Mülkiyeti murise ait taşınmazdan çıkan özel nitelikteki suya haksız müdahalenin önlenmesi ile tarafların eşit yararlanmasının sağlanmasına dair istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının murisine ait taşınmazdan çıkarılan ve 1982 yılından itibaren öteden beri (t) sistemi ile davacı ile birlikte kullanılan suya, davalının 2014 yılından itibaren müdahale ederek davacının yararlanmasını engellediği iddiasına ilişkindir; davalının suyu yasal yollarla elde ettiğini ve müdahalesinin olmadığını savunmasına karşın, ilk derece mahkemesi davalının haksız müdahalesini tespit ederek, suyun eski isale güzergahına ve (t) sistemine dönüştürülüp tarafların eşit şekilde yararlanmasının sağlanmasına hükmetmiş, bu karar istinaf yoluyla bölge adliye mahkemesince onanmış olup davalı, suyu satın aldığını ve müdahalesinin bulunmadığını ileri sürerek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
7. Hukuk Dairesi         2025/2397 E.  ,  2026/1425 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/527 E., 2025/243 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Delice Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/6 E., 2021/58 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti müvekkilinin murisine ait olan 736 parsel sayılı taşınmazdan 1982 yılında murisi ve davacı ile birlikte kardeşlerinden ...'in su çıkardığını, bu sudan da köylünün ve davalının yararlanmasına müsaade ettiğini, 2014 yılı Haziran ayından itibaren davalının su kaynağına müdahale ederek suyun müvekkiline gelmesini haksız olarak önlediğini belirterek suya müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; 736 parsel sayılı taşınmazın bir kısım hisselerini 2007 yılında haricen satın aldığını, hissesine düşen yerde çeşme bulunduğunu, ancak çeşmeye gelen suyun iki borudan beslenmekte olup davacının getirdiği borunun suyunun 2014 yılı Temmuz ayında kesildiğini suya müdahalesi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalının eşi olduğunu beyan eden ..., 09.02.2016 tarihli dilekçesi ile suyun taşınması işlemlerinin kendisi tarafından yapıldığını beyan ederek davaya müdahale talebinde bulunmuş, müdahale talebinin reddine karar verilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu suyun davacının babasına ait olan muris ... adına kayıtlı taşınmazdan çıktığı, davacının murisi ve onun kardeşi olan ... ... tarafından kullanılmak üzere isale hattı ile köy içine getirildiği ve davalıya ait 535 parsel sayılı taşınmaz sınırları dışında yol kenarında bulunan rögara biriktirilerek, biriken suyun aynı seviyede yapılan iki boruya paylaştırılarak kullanıldığı ancak davalı tarafından gelen su borusunun doğrudan kendi kullanımına giden boruya bağlanarak davacının kullanımına engel olunduğu, dava konusu suyun kendiliğinden çıkan kaynak suyu olmayıp drenajla davacının murisine ait taşınmazdan çıkarılan su olduğundan Su Tahsisleri Hakkında Yönetmeliğin 4. Maddesinde belirtilen özel su ya da genel su tanımına uymadığı ancak bilirkişiler tarafından tapulu taşınmazdan çıkması ve malikin ihtiyaçlarından fazla olmaması dikkate alınarak özel su tanımına daha uygun olduğunun belirtildiği, sık sık kesildiği beyan edilse de köy içerisinde su şebekesinin bulunduğu, davalının su rejimine müdahalesinin önlenmesi eski hâle getirilmesi durumunda da davalının bu sudan yararlanabileceği ve dava dilekçesindeki talep de dikkate alınarak, tarafların eskiden beri yararlandıkları biçimde suyu kullanmalarına yönelik bir su düzeneği oluşturulması ve suyun öteden beridir kullanıldığı şekliyle kullanımın tesis edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, 736 numaralı parsel sayılı taşınmazdan çıkarılarak, davalıya ait 535 parsel sayılı taşınmaz yanında bulunan ... (...) odasına isale edilmiş, toplama odasından (T) sistemiyle 2 eşit çapta boru ile 535 numaralı parseldeki ve davacının evinin önündeki çeşmeye çıkan suya davalı tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine, isale güzergahının ve (T) sisteminin eski hâline dönüştürülerek davacı ve davalının söz konusu sudan eşit şekilde yararlanmasının sağlanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; suların en az olduğu dönemde su işlerinden anlayan uzman bilirkişiler marifetiyle mahkemece keşif yapılıp keşif neticesi tanzim olunan infaza elverişli bilirkişi raporlarına göre verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu suyun Davacı ...'nin kardeşi ... ...'nin "senettir" başlıklı 18.9.1986 tarihli yazılı belge ile 400.000,00 TL ödeyerek ......'ın tarlalarından dranaj çalışması yaparak çıkarıp köydeki evine getirdiği bir su olduğunu, davacı ... ile kardeşi ... ...'nin yıllarca bu suyu birlikte kullandıklarını, ... ... öldükten sonra mirasçılarının içindeki su ile birlikte paylarını davalı müvekkiline sattığını, suya müdahalesinin bulunmadığını, 736 parsel sayılı taşınmazdan çıkan suyun zaten davacıya ait taşınmaza aktığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.