Şirket tasfiyesinde tasfiye memurunun usulsüz işlem iddiaları, tarafsızlık şüpheleri ve görevinin sona erdirilerek yeni bir atama yapılmasına ilişkin hukuki süreç.
Özet: Bir şirket ortağının, tasfiye memurunun şirket aktiflerini mevzuata aykırı bir şekilde, tasfiye süreci tamamlanmadan ve kesin bilanço düzenlenmeden satması, ortaklara pay dağıtması ve tarafsızlığını yitirmesi nedenleriyle görevinden alınması talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi tasfiye memurunun görevine son verilerek yeni bir atama yapılmasına hükmetmiş; ancak şirket taşınmazlarının açık artırma yoluyla satılması yönündeki fazlaya ilişkin talebi reddetmiş ve bu karar bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilerek kesinleşmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/710 Esas, 2025/1174 KararKARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2025/4 E., 2025/222 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin %50 pay sahibi olduğu ... Makina San. ve Tic. Ltd. Şti.nin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, tasfiye memuru olarak davalı ...'ın görevlendirildiğini, tasfiye işlemlerinin hatalı ve eksik yapıldığını, davalı tasfiye memurunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 540. maddesine aykırı hareket ettiğini, usulüne uygun tasfiye bilançosu ve ilk envanter düzenleyerek genel kurula sunmadığını, tasfiyeye ilişkin yargı kararı uyarınca açık artırma yoluyla satılması gereken şirket aktifinin dava dışı ortakla hareket edilerek pazarlık yoluyla satılmaya çalışıldığını, davalı tasfiye memurunun genel kuruldan yetki almaksızın şirket aktiflerini toplu şekilde satışa çıkardığını, ancak İstanbul Esenyurt'taki şirket taşınmazların toptan satılmayacağını, TTK'nın 542. maddesi uyarınca 20 22... yıllarına ilişkin finansal tabloların düzenlenerek genel kurula sunulmadığını, 2021 yılından beri tasfiyeye ilişkin rapor sunulmadığını, şirket taşınmazlarına ilişkin vergi borçlarının, gerekli kaynak bulunmasına rağmen ödenmeyerek vergi borcunun artmasına sebebiyet verildiğini, tasfiye memurunun şirketin diğer ortağı ile birlikte hareket ederek müvekkili ve şirket aleyhine işlemler yaptığını, hukuka aykırı işlemlerden dolayı tasfiye memurunun görevine son verilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı tasfiye memurunun görevinin sonlanadırılmasına, yeni bir tasfiye memuru atanmasına, şirket taşınmazlarının satışının açık artırma yoluyla yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; tasfiye memurunun azli ile davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanıp görevine başladığı günden bu yana tüm iş ve işlemleri gereği gibi yerine getirdiğini, ilk envanter ve bilançoyu ortakların onayına sunduğunu, şirket taşınmazlarının satışını, TTK'nın 538/1-(f) hükmü de dikkate alınarak usulüne uygun gerçekleştirdiğini, şirkete ilişkin vergileri döneminde yatırdığını, pay sahiplerine şirketin durumuna ilişkin finansal durumu düzenli olarak bildirdiğini, geçmiş yıllara ilişkin finasal raporları genel kurula sunduğunu, müvekkilinin azline yönelik haklı bir sebep bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tasfiye memuru olarak görevlendirilen ...'ın şirkete ait üç adet taşınmazı sattıktan sonra, henüz tasfiye süreci tamamlanmadan ve tasfiye sonu bilanço hazırlanmadan satış bedelinden davacının hissesine isabet eden miktarını ilgilinin hesabına gönderdiği, satış işleminden davacı tarafın bu şekilde haberdar olduğu, oysa ki ilgili mevzuata göre tasfiye süreci tamamlanmadan ve tasfiye sonu bilanço hazırlanmadan tasfiye kapsamında elde edilen paranın ortaklara gönderilmesinin mümkün olmadığı, bu bağlamda davalı tasfiye memurunun tasfiye sürecinde taşınmaz satışıyla ilgili mevzuata aykırı usulsüz işlem yapıp, davacı ortağın hissesine isabet eden parayı gönderdiği, soruşturma evraklarından tasfiye memuruyla ilgili olarak kesinleşmemekle birlikte görevi ihmal ve menfaat temini yönünde şikayetlerin bulunduğunun anlaşıldığı, tasfiye memurunun mahkemece görevlendirilmiş olması nedeniyle kamu görevi ifa ettiği, bu bağlamda görevini ikmal ederken tarafsızlığından herhangi bir şekilde şüphe edilmemesi gerektiği, ancak tasfiye memurunun tarafsızlığından şüphe edildiği kanaatine varıldığı, şirket taşınmazlarının açık arttırma yoluyla satılmasına ilişkin talebin yasal dayanağının bulunmadığı, şirkete ait taşınmazların rekabet yaratacak koşullarda hangi usulde satılacağı hususunun tasfiye memurunun takdirinde olduğu, TTK'nın 538. maddesi uyarınca, genel kurul aksini kararlaştırmamışsa, tasfiye memurunun şirketin aktiflerini pazarlık yoluyla da satabileceği, bu bağlamda davacı tarafın şirkete ait aktiflerin açık arttırma yoluyla satılması yönündeki fazlaya ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, tasfiye memuru ...'ın görevinin sonlandırılmasına; ...'ın görevlendirilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davalı tasfiye memurunun haklı nedenle azil gerekçesi olarak soruşturma dosyalarına dayanılmadığı, yalnızca derdest olan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/117497 soruşturma sayılı dosyasının muhtevası ile ilgili bilgi verildiği, davalı tasfiye memurunu kesinleşmiş bir ceza mahkumiyeti olmaksızın, derdest soruşturma dosyaları gerekçe gösterilerek azledilmesinin hukuka aykırı olduğuna dair istinaf sebebinin yerinde olmadığı, TTK'nın 542. maddesi ve davalı şirket malvarlığına dahil üç adet taşınmazın, davalı şirketin dava dışı diğer ortağına ait bulunan şirkete satıldığı ve satıştan elde edilen gelirin, henüz TTK'nın 542. maddesi uyarınca kesin bilanço düzenlenmeden payları oranında ortaklara dağıtıldığı davalı tasfiye memurunun da kabulünde olduğundan, mahkemece davalı tasfiye memurunun tasfiye usulüne uygun davranmaması nedeniyle tarafsızlığına gölge düştüğünden bahisle görevden alınmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, mahkeme kararı ile atanan tasfiye memurunun azli ile şirket taşınmazlarının açık artırma ile satılmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.B.Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince, tasfiye memurunun tasfiye sürecinde taşınmaz satışıyla ilgili mevzuata aykırı usulsüz işlem yapıp, davacı ortağın hissesine isabet eden parayı gönderdiği, soruşturma evraklarından tasfiye memuruyla ilgili olarak kesinleşmemekle birlikte görevi ihmal ve menfaat temini yönünde şikayetlerin bulunduğunun anlaşıldığı, tasfiye memurunun mahkemece görevlendirilmiş olması nedeniyle kamu görevi ifa ettiği, bu bağlamda görevini ikmal ederken tarafsızlığından herhangi bir şekilde şüphe edilmemesi gerektiği, ancak tasfiye memurunun tarafsızlığından şüphe edildiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle tasfiye memurunun görevinden azline karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince haklı nedenle azil gerekçesinin soruşturma dosyalarına dayanmadığı, şirket taşınmazının satışının TTK'nın 542. maddesinde öngörülen usulde yapılmadığının davalı tasfiye memurunun da kabulünde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş ise de, usulüne uygun yapılmayan taşınmaz satışı neticesinde elde edilen paranın davalı şirket ortaklarına hisseleri oranında paylaştırıldığı, davacı tarafça alınan paranın iade edilmediği, davalı tasfiye memurunun şirketin alacaklılarının olmadığına yönelik savunması araştırılmadığı gibi davacı tarafından da bu şekilde bir iddia ileri sürülmediği, şirket taşınmazlarının düşük bedelle satıldığına yönelik herhangi bir araştırma yapılmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen soruşturmaların takipsizlik ile sonuçlandığı anlaşılmakla yukarıda belirtilen hususlar incelenmeksizin tarafsızlığa ilişkin soyut gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün, bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.