Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, nitelikli yağma suçunda direnme olarak verilen hükmün yeni hüküm mahiyetinde kabulü, tek suç ilkesi ve alacak hakkı savunmasının değerlendirilmesi gerekliliğiyle bozulması.
Özet: Yüksek mahkeme, bozma kararından sonra ağır ceza mahkemesinin gerekçeyi genişleterek verdiği mahkûmiyet hükmünü, usulüne uygun direnme kararı olmayıp yeni hüküm niteliğinde olduğundan bozmuş; kararda sanıkların, miras iddiasıyla ticari minibüs hissesi talep eden katılanları silahla tehdit ederek senet düzenlettiği eylemin, tek bir nitelikli yağma suçu oluşturduğu, ayrı ayrı hüküm kurulmasının hatalı olduğu, ayrıca sanıklardan birinin, alacak iddiasıyla hareket ettiği savunması doğrultusunda, bir hakkın elde edilmesi amacıyla cebir veya tehdit kullanma hükümlerinin (TCK 150/1) uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/412 E., 2024/660 K.SUÇ : Nitelikli yağmaHÜKÜMLER : Mahkûmiyet, DirenmeTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma... ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.10.2022 tarihli ve 2018/467 Esas, 2022/437 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 06.06.2024 tarihli ve 2023/833 Esas, 2024/7648 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, bozmadan sonra yapılan yargılamada, ilk derece mahkemesince ilk hükümde direnilerek sanıklar hakkında yeniden mahkûmiyet kararları verilmiş ise de; söz konusu direnme kararında gerekçenin genişletilmesi, bozma ilamına konu sebeplere yönelik açıklama yapılması ve değiştirilmesi suretiyle hüküm kurulduğu ve bu durumun da Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulmuş içtihatları uyarınca (Örneğin, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.10.2016 gün, 2015/783 Esas ve 2016/377 Karar sayılı kararı) yeni hüküm mahiyetinde olduğu, bu haliyle usulüne uygun direnme kararı niteliği taşımayan hükmün Ceza Genel Kurulu'na gönderilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, ... ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2024 tarihli ve 2024/412 Esas, 2024/660 Karar sayılı hükmünün Dairemizce yapılan incelemesinde yeni hüküm mahiyetinde olan kararın aynı gerekçelerle bozulması gerektiği anlaşılmıştır.Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir. Ancak;1.Oluş ve dosya kapsamına göre; katılanlar ... ile ...'nin 34 ... .. plakalı ticari minibüsü ortak olarak işlettikleri, katılanlardan ...'in bahse konu ticari minibüsteki hissesini 2008 yılında ortağı diğer katılan ...'ye satarak devrettiği, katılan ...'in babasının vefat etmesinden sonra ağabeyi olan sanıklardan ... ...'un bahse konu ticari minibüs hattının aslında babasına ait olduğunu bu nedenle bu minibüs hattında kardeşleriyle beraber mirasçı olduğunu iddia ederek, hemşehrileri olan diğer sanıklarla irtibata geçtiği ve sanıklardan ... ve ...'ın katılanları sanıklar ... ve ...'in işletmeciliğini yaptığı ... ilçesinde bulunan bir iş merkezinin otoparkına bu konuyu görüşmek için getirdikleri, sanık ... ...'un da otoparkta olduğu, katılanlardan ...'nin de ofise çağrıldığı, sanıklardan ...'nun katılanlara belinde bulunan silahı göstererek benim "7-8 tane leşim var, aslında biz önce vurur sonra insanın ifadesini alırız" şeklinde tehdit içeren sözler söyleyerek katılanları baskı altına aldıktan sonra, bahse konu minibüs hattının piyasa değerini orada bulunanlardan sorarak öğrendiği ve sanık ... ...'un hissesine, 50.000,000 TL düştüğüne karar verildiği, buna ilişkin protokolü katılanlardan ...'e kendi el yazısı ile yazdırdıkları, sanıklardan ... ...'un 50.000,00 TL'yi aldığını, katılanlardan ...'in de, ... ...'a 50.000,00 TL borcu olduğunun yazıya döküldüğü, 17.08.2012 tarihli, 50.000,00 TL bedelli senette borçlu kısmına katılan ...'nin, kefil kısmına da diğer katılan ...'in kimlik bilgilerinin yazıldığı, alacaklı kısmına ise sanıklardan ...'in kimlik bilgilerinin yazılarak borç senedinin oluşturulduğu olayda, sanıkların aynı miktar parayı tahsil etmek için suça konu senette katılan ...'yi kefil, katılan ...'i ise borçlu olarak gösterdikleri anlaşılmakla, sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin (a), (c), (d) bentlerinde düzenlenen silahla, birden fazla kişi ile birlikte ve iş yerinde tek tamamlanmış nitelikli yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden her iki katılana yönelik ayrı ayrı nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,2.Sanık ... ...'un beyanında, söz konusu minibüs hattının alınması için 1991 yılında Almanya ülkesinden 55.000 Mark gönderdiğini, aralarında güven ilşkisi bulunduğu için minibüs hattının ... adına alındığını, babasının minibüs ve hattını tekrar üzerine aldırmak istediğini ancak vefat ettiğini, katılan kardeşi ...'den sadece kendi payına düşen miras hissesini istediğini savunmuş olması karşısında; sanık ...'nın eylemini bir alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket etmek suretiyle gerçekleştirdiği, o halde 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu hatasından yararlanması gerektiği ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,3.Sanık ...'nın, katılanlara yönelik eylemlere doğrudan iştirak ettiğinin anlaşılması karşısında 5237 sayılı Kanun'un 37 inci maddesi delaletiyle karar verilmesi gerekirken 5237 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi uyarınca hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.Yukarıda açıklanan nedenlerle ... ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.12.2024 tarihli ve 2024/412 Esas, 2024/660 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 02.07.2025 tarihinde karar verildi.