Şirket ortağının borç olarak verdiği meblağın sermaye avansı sayılmayarak, şirketin tek borç ilkesi gereği geri ödeme yükümlülüğünün kabul edildiği bir dava.
Özet: Eski yönetim kurulu üyesi ve hissedarı olan davacının, "borç olarak verilen" açıklamasıyla banka aracılığıyla davalı şirkete aktardığı 250.000 TLnin tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davalının ödemeyi sermaye avansı olarak kaydettiği ve şirketin mali sıkıntılarını gerekçe gösterdiği savunmasına rağmen, mahkemeler dekonttaki borç açıklamasının davacı lehine karine oluşturduğu ve anonim şirketlerde tek borç ilkesi gereği hissedarın sermaye artırımına zorlanamayacağı prensibini göz önüne alarak davanın kabulüne karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/955 Esas, 2025/1352 KararHÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2021/101 E., 2022/699 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %10 pay sahibi ve eski yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalı şirketin çoğunluk hissedarları ve yetkililerinin 2020 yılı Temmuz ayında müvekkilinden 250.000,00 TL borç istediklerini, belirtilen tutarın 16.07.2020 tarihinde banka kanalıyla "Borç Olarak Verilen" açıklamasıyla transfer edildiğini, sonrasında bu alacak bir kaç defa sözlü olarak talep edilmiş ve davalıya ihtarname gönderilmiş ise de sonuç alınmadığından alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu ileri sürerek davalının İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün 2020/26848 sayılı dosyasındaki takibe itirazının 250.000,00 TL yönünden iptali ile takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek, bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu bedelin hangi amaçla müvekkili şirkete borç olarak verildiğinin açıklanmadığını, sadece davacı tarafından değil, muhtelif tarihlerde şirketin diğer ortakları tarafından da müvekkili şirkete ödeme yapıldığını, Covid pandemisi nedeniyle şirketin mali anlamda zorda kaldığını, bu kapsamda müvekkili şirkete aktarılan bedellerin "sermaye avansları" olarak kaydedildiğini, müvekkilinin gerek davacıya gerekse diğer pay sahiplerine herhangi bir borcunun bulunmadığını, şirkete aktarılan bedellerin işletme ihtiyaçları için kullanılmış örtülü sermaye olarak değerlendirilebileceğini, müvekkilinin zaten zorlukla devam ettirmeye çalıştığı faaliyetinin dava konusu icra takibi ile sekteye uğratılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, kısa bir süre öncesine kadar yönetim kurulu üyesi olan davacının şirketin içinde bulunduğu mali durum ve operasyonlardan haberdar olduğunu savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı şirketin hissedarlarından olduğu, takip dayanağı dekontta 250.000,00 TL'nin "borç olarak verilen" açıklamasıyla davalı şirkete gönderildiği, aksini ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalının, söz konusu ödemenin şirketin ihtiyaçları için harcandığını, şirketin diğer ortakları tarafından da ödeme yapıldığını, söz konusu ödemenin sermaye avansı olarak alındığını ve örtülü sermaye olarak değerlendirilebileceğini savunduğu, ancak davalı şirket tarafından usulüne uygun alınmış bir sermaye arttırım kararı bulunmadığı, davacı tarafından yapılan ödemenin iştirak taahhütnamesine istinaden veya sermaye borcuna mahsuben yapılmış bir ödeme olmadığı, sermaye arttırımı yapılsa dahi pay sahiplerinin iradeleri dışında sermaye arttırımına katılmaya zorlanamayacakları, pay sahiplerinin hisseleri oranında sermaye artırımına katılmaları bir hak olup pay sahipleri için borç veya yükümlülüğe dönüştürülemeyeceğinden aksine uygulamanın tek borç ilkesini düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 480/1 ve TTK 421/2-(a) hükümlerine aykırılık teşkil edeceği, davalının aksi yöndeki savunmalarını ispatlayamadığı, davacının icra takibi başlatmakta haklı olduğu ve hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, takibin takip talebindeki aynı şartlarla devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından ortağı olduğu şirkete gönderilen paraya ilişkin dekontta "borç"açıklaması yazıldığından paranın borç olarak gönderildiği hususunda davacı lehine karine oluştuğu, başka bir hukuki sebeble gönderildiğini ispat yükünün davalıda olduğu, davalı şirketin, sermaye artırımı kararı aldığını ileri sürmediği, şirket kayıtlarına bu miktarı sermaye avansı olarak kaydettiği, davalının parayı hangi hesaba kaydettiğinin davacı bakımından öneminin bulunmadığı, sermaye dışında bir ödeme yükümlülüğü getirilebilmesi için oy birliğiyle alınan bir karar gerektiğinden gönderilen paraların şirkete harcandığı, bütün ortakların ödeme yaptığına ilişkin bir savunmanın yerinde olmadığı, anonim şirketlerde geçerli tek borç ilkesi ve pay sahibinin sermaye artırımına katılmaya zorlanamayacağı hususu dikkate alındığında, borç olarak verilen paranın davacıya iadesi gerektiği yolundaki kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak davalı vekilinin örtülü kazanç aktarımı savunmasına ilişkin olarak Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 18.10.2018 tarihli Özelgesi dikkate alındığında, şirketin ortağına borçlanması durumunda emsallerine uygun bir faiz işletileceği, icra takibinde, takipten sonra işleyecek faiz olarak en yüksek mevduat faizi talep edildiği ve mahkemece takipteki koşullarla itirazın iptaline karar verildiği, taraflar arasında bir faiz anlaşması bulunmadığı, faizin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da belirtilen şekilde düzeltilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 250.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, davalı şirkete gönderilen paranın iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe1.Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinden (16.09.2025) sonra İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.03.2026 tarihli ve 2025/26 E., 2026/222 K. sayılı kararı ile davalı şirketin iflasına karar verildiği anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 'Hukuk Davalarının Tatili' başlıklı 194. maddesinde "Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir... " şeklinde yer verilen düzenleme uyarınca, öncelikle iflas dairesine yazı yazılarak ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığı, alacağın masaya kabul edilip edilmediği sorularak, kabul edilmemişse itirazın iptali davasının kanun gereği kayıt kabul davasına dönüştüğü dikkate alınarak yapılacak yargılama sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kararın re'sen bozulması gerekmiştir. 2.Bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.