Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde "API..." markasına ilişkin YIDK red kararının iptali ve "DEVA" markalarıyla iltibas ihtilafı davası.
Özet: Davacı, kendi markası ile davalının "DEVA" ibareli seri markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal belirgin farklılıklar bulunduğunu, "DEVA" kelimesinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle ortalama tüketicinin bu markaları karıştırmayacağını ileri sürerek, marka tesciline ilişkin YIDKnın kısmi reddetme kararının iptalini talep ederken; davalı, davacı markasındaki belirli bir ön ekin (API) arıcılık ürünleriyle ilgili tanımlayıcı bir nitelik taşıdığını ve "DEVA" ibaresinin ortak kullanımı sebebiyle özellikle 5, 29 ve 30. sınıf ürünlerde markalar arasında 6769 sayılı SMK 6/1 uyarınca iltibas ihtimali bulunduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/69 Esas - 2026/102
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2025/69Karar No : 2026/102.....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptaliDava Tarihi : 12/02/2025Karar Tarihi : 11/03/2026Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 11/03/2026Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkiline ait marka ile itiraz sahibine ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan son derece farklı olduklarını, markaların bir bütün halinde tüketiciye vermek istedikleri mesajlar da dahil olmak üzere, görsel açıdan farklılığı, işitsel açıdan farklılığı bariz bir şekilde ortada olup, tüketici kitlesinin müvekkili markası ile karşılaşması halinde markayı itiraz sahibinin markaları ile karıştırmasının mümkün olmadığını, davalı muteriz firmanın “deva” unsurlu markalarının hepsinin deva+kelime şeklinde olduğunu, itiraza dayanak tüm markalarda deva ibaresinin geçtiğini, logolarının aynı olduğunu, bu nedenle de seri marka olduklarının belli olduğunu, müvekkilinin markasının ise ‘...’ şeklinde olup, ortalama tüketici nezdinde seri marka veyahut aynı marka olarak anlaşılmayacağını, müvekkili firmanın markasının logosu bulunmamakta, ... kelimesini içeren kelime markası şeklinde olduğunu, davalı muteriz firmanın itiraza dayanak gösterdiği tüm markalarının logosunun ise koyu kırmızı zemin üzerinde italik formda el yazısı ile Deva kelimesini içerdiğini, kelimenin altında yeşil kalın şerit bulunduğunu, sağ üst köşesinde yeşil yaprak figürünü içerdiğini, muteriz firmaya ait “deva” ibareli markalarına ait spesifik logo/logolar hiçbir suretle müvekkili firmanın markası ile benzerlik taşımadığını, itiraza konu müvekkilinin markasının “...” olduğunu ve telaffuzunda kelimenin bütününün anlamlı oluşundan ötürü kulakta ve akılda kalan iz “...” ibaresinde ve “api” hecesinde olacağını, öncelikli olarak tüketicinin; “a” harfini işitecek akabinde “pi” ibaresini duyacağını, ardına hemen “deva” kelimesini duyacağını, işitsel yönden inceleme; ‘.....” olacak şekilde telaffuz edildiğinden ilgili iki kelime içerisinden tanımlayıcı “api” kelimesinin marka içindeki yeri hiç değerlendirilmeden sadece “deva” kelimesine dayanarak bu ibareyi içeren markaları ile itiraz edilmesinin hakkaniyet sınırları dışına çıkmış olduğunu, müvekkili firmanın marka oluşturmada haklı beklenti içerisinde olduğu, “deva” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük oluşu ile kelimenin yanında ek olarak kullanılan veya bir sonraki kelimenin anlamıyla bütünsel değerlendirilme yapılmasının gerekliliği, sayılan nedenler çerçevesinde kolektif algı ile hareket edildiğinde müvekkili firma ile muterize ait firmanın idari veya ticari bağlantısının olmadığı, tüketicinin iki marka arasında iltibas ilişkisini kurmasının sonsuz olasılıklar içerisinde değerinin olmadığı, seri marka olarak adledilebilmelerinin zorlama olacağı şayet adledilirlerse tüm “deva” ibareli ....tescilli/başvurusu bulunan markaların birbirlerinin serisi olacağı anlamına gelmekle böylesi bir durumun olasılık dahilinde bile olmaması gerektiği kanaatinde olmakla birlikte davalı muteriz firmanın markalarının tanınmışlığını ileri sürmesine karşın tek taraflı yapılacak bir inceleme ile Kurum nezdinde tescile hak kazanmış “deva” kelime köküne sahip birçok markanın oluşunun göz ardı edilerek haklı beklenti içerisinde olan müvekkili firmanın başvuruda bulunduğu tüm sınıflarda tescile hak kazanmamasının adaletli bir yaklaşım olmayacağını ifade ederek,.... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı ... vekili cevaplarında özetle; davacı markasının “....” ibareli ve salt kelime markası olup beyaz zemin üzerine siyah standart harflerle oluşturulmuş olduğunu, davalı markalarının ise “...” asli unsurunu muhtevi markalar olduğunu, davacı markasında kullanılan “api” ibaresinin “arıcılık” ile ilgili ürün ve hizmetleri ifade etmek için kullanılan ve yaygın olarak bilinen bir ön ek olduğunu, (apiterapi, apiprotein, apikoop, apiturizm, apikek, apişurup, apiyem vs) arı ürünleri sağlık üzerindeki etkisi sebebiyle takviye edici gıdalarda ve ilaç sektöründe kullanılmakta olup “....” ibareli markada bu ürünler bakımından “api” ibaresinin ayırt edici etkisinin bulunmadığını, markanın kapsamından çıkartılan 5.sınıf malların bir kısmı, 29. ve 30. sınıf malların ise tamamı açısından “deva” ibaresinin ortak kullanımı nedeniyle taraf markaları arasındaki benzerlik iltibas ihtimali doğurabilecek derecede olup bu sebeple bahsi geçen emtiaların başvuruya konu markanın kapsamından çıkartılmasının gerekmiş olduğunu, taraf markaları arasında reddedilen mallar bakımından asli unsur itibariyle var olan benzerliğin, SMK 6/1 anlamında tescil engeli olabilecek düzeyde olduğunu, markalar arasındaki benzerlik sebebiyle daha önce davalıya ait markayı gören, işiten, bu markalı emtialardan veya hizmetlerden yararlanan, reddedilen sınıflar olan 5. sınıf malların bir kısmı, 29. ve 30. sınıf malların ise tamamının tüketicisi olan kitlenin, sonraki zaman diliminde davaya konu marka başvurusu ile karşılaştığında, davaya konu malları satın almak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davalıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayamayacağını, marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı kurabileceğini ve sunulan malın ticari kaynağında yanılma yaşayabileceği değerlendirilerek davaya konu kararın tesis edilmiş olduğunu, nitekim, davacının başvurusuna konu olan mallar redde mesnet markaların da kapsamında bulunmakta olup işaret benzerliğinin yanı sıra mal ve hizmet benzerliği kriteri de sağlandığından SMK 6/1 hükmü uyarınca reddedilen mal ve hizmetler bakımından tescil engelinin mevcut olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; müvekkili şirketin “....” markası üzerinde hakiki hak sahibi olduğunu, davacı tarafından “...” ibareli marka başvurusunun, müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz niteliği taşıdığını, müvekkili şirketin markaları ile iltibas tehlikesi oluşturduğunu, davacı tarafından müvekkilinin markaları ile aynı mal ve hizmet listesinde gösterilen gıda ürünlerini üretmek ve pazarlamak üzere marka tescil edilmeye çalışıldığını, davacının, daha önceden müvekkili şirketin tescil ettirmiş olduğu sınıflara ilişkin mal ve hizmetlerde “...” ibareli markayı kullanması halinde, çoğu kez aynı veya birbirlerine yakın satış noktalarında, belki de aynı raflarda, ürünlerin pazarlanma ihtimalinin bulunduğunu, bu durumda aynı tür ürünleri üreten ve pazarlayan markalar arasında daha önce tescil yaptırmış olan “....” markasının, önüne “....” ibaresinin eklenmesiyle oluşturulan “...” markasının haksız rekabetinden korunmasının gerektiğini, markalar arasındaki bu çok yakın görsel ve işitsel benzerlikten dolayı, her iki işareti yan yana görme imkanı olmayan ortalama dikkate sahip bir tüketici açısından markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, ayrıca tescili istenen “...” ibareli markanın, müvekkilinin tescilli markaları ile irtibatlı olduğu izlenimini uyandırdığını ve tescilli markanın bir uzantısı veya serisi gibi algı oluşturarak özellikle seri marka ya da konsept marka imajını da oluşturduğunu, davaya konu “...” kelime kombinasyonunun gerek ayrı ayrı gerekse de bir bütün halinde incelenmesi neticesinde, tescil girişimine konu emtia sınıfları yönünden ortalama düzeydeki tüketiciye hitap ettiğini, ortalama tüketici nazarında daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin dava konusu mallar/hizmetler açısından ayırdığı satın alma /faydalanma süresi içinde davacının tescil girişiminde bulunduğu başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bunun müvekkilinin itiraz mesnedi “....” ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağını, davacının başvuru konusu markası ile müvekkiline ait tescilli marka arasındaki benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceğini, tescile karar verilmesi halinde anılan mal ve hizmetler açısından markaların aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceğini, “.... markasının “....” ibareli seri markalar ile karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunu, müvekkilinin markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi itibariyle “.... markasının haksız yarar sağlayacağını, müvekkilin markasına tecavüz haliyle birlikte ticari itibarına da zarar verme ihtimalinin bulunduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir. Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu ..... sayılı "..." ibareli marka için davacı tarafından 28/06/2023 tarihinde .... Sınıflandırma Sisteminin 05/29/30.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, ilana karşı (dava dışı bir şirketin ve) davalının..... sayılı "deva şekil", "deva selection şekil", "deva baharat lezzet aşkına şekil", "deva derman", "deva baharat lezzet aşkına...", "deva baharat" ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine (dava dışı şirketin de dahil) karar verildiği, karara karşı davalı şirketin (ve dava dışı şirketin) tekrar itirazda bulunduğu, ... .... sayılı kararı ile, 05. Sınıf: “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler.” malları, 29. sınıfın tamamı ve 30. sınıfın tamamı bakımından davalının itirazının kısmen kabulüne (dava dışı şirketin itirazının reddine), nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların davalının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı anlaşılmıştır.Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Somut olayda benzer bulunan 29. ve 30. sınıflara giren mallar ile bu malların satışı hizmetleri yani gıda maddeleri ve gıda maddelerinin satışı hizmetlerinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; bu emtiaların hepsi, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdendir ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin, bu gıda ürünlerini satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen/bilinç seviyesinin ortalama/makul düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Somut olayda benzer bulunan 05. sınıfta yer alan “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler.” mallarının sağlıkla ilgili olması nedeniyle söz konusu malların tüketici kitlesinin bilinç düzeyinin ise yüksek olduğu değerlendirilmiştir. Markalar arasında benzerlik değerlendirmesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”. Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, kalın, standart yazı tipi ile, ilk harfi büyük olmak üzere “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markada yer alan “api” ön ekinin arıya ilişkin anlamı verdiği, takviye edici gıdalarda ve sağlık sektöründe yaygın olarak kullanıldığı, dolayısıyla dava konusu mallar bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmadığı veya ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu değerlendirilmiştir. Davalıya ait markalar, aynı şekil unsuru kullanılarak, beyaz renkte, ilk harfi büyük, münhasıran “Deva” ibaresi veya bu ibare ile birlikte, “selection, baharat, lezzet aşkına, derman” ibarelerinin yer aldığı karma markalardır. Marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince, ayrıca marka işaretlerinde yer alan “deva” ibaresinin diğer kelime unsurlarına kıyasla daha ön planda olduğu dikkate alındığında davalı markalarının esas unsurunun “deva” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.Dava konusu marka ile davalı markalarında “deva” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış olup bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak değerlendirildiğinde; dava konusu markanın davalının redde gerekçe markalarının esas unsuru olan “deva” ibaresini aynen içerdiği, her ne kadar dava konusu marka “api” ibaresi ile başlıyor olsa da, söz konusu ibarenin ticari hayatta takviye edici gıdalarda ve sağlık sektöründe yaygın olarak kullanılan ve arı ile ilişkili ürün olduğunu belirtilen bir önek olması nedeniyle ayırt edici niteliğe haiz olmadığı veya ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, dolayısıyla, ilgili tüketicinin algısının markada yer alan ayırt edici niteliği yüksek ve kolay algılanabilir ibare olan “deva” ibaresi üzerinde olacağı, “api” ibaresinin görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olmadığı, ilgili tüketicinin dava konusu markayı davalının markalarının bir serisi olarak algılama ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla, işletmeler arasında bir farklılığa yol açmayacağı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır. Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Avrupa .... Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine ..... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Netice itibariyle de; hem dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu mallar redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alması, hem dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davalı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile davalı markaları arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, .... kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Davanın Reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, davalı kurum ve davalı şirket vekillerinin yüzlerine karşı, davacı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.11/03/2026 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır