11. Ceza Dairesi, mağdurun katılma hakkının ihlali, resmi belgede sahtecilik suçunda zamanaşımı ve dolandırıcılıkta eksik inceleme nedeniyle yerel mahkeme beraat kararının bozulması.
Özet: Bu hukuki evrak, ağır ceza mahkemesinin resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından verdiği beraat kararının temyiz edildiği bir dosyaya ilişkin olup; üst mahkeme, mağdurun davaya katılma talebinin haklı olduğunu kabul ettikten sonra, resmi belgede sahtecilik suçunda 8 yıllık olağan dava zamanaşımının dolduğunu belirterek beraat hükmünü bozmuş ve bu suçtan kamu davasının düşmesine karar vermiştir; dolandırıcılık suçuna ilişkin kısmında ise sanığın sahte imzalı senetlerle icra takibi yapması, imza incelemesinde imzaların mağdura ait olmadığının saptanması, sanığın senetleri edinme ve savunma sürecindeki tutarsızlıkları ile mağdurun istikrarlı beyanlarını detaylıca inceleyerek, icra takip dosyası gibi ek delillerin değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/31592 E.  ,  2026/4233 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2016/90 E., 2016/83 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik; kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
...'ın, yargılama konusu suçlar nedeniyle katılan sıfatını alabilecek derecede doğrudan zarar gördüğü, kovuşturma aşamasında şikâyet ve delillerinin tespiti için Gölcük 2. Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazıldığı; talimat duruşmasının 22.04.2016 tarihinde icra edildiği ve ...'ın sanıktan şikâyetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini beyan ettiği; ancak inceleme konusu dava dosyasının, katılan için yazılan talimat cevabının dönüşü beklenmeksizin 22.03.2016 tarihinde hükme bağlandığı; vekilin, hükümleri kanuni süresinde temyiz ederek katılma iradesini yinelediği anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın kanun yollarına başvurma hakkı başlıklı 260/1. maddesinde yer verilen; “Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.” hükmü karşısında, ...'ın, aynı Kanun'un 237/1 maddesi uyarınca katılan sıfatıyla kamu davasına kabulüne karar verilerek yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu için 5237 sayılı TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-(e) maddesi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-(a) maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin, 10.03.2016 tarihli sorgu olduğu, bu tarihten itibaren zamanaşımını durduran bir nedenin bulunmadığı da gözetildiğinde son kesen işlem tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
II. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının, Kamu Meslek Kuruluşlarının, ..., ... veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık
Sanığın, katılanın borçlu, kendisinin alacaklı olduğu, 20.000,00 TL bedelli ve 30.11.2013 ödeme tarihli ve yine katılanın borçlu, kendisinin alacaklı olduğu, 20.000,00 TL bedelli ve 31.12.2013 ödeme tarihli iki adet, yasal unsurları havi bonoyu, 1. ciranta olarak kendi adına ciro ettiği, bir şekilde tekrar kendi eline geçen bonoları, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2014/6575 Esas sayılı takip dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü takibe koyduğu, katılanın ödeme emri tebliği ile senetlerden haberdar olup İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunduğu anlaşılan olayda;
Soruşturma aşamasında bonolar üzerinde yaptırılan imza incelemesi ile katılan adına borçlu sıfatıyla atılı imzaların katılanın eli ürünü olmadığının belirlendiği, sanığın sadece kendi cirosundaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, buna karşın soruşturma aşamasında ciranta olarak kendi adını kendisinin yazdığını beyan ederken kovuşturma aşamasında ciranta adını da kendisinin yazmadığını savunduğu, bahse konu senetleri kimden ve hangi hukuki ilişki kapsamında temin ettiğine dair makul açıklama getiremediği gibi herhangi bir hukuki ilişkiyi de ispata yarar bir delil sunmadığı; buna karşın katılanın her aşamada istikrarlı anlatımlarda bulunduğu ve sanığı tanımadığını, bahse konu senetleri tanzim etmediğini, senetlerde adresi olarak belirtilen Büyükçekmece’de yaşamadığını, Gölcük’te yaşadığını beyan ettiği, nitekim muhakemenin her aşamasındaki beyanının Gölcük adli makamlarınca talimat yoluyla tespit olunduğu, keza suça konu bonoların sanık tarafından alacaklı sıfatıyla İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2014/6575 Esas sayılı takip dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü takibe konulduğu anlaşılmakla, söz konusu takip dosyasının celbi ile ilgili evrakın bir sureti denetime imkan tanıyacak şekilde dava dosyasına alınarak, her iki bononun aynı anda takibe konulup konulmadığı, farklı tarihlerde takibe konulmuşsa 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri dikkate alınarak; zincirleme suç koşullarının oluşmadığının tespiti durumunda ise suça konu sahte belge sayısı ve kastın yoğunluğu karşısında 5237 sayılı TCK’nın 61/1 maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin gerekeceği; bununla birlikte icra takibinin herhangi bir şekilde durdurulup durdurulmadığı, katılan tarafından takip dosyasına ödeme yapılıp yapılmadığı, sanığın bu şekilde haksız menfaat temin edip etmediği kesin olarak tespit edilmek suretiyle katılandan herhangi bir tahsilatın yapılmadığının belirlenmesi durumunda 5237 sayılı TCK'nın 35/2 maddesi teşebbüs hükümleri gözetilerek sanığın sabit olan suçtan 5237 satılı TCK'nın 158/1-(d) maddesi gereği mahkûmiyeti yerine eksik inceleme ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraatine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
20.04.2026 tarihinde karar verildi.