11. Ceza Dairesi, sanığın bilişim sistemleri ve banka araçları kullanılarak nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararını çelişkili savunmalar nedeniyle bozarken, resmi belgede sahtecilik davasını zamanaşımı sebebiyle düşürdü.
Özet: Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararlarını inceleyen mahkeme, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresi dolduğundan kamu davasının düşmesine hükmederken; katılanın devraldığı lokantanın borçlarına karşılık sanığın 94.200 TL değerinde tamamen sahte çekleri ciro ettiği iddia edilen nitelikli dolandırıcılık suçunda, sanığın çelişkili savunmalarına dayanarak beraat veren ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, katılanın istikrarlı beyanları ve delillerle suçun sübuta erdiğini belirterek hükmün bozulmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/86 E., 2016/63 K.SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜMLER : BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu için 5237 sayılı TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-(e) maddesi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-(a) maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin, 23.11.2015 tarihli sorgu olduğu, bu tarihten itibaren zamanaşımını durduran bir nedenin bulunmadığı da gözetildiğinde temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle, katılan vekilinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünde hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,II. Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu YönündenKatılanın sanıktan devraldığı lokantanın birçok borcunun çıkması sebebiyle sanığın bu borçlarına karşılık suça konu, toplam bedeli 94.200,00 TL eden 6 adet, ikiz çek olarak üretilmiş tamamen sahte çekleri ciro edip katılana verdiği iddia olunan olayda; 1. Sanığın, suça konu çeklerde kendi adına atılı bulunan ciranta imzalarının kendisine ait olduğunu kabul ettiği, bununla birlikte soruşturma aşamasında kolluk güçlerince tespit olunan savunmasında; bu çekleri katılanın, kendisine ait lokantaya kuru gıda almasına yardımcı olmak için getirip ciro ettirdiğini, çeklerin bedelini dahi bilmediğini, ayrıca borçlarından dolayı arkadaşı ...’ın üzerine devrettiği lokantayı da katılanın parasız bir şekilde tehdit ve zor kullanarak kendi üzerine aldığını, korktuğu için bu konuda şikâyette bulunmadığını beyan ettiği hâlde kovuşturma evresinde dükkanın devri ve parası konusunda katılanla anlaştıklarını, katılanın bu çekleri kendisine getirdiğini, çek bedeli kadar tutarı katılanın borcundan düştüklerini beyan etmesi, keza lokantasını devreden sanığın, bu ilişki kapsamında alacaklısı olduğu kişiye bir de çek vermesi çek bedelleri kadar meblağın da katılanın borcundan düşülmesini kararlaştırdıklarını ifade etmesi karşısında sanık savunmasının, her aşamada sanığın lokantasını devraldığını, bu itibarla aralarında hukuki ilişki doğduğunu, fakat devirden sonra lokantanın borçlarının çıktığını, bunu sanığa bildirince sanığın suça konu çekleri bu borçların karşılığı olarak getirdiğini beyan eden katılan beyanı ile uyumlu olduğu, sanığın katılanla daha önceden de aralarında çek alışverişinin bulunduğunu ifade eden anlatımı ile katılanın, Mahkemece ciro silsilesi itibarıyla hükme esas alınan ve dosyada mevcut olmadığından denetlenemeyen çeki de sanığın doğalgaz borcunu ve kasaba vs olan borçlarını ödeyebilmesi için kendisinin ciro ederek 2. ciranta olarak sanığa verdiğini, sanığın daha sonra bu çeki de kendisine ciro edip iade ettiğine dair beyanı, kaldı ki bunun dışında kalan diğer 5 adet çekin de tamamen sahte olduğu ve ciro silsilesinde sanığın cirolarını müteakip katılanın cirolarının bulunduğu anlaşılmakla, katılanın beyanlarının aşamalarda istikrarlı olduğu ve sanık savunması ile de doğrulandığı; ayrıca önceden ... borç ilişkisinden söz edilebilmesi için katılanın borcu doğuran sözleşme sırasında borçtan haberdar olmasının gerektiği, somut olayda ise katılanın lokantanın devrinden sonra borçları öğrendiğinin anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun sübuta erdiği gözetilerek hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken sanığın kendini suçtan kurtarmaya yönelik çelişkili savunmalarına itibarla yerinde olmayan gerekçeye istinaden beraatine hükmedilmesi, 2. Mahkemece hükme esas alındığı belirtilen, ... Bankası ... Şubesine ait İstanbul 25.09.2011 keşide tarihli, ... numaralı ve 14.500,00 TL bedelli çekin denetime imkan tanır şekilde aslının veya onaylı bir suretinin dava dosyasına eklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 20.04.2026 tarihinde karar verildi.