Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Mimarlar Odasının Ankaradaki imar planı değişikliği iptal davasında şehircilik ilkelerine uygunluk gerekçeli ret kararının temyizini inceliyor.
Özet: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bir meslek odasının, Ankara Haymanada bulunan belirli bir taşınmaza ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan 1/5000 nazım ve 1/1000 uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açtığı davanın reddine dair Danıştay Altıncı Daire kararını temyiz incelemektedir. Davacı oda, plan değişikliklerinin yoğun ağaç dokusuna zarar vereceği, bilimsel ve teknik gerekçeye dayanmadığı ile konut ihtiyacına yönelik olmadığı iddialarıyla Altıncı Daire kararının bozulmasını talep ederken; Altıncı Daire, davacının dava ehliyetinin ve davanın süresinde olduğunun tespitiyle birlikte, yapılan imar planlarının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2025/1220Karar No : 2025/1523 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Odası (... Şubesi)VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ...İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 10/03/2025 tarih ve E:2023/5135, K:2025/1284 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Ankara ili, Haymana ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 13/04/2023 tarih ve 32162 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 12/04/2023 tarih ve 7071 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 10/03/2025 tarih ve E:2023/5135, K:2025/1284 sayılı kararıyla; Usule ilişkin olarak;Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarih ve E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verildiği ve 521 sayılı Danıştay Kanunu'nun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğunun vurgulandığı, imar planlarına karşı açılan davalarda ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların ve şehir plancılarının oluşturduğu oda ve şubelerin de birlikler gibi doğrudan dava açabileceği, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesinin; imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu,Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 02/05/2023-01/06/2023 tarihleri arasında, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise Polatlı Belediye Başkanlığı tarafından 25/04/2023-24/05/2023 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askıya çıkan planlara yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve dava konusu imar planı değişiklikleri askıda ilan edilirken, söz konusu planların ivedi yargılama usulüne tabi olduğuna veya özel dava açma süresi bulunduğuna yönelik askı tutanaklarında herhangi bir açıklamaya yer verilmediği görüldüğünden, davacı tarafından son askı tarihini izleyen 60 günlük süre içinde 02/07/2023 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı, Esasa ilişkin olarak;Dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu, bu rapora davalı idareler tarafından yapılan itirazlar ve davacı beyanları birlikte değerlendirilerek dava konusu imar planlarının incelendiği,Dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, planlama alanında dava konusu imar planlarının üst ölçeğinde yürürlükte olan bir plan bulunmadığından dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ve dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile taşınmaz için getirilen kullanım kararlarının birbiriyle uyumlu olduğu, dava konusu imar planları arasında kademeli birlikteliğin sağlandığı, 3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden davalı idarece yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, alanın ilk defa dava konusu plan değişiklikleri ile yapılaşmaya açılmadığı, tek parselle sınırlı olarak yapılan bu değişikliğin sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek oranda olmadığı, etrafı konut alanları ile çevrili olan dava konusu parsele getirilen konut fonksiyonun çevresiyle uyumlu olduğu, uyuşmazlık konusu plan değişiklikleriyle taşınmazda önerilen konut alanında yaşayacak nüfusun ihtiyacı olan yeşil alanın ayrıldığı, yoğun ağaç dokusunun bulunduğu alanların planlarda park alanı olarak belirlendiği, çevre ve imar bütünlüğünün bozulmadığı, önceki imar planlarında geçirilen ve dava konusu imar planı değişikliklerinde de önerilen 7 metre genişliğindeki yolun taşınmazın çevresi ile bağlantısını sağlayacağı, dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, imar mevzuatına ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, planlama alanında çok yoğun, yetişmiş bir ağaç dokusunun bulunduğu, dava konusu planlarla getirilen konut kullanımı ile bu ağaçlara zarar verileceği, plan değişikliklerinin bilimsel ve teknik bir gerekçeye dayanmadığı, ... Mahallesi'nde konut ihtiyacı bulunduğuna dair herhangi bir tespit yapılmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu planlar hazırlanırken ayrıcalıklı bir yaklaşımla hareket edilmediği, çevreye uygun bütüncel bir planlama anlayışı benimsendiği, planlama alanının yaklaşık %47,66'sının asgari standartlara uygun olarak sosyal ve teknik altyapı alanı olarak ayrıldığı, ayrıca plan değişiklikleri ile önerilen ek nüfusun ihtiyacı olan eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel tesis alanlarının, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde belirtilen yürüme mesafelerini geçmeyecek şekilde mevcut planlarda ayrılan alanlar içerisinde karşılanabileceği, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:Üye ...'in; Anayasa'nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleri olduğu ve bu meslek kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı esasları göz önünde bulundurulduğunda, davacı ...'nın, dava konusu işlemlerin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oyuna karşılık, davacı ...'nın ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 10/03/2025 tarih ve E:2023/5135, K:2025/1284 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 09/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.