İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, borcun fazlasıyla ödendiği iddia edilen menfi tespit davasında icra takibi ve taşınmaz satışını önlemeye yönelik ihtiyati tedbir talepli ara kararının istinaf incelemesi.
Özet: Finansal sıkıntı yaşayan bir davacı, borçlarını kapatmak üzere bir davalıdan 470.000 TL nakit destek alarak karşılığında geriye dönük ve borcu aşan bedelli bir senet imzalamış ve gayrimenkulüne haciz konulmasına rıza göstermiş; ancak davalının banka hesabına borcun çok üzerinde toplam 690.000 TL ödeme yapılmasına rağmen davalının icra takibini ve haczi sürdürerek taşınmazın satışını talep etmesi üzerine, davacı, telafisi güç zararların önüne geçmek amacıyla icra işlemlerinin tedbiren durdurulmasını veya taşınmazın satış ve paraya çevirme işlemlerinin engellenmesini talep etmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1279
KARAR NO : 2026/1852
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/05/2026 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2026/453 Esas
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
TALEP : İhtiyati Tedbir
BAM KARAR TARİHİ : 09/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ..., 2025 yılı başlarında; bankalara olan kredi borçları, üçüncü kişilere karşı şahsi borçları ve hakkında yürütülen icra takipleri nedeniyle ciddi bir mali sıkışıklık içerisinde bulunmakta olup, mevcut borçlarını ödeme konusunda güçlük yaşadığını, davalı ..., davacının bu olumsuz ekonomik durumunu istismar etmek gayesiyle, davacıya nakit destek sağlamayı ve borçlarını ödemesine destek olmayı vadederek menfi tespit davasına konu olan senede dayalı borç ilişkisinin kurulmasına yol açtığını, davalının, davacı müvekkiline 470.000 TL nakit sağlayarak mevcut borçlarını kapatmasına yardımcı olacağını; bu borç karşılığında senet düzenlenmesini ve senede dayanılarak müvekkilin Foça’daki taşınmazı üzerine haciz konulmasını şart koşmuştur. Sağlayacağı parayı kredi ve ek hesap yoluyla temin edeceğini belirten davalı, bu nedenle senet bedeline anaparaya ek olarak kredi ve ek hesaptan doğacak faizler ile bunların kapama ve kaldırma masraflarının da dahil edilmesini istemiştir. Ayrıca, bu kalemlerin toplamını da aşacak şekilde yüksek bedelli bir senet düzenlenip icra takibine konu edilerek haciz yapılması halinde, taşınmaz üzerinde en yüksek meblağlı haczin kendi lehine oluşacağını ve diğer haciz alacaklıların satış talebinde bulunmasının fiilen engelleneceğini söylediğini, davalının borç ödenince haczi kaldıracağını, takibi sonlandıracağını, senedi iade edeceğini vadettiğini, 19.03.2025 tarihinde taraflar Menemen’de bir araya gelindiğini, davacı müvekkilinin, davalı tarafından düzenlenen geriye tarihli ve borcu aşkın bedelli, icra dosyasına dayanak senedi imzaladığını, akabinde taraflar Menemen .... Şubesi’ne geçmiş; davalı, üst katta kredi işlemlerini tamamladıktan sonra, alt katta şube içerisinde krediden temin ettiği 400.000 TL nakit parayı müvekkiline borç olarak verdiğini, birkaç gün sonra da davalı, ek hesaptan temin edeceğini söylediği 70.000 TL'lik tutarı da müvekkile borç olarak vermek suretiyle toplamda 470.000 TL borç verdiğini, 20.03.2025 tarihinde müvekkilinin İzmir ili, Foça ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazına yönelik haciz talebinde bulunulduğunu ve aynı gün taşınmaz fiilen haczedildiğini, müvekkilinin eniştesi olan ... tarafından, müvekkili adına davalının banka hesabına, dilekçemizin ekinde sunulan dekontlardan da açıkça görüleceği üzere 600.000 TL ve 90.000 TL olmak üzere toplam 690.000 TL ödeme yapıldığını, bu tutarın, asıl borç olan 470.000 TL’yi ve davalının iddia ettiği kredi ve ek hesaptan doğan faiz, masraf ve kapama bedellerini açıkça karşılamakta olup, asıl borcun fazlasıyla ifa edildiğini gösterdiğini belirtmiş, davalının, asıl borcun fazlasıyla ödenmesine rağmen Menemen İcra Dairesi’nin 2025/1152 Esas dosyası ile başlattığı icra takibini ve taşınmaz üzerinde tesis ettiği haczi sürdürdüğünü, Menemen İcra Dairesi’nden taşınmaz hakkında satış amacıyla ortaklığın giderilmesi davası açabilmek için yetki almış ve bu yetkiye dayanarak Foça Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2025/640 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, davaya konu borca ilişkin olarak müvekkili tarafından yapılan ödemeler banka kayıtları ile sabit olup, borcun fazlasıyla ifa edilmek suretiyle sona erdiğinin anlaşıldığını, icra dosyasında işlemlerin devam etmesi hâlinde taşınmazın satış aşamasına geçmesi söz konusu olacak ve menfi tespit davasında verilecek muhtemel bir borçsuzluk kararının uygulanabilirliği ortadan kalkacak olduğunu, bu nedenle icra işlemlerinin devam etmesi hâlinde müvekkilin uğrayacağı zararların sonradan telafisi imkânsız veya son derece güç olacağının açık olduğunu, somut olayda HMK m.389 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir şartları gerçekleşmiş olup, öncelikle Menemen İcra Dairesi’nin 2025/1152 Esas sayılı dosyasında yürütülen icra takibinin tedbiren durdurulmasına; aksi kanaat hâlinde, takibe dayalı olarak İzmir ili, Foça ilçesi, ....Mahallesi, ...ada,... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yürütülecek satış ve paraya çevirme işlemlerinin tedbiren önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği", 391. maddesinde; "mahkemenin tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak ve zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebileceği", 390/3. maddesinde de; "tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunun "Menfi tespit ve istirdat davaları" başlıklı 72. Maddesinde "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir" maddesi ile açıkça belirtilmiştir.
Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özelde ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'nunda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.
İcra İflas Kanunun 72/2 maddesi uyarınca yapılan incelemede; Dosyaya konu Menemen İcra Müdürlüğü'nün 2025/1152 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldıktan sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulması şeklinde tedbir talep ettiği, İcra İflas Kanunu hükümlerine göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında takibin durdurulması talep edilemeyeceğinden takibin durdurulmasına ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
İcra İflas Kanunun 72/3 maddesi uyarınca yapılan incelemede; Yukarıda yazılı düzenlemelerde de belirtildiği şekilde davacı vekilinin ileri sürdüğü isteği yönünden haklılığını yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kanıtlaması gerekir. Soyut iddiadan daha çok, tam ispattan daha az bir durumun varlığı halinde yaklaşık ispat halinden söz edilebilecektir. Dolayısıyla; davacı tarafın davaya konu hakkının varlığı ve bu hakkın tehlikede olduğu konusunda mahkemede güçlü bir kanaat oluşması gerekir. Olaya bu açıdan bakıldığında; davacı vekili tarafından dosyaya sunulan iddiaların ancak yargılama ile tespit edilebileceği, davacının yaklaşık ispat kuralı gereği davanın esası hakkındaki haklılığını ispatlayamadığından talebin reddine karar vererek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. '' gerekçesi ile;
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
1-İhtiyati tedbir isteyen vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ikame ettikleri menfi tespit davasının amacına uygun biçimde sonuç doğurabilmesi için yargılama süresince ihtiyati tedbir kararı verilmesinin zorunlu olduğunu, davalının, asıl borcun fazlasıyla ödenmesine rağmen Menemen İcra Dairesi’nin 2025/1152 Esas dosyası ile başlattığı icra takibini ve taşınmaz üzerinde tesis ettiği haczini sürdürdüğünü, Menemen İcra Dairesi’nden taşınmaz hakkında satış amacıyla ortaklığın giderilmesi davası açabilmek için yetki aldığını ve bu yetkiye dayanarak Foça Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2025/640 Esas sayılı dosyası ile Ortaklığın Giderilmesi davasını açtığını, menfi tespit davasına konu borca ilişkin olarak müvekkili tarafından yapılan ödemelerin banka kayıtları ile sabit olup, borcun fazlasıyla ifa edilmek suretiyle sona erdiğinin anlaşıldığını, icra dosyasında işlemlerin devam etmesi hâlinde taşınmazın satış aşamasına geçmesinin söz konusu olacağını ve menfi tespit davasında verilecek muhtemel bir borçsuzluk kararının uygulanabilirliğinin ortadan kalkacağını, ara kararda yaklaşık ispat kuralından bahsedilmiş ise de müvekkili adına borcu sonlandırmak için, Tanık ....’a ait ... Bankası ... Şubesi TR.... IBAN numaralı hesaptan, davalı ...’ın TR.... IBAN numaralı hesabına, 02.06.2025 tarihinde yapılan 600.000 TL tutarındaki transfere (dekont no: 2025-06-02-16.33.51.146303) ve 90.000 TL tutarındaki transfere (dekont no: 2025-06-02-16.34.50.756036) ilişkin iki dekontun sunulmuş olmasının müvekkili tarafından borcun ödendiğine ilişkin iddialarına yönelik ispat ölçüsünü karşıladığını belirterek yerel yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 08.05.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
İİK 72/2 maddesine göre" İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
Yine İİK 72/3. maddesine göre de " İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararı karşılamak ve alacağın alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
Dava konusu somut olay açısından bakıldığında iş bu davanın, davalı- alacaklı tarafından davacı borçlu hakkında başlatılan Menemen İcra Müdürlüğü'nün 2025/1152 Esas sayılı icra takip dosyasından dolayı davacının, davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik İİK 72. maddesi kapsamında açılmış bir menfi tespit davası olduğu görülmüştür. Bu duruma göre, eldeki menfi tespit davasının icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğu konusunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Davacı borçlu vekilince dava dilekçesinde belirtilen nedenlerle; davaya dayanak icra takibine konu borcun tüm ferileriyle birlikte fazlasıyla ifa edilmiş olduğu iddiası ile, davaya konu icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de; Yukarıda belirtildiği şekilde İİK 72/3. maddesine göre " İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez." hükmü karşısında icra takibinden sonra açıldığı sabit olan eldeki menfi tespit davasında talep edildiği şekilde icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir.( Yargıtay 19.Hukuk Daire'sinin 2012/17902 Esas, 2013/3584 Karar sayılı, 2012/14719 Esas, 2013/2145 Karar sayılı, 2012/15906 Esas, 2013/1925 Karar sayılı ve Yargıtay 11.Hukuk Daire'sinin 2012/18660 Esas, 2013/1254 Karar sayılı kararları da bu yöndedir. )
Ancak, yine yukarıda açıklandığı üzere İİK'nın 72/3 maddesi gereğince, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında, borçlunun gecikmeden kaynaklanabilecek zararları karşılaması ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir.
Davacı tarafça; dava ve istinaf dilekçesinde de icra takibinin tedbiren durdurulması, aksi kanaatte olunması halinde takibe dayalı olarak İzmir ili, Foça ilçesi, ...Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yürütülecek satış ve paraya çevirme işlemlerinin tedbiren önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Somut olaya baktığımızda; davacı tarafça ödemeye ilişkin olarak 600.000 TL ve 90.000 TL bedelli banka dekontları sunulmuş olup, 600.000 TL lik banka dekontunda ödemenin davacı dışında bir kişi tarafından yapıldığı ve hiç bir açıklama yazılmadığı, 90.000 TL lik dekontta ise ...'in tüm borcu ödenmiştir şeklinde açıklama olduğu, ödemenin yine davacı dışında bir kişi tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda 90.000 TL yönünden davacının ödeme iddiasının yaklaşık olarak ispat koşulunu sağladığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, davacı yönünden 90.000 TL bedel ile ilgili yaklaşık ispat koşullarının dosyada mevcut olduğu anlaşılmakla, İİK'nın 72/3 maddesi gereğince taktiren takip ve dava konusu alacağın 90.000 TL üzerinden %20 oranında teminat karşılığında, davacı borçlu tarafından davaya konu icra dosyasına yatırılacak paranın dava sonuçlanıncaya değin davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde ihtiyati tedbir isteminin tamamen reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacı-borçlu vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin reddine dair kararının kısmen kaldırılarak, İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında taktiren takip ve dava konusu 90.000 TL'si üzerinden %20 oranında teminat karşılığında, davacı borçlu tarafından davaya konu icra dosyasına yatırılacak 90.000 TL'lik kısma ilişkin paranın, dava sonuçlanıncaya değin davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine ilişkin olarak HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerektiği kanaatiyle
HÜKÜM: Yukarda açıklanan nedenlerle;
A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden davacı-borçlu vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/453 Esas sayılı dosyasında verilen 08/05/2026 tarihli ARA KARARININ KALDIRILMASINA,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafın yatırmış olduğu 732,00 TL istinaf karar harcının ihtiyati tedbir talep eden davacıya iadesine,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak ihtiyati tedbir talep eden davacıya verilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı-borçlu vekilinin İİK'nun 72/3.maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜ ile;
Davaya konu olan Menemen İcra Müdürlüğü'nün 2025/1152 Esas sayılı takip dosyasında takip ve dava konusu 90.000,00 TL'sı üzerinden borçlu davacı tarafından borcun %20'si oranında (18.000 TL) teminatın nakden mahkeme veznesine yatırılması veya bu tutarda kesin ve süresiz teminat mektubunun sunulması halinde, dava sonuçlanıncaya kadar davalı alacaklıya ödenmemesi yönünden tedbir kararı verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-İhtiyati tedbir kararının tebliğinden itibaren bir haftalık süre içerisinde teminat yatırılarak infazının istenmesi halinde ilgili icra müdürlüğüne mahkemesince yazı yazılmasına, bir hafta içinde infazı talep edilmemesi halinde tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağına,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.09/09/2026