Serbest meslek dolandırıcılığı hükmünün oto tamircisi için nitelikli hal teşkil etmemesi sonucu basit dolandırıcılığa dönüşen davanın zaman aşımı nedeniyle düşmesi.
Özet: Yargıtay, oto tamircisi olan sanıkların mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güveni kötüye kullanma suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkum edildiği davada, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunundaki tanıma göre oto tamirciliğinin serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceğine, bu nedenle eylemin nitelikli değil basit dolandırıcılık kapsamında olduğuna hükmetmiştir; basit dolandırıcılık suçu için olağan dava zamanaşımının temyiz incelemesi tarihine kadar dolmuş olması nedeniyle, mahkumiyet kararını bozarak sanıklar hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/96 E. 2015/340 K.SUÇ : Serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜMLER : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5237 sayılı TCK'nin 158/1-i bendinde, dolandırıcılık suçunun serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesinin nitelikli hâl olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65/2. maddesinde serbest meslek faaliyetinin tanımına yer verilerek “Serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya meslek bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde, yine aynı Kanun'un 66. maddesinin de “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır.” şeklinde düzenlendiği, sonuç olarak Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hâli nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş olup bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekliliğine nazaran, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; oto tamircisi olarak çalışan sanık ...'ın bu görevinin serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceği ve bu hâliyle sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nin 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı belirlenerek yapılan incelemede;Sanıklara yüklenen basit dolandırıcılık suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanıklar hakkında mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık ... müdafii ile sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,29.04.2026 tarihinde karar verildi.