Adana BAM 3. Hukuk Dairesinin trafik kazası kaynaklı değer kaybı tazminatı davasında sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk dava şartının incelenmesi kararı.
Özet: Maddi hasarlı trafik kazası sonrası araçta oluşan değer kaybının tazmini talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin davacıya 157.730,68 TL değer kaybı tazminatı ödenmesine hükmetmesi üzerine, davalı sigorta şirketi kusur tespitinin hatalı, tazminatın fahiş ve poliçe limitlerini aşar nitelikte olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiş; istinaf incelemesinde, davanın trafik kazasından kaynaklı değer kaybı istemine ilişkin olduğu ve davacının kanunen zorunlu arabuluculuk sürecini tamamladığı tespit edilmiştir.

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1608 - 2026/2331
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/1608 KARAR NO : 2026/2331T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 07/05/2026NUMARASI : 2025/525 Esas, 2026/394 KararDAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Değer Kaybı Tazminatı KARAR TARİHİ : 22/09/2026GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2026.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.05.2026 tarih ve 2025/525 Esas, 2026/394 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/01/2025 tarihinde davalı şirket nezdinde kasko sigortası kapsamında sigortalı olan ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç müvekkiline ait ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde müvekkilinin aracında değer kaybı meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00-TL değer kaybının tahsilini dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı olduğunu, ZMMS kapsamında davacının aracında oluşan değer kaybının karşılandığını, 142.269,32 TL ... Sigortaya ödeme yapıldığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe teminatı kapsamı ile sınırlı olduğunu, değer kaybının bilirkişi tarafından tespiti, tazminat hesabının genel şartlarda ön görülen usul ile yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın kabulüne, 157.730,68 TL değer kaybı tazminat miktarının 24/04/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; huzurdaki dosyada yasal başvuru koşulları gerçekleşmemiş olup bu gerekçe ile öncelikle usulden ret kararı verilmesi gerektiğini, kusur tespitinin eksik ve hatalı inceleme sonucunda yapıldığını, yerel mahkemece dosyadaki mevcut deliller ışığında konu bakımından uzman bilirkişilerce yeterli ve ayrıntılı bir kusur incelemesi yapılmadan ya da yapılan inceleme yetersiz kabul edilerek müvekkili şirketin sigortalısı olan araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu peşinen kabul edilerek aleyhe tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen değer kaybı bedeli fahiş olup uyuşmazlık bilirkişisi tarafından yapılan tespitin karara dayanak teşkil etmemesi gerekirken aleyhe tazminata hükmedildiğini, raporun denetime elverişli ve yeterli olmadığını, şirket aleyhine limit üzerinde olacak şekilde değer kaybı bedeline hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, ödeme dekontlarıyla açıkça tespit edilebileceği üzere bakiye teminat limitinin 148.654,22 TL olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucu açılan değer kaybı talebine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Usulüne uygun başvuru yapılmadığı yönündeki istinaf başvuruları yönünden yapılan incelemede; Dava, trafik kazasından kaynaklı değer kaybı istemine ilişkindir. Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda, davacı vekilinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü gereği arabulucuya başvurduğu ve taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesi neticesinde, düzenlenen 30.05.2025 günlü tarihli arabulucuk son tutanaklarından tarafların anlaşamadıkları görülmüş ve her iki taraf vekilinin de işbu görüşmede hazır bulunduğu ve arabuluculuk son tutanağı anlaşmamazlık belgeleri üzerinde imzalarının bulunduğu görülmüştür.2918 Sayılı KTK'nın 97. maddesi belirtilen sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartı incelendiğinde, işbu başvurunun yazılı şekil şartı dışında başka bir şekil şartına bağlanmadığı ve yine bu başvurunun arabulucu vasıtasıyla yapılmasını engelleyen bir hüküm de bulunmamaktadır. Buna göre davacı vekili tarafından işbu eldeki tazminat davası açılmadan önce yukarıda açıklandığı gibi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrası gereğince arabulucuya başvuru yapılmış arabulucu tarafından davalı sigorta şirketi vekili usulüne uygun şekilde görüşmeye çağrılmış, taraflar arasında bir arabulucu görüşmesi yapılmış ve fakat taraflar uzlaşamamışlardır. Bilindiği üzere Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre sigorta şirketine poliçeden kaynaklı olarak açılan maddi tazminat davalarında KTK 97 maddesi gereğince sigorta şirketine başvuru zorunluluğu bulunduğundan ayrıca 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamakta bu husus dava şartı olarak kabul edilmemektedir. Bu noktada üzerinde durulması gereken husus davacının zorunlu olmadığı halde 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya yapılan başvurunun KTK 97 maddesi gereğinde yapılması gereken başvuru olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. KTK 97. maddesinde sigorta şirketine yazılı olarak başvuru şartı bulunmaktadır. Bunun dışında başvurunun ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin bir şekil şartı bulunmamaktadır. Eldeki dosyada davacı tarafından 6325 sayılı yasa kapsamında arabulucuya başvuru yapılmış ve olup bu başvuru üzerine taraflar arabulucuda gerekli görüşmeyi yapmış ve fakat anlaşamamışlardır. Buna ilişkin olarak yazılı olarak bir anlaşmama son tutanağı düzenlemiştir. Taraflar arasında yapılan müzakerelere ilişkin olarak davalı sigorta şirketi temsilcisi ile davacı vekili ve arabulucu tarafından imzalanan bir son tutanak bulunduğuna göre davalı sigorta şirketine yazılı olarak başvuru yapılmadığı söylenemez. Zira davacı vekili ile davalı sigorta temsilcisi arabulucu huzurunda tazminat ödenmesi konusunda müzakere yapmış ve anlaşamayarak buna dair bir son tutanak imzalamışlardır. Bu durumda artık davacının davalı sigorta şirketine tazminatın ödenmesi konusunda yazılı olarak bir başvurusunun bulunmadığından söz edilemeyecektir. Bu nedenle mahkemesince davacının KTK 97 maddesi gereğince usulüne uygun bir başvurusunun bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilerek karar verilmiş olması yerinde görülmüştür. Kusur raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde;Olayla ilgili tanzim edilmiş kaza tespit tutanağında her iki sürücünün de yeşilde geçtiğini beyan etmesi sebebiyle kusur kanaatinin belirtilmediği görülmüştür.Mahkemece alınan 08.11.2025 tarihli kusur raporu incelendiğinde; sürücü ...'in ifadesine göre ışık rengini net olarak hatırlayamadığı, yeşilde geçtiğini varsayım olarak değerlendirdiği, dosyada beyanını destekleyen maddi delil olmadığı, sürücü ...'ün değişmeyen ifadesinde kavşak girişinde durup beklediği ve yeşil ışığın yanması ile kavşağa giriş yaptığı beyanında bulunduğu, davacıya ait araç içerisinde yolcu olarak bulunan tanık ...'un da ifadesinde ...'ün kavşak girişinde durduğunu yeşil ışık yanınca hareketle kavşağa giriş yaptığında kazanın meydana geldiği beyanında bulunduğu, tanık beyanı ile sürücü ...'ün birebir örtüştüğü ve dosyadaki aksi yönde beyan ve bilgi veri olmadığı görülmekle sonuç olarak ...'in 2918 sayılı trafik kanununun 84.maddesinde yer alan sürücülere ait asli kusurlu hareketlerden olan kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçme kuralını ihlalden %100 oranında asli kusurlu olduğu, ...'ün ihmal ve ihlalinin olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu anlaşıldığından kusur oranın yanlış tespit edildiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Poliçe limitinin hatalı hesaplandığına yönelik yapılan istinaf incelemesinde;Davalı sigorta şirketinin poliçe limitinin 300.000,00 TL olduğu, 28.05.2025 tarihli ödeme ile 142.269,32 TL'nin ödendiği, böylece bakiye limitin 157.730,68 TL olduğu, mahkemece yapılan incelemede davacının zararlarından davalı sigortanın sigortacı olarak poliçe limiti ile sorumluğu olduğu, Anayasa Mahkemesinin 07/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 günlü 2019/40 esas 2020/40 karar sayılı iptal kararı nazara alındığında davacının aracında oluşan değer kaybının belirlenmesinde ZMMS genel şartlarının uygulanmayacağı, davacının aracında 29/01/2025 gününde meydana gelen kazadan kaynaklı olarak değer kaybının oluştuğu, bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde, sigortalı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğu, dolayısıyla davalının da zarardan sorumlu olduğu ancak sigorta şirketince dava öncesi davacıya 142.269,32 TL ödeme yapıldığı, bilirkişi raporlarında değinilen 170.500,00 TL'lik değer kaybı zararının hesaplandığı, davacı vekilinin 17/12/2025 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile toplamda 157.730,68 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş olmakla, alınan bilirkişi raporlarını denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan değer kaybı yönünden davanın bakiye limitle sınırlı olarak kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmüştür. Davalı vekilince dosyaya sunulan ödeme dekontundan başka dekont vs. Sunulmadığı görülmekle ödemenin 142.269,32 TL olduğu anlaşılmıştır.HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine göre, davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 10.774,58 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.700,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 8.074,58 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.22/09/2026 Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.