ve yargılamada beyan edilen esas hakkındaki mütalaa içeriğinde, ... Emanetinin 2016/1115 sırasında kayıtlı eşyalar hakkında müsadere talebinde bulunulmadığı gibi, bir kısmı da sanığa ait olmayan eşyaların hangi gerekçeyle müsaderesi gerektiği açıklanmadan ve bu hususta sanığa savunma hakkı da tanınmadan tüm eşyaların TCK'nın 54/1. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi,
Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.