Taklit ürünlerin ithali yoluyla marka hakkına tecavüz davasında, sanığın beraat kararı ve ürünleri sipariş ettiğine dair delil yokluğunun hukuk mahkemesini bağlayıcılığının temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, davalının gümrükte yakalanan taklit markalı ürünleri ithal etmesi nedeniyle marka hakkına tecavüzün tespiti ve ürünlerin imhası talebiyle dava açmış; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davalının ceza dosyasında beraat etmesi ve ürünlerin davalı tarafından sipariş edildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş olsa da, Yargıtay hukuk hakiminin ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığını ve aynı olayın hukuki sorumluluk yönünden bağımsızca değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, alt mahkemelerin bu gerekçelerini hukuken hatalı bulmuştur.

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/655 Esas, 2025/1247 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Doğubayazıt 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)SAYISI : 2024/152 E., 2024/30 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkili şirketlerin Türkiye çapında tescilli markaların sahibi olduğunu, ... Gümrük Müdürlüğü tarafndan 28.11.2017 tarihinde ulaşan durdurma kararı ile davalının işletmesi adına işlem gören tırın yapılan fiziki muayenesi neticesinde 13.000 adet ..., 1.000 adet ..., 1.400 adet ..., 500 adet ... marka güneş gözlüğünün tespit edildiğini, davalı şüpheli hakkında açılan davada, ancak davalı sanığın beraatine, suça konu ürünlerin mahkemece iadesine karar verildiğini, müşteki davacıların markaları ile ilgili bir karar verilmediğini, davalı tarafından ithal edilen ürünlerin tamamının taklit olduğunu, davalının fiilinin davacıların marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ve refi ile davaya konu ürünlerin imhasına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma aşamasında ve Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında dava konusu malların, davacı müştekilerin tescilli markalarının taklidi olduğunu, markaların ayırt edilemeyecek kadar aynı- benzer olduğunun düzenlendiği, ancak ceza dosyasında alınan 04.08.2021 tarihli bilirkişi kurul raporu da dikkate alınarak dava konusu malların davalı tarafından sipariş edildiğine ilişkin bir delilin bulunmadığının tespit edildiği, Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/966 E. sayılı dosyasında davalı tarafa beraat kararı verilerek bu kararın da kesinleştiği, ayrıca bu kararda suça konu ürünlerin müsaderesine karar verildiği, her ne kadar hukuk hakimi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı değil ise de, ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, davalı tarafından, davacıların tescilli markalı ürünlerinin taklidinin ithal edildiği iddiasına dayalı marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ve refi ile davaya konu ürünlerin imhasına karar verilmesi istemlerine ilişkindir.B.Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince, dava konusu ürünlerin davalı tarafından sipariş edildiğine ilişkin bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince ise davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde; marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak şeklinde sıralanmıştır.Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Anılan Kanun'un "Ceza hukuku ile ilişkisinde" başlıklı 74. maddesinde, "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmü yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücünün ve yükletilme yeterliliğinin ve illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Yani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacak, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması söz konusu olmayacaktır. Ancak, somut olaya ilişkin açılan ceza davasında verilen beraat kararı delil yetersizliğine dayalı olup, hukuk hakimini bağlamayacaktır. Davacılara ait çok sayıda gözlük emtiasının davalı tarafından işlem gören araçla ülkeye sokulmak istenmesi nedeniyle SMK'nın 7. maddesi ve aynı Kanun'un 29/1,3 bentleri uyarınca ticari amaçla elde bulundurmak fiilinin de marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden olduğu hususu gözetilmeden, anılan hüküm değerlendirilmeden davanın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.