Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, tanınmış marka sahibi davacının düşük ayırt edicilik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle marka hükümsüzlüğü ve YIDK kararının iptali talebinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı.
Özet: Davacı, tanınmış "... " markası ile davalının "... +şekil" ibareli marka başvurusu arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu iddiasıyla Türk Patent ve Marka Kurumunun itiraz reddi kararının iptalini ve davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmiş; ancak mahkemeler, tarafların markaları arasında görsel, işitsel veya anlamsal bir iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacının markasının ilgili ürünler açısından ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve davalı markasının tesciline engel teşkil etmediği gerekçeleriyle davayı reddetmiş ve bu ret kararı Yargıtay tarafından onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/5448 E.  ,  2026/2449 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/858 Esas, 2025/1049 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/130 E., 2022/430 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2020/... sayılı "..." ibareli marka başvurusuna müvekkilinin itirazının davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibaresini ilk kez 2007 yılında tescil ettirdiğini, bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını arttırdığını, müvekkilinin “...” ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilemeyeceğini, dava konusu markanın “...” ibaresinden oluştuğunu, markanın esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğunu, ortalama tüketicinin dava konusu markanın müvekkilin “...” markalı ürünlerinin bir türü olduğu veya davalı şahıs ile müvekkil şirketin idari/ekonomik bir bağ içerisinde olduğu yanılgısına düşebileceğini ileri sürerek YİDK’in 2022-M-... sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında görsel, işitsel, fonetik bakımlardan benzerlik olmadığını, davacının faaliyet alanının da müvekkilinden farklı bulunduğunu, müvekkili başvurusunda "..." kelimesinin özellikle vurgulanmadığını ve öne çıkarılmadığını, davacının "..." markasının, orijinal niteliği az olan ve bu nedenle ayırım gücü zayıf bir marka olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu edilen mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun oluştuğu ancak taraf markaları arasında ilişkilendirme de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık düzeyine ilişkin iddiaları bakımından dava konusu marka ile ilgili bir tescil engelinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda "..." kelimesinin öne çıkarılmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2022 tarihli, 2021/1685 E., 2022/6319 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin sağlıklı, zinde, formda, uygun vs. anlamlarına geldiğinin ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğunun belirtildiği, tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının da başvurunun tesciline engel oluşturmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.