Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, davacının "shoshin" markasına ilişkin itirazlarının reddi kararının iptali ve karşı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini talepli dava.
Özet: Davacı, shoshin ibareli, yüksek ayırt ediciliğe sahip ve yoğun kullanılan kendi markalarına rağmen, davalı tarafından başvurusu yapılan diğer markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak aşırı derecede benzer olduğunu, aynı mal/hizmet sınıflarını kapsadığını, karıştırılma ihtimali yarattığını ve kötü niyetle yapıldığını iddia ederken; davalı ise markaların bütünsel olarak değerlendirildiğinde karıştırılacak derecede benzer olmadığını, telaffuzlarının ve genel izlenimlerinin farklı olduğunu savunarak, tescil kararının iptalini, markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep eden davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/87 Esas - 2026/33

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2025/87
Karar No : 2026/33
...
Dava : Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 28/02/2025
Karar Tarihi : 04/02/2026
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 04/02/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalılar tarafından diğer davalı ... nezdinde dosyalanan... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna davacı firmanın “shoshin” ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itirazların ve akabinde yeniden inceleme taleplerinin ... tarafından nihai olarak reddinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira davacı firmanın “shoshin” ibareli markalarının yüksek ayırt edici güce sahip olduğunu ve Türkiye genelinde yoğun, sürekli ve ciddi bir biçimde kullanıldığını, bu markalara ilişkin davacı firma tarafından yapılan reklam, tanıtım ve pazarlama yatırımlarının kayda değer düzeyde olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan belirgin biçimde benzer olduklarını, özellikle uzun ibarelerde tek harf farklılığının iltibas ihtimalini ortadan kaldırmadığını, uyuşmazlık konusu markada herhangi bir tali unsur bulunmadığını ve “...” ibaresinin davacı firmanın “shoshin” ibaresi ile büyük ölçüde örtüştüğünü, ayrıca davacı firmanın markalarının dava konusu edilen markanın tescili istenen 25. ve 35. sınıf emtialarının tamamı yönünden hâlihazırda tescilli olduğunu, nitekim somut olaya benzer birçok uyuşmazlıkta “shoshin” ibareli markalar gerekçe gösterilerek üçüncü kişi başvurularına karşı yapılan itirazların davacı lehine sonuçlandığını ve ... kararlarının da bu yönde yerleşik olduğunu, davalıların dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, zira basiretli bir tacirin davacı firmanın markalarından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, başvurunun davacı firmanın markasal itibarından haksız yararlanma amacı taşıdığını ifade ederek, ... ...’nın 30/12/2024 tarih ve ... sayılı ve "..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde işaret benzerliği ile mal/hizmet benzerliği arasında karşılıklı bir etkileşim bulunduğunu ve bu kapsamda yapılması gereken incelemenin markaların bütünsel olarak bıraktığı genel izlenim esas alınarak yapılması gerektiğini, somut olayda “...” ibareli başvuru ile davacının “shoshin” ibareli markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ortalama tüketici nezdinde karıştırılacak derecede benzer olmadığını, iki ibarenin telaffuzlarının ve oluşturdukları genel izlenimlerin birbirinden açık biçimde farklı olduğunu, markanın bütün halinde değerlendirilmesi gerekirken davacı tarafın yalnızca “shin” unsurundan hareketle yaptığı karşılaştırmanın marka hukukunun bütünlük ilkesine aykırı olduğunu, bu nedenle SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, ayrıca davacının kötü niyet iddiasını somut ve yeterli delillerle ispatlayamadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs ve davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, dosyada mevcut bir cevaplarına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının kötü niyet itirazının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu... sayılı "..." ibareli marka için davalı şahıs ve davalı şirket tarafından 12/06/2023 tarihinde 25/35.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ... tarafından tescil edilmek üzere 27.06.2023 tarihli ve 423 sayılı ... ilanı üzerine, davacının SMK m. 6/1 ve m. 6/9 hükümlerine ve ... sayılı kararı ile reddedildiği, davacının bu karara aynı markalara ve aynı madde hükümlerine dayanarak yeniden itiraz ettiği, bu itirazın da, ... ...’nın 30/12/2024 tarih ve ... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verdiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Taraf markaları, renk ve şekil unsurlarından yoksun kelime markalarıdır; davacının markasında “...” ibaresi, “O” harfinin içi siyaha boyanmış halde, siyah renkli büyük harflerle, dava konusu edilen markada da “...” ibaresi, siyah renkli büyük harflerle yazılmıştır ve bu ibareler, işaretlerde tek unsur olarak kullanıldıklarından markaların esas unsurları oldukları anlaşılmıştır.
Taraf markalarda esas unsur konumunda kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerinin, sonlarında yer alan beş harfin, dizinleri de dahil olmak üzere aynı olmasından hareketle, markaların benzer olduğunun söylenemeyeceği; zira; aralarında bir/birkaç harf farkı olan sözcüklerin, birbirleriyle benzer sözcükler sayıldığına dair Yargıtay’ın artık iyice yerleşmiş pek çok emsal kararı vardır. Somut uyuşmazlıkta değerlendirilen taraf markaların ise sadece baş harfleri/başta yer alan iki harfleri farklıdır. Ayrıca; yerleşik içtihada göre; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “...” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir.
Görsel açıdan ortaya çıkan bu benzerlik, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da, aynı sonucu vermektedir. Taraf markalarındaki esas/tek kelime unsurların beş harfinin ortak olması, markaların okunuşlarını, kulakta bıraktıkları “tını”ları fonetik açıdan da yakınlaştırmaktadır. Diğer taraftan; taraf markalarında kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerinin Türkçe’de ve yaygın olarak bilinen dillerde yerleşik birer anlamının olmamasının, tüketici zihninde yarattıkları algının “belli bir anlamı olmayan kelime” şeklinde olmasının, işaretlerin tüketicinin zihninde yarattığı algıyı da yakınlaştırdığı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, somut olayda, taraf markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzer olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacının markaları, davalıların markasının kapsamına giren 25. Sınıftaki emtiaların tamamı ve bunların 35. Sınıf altında satışı hizmetleri yönünden zaten tescillidir. Dolayısıyla; somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti şartının karşılanmış olduğu anlaşılmıştır.
Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır.
Somut olay açısından; dava konusu edilen markanın kapsamına giren 25. Sınıftaki emtialar ile bunların satışı hizmetlerin hitap ettiği alıcı/tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesine bakıldığında; insanların en temel ihtiyaçlarından bir tanesi olması nedeniyle “giyinmek” ile ilintili olan bu emtiaların tüketicilerinin, satın alma kararını verdikleri süreçte, giyim ürünlerinin tüketimini yüksek dikkat göstererek yapmadığı dolayısıyla riski azaltmak için satın alma karar sürecinde yoğun bir gayret içerisinde genel olarak bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu sebepledir ki; ilgili tüketicilerin orta düzeyde dikkat/bilgi/özen/seçicilik düzeyine sahip tüketiciler olabileceği değerlendirilmiştir.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; taraf markalarda, esas/tek unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ve “...” ibareleri arasındaki yüksek orandaki harf ve dizin ortaklığından hareketle, taraf markalarının görsel, fonetik ve kavramsal açılardan benzediği değerlendirilmiştir. Davacının “...” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalıların “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir. Ayrıca, davalıların markasının kapsamına giren tüm emtialar yönünden somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti şartının da gerçekleştiği, bu emtialarda “.../...”li işaretlerin/tanıtma vasıtalarının markasal hüviyette farklı kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin söz konusu emtianın aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir çalışma/iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalıların markasının, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de; somut olayda taraf markaları arasında, davalının markasının kapsamına giren tüm emtialar yönünden iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
DAVACININ KÖTÜ NİYET İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Hukukumuzda “kötü niyet” tanımlanmamıştır. Buna karşın kavramı izah için özellikle de sübjektif olgunun tespiti için iyi niyete başvurulmaktadır. İyi niyete sadece bir hüküm olarak değil, özel hukuka yön veren bir ilke anlamında Medeni Kanun m. 3’te yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca, Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. İyi niyet ve kötü niyet bir madalyonun iki yüzü gibi olduğundan kötü niyetin tanımını yapabilmek için öncelikle iyi niyetin ortaya konması yararlı olacaktır. İyi niyet, bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen herhangi bir hususun hakkı kazanacak olan kimse tarafından bilinmemesi demektir. O halde kötü niyeti, bir bakıma “iyi niyetli olmama hali”, yani “bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen hususu bilmesine rağmen hareket etmek veya susmak suretiyle başkalarına zarar vermek” şeklinde tanımlamak mümkündür.
Somut olayda; davalıların “...” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markaların benziyor olmasının kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı değerlendirildiğinden, dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispat olunamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Taraf işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davalıların markasının kapsamına giren tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti şartının da gerçekleştiği, davalıların markasının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği tüketici/alıcı kesiminin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin orta düzeyde olduğu, taraf markaları arasında, davalıların markasının kapsamına giren tüm emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, ... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu ancak markanın karar tarihi itibariyle henüz tescil edilmediği anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kabulüne,
...sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 25.482,6‬0.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahıs ve davalı şirketin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.04/02/2026
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 1.318,30.-TL
Tedbir Harçları : 1.629,30.-TL
Bilirkişi Ücreti :20.000,00.-TL
P.P : 2.535,00.-TL
TOPLAM :25.482,6‬0.-TL