Yargıtay 6. Ceza Dairesinin nitelikli yağma suçunda cep telefonunun bilgi edinme veya iletişimi engelleme amacıyla alınmasının faydalanma kastı oluşturup oluşturmadığına dair itiraz incelemesi.
Özet: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı, nitelikli yağma suçunun oluşumu için suça konu malın sahiplenme kastıyla alınmasının şart olmadığı, yararlanmanın sadece ekonomik menfaati değil, mağdurun cep telefonunu alarak ailesini aramasını engellemek gibi bilgi edinme veya kullanımını kısıtlama kastını da kapsadığını, dolayısıyla sanığın cebirle aldığı telefonu bu amaçla kullanmasının yağma suçunun manevi unsuru olan faydalanma kastını oluşturduğunu ve eylemin nitelikli yağma suçunu teşkil etmesi nedeniyle sanık hakkındaki mahkumiyet kararının onanması gerektiğini öne sürmektedir.
6. Ceza Dairesi         2025/3050 E.  ,  2025/7070 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/3699 E., 2023/962 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 21.05.2025 tarihli ve 2023/19827 Esas, 2025/5525 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.06.2025 tarihli ve KD-2023/... sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, yağma suçunun oluşması için suça konu malın sahiplenme kastıyla alınmasının şart olmadığı, yararlanmanın sadece ekonomik menfaati değil aynı zamanda bilgi edinmeyi de kapsadığı bu sebeple yağma suçunun unsurlarının oluştuğu hususuna ilişkindir. Özetle;
Mağdur ile sanık arasında ... ilişkisinin bulunduğu, olay tarihinde ... isimli iş yerine tarafların beraber gittikleri ve aralarında tartışma başladığı bu tartışma esnasında sanığın mağdura hitaben "senin sülaleni sikerim, seni öldürürüm burada" diyerek tehdit edip darp etmeye başladığı, sanığın cebinde bulunan bıçağı mağduru korkutmak için çıkarttığı esnada mağdurun hamle yapması sonucunda bıçağın yere düştüğü, darp esnasında sanığın mağdura ait olduğunu bildiği telefonu zorla aldığı, tanık ...'ın beyanından da anlaşılacağı üzere mağdurun telefonunu bir kaç kez geri istediği, fakat sanığın vermediği, zorla aldığı cep telefonunu alarak dükkandan çıktığı, sonrasında olayın adli makamlara intikal ettiği, sanığın mağdura ait cep telefonunu alarak kendi rızası ile karakola gelip kolluk görevlilere teslim ettiği, mağdurun zararının böylelikle giderildiği olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.10.2016 tarihli ve 331-352 sayılı, 07.11.2019 tarihli ve 331-649 sayılı, 02.07.2020 tarihli ve 2018/6-284 Esas, 2020/275 Karar sayılı ilâmlarında da belirtildiği gibi yağma suçunun oluşması için suça konu malın sahiplenme kastıyla alınmasının şart olmadığı, yararlanmanın sadece ekonomik menfaati değil aynı zamanda bilgi edinmeyi de kapsadığı, içinde bulunduğumuz çağda cep telefonları birer bilgisayar mahiyetinde olup, içerilerindeki bilgiye ulaşma, bilginin değiştirilmesi ya da yok edilmesinin de yararlanma kastını ortaya koyduğu somut olayımızda da sanığın cep telefonunu mağdurun ailesini aramaması için aldığı, sanığın faydalanma kastının bulunduğu anlaşılmakla, sanığın eyleminin nitelikli yağma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 02.05.2023 tarihli ve 2022/3699 Esas, 2023/962 Karar sayılı kararının esastan reddi ile onanması gerektiği düşüncesiyle, bozma ilâmının kaldırılmasına ve sanık müdafiinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 Esas ve Karar sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 Esas ve 2016/33 Karar sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 Esas ve Karar sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 Esas ve Karar sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 Esas ve Karar sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 Esas ve Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle;
“... Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır.
Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Suçun malvarlığına karşı suçlar arasında bulunması nedeniyle faydalanmanın; mameleke yönelik olması "mal edinme", "ekonomik yarar sağlama", "sahiplenme veya kullanmaya" yönelik olması gerekeceği de açıktır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; Somut olayda, mağdurun cep telefonunu mağdurun ailesini aramasına engel olmak amacıyla cebren aldığı fiilinde, sanığın, Kanun'un kabul ettiği anlamda yarar sağlama maksadıyla hareket etmediği, bu nedenle müsnet suçun manevi unsurunun oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın, telefonu faydalanmak maksadı ile almaya çalıştığı hususu sabit olmadığından, sanığın aldığı cep telefonunun kılıfının içinde bulunan banka kartının da alındığı ancak telefon ile beraber geri verildiği anlaşıldığından unsurları yönünden oluşmayan nitelikli yağma suçundan beraatine, sanığın tamamlanmış olan yaralama ve tehdit eylemlerinden cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ, oy birliği ile REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 21.05.2025 tarihli ve 2023/19827 Esas, 2025/5525 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
02.07.2025 tarihinde karar verildi.